Connect with us

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayı boyunca uyguladığımız tedbirler sayesinde salgını yeniden büyük ölçüde kontrol altına aldık

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı ardından yaptığı açıklamada, “İnsanımızın sağlığını her şeyin önüne koymak, milletimizin bize verdiği sorumluluğun en başta gelen şartıdır. Ramazan ayı boyunca uyguladığımız kısmi ve tam kapanma tedbirleri sayesinde hamdolsun salgını yeniden büyük ölçüde kontrol altına aldık” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

“SALGINA KARŞI VERDİĞİMİZ MÜCADELENİN TEK AMACI 84 MİLYON İNSANIMIZIN HER BİRİNİN SAĞLIĞINI KORUMAKTIR”

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Milletimin ve tüm İslam âleminin geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyorum. Rabbimden bizleri başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan nice Ramazan-ı Şeriflere ulaştırmasını niyaz ediyorum. Vatandaşlarımın her birinin bayramı sağlık, afiyet ve huzur içinde geçirdiğini ümit ediyorum.

Salgın sebebiyle gönlümüzce bir bayram idrak edemediğimiz açıktır. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de âdeta esir alan salgın musibetine karşı verdiğimiz mücadelenin tek amacı; 84 milyon insanımızın her birinin sağlığını korumak, geleceği güvence altına almaktır. Vefat sayısının 45 bine dayandığı, on binlerce insanımızın yoğun bakımlarda sıkıntılı günler geçirdiği, yüz binlerce insanımızın hastanelerde tedavi gördüğü 5 milyon 100 bini insanımızın bu illete maruz kaldığı bir ortamda başka türlü hareket edebilmemiz mümkün değildir. İnsanımızın sağlığını her şeyin önüne koymak, milletimizin bize verdiği sorumluluğun en başta gelen şartıdır. Ramazan ayı boyunca uyguladığımız kısmi ve tam kapanma tedbirleri sayesinde hamdolsun salgını yeniden büyük ölçüde kontrol altına aldık. Kademeli normalleşme takviminin ilk etabını oluşturan Mayıs ayının kalan günleriyle ilgili uygulama esaslarını İçişleri Bakanlığımız kamuoyuna duyurdu.

Buna göre sokağa çıkma kısıtlamasını hafta içi saat 21.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında sürdüreceğiz. Hafta sonları ise Mayıs ayı sonuna kadar sokağa çıkma kısıtlaması devam edecek. Şehirlerarası seyahatler sokağa çıkma kısıtlaması olmayan saatlerde serbestçe yapılabilecek, diğer saatlerdeki yine izne tabi olacaktır. Anaokulları ve kreşler açılacak, diğer eğitim-öğretim kademeleriyle ilgili süreç daha sonra belirlenecektir.

“SALGININ ÜSTESİNDEN ANCAK HEP BİRLİKTE HAREKET EDERSEK GELEBİLİRİZ”

Ayrıntıları yayınlanan genelgede yer alan bu hususların “TMM” diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafe kurallarına uygun şekilde hayata geçirilmesini istiyoruz. Kabine Toplantımızda 1 Haziran’dan itibaren başlayacak kademeli normalleşme takviminin ikinci etabını da ayrıntılı şekilde görüştük, istişare ettik. Önümüzdeki günlerde gelişmelere göre bu konudaki uygulama esaslarını milletimizle paylaşacağız.

Ay sonuna kadar olan süreçte vaka sayılarını daha da aşağılara çekmek için milletimizin kademeli normalleşme döneminin tedbirlerine hassasiyetle uyumunu özellikle rica ediyorum.

Aşı faaliyetlerine tedarik programının el verdiği ölçüde hız veriyoruz. Öğretmenler başta olmak üzere riskli grupların tamamının bir an önce aşılanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Unutmayınız, salgının üstesinden ancak hep birlikte hareket edersek gelebiliriz. Belirlenen tedbirler, hayata geçirilen uygulamalar insanlarımıza eziyet olsun diye değil bu sancılı, sıkıntılı, maliyetli dönemi bir an önce geride bırakmak için milletimizin önüne konmaktadır. Bu konuda zamanında ve etkin tedbirleri almayan ülkelerin daha sonra nasıl ağır bedeller ödediğini sizler de görüyorsunuz. Türkiye böyle bir bedel ödemeden süreci yönetebildiyse bunu vakitlice aldığımız tedbirlere ve milletimizin ortaya koyduğu dirayete borçluyuz.

“BUNDAN SONRA ESKİSİ KADAR KAPSAMLI VE KISITLAYICI TEDBİRLERE İHTİYAÇ OLMAYACAĞINI ÜMİT EDİYORUZ”

Salgının süresi uzadıkça tahammüllerin azaldığını, sabırların tükendiğini biliyoruz. İnşallah en zorunu geride bıraktık. Bundan sonra eskisi kadar kapsamlı ve kısıtlayıcı tedbirlere ihtiyaç olmayacağını ümit ediyoruz. Ama bir müddet daha dikkatli ve ihtiyatlı gitmek mecburiyetinde olduğumuzu da kabul etmek mecburiyetindeyiz. Bu vesileyle salgının başından beri gösterdikleri gayret için sağlık çalışanlarımıza mülki idare, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımıza, vefa gruplarımızda görev alan kamu personeline, süreçte görev alan herkese şahsım, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Devlet ve hükûmet olarak salgın döneminde ortaya koyduğumuz samimi ve fedakâr gayretin şahidi, bizatihi milletimizin ta kendisidir. Bununla birlikte salgın artıp vaka ve vefat sayıları yükseldiğinde niye tedbir almıyorsunuz diye ortalığı velveleye verirken, tedbirler uygulanırken niye insanların hayatını bu kadar sınırlıyorsunuz edasıyla ortaya çıkanlar olduğunu da görüyoruz.

Bu zihniyetin yaptığı her şeyden önce insanımızın sağlığına, canına, hayatına, geleceğine, salgınla mücadelede görev üstlenen herkese saygısızlıktır. Hiçbir sorumluluk üstlenmeyip, elini asla taşın altına koymayıp, sadece klavye ve ekran silahşörlüğü ile ortada gezenlerin asıl niyetlerinin ve hesaplarının farkındayız. Bunun için de biz sadece milletimize bakıyoruz.

