Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz”

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Şehirler arası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

NATO Zirvesiyle başlayan, Azerbaycan’da Bakü ve Şuşa’daki temaslarımızla devam eden, Antalya’daki iki ayrı uluslararası toplantı ve diğer çalışmalarla nihayetlenen yoğun bir haftayı geride bıraktık. Bugünkü Kabine Toplantımızda hem bu programları, hem de gündemimizdeki diğer hususları enine-boyuna değerlendirdik.

“TÜRKİYE, NATO’YA KARŞI SORUMLULUKLARINI BUGÜNE KADAR EKSİKSİZ YERİNE GETİRMİŞTİR”

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan NATO’ya 12 kurucu devletin hemen ardından 13. üye olarak 1952 yılında katılmıştır. Ülkemiz karşı karşıya bulunduğu tehditlerle mücadele için NATO üyesi olurken, aynı zamanda demokrasiden ekonomiye uzanan geniş bir alanda da yeni bir tercihte bulunmuştur. NATO içinde Amerika’dan sonraki en büyük ikinci orduya ve en kritik stratejik konuma sahip olan Türkiye, ittifaka karşı sorumluluklarını bugüne kadar eksiksiz yerine getirmiştir.

Dünya soğuk savaş sonrası bölgesel krizler, terör, yakın dönemde de salgın gibi kritik sınamalarla yüzleşirken, NATO’nun üzerine inşa edildiği ittifak ve dayanışma ruhunun önemi bir kez daha görülmüştür. Yakın bölgemizde son 10 yılda yaşanan hadiseler karşısında NATO’nun güvenilir şemsiye konumunu yeteri kadar sergileyemediği bir gerçektir. Irak’tan Suriye’ye, Filistin’den Libya’ya, Kırım’dan Karabağ’a kadar nice can yakıcı meselede NATO kendisinden beklenen güçlü iradeyi ortaya koyamamıştır.

Brüksel’deki NATO Toplantısı, ittifakın küresel sınamalar karşısında daha etkin özellikle sorumluluklar üstlenmesine yönelik taleplerin arttığı bir atmosferde geçmiştir. İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını oluşturan NATO 2030 sürecini bu bakımdan önemli görüyoruz. Zirve boyunca gerçekleştirdiğimiz temaslarda NATO konseptinin askerî ve siyasi boyutlarıyla günümüz şartlarına ve beklentilerimize uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini muhataplarımızla paylaştık. Dayanışma ve beraberlik ruhuna vurgu yaparken ülkemizin terörle mücadele başta olmak üzere NATO’nun sorumluluk alanlarıyla ilgili önceliklerini de müttefiklerimizin dikkatine tekrar sunduk. Kimi NATO üyelerinin kapıldıklarını gördüğümüz iyi terörist-kötü terörist ayrımının ne kadar yanlış, tehlikeli ve çarpık bir anlayışı yansıttığını her vesileyle açıkça ifade ettik.

“DEAŞ’A KARŞI TEK GERÇEK VE NETİCE VERİCİ MÜCADELEYİ TÜRKİYE’NİN YAPTIĞINI HERKESE HATIRLATTIK”

Suriye’de bir dönem ittifakın en önemli sorunu olarak gösterilen DEAŞ’a karşı tek gerçek ve netice verici mücadeleyi Türkiye’nin yaptığını herkese hatırlattık. Bu çerçevede 9 bine yakın yabancı savaşçıyı sınır dışı ettiğimizi, 100 binden fazla kişiye de ülkemize giriş yasağı koyduğumuzu söyledik. Ülkemizin bu gayretine rağmen güney sınırlarımızda bir başka terör örgütü üzerinden tehlikeli bir yapı oluşturma çabalarına asla izin vermeyeceğimizi kararlılıkla hatırlattık.

Türkiye’nin kendi sınırları içinde ve sınırları ötesinde 9 milyonu bulan sığınmacıya sağladığı desteğin ve güvenliğin önemine işaret ederek bu konuda daha samimi ve güçlü katkı beklediğimizi anlattık.

Ayrıca, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Kafkasya gibi bölgelerde barışın, huzurun, istikrarın hâkim olması için aldığımız inisiyatifleri ve elde ettiğimiz başarıları müttefiklerimizin dikkatine tekrar getirdik. Bu zirvede bir kez daha görülmüştür ki Türkiye’siz bir NATO’nun bırakınız mevcut gücünü korumayı, varlığını sürdürmesi dahi oldukça güçtür. NATO’dan ve müttefiklerden her alanda ülkemizin bu önemine ve katkısına uygun bir yaklaşım beklediğimizin altını bir kez daha çiziyoruz.

Salgın süreci tıpkı Birleşmiş Milletler gibi NATO’nun da dünyadaki yeni gerçeklere uygun şekilde kendini geliştirmesi gerektiği tespitimizin haklılığını ispatlamıştır. Türkiye en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönemde yalnız bırakılmış olmasına rağmen NATO’nun küresel güvenliğin tesisi ve korunması hususundaki önemini kabul etmektedir. Bu anlayışla yükümlülüklerimizi yerine getirmeyi sürdürürken bir daha benzer sıkıntılar yaşanmaması hususundaki tespit ve tekliflerimizi her platformda tekrarlamayı sürdüreceğiz.

Ülke olarak kazandığımız her başarının, tespit ve tekliflerimizin diğer müttefikler tarafından daha dikkatle ve olumlu şekilde değerlendirilmesini sağladığını görüyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde hem ittifakla, hem de müttefiklerimizle daha yakın ve yapıcı bir iş birliği içinde olacağız. Yaptığımız tüm temaslarda bu anlayışın ipuçlarını müşahede ettik.

NATO ZİRVESİ MARJINDA İKİLİ GÖRÜŞMELER

Aziz milletim, NATO Zirvesi marjında çeşitli ülkelerin liderleriyle çok daha kapsamlı meseleleri ele aldığımız görüşmeler yaptık. Bu çerçevede 13 Haziran’da Litvanya Cumhurbaşkanı –tek tek hepsini de sayacağım- Sayın Nauseda ile Letonya Cumhurbaşkanı Sayın Levits’le, Macaristan Başbakanı Sayın Orban’la görüşmeler yaptım. Zirve günü olan 14 Haziran’da ise Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron’la, Birleşik Krallık Başbakanı Sayın Johnson’la, Almanya Şansölyesi Sayın Merkel’le, İspanya Başbakanı Sayın Sanchez’le, Hollanda Başbakanı Sayın Rutte’yle, Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’le ve son olarak da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Biden’la bir araya geldik. Ayrıca zirve sırasında pek çok ülke temsilcileriyle kısa süreli sohbet etme imkânı bulduk. Öncelikle bu görüşmelerin tamamının da taraflar bakımından olumlu ve yapıcı bir iklimde geçtiğini belirtmek isterim.

