Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde TRT ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatlara ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgede belirleyici güç olmasının ilk defa ispatının vücut eylediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı başlamadan önce Amerika, Rusya, Batı ve İran ile görüşüldüğünü, çalışmalar yapıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bu çalışmaları yürütürken öbür taraftan BM Genel Sekreteri, Dışişleri Bakanımız tarafından bilgilendirildi. AB ülkeleri içinde Almanya, Fransa İngiltere ile diyaloglar oluştu. İslam dünyası ile diyaloglar oluşturuldu. Pakistan, Malezya gibi ülkelerle diyaloglarımız oldu. Tüm dünyaya ve tüm BM ülkelerine ulaşmak mümkün değil, ama NATO Genel Sekreteri ile görüşmemizi burada yapma imkanımız oldu. Onları da bilgilendirdik. Kendisine sorulduğunda objektif bir bakışla bütün olup bitenleri o da dünyaya anlattı. Amerika ve Rusya’nın bu süreçte önemi biraz da şuradan geliyor, şimdi şunu sorabilirsiniz? Diyebilirsiniz ki 10 bin kilometre uzaktaki Amerika’nın burada ne işi var? Koalisyon güçlerinin burayla herhangi bir sınırı yok. Almanya, Fransa, İngiltere onların burada ne işi var? Türkiye’nin 911 kilometre sınırı var ve bu sınırı sebebiyle sürekli taciz ediliyoruz. İnsanlarımız şehit oluyor, yaralanıyor. Bunları 8,5 yıldır yaşıyoruz. Öbür tarafa bakıyorsunuz sadece Irak’a sınırı var. İki ülke burada söz konusu, Türkiye ve Irak. Başka hiçbir ülkenin sınırı yok. Fakat bir anlaşmamız mı var? Türkiye buraya davet mi edildi de buraya geliyor? Evet bizim bir Adana Mutabakatımız var. Buna dayanarak bir de böyle adım attık. Çift dikiş gidiyoruz, hem tacizler, öbür taraftan da Adana Mutabakatı. Bütün bunlarla beraber bir de karşımızda uluslararası camianın terörle mücadele diye bir sorunu yok mu? Biz hangi uluslararası toplantıya gitsek başlıklardan bir tanesi terörle mücadeledir. Hep bu aranır. Fakat şimdi işe bir kılıf giydirildi. Kılıf şu, DEAŞ. Burada sadece DEAŞ yok ki. DEAŞ ile göğüs göğüse mücadele veren Türkiye. Bunu biz Elbab’da verdik. 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı derdest ettik. Bunun yanında bir de AB’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK var. PKK’nın kolları PYD/YPG var. Bunları hala terör örgütü olarak kabul edilim mi etmeyelim mi bunun tartışmasını yapıyorlar. Burada işin en acı yanı bizim NATO’da stratejik ortağımız Amerika’dan 30 bini aşkın tır silah, mühimmat, zırhlı araç onlarla beraber Irak üzerinden Suriye’ye girdi. Bütün bunlar terör örgütlerine teslim edildi. Bunları Sayın Başkana izah ettim. Kendisine anlattım. Hatta ilk anlatmam Hamburg’taki G-20 Zirvesi’ndedir. O zaman bin 250 tır gelmişti. Kendisine bunu anlattığımda, nasıl olur, böyle bir şey olamaz.’ demişlerdi. Sonra orada dar kapsamlı bir toplantı yaptık. Bir ortağımızın böyle bir şey yapması, böyle bir şey ile karşı karşıya kalmamız bizi üzüyor. Niye? Sen benim ortağımsın.”
“AMERİKA’NIN BU ADAMI BİZE TESLİM ETMESİ LAZIM”
NATO’nun 1. maddesine dikkati çeken Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Bizim birbirimizi her hangi bir saldırıya karşı koruma görevimiz var. Şimdi iş öyle bir duruma geldi ki bu iş terör örgütünün başında olanlarla Almanya, Fransa görüşme yapıyor. Öbür tarafta Amerikalı yetkililer, senatörler görüşme yapıyorlar. Biz de ‘Bu ne haldir? diyoruz. Bir taraftan teröre karşı olmayı konuşuyoruz, bir taraftan da ne yazık ki sizler kapınızı açıp onlarla masaya oturuyorsunuz. Hatta onların size gönderdiği mektubu kendi mektubunuza ek yapıp, bize gönderiyorsunuz, bunları hep konuştuk. Ancak bizim Bay Kemal, tabi her şeyi kalkıp ona anlatacak halimiz yok. Kendine göre meydan okuyor falan filan. Biz bunları Trump’ın kendisine bizzat anlattık. Dedik ki böyle böyle. Biz şu anda size kırgınız, çünkü bir teröristle böyle bir mektup alışverişinde bulunuyorsunuz ve o mektubu kendi mektubunuza ek yapıp bize gönderiyorsunuz. Hiçbir şey diyemedi. Zaman zaman böyle görüşmeler yapıyoruz. Aldığınız neticeyi de söyler misiniz dedim? Aldıkları bir netice yok. Aldılar neticeyi, Nerede aldılar? Kenya’da. Ne yaptılar o zaman Apo’yu bize teslim ettiler. Yaptıkları hayırlı iş bu, ama şimdi Mazlum denen kod adlı burası çok ilginç, kırmızı bültenle aranan bir terörist. Bu ne demektir? Aramızda ABD ile suçluların iadesi anlaşması vardı. Amerika’nın bu adamı bize teslim etmesi lazım. Çünkü kırmızı bülten ile aranmanın gereği budur. Adalet Bakanıma da söyledim, zannederim onlar da yazışmaları yapacaklar, isteyecekler. Vermesi lazım bize. Böyle bir çalışmanın gayreti içindeyiz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Ekim’de harekatı başlattıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Baktık ki eş, dost, ahbap bunlardan hiçbir şey olmayacak, artık biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz deyip, bütün adımları attık. Zaten bütün hazırlıklar tamamdı. Sınır boylarına tamamıyla yerleşmiştik. İsmi bile öyle yolda giderken hatırlamadık. Hep birlikte istişaremizi yaptık. Biz hazırlanan terör koridorunu neye çevirdik? Barış Pınarı Harekatının olduğu koridora çevirdik. Buralarda bakın ilginç isimler var. Örneğin Rasulayn, Ayn-El Arab, gözeler, yani pınarlar var. Ondan dolayı bu işe Barış Pınarı dedik, ismin hikayesi bu. Pınarlar orada bol olduğu için Barış Pınarı Harekatı olsun dedik. Barış Pınarı Harekatı da böylece başlamış oldu. Bizim için önem arz eden Tel-Abyad ile Rasulayn’dır. Burada 120 kilometrelik mesafe var. Ama derinlik 32 kilometre bu alanı süratle kontrol altına aldık. Burayı kontrol altına aldıktan sonra burada yaşayan halk bir rahatlama, huzur imkanını yakaladı. Bunun doğusuna geçtiğimiz zaman bu da Irak sınırına kadar giden bölgedir. Burada da 10 kilometrelik derinlikler var. ”
Harita üzerinden Barış Pınarı Harekatı hakkında bilgiler veren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Burada yaşayan halk bir rahatlama ve huzur imkanını yakaladı. Bunun tabii doğusuna geçtiğimiz zaman bu da tabii Irak sınırına kadar giden bölgedir. Burada 10 kilometrelik derinlikler var. Buraları da bir hafta süreyle Rusya’yla yaptığımız anlaşma gereği bir hafta süreyle şu anda burada Rusya rejim güçleriyle beraber Kamışlı hariç, buranın kontrolüne devam edip buralarda varsa teröristleri aynen yine o 30 kilometreye kadar olan derinlikte bunlardan temizleyecek. Amerikalılar temizlediklerine dair bize yazılı olarak sözünü verdiler. Yazılı olarak. Aynı şekilde batıya geldiğinizde batıda da Tel Abyad’dan Tel Rıfat’a kadar, çünkü Tel Rıfat’ta da teröristler var. Tel Rıfat’taki teröristlerin de burada Ruslar ve rejim güçleri tarafından boşaltılmasını 10 maddelik metne onu derç ettik.” diye konuştu.