Sadece milletimizin hakkını, hukukunu, sağlığını, aşını, işini korumanın mücadelesini veriyoruz. Gerisi lafügüzaftır. Gerisi teneke gürültüsüdür, gerisi kifayetsiz muhterislerin salgından çıkar devşirme gayretidir. Hamdolsun milletimiz de bizim ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı, neyi amaçladığımızı gayet iyi biliyor.

Buradan bir kez daha salgının başladığı günden bu yana yaptığı fedakârlıklar için milletimin her bir ferdine en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bugünleri geride bıraktığımızda inşallah her şeyin çok daha güzel olacağı bir geleceğin bizi beklediğini göreceğiz.

“SALGIN DÖNEMİNDE DÜNYADA BÜYÜMEYE DEVAM EDEBİLEN NADİR EKONOMİLERDEN BİRİ OLDUK”

Aziz milletim; attığımız her adımda insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla insanımızın hem sağlığını hem de işini ve aşını korumanın mücadelesini verdik. Salgınla mücadele ederken sağlık ve güvenlik hizmetlerinde olduğu gibi sanayi ve tarım üretiminde, lojistikte, ihracatta en küçük bir aksamaya yol açmamak için de çalıştık. Bu sayede salgın döneminde dünyada büyümeye devam edebilen nadir ekonomilerden biri olduk. Kısıtlamalardan etkilenen sektörlere maaş, kira ve gelir desteği, vergi ve prim ödemeleri, hatta ötelemelerini de yaptık. Vergi ve primle ilgili attığımız bu adımların yanında kredi kolaylıkları ve taksit ertelemeleri gibi her türlü kolaylığı gösterdik.

Ülkemizin önemli istihdam ve gelir kaynaklarından olan turizm sektörümüzü ayakta tutmak için ayrıca çalıştık, çabaladık. Her kesimden ihtiyaç sahibi vatandaşımıza çeşitli kalemlerde hibe ödemeleri yaptık. Sadece merkezi yönetim bütçesinden yaptığımız harcamalar şimdiden 79 milyar liraya ulaştı. Bu rakam yılsonunda 104 milyar lirayı bulacak. Bu çerçevede ilaç, tıbbi malzeme, sağlık personeline ek ödeme, tarım üreticilerine sübvansiyonlu kredi desteği temin ettik.

“SALGININ BAŞLADIĞI GÜNDEN BU YANA TOPLAMDA 661 MİLYAR LİRALIK BİR KAYNAĞI İNSANIMIZIN EMRİNE VERDİK”

Şimdi bir başka müjdeye daha geliyorum. Yaklaşık 645 bin emeklimizin maaşını bin 500 liraya çıkardık. Tabii bu süreç içerisinde dezenformasyon yapmıyorlar mı? Bazı konvansiyonel medyada, görsel medyada bu tür maalesef dezenformasyon yapanları da görüyoruz. Bunlarda haya, edep, böyle bir şey söz konusu değil. Bakın ben rakam veriyorum.

Esnafımıza verdiğimiz ciro ve kira desteğinden 1 milyon 200 bin vatandaşımız yararlandı. Vergi indirimleriyle, yani devletin 26 milyar lirayı bulan alacağından vazgeçerek pek çok sektöre destek olduk. Kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 768 bin, işsizlik ödeneğinden 1 milyonun üzerinde, nakdi ücret desteğinden de 2 milyon 806 bin vatandaşımız faydalanmıştır. Bu desteklerin tutarı şimdiden 55 milyar lirayı bulmuştur. Haziran sonu itibariyle de 67 milyar liraya ulaşacaktır. Sosyal destek programlarıyla 5 milyonun üzerinde haneye çeşitli defalar doğrudan nakit yardımı yaptık. Merkezi yönetim bütçesiyle birlikte tüm bu nakdi ödemelerin tutarı şimdiden –bu rakama lütfen dikkat edin- 134 milyar lira olarak gerçekleşirken, bu rakam Haziran sonu da 181 milyar lirayı bulacaktır.

Bankacılık sektörümüzün esnaflarımıza, KOBİ’lerimize, ihracatçılarımıza ve vatandaşlarımıza verdikleri kredileri Kredi Garanti Fonu vasıtasıyla kolaylaştırdık. Bugüne kadar 400 bine yakın firmanın, 8 milyon vatandaşımızın ve 848 bin esnafımızın faydalandığı uygun maliyetli bu kredilerin toplamı 315 milyar lirayı aşmıştır.

Ayrıca, Tarım Kredi Kooperatiflerinin, esnafların, mükelleflerin vergi ve sigorta primi ertelemeleri ve borç yeniden yapılandırmalarıyla her kesimden insanımızı rahatlattık. Bugüne kadar 206 milyar lirayı bulan borç ertelemelerinin tutarı yılsonunda 219 milyar liraya ulaşacaktır. Böylece salgının başladığı günden bu yana toplamda 661 milyar liralık bir kaynağı insanımızın emrine vermiş olduk.

“HİBE PROGRAMIYLA SALGIN TEDBİRLERİ SEBEBİYLE İŞLERİNE ARA VERMEK MECBURİYETİNDE KALAN ESNAFLARIMIZA İKİ GRUP HÂLİNDE DESTEK OLMAYI AMAÇLIYORUZ”

Şimdi esnaflarımıza yönelik yeni bir destek programının müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu hibe programıyla salgın tedbirleri sebebiyle işlerine ara vermek mecburiyetinde kalan esnaflarımıza iki grup hâlinde destek olmayı amaçlıyoruz.

Birinci grupta; kahvehane, kafe, çay bahçesi gibi yerler ile okul ve personel servisleri, düğün salonları, öğrenci yurtları, kantinler, kırtasiyeler, internet kafeler, hamamlar, lunaparklar gibi işletmeler yer almaktadır. Sayıları toplamda 235 bine ulaşan bu işletmelere bir defaya mahsus 5 bin liralık hibe ödemeleri yapacağız.