Bugüne kadar çeşitli gerilimler yaşadığımız kimi isimler başta olmak üzere bir araya geldiğimiz tüm liderlerle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin iş birliği alanları üzerinden gidilerek geliştirilmesi hususunda mutabık kaldık. Bilhassa Sayın Macron, Sayın Miçotakis ve Sayın Biden’la doğrudan temaslarımızı sıklaştırma kararı aldık. Bu sayede ülkelerimiz arasındaki yaşanacak muhtemel sorunları ve küresel gelişmeleri süratle görüşerek çözüm yollarını bulma kararlılıklarımızı karşılıklı olarak ifade ettik.

Sayın Biden’la yaptığımız görüşme, kendisiyle görece geldikten sonraki ilk yüz-yüze temasımız olması bakımından ayrıca önemliydi. Yaklaşık 17 yıllık bir geçmişimiz olan Sayın Biden’la bu defa Amerika Birleşik Devletleri Başkanı sıfatıyla ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemi başlatmak üzere bir araya geldik. Bu görüşmede elbette ülkelerimiz arasındaki bilinen sorunları karşılıklı olarak ifade ederek karşılıklı pozisyonlarımızı tekrar ortaya koyduk. Ancak sadece bununla kalmadık, asıl bundan sonraki iş birliği alanlarımız hususunda kendisiyle çok daha kapsamlı ve verimli görüş alışverişinde bulunduk. Hem baş-başa, hem heyetlerarası görüşmelerimizde muhatabımızla Amerika ile üstesinden gelinemeyecek hiçbir meselemizin bulunmadığı, tam tersine iş birliği alanlarımızın çok daha geniş ve karlı olduğu üzerinde mutabık kaldık. Nitekim Sayın Biden da görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda bu yöndeki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

“ÜLKEMİZİN HİÇBİR DEVLETLE KURDUĞU İLİŞKİ DİĞERLERİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”

Amerika ile diyalog kanallarımızı her düzeyde güçlendirmek suretiyle Sayın Biden’la yakaladığımız bu güzel iklimi ülkelerimiz bakımından maksimum faydaya dönüştürmekte kararlıyız. Gerek ikili yaptığımız görüşme, gerek daha sonra heyetlerarası yapmış olduğumuz görüşmelerle bundan sonraki süreçte belirlediğimiz isimlerle önce kendileri bir araya gelsin, ardından da biz bir araya gelelim kararına vardık. Aramızdaki sorun başlıklarını ise karşılıklı hassasiyetlerimiz ve beklentilerimiz ekseninde zaman içinde çözüme kavuşturacağımıza inanıyoruz.

Türkiye’nin tek talebi; siyasi ve ekonomik her alandaki egemenlik haklarına saygı duyulması, sınırları içinde ve dışında terör örgütleriyle yürüttüğü mücadeleye destek verilmesidir. Bu şartla her ülkeyle olduğu gibi Amerika’yla da yakın müttefiklik ilişkileri kurmaya ve geliştirmeye hazırız.

Ülkemizin hiçbir devletle kurduğu ilişki diğerlerinin alternatifi değildir. Tam tersine iş birliği arayışlarımızın hepsini de kendimiz, muhataplarımız, bölgemiz ve tüm insanlık için birbirlerinin tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Bu anlayışla Amerika Birleşik Devletleri’yle de olumlu ve yapıcı bir temelde yeni bir dönemin kapılarını araladığımıza inanıyoruz.

“ŞUŞA’YA GİDERKEN İŞGAL VE SAVAŞ DÖNEMİNİN YIKIMLARINI BİZZAT GÖRME İMKÂNI BULDUK”

Aziz milletim; NATO Zirvesinin yapıldığı Brüksel’den Azerbaycan’daki programlarımız için Salı günü sabaha yakın geç vakit de olsa Bakü’ye ulaştık. Birkaç saat sonra da Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım Aliyev’le birlikte işgalden kurtarılan Şuşa şehrine hareket ettik. Hem Brüksel’den birlikte geldiğimiz, hem de doğrudan Azerbaycan’a intikal etmiş olan heyet üyelerimizle birlikte karayoluyla Şuşa’ya giderken işgal ve savaş döneminin yıkımlarını, acılarını, sonuçlarını bizzat görme imkânı bulduk. Yaklaşık 30 yıl süren işgal döneminde Karabağ ve gasp edilen Azerbaycan topraklarına tek çivi çakılmadığı gibi, var olan mirasın da hoyratça tahrip edildiğini gördük. Her tarafın nasıl yıkıldığını, nasıl yakıldığını gördük. Ve bütün bunlarla beraber bunların kalkıp özellikle dünyaya, birinci derecede Batıya; gelin lütfen Karabağ’ı görün. Minsk Üçlüsünün özellikle buraları tekrar tekrar görmesi lazım, gelin görün. Kim nereleri 30 yılda ne hale getirmiş bunu görün. Altyapının ya hiç olmadığı ya da tümüyle bozulduğu, tarihi ve kültürel eserlerin, evlerin, hatta ağaçların yakılıp yıkıldığı bu güzel coğrafyayı yeniden ayağa kaldırma çalışmalarına da şahit olduk. Çoğu Türkiye menşeili firmaların 5-6 ay gibi kısa bir sürede bizim Karadeniz Bölgemize benzeyen zor bir coğrafyada başardıkları önemli işleri görünce ülkemiz adına gurur duyduk.

Yolların açılmaya, tünellerin yapılmaya başlandığı, şehir ve üretim altyapısının yeniden inşa edildiği bu bölgenin en geç bir yıl içinde tamamen yepyeni bir çehreye kavuşmuş olacağına inanıyorum. Ve Sayın İlham Aliyev’de bu kararlılığı gördüm, bu inancı gördüm ve bununla birlikte de inşallah bu bölgenin bir yıl içerisinde ayağa kalkacağına da şahit olacağız.

Bir kartal yuvası gibi yalçın kayaların üzerinde kurulu Şuşa’da Azerbaycanlı kardeşlerimizin azatlık sevincine biz de ortak olduk. Penahali Han devrinden kalma tarihi bölgedeki valilik binasındaki resmi görüşmelerimizi yaptık. Ardından Cıdır Düzü’nde hayranlık verici bir manzaranın eşliğinde Azerbaycanlı gençlerimizin sergiledikleri gösterileri izledik.

Şuşa, Karabağ savaşında en son kurtarılan, en çok mücadele verilen yerlerden biridir. Azerbaycan tarihine damga vurmuş pek çok sanat, kültür, bilim erbabı Şuşa’dan çıkmıştır. Hankendi’ne hâkim bir tepede yer alan Şuşa’daki yüzlerce tarihî eser bölgeye vurulan Türk mührünü kazımak için vandalca ortadan kaldırılmıştır.