Bölge temizlendikten sonra atılacak adımlar hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Burası da teröristlerden temizlendikten sonra atılacak adım, bundan sonra bu bölgeye bizdeki malum şu anda 3 milyon 650 bin mülteci var. Bunların tamamına yakını Arap’tır. Diğerleri bunun dışında. Aramiler, Keldaniler ve Ezidiler var ama bir de Ayn El Arab’ta Kürtçe adıyla Kobani. Kobani’den de 350 bin kişi Obama zamanından beri Türkiye’dedir. Onların bakımını ve her şeyini biz temin ediyoruz. Diyorlar ya ‘Kürtler aşağı, Kürtler yukarı.’ Sürekli söyledikleri. Biz Kürtlere düşman değiliz, Kürtler kardeşimiz. Onlarla alıp vermediğimiz yok. Bizim derdimiz bu teröristlerle. Şimdi bakıyorsunuz Batılılar, ‘Kürtler şöyle kaçtı, böyle kaçtı…’ Hiç alakası yok. ”
“MÜNBİÇ’İ 1,5 YILDA BOŞALTAMADILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “PKK çekilmezse TSK 30 kilometre kadar derinliğe inip müdahale edecek mi? sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Özellikle o 10 kilometre denilen olay Tel Abyad’dan batıya diğer taraftan da Resulayn’dan doğuya. Oradaki 10 kilometrelik bölge var. Burayı biz halledemezsek ondan sonra burayı Türk ordusu halletsin. Onun sözünü aldık. O da bu kaydın içinde var. Biz şu anda bir haftayı bekliyoruz. Bir haftalık süreç ki 150 saattir. 150 saatten sonraki süreç bizim müşterek devriye güçlerimizin bu bölgede gezeceği dönemdir. Ondan sonra devriye başlıyor. Her iki tarafta da batıda da doğuda da bunu yapacağız. Burada bir güzellik var. Ayn El Arab’da ABD’liler diyor ki ‘Buraya girmeyin, Ruslar da diyor ki girin’. Bizim böyle de bir durumumuz var. Biz gelişmelere göre kararımızı vereceğiz. Orada bir de malum Münbiç var. ‘Münbiç’i 90 günde boşaltacağız.’ demişlerdi. ’90 günde boşaltacağız.’ diyenler ABD, maalesef başaramadı. O günden bugüne 1,5 yıl geçti. Münbiç kimlerin? Bu teröristlerin mi? Münbiç yüzde 85-90’ı ile Arapların. Buradaki insanlar bu teröristlerden kaçarak evlerinden topraklarından oldular. Bunların tekrar topraklarına dönmesini sağlamalarını istiyoruz. Münbiç’in kuzeydoğusunda 5×19 böyle bir alanı biz Münbiç’in korunması için talep ettik. Bu konuda da Ruslarla mutabık kaldık. Dolayısıyla Münbiç’le alakalı, buranın stratejik özelliği var. Bizim açımızdan da… Aşiretler diyor ki ‘Ne olur gelin’. Bunu Putin’e söyledim, o da hak verdi. 5×19 böyle bir durumda orada adeta gözetleme kulesi gibi bir imkanı elde etmiş olduk. Bu Ayn El Arab’a ve Münbiç’e de Türk orduları olarak bir gözetim, kontrol durumumuz olacak. En önemlisi de Tel Abyad’dan Cerablus’a doğru bizim sınırla Suriye tarafında 10 kilometre derinliğinde bir barış koridorunu açmış olduk.”
Görüşmeler hakkında bilgiler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta Putin’le ikili görüşmemi ayrıca Putin’in özel görüşmelerini yaptığı bir teras. Oraya çıktık ve samimi bir havada görüşmemize devam ettik. Bu arada arkadaşlar da yine savunma, dışişleri bakanları ve istihbarat başkanları hepsi, onlar da çalışmalarını yürüttüler. Hazırlıkları bitirene biz tekrar indik, heyetler arası görüşmelerle biz metni 10 maddeyi gözden geçirerek nihai kararı verdik. Böyle kolay olmadı bunlar. Bakıyorsunuz anlaşamıyorlar. Anlaşamayınca işi noktalayacak olan yine biz oluyoruz.” dedi.
ABD ziyareti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Kasım’da ABD’ye yapması öngörülen ziyaret ve ABD Başkanı Trump’ın tutumuyla alakalı ise şunları söyledi:
“Trump benimle olan münasebetlerinde samimi. Bugüne kadar mümkün olduğunca dürüst davrandı. Tabii paylaşamadığım yanları yok değil. Var. Örneğin, kapak yazısıyla ek olarak o teröristin ona gönderdiği mektubu bana göndermesi. Bizim kendisiyle yaptığımız telefon görüşmesinde kendisine, ‘ABD gibi bir devletin başkanına bir teröristin mektubunu kendi kapak yazısına ek yapması hiç uygun düşmemiştir. Bu tavrı kınıyorum.’ dedim. Ayın 13’ünde tabii ki bu davete icabet edeceğiz. Bir heyet olarak giderek oradaki görüşmelerimizi yapacağız. Bu mektubu da yanımızda götürüp kendisine göstereceğiz. ‘Bakın böyle bir mektubu gönderdiniz.’ diyeceğiz. Benim Putin’e de söylediğim bir şey var. Ben bir teröristle masaya oturmam. Herhangi bir terör örgütünün başında olanı aracı olarak asla kabul etmem. Benim bugüne kadar okuduğum, bildiğim, öğrendiğim şudur; savaş hukukunda devletler arasında savaş olur. Dolayısıyla burada da siz bir terör örgütünün başıyla oturup müzakere etmezsiniz. Ama devletler arasında oturur bu tür müzakereleri yaparsınız.”