Destek vereceğimiz ikinci grupta ise bakım, onarım, tamirat, kaporta işleriyle uğraşanlar, seyyar satıcılar, sıhhi teçhizatçılar, hırdavatçılar, müzisyenler, oto yıkamacıları, kuru temizlemeciler, oyuncak, kozmetik ve hediyelik eşya satıcıları, camcılar, çilingirler, bakırcılar, kalaycılar, ayakkabıcılar, tuhafiyeciler, zücaciyeciler, kurs işletmecileri yer almaktadır. Bu gruba daha önceki destek ödemelerinden yararlanan lokantalar, pastaneler, dondurmacılar, terziler, berberler, taksici, minibüsçü ve otobüsçüler ile pazarcılar da dahildir. Toplamda 1 milyon 150 bini aşkın işletmemizi kapsayan bu gruptaki vatandaşlarımıza bir defaya mahsus 3 bin lira hibe ödemesi vereceğiz.

Böylece iki ayrı grup hâlinde 1 milyon 384 binden fazla esnaf ve sanatkârımıza 4 milyar 622 milyon liralık bir kaynağı karşılıksız olarak veriyoruz. Ayrıca salgından etkilenen tüccar, sanayici ve büyük şirketler için de nefes kredisi adı altında kolaylık sağlayacak yeni bir adım atıyoruz. Detayları Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından açıklanacak bu destek programlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

“ÇİFTÇİLERİMİZDEN TEK İSTEĞİMİZ BİR KARIŞ TOPRAĞI DAHİ BOŞ BIRAKMADAN EKMELERİ, BİÇMELERİ, ÜRETMELERİDİR”

Bugün çiftçilerimize de müjdelerimiz var. Bilindiği gibi Ramazan ayı boyunca 180 bin ton patates ve kuru soğanı üreticiden alarak ihtiyaç sahibi ailelere dağıttık. Ayrıca üreticilerimizin elinde bulunan çeltiğin 15 bin tonunu da fiyatı yeniden belirleyerek Toprak Mahsulleri Ofisi stoklarına dâhil ettik.

Bu yıl dünyada ve ülkemizin bazı bölgelerinde yaşanan kuraklık sebebiyle bazı ürünlerin rekoltelerinde nispeten azalma olacağı anlaşılmaktadır. Mevcut stoklarımız ve yeni mahsul ile birlikte hububat ve bakliyatta ülkemizin kendi ihtiyacını karşılama konusunda herhangi bir sıkıntısı olmayacaktır.

Kuraklıktan zarar gördüğü belirlenen çiftçilerimizin Ziraat Bankasına veya Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları da ertelenecektir. Üretim maliyetleri ile iç ve dış piyasalardaki gelişmeleri de dikkate alarak belirlediğimiz 2021 yılı alım fiyatları ise şu şekildedir: Toprak Mahsulleri Ofisinin geçen yıl ton başına bin 650 lira olan sert ekmeklik buğday alım fiyatını 2 bin 250 liraya. Geçen yıl ton başına bin 275 lira olan arpa alım fiyatını da bin 750 liraya yükseltiyoruz. Bakliyat alım fiyatlarımız ise ton başına kırmızı mercimekte 5 bin lira, yeşil mercimekte 4 bin 150 lira, nohutta ise 4 bin 50 lira olarak belirlenmiştir.

Ayrıca ortalama verimler dikkate alınarak ton başına hububatta 275 lirayı, bakliyatta ise 910 lirayı bulan prim ve destekler verilerek üreticilerimizin giderlerine katkı sağlanacaktır. Açıkladığımız alım fiyatları diğer kamu kurumları içinde referans fiyat olarak farklı fiyatlandırma yapılmayacak, aynı şekilde kabul edilecektir.

Şimdi de çay üreticilerimiz için alım fiyatını açıklıyorum. Geçen yıl yaş çay alım fiyatı kilo başına 3,27 lira. Destekleme ile birlikte 3,4 lira olarak belirlenmişti. Bu fiyat üzerinden 752 milyon tonun üzerinde çay alımı yaparak destekleme ile birlikte toplam 2 milyar 760 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl için yaş çay alım fiyatı kilo başına 3,87 liraya. Destekleme ile birlikte 4 liraya yükseltilmiştir.

Çiftçilerimizden tek isteğimiz bir karış toprağı dahi boş bırakmadan ekmeleri, biçmeleri, üretmeleridir. Destek bizden, gayret çiftçimizden, bereket Allah’tandır. Yeni hasat döneminin ülkemize, milletimize ve özellikle çiftçilerimize hayırlı, bereketli olmasını diliyorum.

“DESTEK PAKETLERİ İLE İNSANLARIMIZIN TAMAMININ YANINDA YER ALDIK”

Aziz milletim, görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş rakamlara ulaşan destek paketleri ile insanlarımızın tamamının yanında yer aldık, almayı da sürdürüyoruz. Buna rağmen sıkıntı yaşayanlar olmamış mıdır? Muhakkak olmuştur. Ancak dünyadaki ve bölgemizdeki örnekleri ile mukayese edildiğinde Türkiye’nin hem vatandaşlarına hem iş dünyasına en ciddi ve etkin destekleri sağlayan ülke olduğu bir hakikattir. Üstelik bunu biz söylemiyoruz, uluslararası kuruluşlar ifade ediyor.

Tüm bu gayretlerimize rağmen gönlü buruk kalan vatandaşlarımız varsa onlardan helallik istememiz de inancımızın ve kültürümüzün bir gereğidir. Hak nedir, helal ve helalleşme bilmeyenler elbette buradaki inceliği fark etmez. Bizim bu husustaki muhatabımızda zaten milletimizin kendisidir. Eğer işimizi doğru yapmışsak takdirini milletimizden göreceğiz. Yanlışımız veya eksiğimiz olmuşsa da hesabını milletimize vereceğiz.