“TÜRKİYE OLARAK BİZ DE ÜZERİMİZE DÜŞEN HER ŞEYİ YAPIYORUZ”

Şuşa’nın azatlığa kavuşması, Azerbaycan halkı için sadece bir toprak kazanımı olmanın ötesinde anlama sahiptir. İnşallah bu güzel şehir başta olmak üzere işgalden kurtarılan tüm Karabağ ve Azerbaycan topraklarının en kısa sürede mahmur edilerek bölgenin asıl kimliğine yeniden kavuşturulacağı günler yakındır. Şuşa’yla birlikte Fuzuli, Cebrail, Zengilan, Gubadlı, Laçin, Kelbecer, Ağdam, Hocavend şehirleri de aynı şekilde hızla mamur edilecektir.

Yıllarca vatan hasreti çeken Azerbaycanlı muhacir kardeşlerimizin en kısa sürede evlerine dönebilmeleri için Türkiye olarak biz de üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz, yapmayı sürdüreceğiz. Karabağ’a yeniden hayat vermenin yanında, Azerbaycanlı kardeşlerimizin bir daha böyle felaketler yaşamaması için de bir millet 2 devlet ruhuna uygun şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.

Gardaşım Aliyev’le birlikte imzaladığımız ve dünyaya ilan ettiğimiz Şuşa Beyannamesi’yle ilişkilerimizde yeni bir dönemi başlattık. Bu beyanname çerçevesinde pek çok anlaşmayı çok yakın zamanda Türkiye ve Azerbaycan olarak imza altına alacak, böylece kardeşliğimizin hukuki temelini daha da güçlendireceğiz.

Şuşa Başkonsolosluğu’muzun en kısa sürede açılmasından Zengezur Koridorunun bir an önce işlemeye başlamasına kadar gündemimizdeki her bir başlığı kararlılıkla ve hızla hayata geçireceğiz. Önümüzdeki aylarda ülkemizde gerçekleştireceğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Toplantısı’nda bu hususlarla ilgili somut adımların çoğunu atmayı planlıyoruz.

“AZERBAYCAN’IN YANINDA OLACAĞIMIZI TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN ETTİK”

Çarşamba günü de Azerbaycan Millî Meclisine misafir olduk. Zafer sevincini oradaki milletvekilleriyle birlikte adeta yeniden yaşadığımız bu ziyarette Azerbaycan’ın hep yanında olduğumuzu ve hep yanında olacağımızı tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Karabağ zaferinin Azerbaycan ve bölge için ne anlama geldiği önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Burası dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının aracı haline getirenlerin oyunlarının kırıldığı inşallah yer olacaktır.

Bölgenin yeniden huzura ve istikrara kavuşmasından en çok faydayı sağlayacaklardan biri de şayet önüne çıkan fırsatı değerlendirebilirlerse Ermenistan olacaktır.

Aynı gün bölgede görev yapan askerlerimizden bir grupla bir araya gelerek sohbet ettik. Akşam da Türkiye-Galler maçını seyrettikten sonra Antalya’ya gitmek üzere Azerbaycan’dan ayrıldık. Orada geçirdiğimiz 2 gün boyunca Azerbaycanlı kardeşlerimizin bize olan samimi muhabbeti bizi ayrıca mutlu etti. İnşallah bu süreci hep birlikte Kafkaslarda yeni bir dönemin başlangıcı haline getireceğiz.

Aziz milletim; Perşembe günü Antalya’da 3’üncü defa Başkanlığını üstlendiğimiz Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nin zirve toplantısını gerçekleştirdik. Güneydoğu Avrupa Bölgesinden 8 devlet ve hükûmet başkanıyla çeşitli düzeylerde 15 temsilcinin katıldığı bu zirve, örgütün 25. kuruluş yıl dönümü olması sebebiyle ayrıca anlamlıydı.

İşbirliği Süreci, bölgedeki 13 ülkenin tamamının aynı masa etrafında toplandığı yegâne oluşumdur. Kurulduğu günde beri bölgedeki siyasi sorunların diyalog yoluyla çözümü konusunda önemli bir misyon üstlenen bu yapının daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin bölgenin barış ve istikrarına verdiği öneme uygun şekilde yürütülen projelere en kapsamlı desteği biz sağlıyoruz.

Belgrad-Saraybosna Otoyolundan göç ve salgın gibi pek çok ortak meselemizi zirve toplantılarında ele aldık.

Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinde ortaya çıkardığı Batı Balkanlar kavramı ile Türkiye’nin bölgeden dışlanma girişimlerinin üye ülkeler tarafından benimsenmediğini memnuniyetle gördük. Üye ülkeler olarak aramızda bölgesel sahiplenme ve kapsayıcılık ilkeleri çerçevesinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorununun bulunmadığı düşüncesiyle iş birliği ortamını geliştirmek için çalışıyoruz. Bu vesileyle, zirveye katılan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU

Cuma günü ise ülkemizin uluslararası alanda önemli bir markası hâline dönüştüreceğine inandığım Antalya Diplomasi Forumuna katıldık. Foruma salgının yol açtığı pek çok zorluğa rağmen oldukça üst düzey ve yoğun bir katılım oldu. Antalya’ya gelen 11 devlet ve hükûmet başkanı, 45 dışişleri bakanı ve bakan, 60’a yakın uluslararası örgüt temsilcisi, iş ve akademi dünyasıyla sivil toplum kuruluşlarından isimler 25 ayrı etkinlikte görüş alış verişinde bulundular. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu başta olmak üzere, salgın dönemi başladıktan sonra gerçekleştirilen bu en kapsamlı uluslararası toplantının ülkemize ve Antalya’ya kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Forumunun açılış konuşmasında dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunların büyüklüğü ve çeşitliliğinin uluslararası alanda dayanışma ve iş birliğinin önemini artırdığını ifade ettik. Salgın döneminde yaşananlar bu gerçeği bir kez daha gösterdi. İnsanlığın tamamını tehdit eden böylesine hayati bir krizde iş birliği yerine korumacı ve rekabetçi politikaların öne çıkmış olması üzerinde uzun uzun durulması düşünülmesi gereken bir çarpıklıktır.

Küresel, siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma ihtiyacı bu süreçte tekrar gündeme gelmiştir. Türkiye olarak ‘dünya 5’ten büyüktür’ ifadesiyle uzun süredir dile getirdiğimiz yapısal dönüşüm tekliflerimizi burada bir kez daha ifade ettik.

Ülkemizle ilgili gündeme getirilen eksen tartışmalarının gerisinde ortaya koyduğumuz insan öncelikli diplomasi dili ve uygulamalarının kimi çevrelerde yol açtığı hazımsızlık vardır. Buna rağmen biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeyi, kendimiz, dostlarımız ve tüm insanlık için en hayırlı, en adil, en hakkaniyetli, en iyi olanı talep etmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın en kadim devlet geleneğine, dolayısıyla da diplomasi kültürüne sahip ülkelerinden biri olarak, öncelik verdiğimiz coğrafyalarda kendimize yakışır şekilde mücadeleye devam edeceğiz.