Trump’ın Pence ve Pompeo’yu gönderdiğini anımsatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Bir heyet olarak onları gönderdi. Bu heyet geldi, bunlarla arkadaşlarımız, ben oturduk konuştuk. 13 maddeyi onlarla bağladık. Hiçbir yerde terör örgütüyle müzakere, anlaşma ifadesi geçmez. Ne geçer? Amerika ile Türkiye Cumhuriyeti şu şu konularda anlaşmaya varmışlardır. Niye? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalkıp da bir terör örgütüyle masaya oturacak kadar alçalmamıştır. Böyle biz zillete düşmemiştir. Amerika ile anlaşmayı bu şekilde yaptık. Şimdi de onun uygulaması dedik, oraya da gün koymadık dikkat edin gün koymadık. 120 saat dedik. 120 saat doldu. Ondan sonra da Rusya ile yaptığımız anlaşmanın süreci başladı. O da 150 saat, şimdi de o devam ediyor.” değerlendirmelerinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma bakanları NATO toplantısında Türkiye ve ABD savunma bakanlarının görüşeceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Daha sonra da biz 13’ünde Amerika seyahatini gerçekleştireceğiz. Birçok konuda, yaptırımlar vesaire konuşuluyor. Şimdi tabii bu attığımız adımdan sonra ‘Biz terör örgütünden ve teröristlerden temizledik.’ yazılı metin tarafımıza gönderildi. Böylece şu anda da yaptırımların kaldırıldığını Trump açıkladı. 13’ünde Amerika’ya gitmemize mani bir hal kalmadı. Gideceğiz, daha önceki samimi tablolarımızı inşallah aynen gerçekleştireceğiz. Bu pozitif hava içerisinde temennim o ki Suriye’deki bu ağır silahların süratle temizlenmesi veya silahların Türkiye’ye terki. NATO’da beraberiz. Silahları bize versinler. En azından bunun adımını atarız. Yabancıya gitmemiş olur.”
Türkiye olarak dört şeyi gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Bunun bir tanesi, sınırlarımızı terör belasından temizliyoruz. İkincisi ülkemizdeki mültecilerin, gönüllü şekilde dönebilecekleri bir güvenli bölge inşa ediyoruz. Benim önümde şu harita çok daha net olarak görünüyor, şimdi bunu güvenli bölge olarak gerçekleştirebilirsek, biz planı yaptık, dersimizi çalıştık. Ben bunu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda görüştüğüm devlet başkanlarına, başbakanlara verdim. Bir de biz bu plan içinde ayrıca projeler yaptık. Bu projeler de hastaneler, okullar, ibadethaneler, evler, kaymakamlık, valilik makamları var. Bunu bile öyle anlatmışlar ki güvenli bölgeyi ‘Orada bir yeni devlet mi kuruyorsunuz?’ Güvenli bölgenin yeni bir devletle ne alakası var? Kendilerine onu söyledim.” diye konuştu.
Cerablus’u aldıktan sonra Türkiye’yi oraya yığmadıklarını, Cerablus’ta oranın halkının yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kentin alt yapısını yapmak için belediyeleri görevlendirdiklerini, orada alt yapı, üst yapı, okulların, hastanelerin inşa edildiğini, tamir ve bakımlarının yapıldığını anlattı.
“BİZ İNŞA VE İHYAYA GELDİK, YIKMAYA DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz inşa ve ihyaya geldik, yıkmaya değil. Aynı durum burada da var. Biz bu kitapçıkları kendilerine hediye ettik. Hala etmeye devam ediyoruz. İcabında uluslararası donörler toplantısı yaparak, buralardan kaynak elde edelim ki bu inşaatları yapalım. Yoksa biz Türkiye olarak güvenli bölgede bu inşaatlara giremeyiz. Bu dört tane madde burada önem arz ediyor. Bu dört maddenin üçüncüsü, Suriye’nin toprak bütünlüğüne olan saygımızdır. Bundan asla taviz vermeyiz. Suriye, Suriyeliler’indir. Dördüncüsü, Suriye krizinin çözümü için gayret sarf ediyoruz. Üzerimize hangi görev düşerse bunu da sonuna kadar yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Güvenli bölge tam kurulduktan sonra, YPG’nin hala o noktadan Türkiye’ye bir tehdit oluşturma ihtimali var mı? Hal böyle olursa, Türkiye o zaman YPG’ye karşı ne yapar?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Çok açık olmam lazım. Bizim için şu anda ilk etapta, bu terör örgütlerinin bu 32 kilometrenin dışına çıkması önemli. Bunlar 32 kilometrenin dışına çıktıktan sonra, mesela şimdi ilk 10 kilometrede ne diyoruz? Rusya ve rejim güçleri ile devriye hizmetlerini vereceğiz. Ama belli bir yer var ki Tel Abyad ile Rasulayn, burası tamamen 32 kilometre olarak bizim kontrolümüzde olacak. Bunun doğu ve batı kısmında ise 10 kilometre. Bu teröristler, 32 kilometrenin güneyine geçmişse, orada zaten Rus, rejim bir de koalisyon güçleri bulunuyor. Buranın enteresan bir yeri var. Nedir. Rakka, Deyrizor buralarda petrol yatakları var. Buralarda hesabı olanlar var, teferruatına girmeyeceğim. Bir de Kamışlı var. Kamışlı’nın da böyle bir durumu var. Burada da yine hesaplar farklı. Bizim için önemli olan şu anda bu teröristlerle bize zarar verme noktasına gelmeleri halinde, biz bunların kafasını ezeriz. Ne gerekiyorsa onu yaparız. Bizim onlara ulaşmamız artık zor değil, bunu yaparız. Zaten 32 kilometreye kadar olan bölgede Tel Abyad ve Rasulayn’da varız. Diğer taraflarda da 10 kilometreye kadar varız. Dolayısıyla bizim onlara ulaşmamız artık zor değil.”
Türkiye için uçuşa yasak bölge diye bir şeyin söz konusu olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Biz burada zaten Astana süreciyle alakalı olarak Rusya-Türkiye-İran üçlü dayanışmamız var. Bu üçlü dayanışmamız olmamış olsaydı İdlib adeta kan gölüne dönerdi. Burada 300-400 bin nüfus bize doğru yürümeye başlamıştı. Orada ateşkes sağlanınca o yürüyüşler durdu.” dedi.
“ORAYA DA EN UYGUN OLAN ARAPLAR’DIR”
Bu bölgenin devasa bir alan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu devasa alanda önemli olan böyle bir birikimi kontrol altında tutmak, kontrollü bir yaşam orada hazırlamak. Oraya da en uygun olan Araplar’dır. Kürtler’in yaşam tarzına uygun olan yerler değildir. Çünkü buralar adeta çöl bölgeleri. Buradaki tek şey Deyrizor ve Rakka petrol kuyuları. Burada tabi Amerika’nın kendine göre hesabı var. Bunu kimle yapacak? Rejimle yapacak. Rusya aynı şekilde.”
“Petrol bölgelerine terör unsurlarının gelmesi, PKK ve YPG’nin finansal bir destek bulması gibi bir tehlike söz konusu mu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Zaten var. Şu anda Deyrizor’dan petrol çıkarmak suretiyle, bu terör örgütleri nemalanıyor. Oradan da bütün ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Hatta rejime dahi bunların petrol sattıkları vaki. Petrol ürünlerine dair çalışmaları da var.” yanıtını verdi.
Son yaptıkları telefon görüşmesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın, DEAŞ’tan cezaevinde olanların, buralardan çıkarılması konusunu sorduğunu anlatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Ben dedim hemen arkadaşlarıma talimatları vereyim, siz de aynı şekilde bakanlarınıza talimat verin, arkadaşlarımız bir araya gelmek suretiyle bir çalışma yapalım. Bu cezaevinde olan DEAŞ’lıları, cezaevlerinde yargılamak mı? Çünkü bunların bir kısmı da bazı ülkelerden geldiler. Yoksa Türkiye olarak biz binlerce DEAŞ’lıyı derdest ettik, ülkelerine gönderdik. Hatta ülkemize bunları sokmadık. DEAŞ’ın bir çok saldırılarına da maruz kalan ülke biziz. Bütün bu faturaları, bedeli ödeyen ülke Türkiye olacak ve hala bunlar karşısında yine faturayı bize kesecekler. Bunları söyledik.” dedi.