Milletimizin teveccühüne nail olduğumuz her vazifede Belediye Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Türkiye’nin 81 vilayetinin 973 ilçesinin 50 bini aşkın köy ve mahallesinin her karış toprağında bizim eserlerimiz var. Ülkemizdeki 84 milyon vatandaşımızın her biri hayatının her anında hizmetlerimizden istifade etmektedir.

Bizim eser ve hizmet siyasetimize karşılık ortaya sadece kulp takma, yalan ve iftira atma siyaseti koyabilenlerin bugünleri gibi geçmişlerini de milletimiz gayet iyi biliyor. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda aklınıza gelen her alanda biz eğer 18 yıl içerisinde bu adımlara atmışsak gönlümüz bizim rahat. Türkiye’nin dört bir yanında bu eserler bugün varsa bizim gönlümüz rahat. Şayet Türkiye en azından çok partili hayata geçtiğimiz 1950’den itibaren bu şekilde eser ve hizmet siyaseti merkezli bir anlayışla idare edilmiş olsaydı buğun gelişmekte olan değil, gelişmiş ülkeler listesinin en başında yer alıyor olacaktık.

Geçtiğimiz 19 yılda bir yandan Cumhuriyet döneminin önemli bir kısmına damgasını vuran ihmallerin, eksiklerin, yanlışların telafisiyle uğraşırken, diğer yandan da ülkemizi geleceğe hazırladık. Bunları da 2023 hedefleri ve 2053 vizyonu olarak milletimizin takdirine sunarak girdiğimiz her seçimde sandıkta teyidini aldık. Eser ve hizmet siyaseti yeni Türkiye’nin alametifarikası iken, siyaset ve toplum mühendisliği gayretleri de eski Türkiye’nin hastalıklarıdır. Eski Türkiye’nin hastalığı olan siyaset ve toplum mühendisliği yöntemlerini yeniden tedavüle sokma, merdiven altı siyasetini yeniden canlandırma gayretleri son günlerde artmıştır.

Millete vaat edecek hiçbir şeyi olmayanlar ülkenin vaktini ve enerjisini kısır çekişmelere, suni gündemlere, proje aktörlere yönlendirme çabası içindedirler. Bu sinsi çırpınışların amacı salgın sürecini geride bıraktığımızda hiç olmadığımız kadar yakınlaştığımızı göreceğimiz büyük ve güçlü Türkiye’nin önünü kesmektir.

Gezi olaylarıyla ülkemizi rotasından saptırmayı denediler. Milletimizin sinesine çarpıp geri çekildiler. 17-25 Aralık’ta emniyet ve yargı teşkilatları içindeki hainleri kullanarak bunu denediler. Yine milletimizin itibar görmeyip hüsrana uğradılar. PKK ve DEAŞ terör örgütlerini kullanarak ülkeyi kana ve ateşe bulayarak Türkiye’ye diz çöktürme gayretine girdiler başaramadılar. Güney sınırlarımızı terör koridoruyla kuşatıp ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine saldırıların hesaplarını ardı ardına yaptığımız harekâtlarla bozduk. Millî iradeyi hedef alan bildirilerle ve vesayet odaklarının oyunlarıyla siyaseti ve hükûmetleri biçimlendirme niyetlerinin önünü gösterdiğimiz kararlı ve ilkeli duruşlarla kestik. Askerî darbelerle ülkenin geleceğini karartmayı adet edinenlere milletimizle birlikte gerçekleştirdiğimiz 15 Temmuz şanlı direnişiyle en esaslı cevabı verdik.

“PKK-YPG’NİN IRAK’TA VE SURİYE’DE SAKLANAN TERÖRİSTLERİNİN TAMAMINI ETKİSİZ HÂLE GETİRENE KADAR OPERASYONLARIMIZ SÜRECEKTİR”

Şimdi de terör örgütlerini bir daha ülkemizde eylem yapamayacak hâle getirmek için sürdürdüğümüz operasyonlarla hainlerin inlerini başlarına geçiriyoruz, geçirmeye de devam edeceğiz. Pençe Kartal Operasyonu’nda şehit olan Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimiz başsağlığı diliyorum.

Bu vesileyle milletimle müjdeli bir haberi de paylaşmak istiyorum. Millî İstihbarat Başkanlığımızın uzun süredir yürüttüğü çalışmalar neticesinde yerini belirlediği PKK’nın Suriye genel sorumlusu Sofi Nurettin kod isimli terörist Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirilen operasyonla etkisiz hâle getirilmiştir.

PKK’nın en üst düzey yöneticilerinden olan Suriye kökenli bu terörist uzun süre örgütün sözde silahlı kanadının sorumluluğunu yürütmüş, ardından da Suriye’deki faaliyetlerin başına geçmiştir. Türkiye’ye yönelik pek çok kanlı eylemin faili olan bu terörist Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarında askerlerimize karşı yapılan pek çok saldırının da sorumlusudur. Gara Operasyonu sırasında 13 masum insanımızın şehit edilmesi talimatını verenlerden biri yine bu teröristtir.

Millî İstihbarat Başkanlığımızın ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği operasyonla etkisiz hâle getirilen Sofi Nurettin’in durumu PKK-KCK ile PYD-YPG’nin aynı örgüt olduğu gerçeğini inkârı mümkün olmayacak şekilde bir kez daha ortaya koymuştur. PKK-YPG’nin Irak’ta ve Suriye’de saklanan elebaşıları ve teröristlerinin tamamını etkisiz hâle getirene kadar operasyonlarımız sürecektir.

Terör örgütünün bu önemli elebaşının etkisiz hâle getirilmesinde görev alan istihbaratçılarımızı ve askerlerimizi tebrik ediyor, her birinin alınlarından öpüyorum. Bu ülkeye ihanet eden, kurşun sıkan, herhangi bir insanımıza zarar veren, hele hele vatanımızın bütünlüğüne, milletimizin birliğine, devletimizin bekasına tehdit oluşturan herkesi aynı akıbetin beklediğini bugün bu millete seslenişte hatırlatıyorum.