Antalya Diplomasi Forumu’nun siyasetçileri, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını ve gençleri kucaklayan yapısıyla küresel sistemin istikametini belirlemede önemli rol oynayacağına inanıyorum.

Cumartesi günü de yine Antalya’da NG Phaselis Otelinin açılışına, -yaklaşık 1,5 milyar liralık maliyetle böyle bir açılışa- ardından Antalya İl Teşkilatımızın Genişletilmiş İl Divanı Toplantısı’na katıldık. Aynı gün akşam da gençlerimizle canlı bağlantı üzerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

“TÜRKİYE, SALGIN DÖNEMİNİN PARLAYAN YILDIZI OLMUŞTUR”

Aziz milletim, salgında yaşanan gelişmeler ve bu çerçevede ülkemizin izlediği yol haritası Kabine gündemimizin yine ilk konusunu oluşturuyordu. Türkiye, sağlık hizmetlerinden gıda zincirinin devamlılığına, kamu güvenliğinden sosyal dayanışmaya kadar her alanda, salgın döneminin parlayan yıldızı olmuştur. Hükûmet olarak aldığımız tedbirlerden etkilenen her kesimin üzerindeki yükü hayata geçirdiğimiz destek ve teşvik paketleriyle azalttık. Kısıtlamaları üretim ve istihdam üzerinde olumsuz etki yapamayacak şekilde uyguladık.

Sanayi üretimimiz yükselişini düzenli olarak sürdürüyor. Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 12,5 olarak gerçekleşen yüksek teknoloji ürünleri üretimindeki artış ayrıca sevindiricidir. Milli teknoloji hamlesi vizyonuyla ülkemizi yüksek teknolojili ürünlerin pazarı değil üreticisi yapma yolunda adım adım ilerliyoruz. Bu gelişmelere paralel olarak, sanayi sektöründeki kayıtlı istihdam 4 milyon 700 bin sınırına dayanarak tüm zamanların en yüksek seviyesin ulaştı.

Tarımda yaşanan kuraklık sebebiyle ortaya çıkacak muhtemel sıkıntılara karşı tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Salgın ve kuraklık nedeniyle ortaya çıkan durumu istismar ederek hububat ile et, süt, yem fiyatlarını aşırı şekilde yükseltmeye çalışanlara da izin vermeyeceğiz, gerekli dersi vereceğiz. Toprak Mahsulleri Ofisi’mizi en etkin şekilde devreye sokarak uygun fiyatlı yem ham maddesi satışını Temmuz ayında başlatıyoruz.

Salgın döneminde işlerine ara vermek veya sınırlandırmak zorunda kalan esnaflarımızı kısa çalışma ödeneğinden kira ve ciro desteğine kadar pek çok yöntemle destekledik.

Diğerleriyle uyumlu şekilde turizm sektörüne verdiğimiz KDV desteğini de bir ay daha uzatıyoruz.

“YAPTIĞIMIZ AŞI SAYISI 43 MİLYON DOZA YAKLAŞMIŞTIR”

Aşılamada dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldık. Haziran ayıyla birlikte aşılamayı hızlandırarak Türkiye’nin bu cendereden bir an önce kurtulabilmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız. Hamdolsun bu konuda oldukça iyi bir yere geldik. Bugün itibariyle yaptığımız aşı sayısı 43 milyon doza yaklaşmıştır. Son 1 haftada nüfusuna oranla dünyada en çok aşı yapan ülke konumundayız. Son olarak 30 yaşa kadar indirdiğimiz aşılama faaliyetlerini aynı hızla sürdüreceğiz. Hedefimiz, birkaç hafta içinde aşılamayı 18 yaş üzerindeki nüfusumuzun tamamına açmaktır. Böylece Türkiye’nin salgın krizini en az sıkıntıyla ve ilk atlatan ülkelerden biri olmasını sağlamak istiyoruz. Virüsün yeni varyantları sebebiyle dünyadaki sıkıntılar bir müddet daha devam edecek olsa da, Türkiye inşallah bu süreci de başarıyla geride bırakacaktır.

Biz birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktıkça Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur.

Bilindiği gibi geçtiğimiz ayın sonunda yaptığımız son kabine toplantımızın ardından Haziran’la birlikte başlayacak yeni dönem uygulamalarını kamuoyuyla paylaşmıştık. Bugünkü toplantımızda da önümüzdeki dönemde uygulamaya geçireceğimiz kimi hususların istişaresini yaptık.

Bu çerçevede tamamı da 1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur. Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.

Kamu ve özel sektördeki iş ve işlemlerin tamamında Sağlık Bakanlığının hazırladığı salgın yönetimi ve çalışma rehberlerine uyulması hassasiyetle takip edilecek. HES kodu uygulaması yaygınlaştırılarak sürdürülecektir. Konuyla ilgili diğer ayrıntılar İçişleri Bakanlığımızın genelgesinde yer alacak.

Tüm bu kararların ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Tabii bu güzel gelişmelerin devamı için milletçe tedbirlere uymayı sürdürmemiz gerekiyor.

Sırası gelen herkesin aşı olması hayati öneme sahiptir. Vatandaşlarımdan aşı konusundaki manipülasyonlara itibar etmemelerini, bu konuda bilim insanlarına kulak vermelerini istiyorum. Biz de aşımızı olarak bilim insanlarımıza olan güvenimizi gösterdik.

Yerli aşı çalışmalarında da birkaç ay içinde yaygın kullanıma geçebilecek seviyeye gelmeyi ümit ediyoruz. Temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet ederek bu musibetin üstesinden hep birlikte geleceğiz.

Bu vesileyle salgının başladığı tarihten bugüne kadar canla başla fedakârca göreve yapan sağlık çalışanlarımız ve güvenlik güçlerimiz başta olmak üzere herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.”

Dünya

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Tiny House Üreticisi | Setencioğlu

Genç Gazeteciler

Haber

on

Doğayla İç İçe, Evinizin Konforunda, Özgürlüğün Keyfini Yaşayın. | Setencioğlu Tiny House

İletişim | +90 0 532 4026422

Okumaya devam edin

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Yurt dışından programa teşrif eden misafirleri Türkiye’de ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri iyiliğin, cihanşümul şemsiyesi altında böylesine kıymetli bir programda buluşturan Diyanet Vakfımıza ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BİZ, ŞEFKAT VE SEVGİ MEDENİYETİNİN MENSUPLARIYIZ”

Diyanet Vakfının, 49 yıldır Türkiye ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü faaliyetlerle farklı coğrafyalara iyilik tohumları serpmeye, dostluk, dayanışma ve kardeşlik köprüleri kurmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Üstat Necip Fazıl’ın, ‘Tohum saç bitmezse toprak utansın, hedefe varmayan mızrak utansın’ ruhuna uygun şekilde karşılık beklemeden koşan koşturan, ter döken vakfımızın kıymetli mensuplarını kutluyor, özverili çalışmalarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Yurt içindeki özellikle de ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır’ düsturunu kendisine rehber edinen Türkiye Diyanet Vakfı, görüyoruz ki görkemli bir çınar gibi günden güne serpiliyor, büyüyor, tüm dünyaya dal budak salıyor.”