“HANGİ CEZAEVLERİNDE DEAŞ’LI VAR, BİZE NOKTASAL OLARAK VERDİLER”
YPG’nin tam bir terörist olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları salıverdiler. DEAŞ’lılar salıverilince bu, onlar için adeta yeni bir savaş, yeni bir mücadele imkanı oldu. Fakat bunlara karşı bizler çok ciddi attığımız adımlarla, ülkemize giremediler. Zaten girmek isteyenleri de kendi ülkelerine ayrıca geri gönderdik.” bilgisini paylaştı.
Son olarak yapılan bu hareketten sonra Trump’ın, bu hassasiyetlerini görerek, bu konuda Türkiye’den yana bir tavır koyduğunu aktaran Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şunları söyledi:
“Müşterek hareketi sürdürme konusunda bir adım kendisiyle beraber attık. Bu süreç içinde bunu kontrollü bir şekilde sürdüreceğiz. Hangi cezaevlerinde DEAŞ’lı var, bunları bize noktasal olarak verdiler, takibindeyiz. Bunlar oralardan alınır, cezaevlerinde yargılanır. Elimizdeki dosyalarında kaç Fransız, kaç İngiliz, kaç Alman, Hollandalı var bunları biliyoruz. Ağırlıklı olarak Fas’tan şu kadar, Sudan’dan da şu kadar var. Az sayıda da olsa maalesef Türk de var. Bunların hepsinin yargılaması cezaevlerinde olabilir. Türkler, ülkemize getirilip, burada yargılanır. Bunların içinde 70 kadın var, çocuklar var. Bunların üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Adalet Bakanlığımız bu çalışmaları yürütüyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte dünyadan gelen tepkiler arasında sizi en çok üzen, şaşırtan hangileri oldu?” sorusu üzerine, burada çok ciddi dezenformasyon ve bilgisizliğin olduğunu söyledi.
Koskoca devlet başkanı ve başbakanın bilgiyi hiç kaynağından almadıklarına değinen Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Kendilerine de onu söylüyorum, bak karşında bir devletin başkanıyım. Bunu niye bana sormuyorsun da kalkıp terör kaynaklarından alarak yargılamaya yöneliyorsun. Biz sizinle NATO’da beraber değil miyiz? Avrupa Birliğinde müzakereci bir ülke değil miyiz? Uluslararası birçok kuruluşta beraber değil miyiz? Bunları bizimle görüşün. Ondan sonra kararınızı verin ama siz maalesef nasıl Türkiye’de sosyal medyadan şikayet ediliyorsa, bunlar da aynen uluslararası bu noktada dezenformasyonda başarılı olan kaynaklarla bu görüşmeler yaparak oradan aldıkları bilgiyle Türkiye’yi yargılamaya kalkıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Her şeyden önce medeni dünyanın temsilcisi olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanımız Erdoğan, karşılarında da medeni dünyanın da terörle mücadelesinin olduğunu aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunları bir kenara koymanın mümkün olmadığını dile getirerek, “Öbür taraftan, medeni dünya, terörden değil bizden yana olmak zorundadır. Bunun başka çıkışı yok. Onlar bu yolu bir defa bulmakta zorlanıyorlar. Şimdi burada ne düşüyor bize, gün ola harman ola, yarın bu terör senin de canını yakar, ama biz diyoruz ki, kimsenin başına böyle bir bela gelmesin. İşte şimdi zaman zaman Fransa’da sarı yelekliler. Şimdi enteresan İngiltere’de bir tırın içinde 39 ceset bulunmuş, şimdi tartışılıyor. ‘Bulgaristan’dan mı geldi, Belçika’dan mı?’ Şimdi bunu çıkarmaya çalışıyorlar. Nereden gelirse gelsin ama 39 ceset bir tırın içerisinde buraya nasıl girmiş. Önce bunun bir defa çıkarılması lazım. İşte bu hani kaçak yollardan göç olayları filan diyoruz ya bu. İşte yine kısa süre önce 69 tane aynı şekilde bir tırın içerisinde böyle bir durum oldu.” diye konuştu.
“TERÖRÜ BESLERSEN GELİR BİR GÜN DE SENİN GÖZÜNÜ OYAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar çok acı şeyler olduğunu anlatarak, kendilerinin her zaman hakikatten yana olduklarını, hakikatin tarafı olduklarını ifade etti.
Terörü kaynağında kurutma kararlarının olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için ‘Ülkemize girmeden yerinde bunu kurutmalıyız’ diyoruz ve terörü beslersen gelir bir gün de senin gözünü oyar. Aynı şekilde işte buyrun Afganistan’da El Kaide’ye verilen desteğe bakın. Faturası ne kadar ağır oldu değil mi? Gelinen nokta şimdi ortada.” bilgisini paylaştı.
Arap Birliğinin tepkisiyle ilgili görüşü sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O zaten ayrı bir felaket” yorumunda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arap Birliğinin ortaya koyduğu o tepkinin “üstü şişhane altı kaval” durumu olduğunu söyledi.
Suriye’nin 6 yıl önce Arap Liginden çıkarıldığını anımsatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle konuştu:
“Şimdi Arap Ligine almak için değerlendirme yapıyorlar, Niye çıkardınız, niye alıyorsunuz? Bu bir. İki, Arap milliyetçiliği mi yapıyorsunuz, yoksa Türklere karşı olalım diye mi böyle bir karar alıyorsunuz? Eğer Arap milliyetçiliği yapıyorsanız, şu anda 3 milyon 650 binin neredeyse 3 milyon 250 bini Arap. Bunlara bakan biziz. Türkiye’ye siz bu noktada ne kadar destek verdiniz? Bir taraftan Arapları orada siz varil bombalarının altına bırakacaksınız, ondan sonra da kalkacaksınız bunlara sahip çıkan Türkiye’ye siz karşı çıkacaksınız. Bunu anlamak mümkün değil. Ha siz Erdoğan karşısından buraya varıyorsanız, o da ayrı bir şey.”
“ARAP BİRLİĞİ, İSLAM DÜNYASININ HİÇBİR MESELESİNE CEVAP ÜRETEMEMİŞTİR”
Buradan Arap dünyasına değil, tüm İslam dünyasına seslenmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir defa Tayyip Erdoğan ve bizim siyasi hareketimiz, ne bölgesel milliyetçilik yapar, ne kavmiyetçilik yapar, bunu bilmeniz lazım. Biz sadece şuna inanırız, Müslümanlar kardeştir. Biz zalimlerin karşısında dikiliriz, mazlumların da yanında yer alırız. Şu anda eğer biz 3 milyon 650, oradaki Kürt kardeşlerimizle beraber 4 milyona sahip çıktıysak bundan dolayı sahip çıktık. Bay Kemal ne dedi, ‘Bunlar niye Türkiye’de duracak, biz eğer iş başına gelirsek bunları tekrar Suriye’ye göndereceğiz’ dedi. Ama biz böyle demedik. Biz dedik ki, bunlar bu bombalardan kaçarak buraya geldiler. Dolayısıyla biz böyle gelmiş mültecileri, muhacirleri asla bombalara teslim edemeyiz, bizim kültürümüzde medeniyetimizde muhacir vardır, ensar vardır ve biz burada ensar olmaya talibiz dedik ve bu insanlara aldık. Nerden uydurdular, ‘Bunlara maaş veriyor muşuz, bilmem ne, neler dediler’ Biz maaşı kendi fakir, yoksulumuza veriyoruz. Ama onlara da her türlü bu noktada geçinebilecekleri desteği konteyner kentlerde, çadır kentlerde verdik, veriyoruz. Şimdi de zaten çadır kentleri tamamıyla kaldırdık. Artık bir çoğu kiracı oldu. Belli yerlere yerleşti ama konteyner kentlerimiz halen devam ediyor ve bu konuda şunu söyleyeyim, Arap Birliği, İslam dünyasının hiçbir meselesine cevap üretememiştir.”