“YÜRÜTTÜĞÜMÜZ KARARLI MÜCADELE SAYESİNDE SUÇ ÖRGÜTLERİNİ ÜLKENİN VE MİLLETİN BAŞINA MUSALLAT OLMAKTAN TAMAMEN ÇIKARDIK”

Diğer yandan, 19 yıl önce ülkenin yönetimini devraldığımızda yaptığımız en önemli işlerden biri de geçmişte terör örgütleri ve ideolojik kavgalar yanında suç örgütlerinin cirit attığı ülkemizin her yerinde huzuru sağlamak olmuştur. Yürüttüğümüz kararlı mücadele sayesinde suç örgütlerini ülkenin ve milletin başına musallat olmaktan tamamen çıkardık. Demokrasi ve hukuk dışı her araçtan medet umanlar, şimdi yeni arayışlara yönelmişlerdir. Türkiye’yi vesayetin, darbecilerin, gözü doymaz ekonomik tetikçilerin, demokrasiyi hazmedememiş iç ve dış siyaset mühendislerinin, her türünden çetelerin pençesinden nasıl kurtardıysak bu kirli senaryoyu da aynı şekilde bozacağız.

En büyük üzüntümüz, ülkemizde hâlâ çetelerden medet umacak kadar zavallılaşan, küçülen haysiyet fukarası kişiliklerin olduğunu görmektir. PKK’yı ve onun destekçilerini bile samimi ve açık bir dille kınamaktan kaçınanların çetelerle aynı yolda yürümeye başlamaları karşısında şu gerçeği hatırlatmak isterim: Terör örgütler gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir, onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz. Biz demokrasiye, millî iradeye, hukuka, medeniyetimizin ve tarihimizin üzerimize yüklediği sorumluluklara uygun şekilde çalışmaya, mücadele etmeye, hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yollara başvururlarsa vursunlar, eski Türkiye hastalıklarını hortlatma noktasında mesafe alamayacaklar. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına da engel olamayacaklardır.

“84 MİLYON HEP BİRLİKTE KUDÜS NÖBETİMİZİ DEVAM ETTİRİYORUZ”

Aziz milletim, Ramazan ayını ve Ramazan Bayramı’nı salgın şartlarının yol açtığı mahzunluğun yanı sıra, Kudüs’ten ve Filistin şehirlerinden gelen acı haberlerin burukluğu içinde geçirdik. Maalesef birilerinin Filistin’den bize ne, Kudüs’ten bize ne şeklindeki cehalet ve nefret kokan yaklaşımlarına şahit olabiliyoruz.

Hâlbuki Kudüs’ün sembolü olduğu coğrafya insanlığın en kadim yerleşimlerine ev sahipliği yapan bir bölgedir. Hazreti İbrahim’den Hazreti Davut’a ve Hazreti Süleyman’a kadar bizim de peygamberimiz olan nice nebi bu topraklarda yaşamış, bu topraklarda izler bırakmışlardır. Resulü Ekrem Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam Miraç’a çıktığı yer Mescid-i Aksa’nın haremindedir.

Hıristiyanlığın tüm mezheplerinin en önemli kiliseleri Kudüs sınırları içindedir. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Kudüs’ü fethettiğinde Hıristiyanların kiliselerine dokunmamış, kendi adını taşıyan camiyi hemen onların bitişiğine kurmuştur. Mescid-i Aksa’nın ilk avlusunun adı Yavuz Sultan Selim’in 12 bin askeriyle şamdanlarını yakarak gelip burada kıldığı yatsı namazına atfen 12 Bin Şamdanlı Avlu olarak geçer.

Kudüs’ün bugünkü fiziki görüntüsü surlarıyla, çarşılarıyla ve diğer pek çok yapısıyla Osmanlı padişahlarının eseridir. Peygamberimizin Aleyhissalatu Vesselam Miraç’a yükseldiği kayanın üzerinde inşa edilen Kubbet’üs Sahra’nın tepesine Osmanlı’nın diktiği alemi Kudüs ve pek çok şehirdeki ecdat yadigârı eserler gibi yenileyen yine biz olduk, ecdadımız oldu. Asırlarca ecdadımız bu mübarek beldeyi korumak, imar etmek ve oradaki her dinden insanı huzur içinde yaşatmak için var gücüyle çalışmaktır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale ve Kut’ül Amare’de seferler kazanan Osmanlı, 1917’de Gazze’ye ve ardından Kudüs’e yönelik saldırıları Anadolu’daki Ermeni ve Rum isyanlarının yol açtığı sıkıntıların da etkisiyle karşılamakta zorlanmıştır. Gazze’ye yapılan ilk iki saldırıyı püskürten 30 bin kişilik çoğu Çanakkale’den gelmiş olan yorgun Osmanlı Ordusu, takviyeyle asker sayısı 110 bine çıkan ve silah gücü artan düşmanın 3’üncü saldırısının ardından çekilmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu savaşlarda iddiaların aksine bölgedeki Filistinli Arapların önemli bir kısmı düşmanın yanında yer almamış bizimle birlikte mücadele etmiştir.

Çekildikten sonra da Kudüs’ü yalnız bırakmadık. Merhum bir tarihçi gazetecimiz 1972 yılında yaptığı Kudüs ziyaretinde Mescid-i Aksa’nın avlusunda başında Osmanlı askeri kalpağı ve sırtında askeri palto kalıntıları olan uzun boylu, kavruk yüzlü bir ihtiyara rastlar. Gazetecimiz bu ihtiyara yaklaşıp Türkçe olarak selam verdiğinde, karşısındaki meczup görünümlü kişi donuk yüzü gülümseye dönerek aleyküm selam oğul diye mukabelede bulunur. Sonra gazetecimiz karşısındaki kişinin hikâyesini öğrenir, bu kişi 9 Aralık 1917’den, yani son Osmanlı birliği Kudüs’ten ayrılırken orayı muhafaza etmek üzere bırakılan artçı birlikten imiş, Iğdırlı Hasan Onbaşı o günden beri de Mescid-i Aksa’dan ayrılmamıştır. Evet, başka hiçbir şey değil ise bile Hasan Onbaşının bu hatırası bize Kudüs’ü her şeyimizle savunmamız gerektiğini göstermeye yeterlidir.