Diyanet Vakfının, yurt içinde bin 3 şubesi ve dünyanın 149 ülkesindeki eğitim, kültür, sosyal hizmetler ve yardım faaliyetleriyle Türkiye’nin medarıiftiharı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Burada öncelikle bir hususu dile getirmekte fayda görüyorum. Biz, şefkat ve sevgi medeniyetinin mensuplarıyız. Mazlumların, yetimlerin, çaresizlerin, muhtaçların yardımına koşmak, kimsesizlerin kimsesi olmak esasen dinimizin bizlere emridir. Rabb’imiz Nisa Suresi’nin 36’ncı ayetinde şöyle buyuruyor, ‘Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şey ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez’ Bir başka ayeti celilede Allahüteala, müminleri, ‘Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan kimseler’ olarak tarif ediyor. ‘Kendiniz için istediğinizi kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mümin olamazsınız’ diyen bir Peygamberin ümmetiyiz.”

“Dolayısıyla biz, komşu açken tok yatanlardan olamayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerine sırtını dönenlerden olamayız. ‘Bana ne’ diyenlerden, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ diyenlerden asla olamayız. İnançta kardeşlerimiz olan müminlere, hilkatte kardeşimiz olan insanlara karşı hepimiz sorumluluk taşıyoruz. Kendimiz huzur içinde, sevdiklerimizle beraber barış ve emniyet içinde yaşarken hemen yanı başımızdaki insani dramlara kayıtsız kalamayız. 13 yıldır vatan hasretiyle yürekleri kavrulan Suriyeli muhacirlere, bir lokma ekmek bulamadığı için anasının kucağında son nefesini veren Somalili, Sudanlı, Yemenli çocuklara, tam 76 senedir evlerine, yurtlarına, topraklarına geri dönmenin hayalini kuran Filistinli kardeşlerimize karşı mesuliyetimiz vardır. Bunları yok sayamaz, göz ardı edemeyiz.”

“İYİLİK ÖDÜLLERİ’NİN DALGA DALGA BÜYÜYEN ETKİLERİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne mutlu, kalplerinde hiçbir ayrım yapmadan mazlum ve muhtaçlara yer açabilenlere diyorum. Ne mutlu, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek infak edenlere diyorum. Mevla bizleri de kardeşlik görevlerini yerine getirenlerden eylesin diye dua ediyorum” dedi.

Diyanet Vakfının, Uluslararası İyilik Ödülleri marifetiyle şefkat ve yardımlaşma sancağını ülkenin ve dünyanın dört bir yanında yücelttiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İmanlı ellerin, ihlaslı kalplerin, aydınlık yüzlerin, vicdan sahiplerinin yaptığı iyilikler, Uluslararası İyilik Ödülleri ile takdir ediliyor, destekleniyor. İyilik Ödülleri’nin dalga dalga büyüyen etkilerinden memnuniyet duyuyoruz. Rabb’im iyilik neferlerinin ecirlerini arttırsın, çalışmalarını bereketli kılsın diyorum.”

“HEPİMİZİN İÇİNİ ISITAN GÜZEL ÖRNEKLER, İYİLİĞİN EVRENSEL OLDUĞUNU BİZLERE HATIRLATIYOR”

Beraber izledikleri bu güzel hikâyeleri görüp de duygulanmamanın elde olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hepimizin içini ısıtan güzel örnekler, iyiliğin, dürüstlüğün ve merhametin evrensel olduğunu, sınır tanımadığını, dil, ırk, renk, mezhep ayırt etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Yurt içi iyilik ödüllerini kazanan İbrahim Taşdemir, Ahmet Seferoğlu, Turgut Kılıç ve Necmettin Erbakan Akyüz kardeşlerimi tebrik ediyorum. Yurt dışı iyilik ödüllerimizi takdim edeceğimiz Bisibo Amani, Adeviyye Salih ve Halil Kastrati’yi burada ayrıca kutluyorum” diye ekledi.

Yurt İçi Vefa Ödülleri’ni bu sene, merhum Ömer Faruk Bilgili adına Zeliha Bilgili’ye, Ali Fuat Atik’e, Murat Kekilli’ye ve Duygu Kaçaranoğlu’na tevcih edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vefa Ödülü’nü kazanan kardeşlerimi de tebrik ediyor, 30 yılı aşkın Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde önemli görevler ifa etmiş Hatay İl Müftümüz Ömer Faruk Bilgili hocamızı burada rahmetle yâd ediyorum. Yurt Dışı Vefa Ödülleri’ni ise Gazze’den Halid Nabyan adına Yusuf Ebu Hassır’a, can Azerbaycan’dan Server Beşirli kardeşlerimize ve temsilcilerine takdim edeceğiz. Ödüller vereceğimiz tüm kardeşlerimizin iyilik ve başarı öykülerinin, istikrarlı bir şekilde sürmesini temenni ediyorum. Şunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz, dünya işte buradakiler gibi hamiyetperver insanların yüzü suyu hürmetine dönmektedir. Etrafımızı kuşatan onca acıya, kötülüğe, zulme, mazlumların gökyüzünü çınlatan onca feryadına rağmen dünya hâlen ayaktaysa, sebebi iyi insanların, güzel insanların, sizin gibi iyiliksever insanların varlığıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Depremde başkaları için gerektiğinde canını tehlikeye atan, bir ihtiyaç sahibine daha ulaşmak için kendini paralayan, hakkı ve adaleti savunmak için her türlü riski göze alan, Kur’an’ın nuru ile aydınlanan nesillerin yetişmesi için gayret eden, yetimlere, öksüzlere, yaşlılara hatta kuşlara bile el uzatan koca yürekli, yüce gönüllü insanların eksikliğini Rabb’im bizlere hissetirmesin diyorum. Sizlere müteşekkiriz, minnettarız” diyerek, Türkiye’de ve yeryüzünün farklı noktalarında iyiliği, kardeşliği ve güzelliği yaymak için yardımseverlerin yaptıkları çalışmaların daim olmasını dileğinde bulundu.

“GAZZE’DE SON ASRIN EN HOYRAT SOYKIRIMLARINDAN BİRİ İŞLENİYOR”

Ömrünü Bosna’nın özgürlüğü için adayan bir dava ve devlet adamı olan merhum Aliya İzetbegoviç’in büyük bir mütefekkir olmasının yanı sıra, küresel sistemin işleyişini çok iyi bilen tecrübeli bir siyasetçi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde ülkesi ve milleti için takım elbiseyi çıkarıp askerî kamuflaj giyecek kadar vatanperverdi, cesurdu, yiğitti, her açıdan örnek bir liderdi. Şahsımın gönül dünyasında da kendisinin mutena bir yeri vardı. Rahmetli Aliya’nın sadece mücadelesi değil, fikirleri, tavsiyeleri ve sözleri de bize örnek olmuştur. Merhum Aliya, Srebrenitsa soykırımı için şöyle demişti: ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır’. Evet, unutulan veya unutturulan soykırımın tekerrür etmesi kaçınılmazdır” diye konuştu.