“GELİŞMELERİ ARTIK NOKTALAMA GİBİ BİR KONUMA GELECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, Suriye rejimiyle Rusya üzerinden mi iletişime devam edecek, bu anlamda bir değişiklik söz konusu mu?” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Şu anda bizim Astana süreciyle ilgili olarak Rusya-İran-Türkiye üçlüsü olarak bu devam ediyor. Ama bizim istihbarat noktasındaki daha önceki tespitim aynen geçerliliğini korumaktadır ve o bizim en önemli bu noktadaki haber kaynağımızdır, haber kaynağımız olmaya devam edecektir. Onu bir kenara koymamız zaten mümkün değil. Ama bu noktada bizim şu noktada çok daha temkinli hareket etme zorunluluğumuz var. Örneğin, ben rejimin doğrudan temsil edilmediği bir Astana platformunda da bu görevi rejimin garantörlüğünü üstlenen Rusya ve İran yerine getiriyor biz de dolayısıyla onlarla görüşerek bu işleri çözmeye çalışıyoruz. Yani Soçi’de varılan mutabakat, Türkiye ve Rusya arasında ikili bir düzenlemedir. Şimdi bu turlar devam etti, artık İran turuna geldik, en son Ankara mutabakatını yapmıştık. Şimdi de İran turunu gerçekleştirerek son geldiğimiz noktayı değerlendireceğiz. İnşallah müzakereleri yapıp gelişmeleri artık noktalama gibi bir konuma geleceğiz.”
“BURADA BİZ TARİHE BİR DAMGA VURURUZ”
Güvenli bölge oluşturulduğunda mültecilerin geri dönmesinin nasıl temin edileceğine ilişkin görüşü sorulan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Cerablus’a 365 bin kişinin geldiğine dikkati çekerek, buraya yerleşen bu 365 bin kişinin gayet güzel bir şekilde hayatlarını sürdürdüğünü ve orada bir huzur ortamının yakalandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burayla ilgili de eğer gerçekten uluslararası donörler toplantısında veya başta Amerika, Rusya olmak üzere gerekli destek verilirse burada da bu adımların atılacağını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaten burayla ilgili de planlama çalışmalarını yaptıklarını ve burada okullarından, hastanelerine kadar her şeyin söz konusu olduğuna işaret etti.
Bu konuda endişe taşımadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Çünkü bu işin buradaki Amerika ve koalisyon güçleri, Rusya, İran, Türkiye bizler bu işi sahiplenmemiz takdirinde biz bu işi çözeriz. Çünkü artık başka bir şey kalmıyor. Teröristler bölgeden çıkarılmış ve teröristlerden arındırılmış olan böyle bir güvenli bölgede, hava sahasında sıkıntı olmayacak, lojistik destek sağlanacak ve biz bütün inşaatları yaparız diyoruz. Böyle bir adımı attığımız anda burada bizim bir ila iki yıl arasında zamana ihtiyacınız var. Bütün bu projeleri hayata geçiririz ve burada biz tarihe bir damga vururuz. Bu damga nedir, burada artık bir mülteciler şehrini, belki de şehirlerini bu güvenli bölge içerisinde kurmuş oluruz. Bu bir damgadır ve tarih bizi anar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1940’lardan sonra Amerika’yla, Rusya’nın tek noktada buluştuğu başka örneğin olmadığını anlatarak, “Ama biz bunu teröre karşı elde ettiğimiz zaferle sağlamış olduk. Bu, şahsımın filan değil, milletimizin, askerimizin ve özellikle de Suriye milli ordusunun teröre karşı elde ettiği bir zaferdir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Suriyelilerin yüzde kaçı vatanına gitmek istiyor?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nihai bir oran yok, ama şimdi zaman zaman söylüyorum, Avrupa’nın eğer kapılarını açarsak çok ciddi oranda bir gidiş olur diye düşünüyorum. Fakat Türkiye’yi çok sevip de buradan ayrılmak istemeyenler de ciddi oranda var.” yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucunun “Avrupalılar çok tedirgin oluyor cümlenizden” hatırlatması üzerine şunları söyledi:
“Ne yapayım. Verdikleri sözü yerine getirmiyorlar. 2015, dediler ki ‘Biz bu yıl 3 artı 3 milyar avro size destek vereceğiz. 3 milyar avro bizim bütçemize direkt girmiyor. Uluslararası STK’lar vasıtasıyla Kızılay’ımıza ve AFAD’ımıza geliyor. Nedir bu? Bütün oradaki mültecilere yapılan destekler. Sağlık hizmetleri, eğitim, yemek, yiyecek, ilaç vesaire. 3 milyar avro geldi. Bizim yaptığımız harcama 40 milyar doların üzerinde. Ama biz devam edeceğiz. Biz bu insanları sefil bir şekilde bırakamayız. 8 buçuk yıl oldu, dünya, bu Suriye trajedisine duyarsız kaldı. Bakalım şimdi bizim terörden temizleyeceğimiz bölgede imar çalışmalarını hala bekliyoruz, destek verecekler mi? ‘Tamam biz destek veriyoruz’ diyeni daha görmedim.”
Bu konuyla ilgili İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Londra’da görüşme teklifini kendisine ilettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Boris bu teklifi yaptı, ama ben Boris’e ‘Londra’da bu olmaz’, Alman’a sorarsan Alman ‘Berlin’de diyor. Dedim ‘Yok, bunun olacağı tek yer var, ya İstanbul, ya Şanlıurfa, ya Gaziantep. Buralarda derseniz bunu yapalım. Yok bunlar da olmuyor derseniz, o zaman 3-4 Aralık’ta NATO Liderler Zirvesi var, NATO Liderler Zirvesi için Londra’ya geldiğimizde, o zaman Liderler Zirvesi’nin öncesinde veya sonrasında orada yapalım.” diye konuştu.