Evet, bugün Biden’ın ciddi bir İsrail’e silah onayıyla ilgili imzasını gördük. O da bakıyoruz ki çok çok önemli, 850 bin silah onayı. Lafa geldiğinde silahsızlanma, şu-bu vesaire, bunları konuşuyorlar. Sayın Biden, sözde Ermeni soykırımında Ermenilerin yanında yer aldı, şimdi de ciddi manada orantısız bir saldırıyla Gazze’ye saldıran ve yüz binlerce insanın şahadetine vesile olan bu olayda da ne yazık ki siz kanlı ellerinizle bir tarih yazıyorsunuz. Bunu söylemeye bizleri mecbur ettiniz, çünkü biz bu konularda çok daha fazla duramayız, durmayacağız. Ve bugün de tekrar hatırlatıyorum, 84 milyon hep birlikte Kudüs nöbetimizi devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.

“BİZE DÜŞEN GÖREV MAZLUMUN YANINDA YER ALMAKTIR”

Osmanlı’nın yıkılışıyla barış ve huzur iklimini kaybeden pek çok coğrafya gibi Filistin toprakları da zulümle, acıyla, kanla yakınıyor, siz de buna destek veriyorsunuz. Bugün Filistinliler tarafından El Nakba, yani felaket günü olarak adlandırılan 1948 yılından itibaren ise bu kadim topraklardaki çatışmalar ve istikrarsızlıklar tek taraflı bir katliam ve hırsızlık hâline dönüşmüştür. Deir Yasin katliamından beri hiç durmayan bu zulüm, Filistinlilerin ardı kesilmeyen göçleriyle, kamplardaki zorlu hayat şartlarıyla uğradıkları katliamlarla süregelmiştir. Elbette bu kötü fotoğrafın ortaya çıkmasında ve sürmesinde Filistinlilerin kendi aralarındaki çekişmeler ile kimi Arap ülkelerinin meseleye bakış açılarındaki yanlışlar da etkili olmuştur. Her ne olursa olsun bize düşen görev mazlumun yanında yer almak ve onun hakkını, hukukunu gözetmektir.

İsrail’in 1967 savaşının ardından Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayarak saldırılarına devam etmesi, bölgedeki acıları derinleştirmiştir. Sadece 1948 ile 1967 yılları arasında 3,5 milyondan fazla Filistinli yurtlarından edilerek mülteci durumuna düşürülmüştür. Lübnan’ın 1982 yılındaki işgali sırasında Sabra ve Şatilla kamplarındaki binlerce savunmasız sivil Filistinli mültecinin hunharca katli dahi dünyayı İsrail’i durmak için harekete geçirmeye yetmemiştir. Filistin halkının intifada olarak adlandırılan İsrail saldırılarına karşı sivil itaatsizlik eylemleriyle kendini, evini, vatanını koruma mücadelesinin hep yanında olduk, olmayı da sürdüreceğiz.

Sınırları hâlâ belirsiz olan İsrail Devleti, Siyonist hayaller peşinde koşan siyasetçilerin ve insanlığa karşı suç işlemeyi mubah sayan radikallerin elinde bir terör aygıtına dönüşmüştür. Fanatik Yahudiler 1995’teki barış görüşmeleri sırasında Filistinlilere taviz vermekle suçladıkları kendi Başbakanlarını dahi öldürmekten çekinmeyecek kadar işi ileriye götürebilmişlerdir.

Evet, bir Yahudi Başbakan -ismini vermeyeceğim- bana öyle demişti, Generalliğimde ne zaman ki Filistinlileri öldürüyordum, bana en büyük zevki o veriyor demişti, bunu ziyaretimde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı şahsıma söylüyordu. Bunların cibilliyetinde bu var, bunlar kan emmekle ancak doyar.

Filistin halkına sürekli demokrasiyi ve meşru hak arama yollarını tavsiye edenler, diplomasi alanındaki mücadelelerinde Filistinlileri hep yalnız bırakarak riyakârlıklarını ortaya koymuşlardır. Ve bunlar zaten terörden gelmişlerdir, hepsi terör içerisinde yetişmişlerdi. Şu andaki o da aynı. İsrail’in 2008’den itibaren Gazze’ye ve diğer Filistin hedeflerine yönelik saldırıları da uluslararası alanda yeterli karşılığı bulamamıştır.

“TÜRKİYE, FİLİSTİN TOPRAKLARINDA İKİ DEVLETLİ ADİL BİR ÇÖZÜMDEN YANA OLDUĞUNU HER FIRSATTA İFADE ETMEKTEDİR”

Ülkemizden Filistin’e yardım için giden bir uluslararası yardım organizasyonuna da uluslararası sularda saldıran İsrail hukuk tanımazlığını burada bir kez daha göstermiştir. Ya bunlar yavruları öldürecek kadar katil. Yavru yavru, beş yaşında, altı yaşındaki yavruları öldürecek kadar bunlar katil. Kadınları yerlerde süründürerek öldürecek kadar katil. Yaşlı insanları öldürecek kadar katil, bunların eşi benzeri yok. Ve aynı suda maalesef beslenenler de bunları destekliyor.

İsrail’in 2016 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşimleri hemen durdurması kararını tanımadığını açıklaması bile bu haydut devlete, bu terörist devlete karşı etkin tedbirler alınmasını sağlayamamıştır. Tam tersine, Amerika’nın ve onu takip eden kimi ülkelerin 2017 yılı sonunda Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmeleri bu katil devletin kan dökme iştahını artırmıştır. Üstelik bu korsan adımla 1967 anlaşmasının temelini teşkil eden bağımsız Filistin Devleti’nin başkentinin Doğu Kudüs olacağı hükmü de fiilen uygulanamaz hâle gelmiştir.

İsrail’in artık her Ramazan ayında tekrarlamayı alışkanlık hâline getirdiği saldırıları ve katliamları 2021 yılında da özellikle de bu Ramazan Bayramı’nı hepimize zehir etmiştir. Bir yandan Kudüs’ün mahremiyetine el uzatan, diğer yandan Gazze’deki sivilleri insafsızca bombalayan, içinde medya gruplarının olduğu devasa bir binayı da bombalayarak yerle bir edenler işte bu terör devleti İsrail’dir.