İzetbegoviç’in dikkat çektiği acı gerçeğe maalesef bugün Gazze’de hep birlikte şahit olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “7 Ekim’den bu yana tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de son asrın en hoyrat soykırımlarından biri işleniyor. 15 bini aşkın çocuk maalesef katledildi, 35 bin masum şehit edildi, 80 binden fazla Filistinli yaralandı. Gazze’nin neredeyse tamamı enkaza döndü. Abluka nedeniyle zaten bir açık hava hapishanesi olan Gazze’yi son 229 günde devasa bir çocuk mezarlığına çevirdiler. Kuvözdeki bebekleri öldürecek, hastaneleri, ibadethaneleri bombalayacak, yardım malzemesi götüren kamyonlara saldıracak, gıda sırası bekleyen masum sivillerin tepesine bomba yağdıracak kadar insanlıklarını kaybettiler.”

“GAZZELİ MAZLUMLARIN KANI, İŞGALCİLERİN VE HAMİLERİNİN ALNINA YAPIŞMIŞTIR”

“Tüm bunları da yıllardır bize insan hak ve hürriyetleri dersi verenlerin silahları, bombaları, uçakları ve koşulsuz diplomatik desteğiyle yaptılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimse bizim aklımızla alay etmesin. Kimse bizim gözümüzün içine bakarak yalan söylemesin. Gazze’de oluk oluk akan kanda en az işgalciler kadar onlara lojistik ve askerî destek sağlayanların da vebali vardır. Sanmayın ki Gazze’de ölen biçarelerin ahı bunları tutmayacak, sanmayın ki zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalacak, asla. Gazzeli mazlumların kanı, işgalcilerin ve hamilerinin alnına yapışmıştır.”

“BATILI GÜÇLER, NETANYAHU’NUN ARKASINDA DURDUKÇA FİLİSTİN’DE KATLİAMLARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın önceki hafta ateşkes teklifini kabul ettiğini açıkladığını ancak İsrail’in uzlaşmaz tavrını sürdürdüğü söyledi.

İsrail yönetiminin bununla da yetinmeyerek, sivillerin son sığınağı Refah’a saldırarak gerçek niyetini ortaya koyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa şunu artık herkesin kabullenmesi lazım, Batılı güçler tüm şımarıklığına ve pervasızlığına rağmen Netanyahu’nun arkasında durdukça, Filistin’de katliamların önüne geçilemez” dedi.

Netanyahu’nun kendi siyasi ömrünü uzatmak için antisemitizmi körüklediğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyonist yayılmacılık böyle devam ederse, açık söylüyorum, dünyamız yeni çatışmalara gebedir. İran’la geçen ay yaşanan gerilim bunun sadece bir işaretiydi. İsrail’in Lübnan’a ve diğer bölge ülkelerine yönelik saldırıları artıyor. İsrail yönetiminin daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk, daha fazla kadın ölmeden, insanlığa dair umutlar daha fazla kaybolmadan bir an önce durdurulması gerekiyor. Katliamın durdurulması ilk adımdır, bununla birlikte soykırımcıların adalete hesap vermesi sağlanmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Güney Afrikalı dostlarımızın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına biz de müdahil olmayı kararlaştırdık” dedi.

“İSRAİL YÖNETİMİ, GAZZE HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ KIRAMADI”

İsrail’in soykırım suçu işlediğine dair tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarına ilettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının ve doğdukları toprakları kahramanca savunan Filistinli direnişçilerin yanındadır. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 54 bin tonu geçti. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralıların tedavileri devam ediyor” diye konuştu.

İsrail’e ithalat ve ihracat işlemlerini geçen ay tamamen durdurduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ticaret hacminden sarfınazar ettik” ifadesini kullandı.

İsrail’i ateşkese zorlamak için dost ve kardeş ülkeler nezdinde temasları yoğunlaştırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yabancı liderlerle yaptığımız görüşmelerin vazgeçilmez gündem maddesi Filistin devletinin tanınması ve Gazze’de katliamların durmasıdır. Uluslararası alanda bu yönde başlatılan tüm girişimlere destek veriyoruz. Burada bir hususu da ifade etmek durumundayım. Filistinli kardeşlerimiz tüm imkânsızlıklara rağmen verdikleri mücadeleyle dik ve dirayetli duruşlarıyla insanlığın yüz akı oldular. 229 gündür uyguladığı soykırıma rağmen İsrail yönetimi, Gazze halkının çelikten iradesini kıramadı, mücadele azmini yok edemedi. Filistinliler yaralandılar, öldürüldüler, sürüldüler, göçe zorlandılar, açlıkla, susuzlukla sınandılar, öpmeye kıyamadıkları yavrularını toprağa verdiler.”

“İSRAİL YÖNETİMİ İNSANLIĞIN VİCDANINDA MAHKÛM OLMUŞTUR”

Filistinlilerin işkencenin her türlüsüne maruz bırakıldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel sistemin tüm acizliklerini bizzat yaşadılar. Ama zulme ve zalime asla boyun eğmediler. İnsanlığın onurunu savunmaya devam ettiler. Hâlen de devam ediyorlar. Buradan Gazze’nin ve Ramallah’ın yiğit evlatlarını ben ve milletim adına bir kez daha saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Filistinli şehitleri rahmetle anıyor, yaralılara Allah’tan acil şifalar diliyorum. Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında her hafta sokakları ve meydanları dolduran tüm vicdan sahibi insanlara da sizlerin vasıtasıyla teşekkürlerimi iletiyorum. Siyonist lobinin tehditlerine rağmen Filistin’e sahip çıkan, Gazze için kıyama kalkan üniversite öğrencilerini, hocaları, sanatçıları ayrıca tebrik ediyorum.”

İsrail’in insanlığın gözünde bu vahşi savaşı kaybettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetiminin insanlığın vicdanında mahkûm olduğunu söyledi.

“Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha adlarını tarihe yazdırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin davasının, küresel ölçekte daha da güçlenerek 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı.

Buna tüm kalpleriyle inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim bizlere o güzel günleri görmeyi nasip eylesin diyorum. Bugün, Norveç, İrlanda ve İspanya’nın Filistin devletini tanıyacaklarını açıklamalarından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Her üç ülkenin liderine, tarihin doğru tarafında yer alan bu vicdanlı kararlarından dolayı şahsım, milletim adına takdirlerimizi iletiyoruz. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkeleri de daha fazla vakit kaybetmeden aynı adımı atmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

“DÜN 43 VAGONDAN OLUŞAN BİR YARDIM TRENİNİ AFGANİSTAN’A YOLCU ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’da meydana gelen sel felaketinde 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini anımsatarak, bu zor günlerinde afetzedelere yardım etmeyi bir görev olarak kabul ettiklerini belirtti.