Geçen sene Trump tarafından atılan tweet ile faizin yükseldiğinin, ancak son dönemlerde Türk ekonomisinin bu durumdan etkilenmediğine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Özellikle şunu benim söylemem lazım. Bir şeye ben çok kararlı bir şekilde ilerliyorum. Benim saham birinci derecede ekonomidir. Ekonomide de faizin ne denli bir bela olduğuna inanırım. Şu anda benim örneğim, özellikle baktığım şey dünyada gelişmiş ülkelere baktığımızda, buralarda faiz oranları nedir? Amerika’ya bakıyorsunuz, Amerika’da faiz oranı ney? 1 buçuk, 2 civarında. Japonya’ya bakıyorsunuz eksi. Avrupa’ya bakıyorsunuz 1, 1 buçuk, 2 buralarda dolaşıyor. Peki bize ne oluyor da biz 40 puanlara kadar çıkıyoruz? Biz göreve geldiğimizde, politika faizi yüzde 63 idi. Biz 63’ten nereye indik? 4,6 aklımda kaldığı kadarıyla veya 4,2’ye kadar indik. Enflasyon 30 idi. Enflasyonu da 7,2’ye indirdik, o zaman başbakanım. Sonra ne oldu? Malum Taksim hadiseleri. Bu Taksim hadiseleriyle Soroslar devreye girdiler, bunların devreye girişiyle bir anda faiz çift haneliye çıktı, enflasyon aynı şekilde çift haneliye çıktı. ‘Biz faizi düşürelim derken’ maalesef kendi ülkemde birileri de faizi artıralım dediler. Hala da bunu diyenler var, yok değil. Ve ben şu anda o inançtayım, bakın bundan önceki ‘Merkez Bankası bağımsızdır’ diyorlar ya, tamam ama ‘Merkez Bankası bağımsızdır’ derken, benim milletime bu işin hesabını Merkez Bankası mı ödeyecek? Seçim zamanı sandığa Merkez Bankasının başkanı mı gidiyor? Biz gidiyoruz, hesabı biz veriyoruz. Hesabı biz verdiğimize göre kalkıp ona göre de bizim bu işin planlamasını her şeyini yapmamız lazım. Adımlarımızı da buna göre atmamız lazım. Burada bir şeyi yakalamamız lazım, amaç mı olacak, araç mı olacak? Araç olma noktasında bağımsızlığını savunurum. Ama amaç olma noktasında asla. Burada birileri bunun amaç bağımsızlığını savunuyor. Kusura bakmayın, bu yeni yönetim sisteminde biz bunu getirdik. Nedir? Merkez Bankası Başkanını, Başkan, icabında görevden alabilir, değiştirebilir. Bu adımı attık. Attıktan sonra hamdolsun neredeyse tek haneliye yaklaşıyoruz.”
“OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE ARTIŞLAR BAŞLADI”
Enflasyonla ve Türkiye’ye yapılan yatırımlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tek haneliye geçtiğimiz anda çok da seri olarak enflasyonda da ciddi manada düşüşü hep beraber göreceğiz. Bu bir şeyi getirecek, Türkiye’de yatırımlar sıçrama yapacak. Şu anda neden olmuyor? Bu kadar yüksek faizle, tabi şimdi ciddi manada düştü, yüksek faizle yatırım olur mu? Bir defa girişimci öz güvenini kaybetti. Girişimci bu kadar öz güvenini kaybettikten sonra, parayı bu kadar pahalıya satan, alan insan yatırım yapabilir mi? Maliyet analizi diye bir şey var. Maliyet analizlerini yapan bir girişimci ‘Ben parayı bu kadar pahalıya satın aldıktan sonra bu yatırımı nasıl yapayım?’ der. Yapamaz. Bakın şimdi ne olmaya başladı, otomotiv sektöründe tekrar artışlar başladı, konut satışlarında tabi faizler düşünce, konut satışları artmaya başladı, daha artacak, ben buna inanıyorum. Bu tabi hareketlenmeyi getirirken sadece bir konut olayında, konutun tesir ettiği alanlara baktığımızda 250 civarında sadece evlere çeyiz, mobilyaydı, perdesiydi, aksesuarıydı böyle bir yansıması var. Birçok sektör onunla birlikte hareketleniyor. Bunları görmek durumundayız. Bunları gördüğümüz andan itibaren çok şey değişecek ve güçlü bir Türkiye hikayesi İnşallah, artık geçmişte olduğu gibi yeniden başlamış olacak.”
Savunma sanayisinde çok ciddi bir sıçrama olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer savunma sanayimiz yerli ve milli olmamış olsaydı, biz terörle mücadeleyi bu kadar başarılı yapamazdık. Aynı şeklide Suriye’deki operasyonu başarılı bir şekilde sürdüremezdik. Şu anda bizim özellikle insansız hava araçlarımız, Silahlı insansız hava araçlarımızın yerli ve milli olması bizi rahatlattığı gibi zırhlı taşıyıcılarımız bunlar artık ülkemizde üretiliyor. Bunlar ciddi manada bizi rahatlatıyor. Akıllı bombalarımız, ben Amerika’dan akıllı bomba alamadım Obama döneminde. ‘Vereceğim’ dedi, vermedi. Patriot’ta da aynı sıkıntıyı yaşadık. Maalesef, yine Sayın Obama döneminde alamadık.” dedi.
Sunucunun “Trump satmak istiyor galiba” hatırlatması üzerine, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Ama iş işten geçtikten sonra. Ben sayın Trump’tan da istedim. Ama maalesef o da ‘Kongre müsaade etmedi’ dediler. Oradan da alamadık. Şimdi biz ne yaptık, olmayınca başımızın çaresine baktık ve S-400’leri aldık. Buna rağmen biz diyoruz ki, ‘Siz de bize verebiliyorsanız şimdi verin, biz Patriot da alalım.” yanıtını verdi.
Türkiye’nin Patriot’lara açık olduğunu da vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak, bu arada başka gelişmeler oldu. ‘Biz F-35’lerinizi vermeyeceğiz.’ Tamam da Allah aşkına şimdi bu iş mi? Ben size kalkmışım Türkiye Cumhuriyeti olarak 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapmışım ve F-35’in biz müşterisi değiliz. F-35’in aynı zamanda ortağıyız. Bunun bazı parçalarını, gövdeyi, belli bir kısmını biz üretiyoruz. Bunu üreten bir ülkeye sen diyorsun ki ‘Hayır ben sana vermeyeceğim’ diyorsun. Parayı da alacaksın, vermeyeceksin. Bu, toplumda nasıl izah edilir? NATO’da beraberiz, üretiminde beraberiz, ‘Vermeyeceğim’. Ben bunu kendime izah edemiyorum. Burada maalesef sıkıntılarımız var, onun için biz başımızın çaresine bakacağız. Bunları da biz kendimiz üreteceğiz. Şu anda tabi üretim çalışmaları devam eden savaş uçaklarımız var. Bunları da geliştireceğiz. Nasıl ki insansız hava araçlarında bunu başardıysak inşallah orada da başaracağız.”
“Barış Pınarı Harekatı’na Türkiye kamuoyundan destek alıyor musunuz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde şu an itibarıyla milletin büyük bir çoğunluğunda bu konuda ciddi bir desteğin söz konusu olduğunu ifade etti.