İsrail kendini savunan Filistinlilerin direnişlerini zulmüne bahane etmekten de geri durmuyor. İsrail’in bombalayarak, kurşunlayarak, araçlarla üzerinden geçerek katlettiği onlarca masum çocuğu, yüzlerce masum sivili, evlerini yıktığı, sürekli taciz ederek göçe zorladığı on binlerce Filistinli aileyi görmezden gelenler Tel Aviv’e atılan füzeleri öne sürerek insanlığın vicdanını gölgelemeye çalışmaktadır. Kaç tane roket atmışlar, attıkları roketlerle acaba yok olan nedir; bir de bunu açıklayın ya. Ama siz orantısız güç kullanıyorsunuz ve siz savaş uçaklarınızla birlikte Gazze’ye bomba yağdırıyorsunuz. Acaba Gazze’nin savaş uçakları var mı? Yok. Sizde sayısızca, onlarla vuruyorsunuz. Kiminle neyi aldatacaksınız? Ben şu anda Ankara’dan tüm dünyaya bunu seslenmek istiyorum, bunu hatırlatmak istiyorum.

Filistinli çocukların bombalarla ölmesiyle ilgilenmeyenler, İsrailli çocukların füze seslerinden korkması karşısında dehşete kapılabilmektedir; şu hâle bak. Hâlbuki çocuklar öldürülürken değil uyutulurken sessiz kalınmalıdır. Kadınları, yaşlıları, sivilleri öldürenler değil koruyanlar takdir edilmelidir. Kendi ülkelerinde patlayan bir bomba için binlerce kilometre ötede taş üstünde taş bırakmayanlar, Filistinlilerin onurlarını ve evlerini koruma çabasını teröristlik olarak rahatlıkla tanımlayabiliyor. Filistin’de yaşanan trajediye arkasını dönen veya açıkça destek olanlar aslında yarın kendi başlarına gelecek felaketlerin tohumlarını ektiklerini unutmamalıdır.

Şu anda buradan Avrupa’ya sesleniyorum, yeri geldiği zaman dost olarak bize hitap edenlere sesleniyorum ve şu anda onlara bir şeyi hatırlatıyorum: Başbakanlık binasına İsrail bayrağı çeken Avusturya devletini telin ediyorum. Böyle bir resmî makama bir terör devletinin bayrağını çekmek terörle iz düşümü bir hayat yaşamak demektir. Avusturya devleti herhalde soykırıma tabi tuttukları Yahudilerin faturasını Müslümanlara ödetmeye çalışıyor.

Aynı şekilde İsrail’in Kudüs’te ve Gazze’de yaptıklarına destek veren diğer ülkeler de çocuk katillerinin günahlarına ortak olmak suretiyle tarihe, insanlığa karşı işledikleri bu suçun karasıyla anılacaklardır. Türkiye, tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi, Filistin topraklarında da iki devletli adil bir çözümden yana olduğunu her fırsatta ifade etmektedir. 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin kurulması için her platformda çaba göstermeyi sürdüreceğiz.

“KUDÜS’ÜN KALICI BİR BARIŞA VE HUZURA KAVUŞMASI İÇİN HERKESİN FEDAKÂRLIK YAPMASI GEREKİYOR”

Esasen gelinen noktada artık Kudüs konusunda ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Müslümanların, Yahudilerin ve Hıristiyanların vazgeçilmez dinî sembollerini bünyesinde barındıran Kudüs’ün kalıcı bir barışa ve huzura kavuşması için herkesin fedakârlık yapması gerekiyor.

Dün katolik dünyasının ruhani lideri Sayın Papa Fransuva ile yaptığımız telefon görüşmesinde bu hissiyatımı kendisiyle de paylaştım. Osmanlı döneminde tüm inanç mensuplarının kendi ibadetlerini rahatça yapabilmelerine, ibadet imkânlarına sahip çıkabilmelerine imkân veren uygulamadan ilham alarak şu teklifi yapıyoruz: Kudüs’ün üç dinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından yönetilmesi günümüz şartlarında en doğru ve tutarlı yol olacaktır. Aksi takdirde bu kadim şehirde kalıcı barışı sağlamak kolay mümkün görülmüyor.

İsrail güvenlik güçlerinin bu korumadaki Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik her saldırısı fitili ateşlenen bir bomba etkisi yapmaktadır. Dünya tarihi Kudüs’te ateşlenen bombaların yol açtığı devasa çatışmaların, yıkımların, oluk oluk akan kanların örnekleriyle doludur. Bu tehdidin önüne geçmenin mevcut durumundaki en hızlı ve etkin yolu, Kudüs’ü teklif ettiğimiz şekilde yeni bir yönetim statüsüne kavuşturmaktır.

Birleşmiş Milletleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, kuruluş amaçlarından biri de bu olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nı ve diğer tüm uluslararası kuruluşları bir an önce ve etkin şekilde Kudüs ve Filistinli mazlumlar için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Perşembe günü Türkiye’nin girişimleriyle toplanacak olan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda sorunun çözümüne yönelik kayda değer bir adım atılmasını temenni ediyoruz. Dışişleri Bakanımızın da katılacağı bu toplantıyı önemsiyoruz.

İsrail’in bombaları ve kurşunları altında öldürülen, evleri başlarına yıkılan, yurtlarından atılmaya çalışılan insanlara hiç değilse denizlerdeki balıklar, göklerdeki kuşlar, ormanlardaki ağaçlar kadar hassasiyet gösterilmesini bekliyoruz. Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşturulması ve Filistin halkının saldırılardan korunması için atılacak uluslararası adımlar hususunda ihtiyaç duyulacak her türlü siyasi ve askerî desteği vereceğimizi bir kez daha buradan ilan ediyoruz.