Felaketin ardından ilk etapta kargo uçağıyla Afganistan’a yardım malzemeleri gönderildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Toplam 24 tonu bulan yardım malzemelerimiz cuma günü bölgeye ulaştı. Dün de 43 vagondan oluşan bir yardım trenini Afganistan’a yolcu ettik. Dünkü trenimiz, AFAD’ın koordinasyonunda bugüne kadar Afganistan’a gönderdiğimiz 20’nci iyilik trenimizdi. Toplam 619 tonluk yardım malzemesinin iki hafta içerisinde Afganistan’a ulaşmasını bekliyoruz. Dost ve kardeş ülkeleri de Afgan halkına destek vermeye davet ediyorum.”

Sudan’da bir yıldır devam eden çatışmalara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef iç savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu zor günlerinde Sudan halkının da yanında olmamız önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’nin, Türkistan’dan Balkanlar’a, Güney Asya’dan Afrika’ya kadar nerede bir sorun, bir zulüm ve dram varsa tüm imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın gayreti içerisinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İçimizdeki nasipsizler anlamasa da zalimin karşısında, mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Tören öncesi Uluslararası İyilik Ödülleri Sergisi’ni gezen, eserleri inceleyerek bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş da eşlik etti.

Okumaya devam edin

Dünya

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı.

Emine Erdoğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu’nun binlerce yıllık bereketli topraklarına işaret ederek, “Anadolu, adeta insanlığın, medeniyetin, kültürel gelişimin bilgi bankasıdır. İlk tanesi on binlerce yıl önce toprağa düşmüş ata tohumlarının mekanıdır. Binlerce yıldır aynı göğün altında aynı tarifle pişirilen, günümüzde de aynı tariflerle pişirilmeye devam edilen kadim reçetelerin diyarıdır” dedi.

Atalardan yadigâr mutfak hazinesinin geçmiş medeniyetlerden gelen binlerce yıllık adetlerin, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı’nın zengin imparatorluk geleneğinde harmanlamasıyla doğduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Asırların pekiştirdiği insan merkezli medeniyet fikri, Türk mutfağının tezgahında işlenerek millî karakterimize de şekil vermiştir. Bedenlerimiz kadar gönüllerimizi de birleştiren sofralarımız, dayanışma ve paylaşma ruhumuzu beslemiştir. Doğumdan ölüme, sevinçten kedere birçok özel anımız, bu sofraların çeşitliliği ve birleştirici gücüyle taçlanmıştır” ifadelerini kullandı.

“YEREL MUTFAKLARIN ÖZGÜN REÇETELERİNİ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Türk mutfağının, dünyanın ünlü mutfakları arasında sayılsa da çok az lezzet reçetesinin dünyaya açıldığını vurgulayan Emine Erdoğan, “Mutfağımızı hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak ve sahip olduğumuz kültürel zenginliği layıkıyla muhafaza ederek geleceğe taşımak amacı bizi birbirinden kıymetli akademisyen ve usta şeflerle 2021’de bir araya getirdi. ‘Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı’ kitabını çıkararak, mutfak kültürümüzü tanıtmanın yanı sıra atıksız ve sürdürülebilir tariflerimizi, halkımızın ve tüm insanlığın istifadesine sunduk” bilgisini verdi.

Türk mutfağına ithaf edilen, 21-27 Mayıs Haftası’nın da Türk mutfağını hak ettiği şekilde tanıtmak amacıyla eşsiz imkanlar sunduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, ilgili tüm kurumlar ve halkın desteğiyle bu haftanın her milletten insanı ortak sofrada birleştiren geleneksel bir buluşma haline gelmesi dileklerini iletti.

Emine Erdoğan, şöyle konuştu: “Küreselleşmenin yarattığı kültürel çorak iklime karşı, yerel mutfakların özgün reçetelerini korumak mecburiyetindeyiz. Zira, yerli üretimlerimiz, küresel gıda sistemlerine yenik düştükçe, özgün kültürler erozyona uğramakla kalmıyor aynı zamanda yeme ve içme, haz odaklı, faydasız bir tüketime dönüşüyor ve giderek sağlığımızı da kaybediyoruz.”

Emine Erdoğan, besinlerdeki doğallığı yitirmenin, bir insan için fiziksel zararları kadar manevi zararları da bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Sofralar yerini ayaküstü atıştırmaya bıraktıkça, duygular tükeniyor, duyarlılık aşınıyor, milletler de özgünlüğünü yitirerek benzeşmeye başlıyor. Geleneksel sofralar ise gönülleri de doyuruyor. Yemek pişen ev, yuva olur, taze ekmeğin kokusu, güven verir. Ocağın tütmesi, dirlik ve düzenin dayanağıdır. Türkiye olarak, tarih boyunca etkilediği birçok ülkenin insanı ile birlikte toplumumuzdaki her grubu bir sofra etrafında birleştiren köklü bir mutfak kültürüne sahip olmanın kıymetini biliyoruz ve temiz, sağlıklı, yerel ve özgün gıdaya erişimin tüm insanlığın hakkı olduğuna inanıyoruz.”

Emine Erdoğan, yenilen, içilen, maruz kalınan her türlü gıdanın, doğallığını yavaş yavaş yitirerek zehirli bir hal aldığını belirterek, anne sütünde bile artık mikroplastiklere rastlandığını, temiz gıdaya erişim hakkının bugün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.

Bu açıdan, yurt dışındaki Türk Mutfağı Haftası kutlamaları için, dünyanın en sağlıklı mutfaklarından biri olarak bilinen “Ege Mutfağı”nın seçilmesini kıymetli bulduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Genetiği bozulmamış, ata tohumlarımızla toprağı zehirlemeyen, organik gübrelerle yetiştirilen, kimyasala bulaşmadan soframıza ulaşan ve şifa reçeteleriyle doğru bir şekilde değerlendirilen ürünlerden tüm insanlığın faydalanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“TÜRK MUTFAĞI, EMEKLE SABIR BİRLEŞTİĞİNDE, ORTAYA ÇIKAN MUCİZENİN ADIDIR”

Türk mutfağının öneminin altını çizen Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Türk mutfağı, emekle sabır birleştiğinde, ortaya çıkan mucizenin adıdır. Tarlayı süren, tohumu savuran, fidanı diken, hasadı yapan, hamuru yoğuran, yufkayı açan, bütün maharetli ellerin ortak eseridir. Vatanımızın her beldesinde ürünle özdeşleşmiş, gönüllere işleyen bir insan hikayesi bulunur. Coğrafi işaret olarak tescillenen ürünlerle birlikte kimliğimizi oluşturan hikayelerimizi de koruma altına almış oluyoruz. Çünkü coğrafi işaret, toprakla özdeşleşen bütün birikimi kapsar. Her birisi ayrı kıymetli ve değeri hak eden ürünlerimizden uluslararası yeni markalar doğmasını yürekten diliyor, dünyada nerede olursa olsun, yerel ürünlere sahip çıkmayı amaçlayan her türlü projeyi gönülden desteklediğimi de bilmenizi istiyorum.”