Parlamentoda terör örgütünün destekçisi olan parti dışında diğer partilerin ittifakla bu kararı aldıklarını ve o ittifak üzere yürüdüklerini belirten Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şunları söyledi:
“Zaman zaman ana muhalefetin başındaki zatın çok böyle çirkin, kabul edilemeyecek açıklamaları oluyor. Salı günü de yapmış olduğu grup toplantısında, şahsım heyetimizle beraber Rusya’da biz Sayın Putin’le görüşmelerimizi yapıyoruz ve bu görüşmeleri yaptığımız gün ana muhalefetin başındaki zat zehir zemberek, garip garip şeyler konuşuyor. İşin aslını bilmiyor. Düşünebiliyor musunuz, Savunma Bakanımı bunlara gönderiyorum, bilgilendirin diye. Ana muhalefetin başındaki zata gittiler, değerlendirdiler. Aynı şekilde Meral (Akşener) Hanım’a gidip, değerlendirdiler. MHP’ye aynı şekilde değerlendirdiler. Bu kadar hassas düşünüyoruz. Yaptığı işe bakın. Yani biz önce ülkeyi yöneten bir başkanlık sistemiyle, kabinesiyle ortada olan bir hükümetiz. Bu bilgilendirmeyi bu denli hassas yürütürken sen kalkıp biz Rusya’da bu işleri konuşurken, bu adımları atmaya, teröre karşı bu mücadeleyi nasıl vereceğiz, bunları konuşurken, sen de kalkıp içeriden bize vuruyorsun. Şu an itibarıyla ülkede bir kamuoyu araştırmasına girmiş değiliz. Ancak istihbari kaynağımızın bize verdiğiyle de şu anda yani yüzde 75-80 gibi bir desteğin olduğunu görüyoruz.”
İYİ Parti’nin harekata yaklaşımının sorulması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İYİ Parti şu anda bu sürece olumlu destek veriyor. Oradan henüz herhangi bir olumsuz ses duymadım. Bilmiyorum siz duydunuz mu? Olumlu tavır içindeler. Dolayısıyla burada sadece yani ben CHP’nin başındaki zatın takındığı tavrın tabanda olduğuna inanmıyorum. Çünkü onların da altı okta milliyetçilik var dimi?” ifadelerini kullandı.
“TERÖR KORİDORUNA BALYOZU İNDİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin harekata çeşitli şekillerde destek vermesinin hatırlatılması üzerine, “Benim özellikle böyle bir dönemde bu millet her şeyden önce aziz bir millettir. Bu birlik sayesinde biz bu 2 mutabakatı yaptık. Terör koridoruna bu sayede balyozu indirdik. Şimdi ortada bir güvenli bölgenin adımlarının atılışı var. Yapacağımız görüşmelerle, çünkü diplomasiyi bitirmemiz söz konusu değil, diplomasi devam edecek. Bu diplomasiyle de bu konuda hazırladığımız bu plan projeleri liderlere aynen taşıyacağız.” değerlendirmesini yaptı.
Bazı şehitlerin ailelerinin kendisine “Benim 2 evladım daha var. Onları da bu yolda vermeye hazırım. Ben de gitmeye hazırım.” dediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları kendilerinden dinleyince o zaman gerçekten biz diyoruz ki, bu milletin sırtı yere gelmez ve şehitler tepesi de Allah’ın izniyle hiç boş kalmaz. Bu azimle, bu kararlılıkla yola devam ediyoruz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bunun yanında gazilerimize Rabbim’den şifalar diliyorum.” ifadesini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetleriyle beraber Suriye Milli Ordusu’nun da bu mücadele yer aldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Suriye Milli Ordusu bizim silahlı kuvvetlerimizle beraber can siperane bu mücadeleye girdi ve şu ana kadar onların da vermiş olduğu 96 şehit var. Bizim biliyorsunuz 20 sivilimiz, 7 asker şehidimiz var. Onların da böyle. Yaralı sayısı bizimkilerden onların daha da fazla. Onlar adeta ölümü korkutan insanlar, ölümün üzerine üzerine giden insanlar. Rakamları da vereyim, bunlar son rakamlardır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz’in 7 şehidi var, 95 askerimiz yaralandı. Suriye Milli Ordusu’nun 96 şehidi, 374 yaralısı var. 20 sivil şehidimiz oldu bizim bu arada, sivil yaralı sayımız da 187.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyorum. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” diyerek tamamladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada “Türkiye’ye 24 yılda çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımlarımız bulunuyor. İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılar vasıtasıyla, Kırklareli’nde yaşayan bütün vatandaşları yürekten selamladığını söyledi.
Kırklareli’nin güzel insanlarına kendisini hasretle bağırlarına bastıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’tan muhabbeti ve dayanışmayı daim eylemesi temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok önemli bir yatırımın açılışını yapmak üzere katılımcılarla beraber olduklarını ifade ederek “Ulaştırma alanında stratejik bir projeyi daha ülkemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Öncelikle heyecanımızı bugün burada bizlerle paylaşan Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sayın Marta Kos’a teşekkür ediyorum. Sayın Kos’u bu vesileyle ülkemizde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin şehrimize, Trakya bölgemize, Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Bu önemli yatırımın milletin hizmetine sunulmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine her bir emek sahibini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı toplam 229 kilometrelik uzunluğuyla ülkemize vizyon katacak ulaştırma projelerimizden biridir. Projemiz üç etaptan oluşmaktadır. 153 kilometre uzunluğa sahip Çerkezköy-Kapıkule kesimi projemizin en uzun etabıdır. Saatte 200 kilometre tasarım ve işletme hızına sahip olacak hattımız, çift hatlı, elektrikli, sinyalli olarak inşa edilmiştir. Hat üzerinde 31 köprü, 2 bin 520 metre uzunluğunda 8 aç-kapa tünel, 2 viyadük, 114 alt ve üst geçit ile 175 menfez vardır. Böylece Tekirdağ’ı Kırklareli’ne ve Edirne’yi hızlı tren ağına dahil ederek, hızlı tren ağımızı Çerkezköy’den Kapıkule’ye kadar ulaştırmış oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin hizmete girmesiyle etkilerini çok geniş bir alanda görecekleri yeni bir dönem başlayacağını dile getirerek “En başta Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1 saat 30 dakikaya düşecek. Yük taşıma süresi ise 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya inecek. Demir yolu hattının kapasitesi de yaklaşık 4 katına çıkacak. Yıllık yolcu kapasitesinin 600 binden 3 milyona, yıllık yük kapasitesinin ise 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona yükselmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“PROJEMİZ TRAKYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ÇOK CİDDİ KATKILARDA BULUNACAK”
Bunun ulaşımın hızlanması, lojistiğin güçlenmesi ve seyahat süresinin azalması anlamına geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, neticede üretimin, ihracatın ve istihdamın artacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret ve turizm inşallah daha da hareketlenecek. Projemiz sadece gönülleri ve şehirleri birleştirmekle kalmayacak. Aynı zamanda Trakya ve Türkiye ekonomisine çok ciddi katkılarda bulunacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Kapıkule’deki demir yolu kapasitesini artırdıklarını, gar sahasında yol sayısını 23’ten 42’ye, toplam hat uzunluğunu ise 15 bin 675 metreden 51 bin metreye çıkardıklarını belirtti.
Proje kapsamında Babaeski, Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da yeni istasyon binaları inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kapıkule ve Edirne gar binalarını yeniden yapıyoruz. Çerkezköy’de yük istasyonu personel binası ve lokomotif bakım atölyesi de projenin kapsamında yer alıyor. Böylece sadece ana hattı değil, hattın bütün unsurlarını modern ve güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum” diye konuştu.
Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı’nın öneminin yalnızca Trakya bölgesiyle sınırlandırılamayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu hat Bakü, Tiflis, Kars ve Marmaray üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un Avrupa bağlantısını da güçlendiriyor. Halkalı-Kapıkule projesi 6 bin 314 kilometrelik Kalkınma Koridoru’nun Türkiye’den geçecek 2 bin 94 kilometrelik bölümünün kritik parçalarındandır. Faw Limanı’ndan başlayıp ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nun batı ucundaki Avrupa bağlantısını oluşturacaktır. Bu tablo bize aslında şunu gösteriyor, ulaştırma yatırımlarımız artık yol, köprü ve demir yolu yatırımı olmaktan çıkmış, küresel ticaret yollarının en stratejik halkalarına dönüşmüştür. Halkalı-Kapıkule hattı, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi merkezlerimizin ve limanlarımızın Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla bu hat inşallah Anadolu’nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trakya bölgesiyle birlikte Türkiye ekonomisine büyük katkılar yapacağına inandığı bu önemli projenin hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Kırklareli’mize ve tüm bölgemize böylesi stratejik bir yatırımı kazandırmaktan büyük bahtiyarlık duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Rabb’im bizi sizlere ve Türk milletine hizmet yolundan ayırmasın diyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye 24 yılda kelimenin tam anlamıyla çağ atlattıkları alanların başında ulaştırma yatırımlarının bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır. Toplam demir yolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık. Elektrikli hat uzunluğumuzu 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye çıkardık. Yüzde 243’lük bir artış sağladık. Sinyalli hat uzunluğumuz 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye yükseldi. Buradaki artışımız yüzde 236 oldu. Ülkemizi hızlı trenin konforuyla tanıştıran yine biz olduk.”
Sıfırdan başlayarak ülkeye 2 bin 251 kilometre uzunluğunda hızlı tren hattı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün hızlı tren hizmetlerinden nüfusumuzun yüzde 51’i yararlanıyor. Çerkezköy-Kapıkule hattının tamamlanmasıyla hızlı tren hatlarımızın uzunluğu 2 bin 604 kilometreye çıkacak. Doğrudan hızlı tren bağlantısı bulunan il sayımız ise 14 olacak. 2028 yılı sonunda ise bunu 27 şehre çıkarmayı istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında demir yolu yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hâlihazırda toplam 4 bin 858 kilometrelik demir yolu hattının yapımı sürüyor. 2053 için hedefimiz demir yolu hat uzunluğumuzu 28 bin 590 kilometreye yükseltmektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da çok net gördüğüne inandığı derin bir farka bir kez daha vurgu yapmak istediğini belirterek, gündemlerinin ne olduğunun, neyle meşgul olduklarının, ne için çalıştıklarının, hedeflerinin ve hayallerinin katılımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.
Kendi gündemlerinde vatandaşa hizmet etmek ve ülkeye eser kazandırmak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta Şanlıurfa’daydık. Urfa’da 2 bin yatak kapasiteli şehir hastenemizi hizmete açtık. TEKNOFEST Güneydoğu’da Türkiye’nin umudu olan gençlerimizin birbirinden gurur verici projelerine şahitlik ettik. Öncesinde İstanbul Havalimanı 4. pist ve ilave yatırımların açılışını gerçekleştirdik. Daha öncesinde Samsun’da 17 milyar liralık bir yatırım olan 1458 yataklı Samsun Şehir Hastanemizi hizmete aldık” diye konuştu.
“TÜRKİYE’Yİ YENİ YÜZYILA HAZIRLAMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ KOŞTURUYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise Kırklareli’nde olduklarını, durmadan, dinlenmeden 7 gün 24 saat aşkla çalıştıklarını vurgulayarak, “Biz icraat üretiyoruz, icraat. Hizmet üretiyoruz, hizmet, laf değil. Taş üstüne taş koyuyoruz. Biz Türkiye’yi yeni yüzyıla hazırlamak için gece gündüz koşturuyoruz. Peki, sürekli bizi eleştirenler, sürekli bize sataşanlar ne yapıyor? 24 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de aynısını yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Dikkat edildiğinde onların gündemlerinde hiçbir somut proje olmadığını, yalanın ise onlarda bol olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bile inanmadığı popülist vaatler dışında milletin derdine derman olacak hiçbir önerilerinin olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Varsa yoksa yalan, dolan, spekülasyon. Siyasi parti değil, sanki iftira üretme merkezi. Sanki dedikodu kazanı bunlar. Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler. Sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler. FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar. Münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar. Bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.”
“SİZ ÖNCE SOYUP SOĞANA ÇEVİRDİĞİNİZ BELEDİYELERİN HESABINI VERECEKSİNİZ”
Bunun adının siyaset, muhalefet etmek ve kamu adına hesap sormak olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa başkalarına laf söylemeden önce para kulelerinin hesabını vereceksin. Elimizde 32 saatlik kumpasın kaydı var. ‘Ben izledim’ dediğiniz baklava kutularının hesabını vereceksiniz. Siz önce arpalığa çevirdiğiniz eş, dost, akraba çiftliğine çevirdiğiniz, soyup soğana çevirdiğiniz belediyelerin hesabını vereceksiniz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin kendilerine siyasi etik dersi vermeye kalkmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Biz bu ilkesiz siyasete, bu rezil siyasete prim vermeyiz. Kim milletin hakkına, hukukuna ve emanetine el uzatırsa karşısında bizi bulur, yargısıyla, emniyetiyle, maliyesiyle, devletin tüm kurumlarını bulur. Hukukun, meşruiyetin sınırlarını aşanlar aynı zamanda ahlakın sınırlarını da aşarlar. Bizim bunlarla işimiz olmaz ve olamaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının suç işleyenin, suçu sabit olanların yakasına yapıştığını vurgulayarak, “Bu konudaki kararlılığımızı, bu konudaki hassasiyetimizi 24 sene boyunca defalarca milletimize gösterdik. Fakat şunu da bilsinler ki ne ekran tetikçilerinin ne de siyasetçi kılıklı müfterilerin haysiyet cellatlığı yapmasına, yargısız infaz yapmasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“AKIL VE BASİRETLE BU HASSAS SÜRECİ YÖNETECEĞİZ”
Kirli yöntemler, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla kadrolarına karşı bir operasyon yürütülmesine eyvallah demeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Siyasetin de medyanın da limanı ahlaktır, dürüstlüktür. Biz ilk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde sapasağlam duruyoruz. Haksızlığın, hukuksuzluğun, tamahkarlığın üzerine istismarcılara rağmen ciddiyetle gidiyoruz ve gideceğiz. Ama bunu yaparken adaletten, ahlaktan, vicdandan, özellikle hakkaniyet çizgisinden bir milim sapmayacağız. Ne oyuna geleceğiz ne tuzağa düşeceğiz ne de birilerinin yalan rüzgarına kendimizi kaptıracağız. Sağduyulu ve serinkanlı bir şekilde akıl ve basiretle inşallah bu hassas süreci yöneteceğiz. Milletim müsterih olsun. Bize güvensin. Ama aynı zamanda uyanık ve dikkatli olsun. Milletim sicili bozuk siyasi fırsatçıların nemalanma tuzağına düşmesin. Biz gerekeni yapıyoruz. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle meseleye vaziyet ediyoruz.”
Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.
Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da bir konuşma yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tablo hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, duanın ardından açılış kurdelesini kesti.
Açılış töreninin ardından makinist koltuğuna geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı tren hattındaki ilk seferi gerçekleştirerek Babaeski’den Lüleburgaz’a yolculuk yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.