Son olarak diyorum ki, bu millet de bizimdir, bu ümmet de bizimdir, bu insanlık da bizimdir. Biz medeniyetimizden ve ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz mirasa uygun şekilde bunların hepsini de kucaklayarak kendimiz ve kardeşlerimiz için en doğrusunu, en hayırlısını, en güzelini yapmayı sürdüreceğiz. İnsanlıktan nasibini almamışların ümmet bilincine sahip olmayanların mensubu bulundukları millettin değerlerine düşmanlık besleyenlerin önünde sonunda hak ettikleri zillet çukuruna yuvarlanacaklarından şüphe duymuyoruz. Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.”

Dünya

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Tiny House Üreticisi | Setencioğlu

Genç Gazeteciler

Haber

on

Doğayla İç İçe, Evinizin Konforunda, Özgürlüğün Keyfini Yaşayın. | Setencioğlu Tiny House

İletişim | +90 0 532 4026422

Okumaya devam edin

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

Okumaya devam edin

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

Okumaya devam edin
Reklamlar
Dünya1 gün önce

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Dünya3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Dünya3 gün önce

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Dünya6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

Dünya1 hafta önce

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

Dünya1 hafta önce

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe İbrahim Türk

Dünya2 hafta önce

“Türkiye Yüzyılı’nı çiftçilerimizle omuz omuza inşa edeceğiz”

Dünya2 hafta önce

“Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor”

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i kabul etti

Gündem2 hafta önce

Tiny House Türkiye Tekerlekli Ev Üreticisi | Setencioğlu

Dünya2 hafta önce

Emine Erdoğan, Anneler Günü vesilesiyle Devlet Konukevi’nde anneleri ağırladı

Dünya2 hafta önce

“Güçlü, bağımsız, seri işleyen bir adalet sistemi evlatlarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli mirastır”

Dünya3 hafta önce

Kuveyt Emiri el Sabah’a Devlet Nişanı tevcih edildi

Dünya3 hafta önce

Kuveyt Emiri el Sabah Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri el Sabah’ı karşıladı

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, UID Kapasite Geliştirme ve Eğitim Çalıştayı katılımcılarını kabul etti

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’i kabul etti

Dünya3 hafta önce

“ Her Kategoride Liderlik Hedefliyoruz, çünkü ezber Bozacağız”

Dünya4 hafta önce

“Sendikal haklar ve özgürlükler alanında 21 yılda tarihî nitelikte pek çok adım attık”

Dünya4 hafta önce

“Ülkemiz için kentsel dönüşüm çalışmaları tercihten öte zorunluluktur”

Dünya4 hafta önce

“Hollanda ile ticari ve ekonomik ilişkilerimiz derinleşerek güçleniyor”

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda Başbakanı Rutte ile görüştü

Dünya1 ay önce

“Elimizdeki tüm imkânlarla Filistin’in yanında olmaya devam edeceğiz”

Dünya1 ay önce

“Almanya ile ticaret hacmimizi 60 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz”

Dünya1 ay önce

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de 23 Nisan resepsiyonuna katıldı

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Dünyası Çocukları ve TRT Çocuk Şenliği Konuk Çocukları ile bir araya geldi

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı es-Sudani ile görüştü

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Cumhurbaşkanı Reşid ile görüştü

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak’ta

Dünya1 ay önce

Muhammed Kaçar Webx | Türkiye merkez bankasının logosunu Kullanamazsın

Dünya4 sene önce

Metin Aslım : İş ve Cemiyet Hayatının Sevilen Siması

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Emel USLU ATİK ;

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Sibel GÖZÜYUKARI

Dünya3 sene önce

Türkiye’nin Genç Patronları ; Ebru ÖZDEMİR

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Demet PEKER;

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Nalan ÖZKAN

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Filiz YILDIRIM

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Filiz AKKAŞ

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Meliha KARAMAN

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Ali Nihat GÖKYİĞİT

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Ayşegül ABACI

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Buse ALUÇ

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Açelya ELMAS

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Ticarette korumacılığın artması, serbest ticaretin sekteye uğraması endişe vericidir”

Dünya4 sene önce

ASTOP, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’e “Üstün Hizmet ve Başarı Beratı” verdi.

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Gül ALCANSOY;

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“G-20 platformu, küresel meselelerin çözümünde daha etkin ve güçlü bir mecra olmalı”

Dünya3 sene önce

Sektöre yön verenler, Ahmet ÇALLI

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Semra İĞTAÇ

Dünya4 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nı ziyaret etti

Dünya3 sene önce

Burak Elmas, Galatasaray kulübünün 38. başkanı oldu

Dünya3 sene önce

Emel Uslu ATİK’le ZİRVE YOLUNDA

Dünya3 sene önce

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde konuştu

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Beril ÇAVUŞOĞLU

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Burcu KARADAĞ

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE VE JAPONYA’NIN DOSTLUĞU; KÖKLÜ, DERİN VE SAMİMİ”

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kyoto’da Ara Güler Fotoğraf Sergisi’ni açtı

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ DOSTLUK VE YAKIN İŞ BİRLİĞİ TAKDİRLE KARŞILANIYOR”

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın ; Mehmet Cengiz

Dünya1 sene önce

“14 Mayıs 2023 tarihinde milletimiz, cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmek üzere sandık başına gidecektir”

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNİN DEĞERİ DAHA DA YÜKSELMİŞTİR”

Dünya3 sene önce

ULUSLARARASI GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON ZİRVESİ İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİ

Dünya3 sene önce

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank : Türkiye artık savunma sanayii ihraç edebilen bir ülke

Reklamlar
Reklamlar

PATRONLAR

Dünya1 gün önce

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Tiny House Üreticisi | Setencioğlu

Dünya3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her...

Dünya3 gün önce

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası:...

Dünya6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Dünya1 hafta önce

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

“ZİRAAT BANKASI, SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Dünya1 hafta önce

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe İbrahim Türk

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe

Dünya2 hafta önce

“Türkiye Yüzyılı’nı çiftçilerimizle omuz omuza inşa edeceğiz”

“MİLLETİN EKMEĞİNE GÖZ DİKENLERDEN BUNUN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ”

Dünya2 hafta önce

“Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i kabul etti

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Reklamlar

Son Dakika Haber

seers cmp badge