Emine Erdoğan, Türk kültürünün parıldayan cevheri olan Türk mutfağını tanıtma ve değerlerini muhafaza etme noktasında, Kültür ve Turizm Bakanlığına önemli görevler düştüğüne dikkati çekerek, Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı ve Türk Mutfağı Haftası kutlamalarında ortaya koyduğu çabadan ötürü tüm bakanlık çalışanlarına şükranlarını sundu.

Türk mutfağının yerel ve küresel düzeyde, hak ettiği değere ulaşması için etkinlikler düzenleyen valilik, belediye ve yurt dışı temsilciliklerine de teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, “Bu seneki etkinlikler kapsamında hayata geçirilen, Göbeklitepe’den günümüze, topraklarımızın ‘taşan ama dökülmeyen, artan ama eksilmeyen’ bereketini ortaya koyan, kıymetli sergi dolasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızı ayrıca yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

“FİLİSTİN’DE YAŞANAN VAHŞET, KÜLTÜREL BİR KIYIM DA İÇERİYOR”

Konuşmasında İsrail’in saldırıları altındaki Filistin’de yaşananlara da değinen Emine Erdoğan, “Filistin’de yaşanan vahşetin kültürel bir kıyım içerdiğini, bir milletin, kıyafetinden yemeklerine, tarihi yapılarından doğal güzelliklerine her açıdan yok edilmeye çalışıldığını hatırlatmak istiyorum. İsrail, tavus kuşunun tüylerini alıp üzerine yapıştırmaya çalışan karga hikayesinde olduğu gibi Filistin’in kültürünü, tarihini, mutfağını açıkça çalmaya çalışsa da biz hakikati haykırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, tüm insanların farklılıklarını koruyarak, huzur ve barış içinde aynı sofrada buluşabilmesi dileklerini de iletti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, büyükelçiler ve eşleri ile gastronomi alanındaki öğretim üyeleri ve öğrencilerin de katıldığı etkinlikte, Türk mutfağının geleneksel, sağlıklı ve atıksız kültürel mirası ve Türk mutfağının zenginliğini aktaran video gösterimi de yapıldı.

TÜRKİYE’NİN 7 BÖLGESİNİN KÜLTÜREL MİRASI VE MUTFAK KÜLTÜRÜ

Emine Erdoğan, program öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun ve Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen Türkiye’nin doğal, kültürel güzellikleri, iklim ve coğrafi çeşitliliği ile kadim medeniyetlerden aldığı mirasını 7 bölgenin mutfak kültürü üzerinden tanıtan sergi ve dijital deneyim alanını gezdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda, Ege’den Doğu Anadolu’ya Karadeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı coğrafi bölgelerin sahip olduğu doğal ve kültürel miras ile tarımsal çeşitliliğin yer aldığı sergide ürünleri inceleyen Emine Erdoğan, yetkililerden bilgi aldı.

Emine Erdoğan, sergide ayrıca himayesindeki Dokuma Atlası Projesi kapsamında çalışmalarını artıran Olgunlaşma Enstitülerinin hazırladığı Türkiye’nin Türk mutfak ve sofra kültürünü yansıtan, geleneksel el sanatlarıyla üretilen ürünlerini de inceledi.​​​​​​​

21 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SERGİLENDİ

Emine Erdoğan, etkinliğin fuaye alanında ise ait oldukları yörede kültür, turizm ve ekonomi gibi pek çok alana etki ederek katma değer yaratan Avrupa Birliği tescilli 21 coğrafi işaretli ürünün yer aldığı stantları da ziyaret etti.

Bu stantlarda Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Aydın kestanesi, Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Çağlayancerit cevizi, Gemlik zeytini, Edremit zeytinyağı, Milas yağlı zeytin, Ayaş domatesi, Edremit körfezi yeşil çizik zeytini, Maraş tarhanası ve Ezine peyniri de yer aldı.

Ayrıca geçmişten geleceğe miras bırakılan ata tohumları da etkinlikte sergilendi. Etkinlik kapsamında davetlilere lokum, Türk kahvesi ve boza ikramları da yapıldı.

Okumaya devam edin
Reklamlar
Dünya1 gün önce

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Dünya3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Dünya3 gün önce

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Dünya6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

Dünya1 hafta önce

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

Dünya1 hafta önce

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe İbrahim Türk

Dünya2 hafta önce

“Türkiye Yüzyılı’nı çiftçilerimizle omuz omuza inşa edeceğiz”

Dünya2 hafta önce

“Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor”

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i kabul etti

Gündem2 hafta önce

Tiny House Türkiye Tekerlekli Ev Üreticisi | Setencioğlu

Dünya2 hafta önce

Emine Erdoğan, Anneler Günü vesilesiyle Devlet Konukevi’nde anneleri ağırladı

Dünya2 hafta önce

“Güçlü, bağımsız, seri işleyen bir adalet sistemi evlatlarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli mirastır”

Dünya3 hafta önce

Kuveyt Emiri el Sabah’a Devlet Nişanı tevcih edildi

Dünya3 hafta önce

Kuveyt Emiri el Sabah Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Emiri el Sabah’ı karşıladı

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, UID Kapasite Geliştirme ve Eğitim Çalıştayı katılımcılarını kabul etti

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’i kabul etti

Dünya3 hafta önce

“ Her Kategoride Liderlik Hedefliyoruz, çünkü ezber Bozacağız”

Dünya4 hafta önce

“Sendikal haklar ve özgürlükler alanında 21 yılda tarihî nitelikte pek çok adım attık”

Dünya4 hafta önce

“Ülkemiz için kentsel dönüşüm çalışmaları tercihten öte zorunluluktur”

Dünya4 hafta önce

“Hollanda ile ticari ve ekonomik ilişkilerimiz derinleşerek güçleniyor”

Dünya4 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda Başbakanı Rutte ile görüştü

Dünya1 ay önce

“Elimizdeki tüm imkânlarla Filistin’in yanında olmaya devam edeceğiz”

Dünya1 ay önce

“Almanya ile ticaret hacmimizi 60 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyoruz”

Dünya1 ay önce

Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de 23 Nisan resepsiyonuna katıldı

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Dünyası Çocukları ve TRT Çocuk Şenliği Konuk Çocukları ile bir araya geldi

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı es-Sudani ile görüştü

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Cumhurbaşkanı Reşid ile görüştü

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak’ta

Dünya1 ay önce

Muhammed Kaçar Webx | Türkiye merkez bankasının logosunu Kullanamazsın

Dünya4 sene önce

Metin Aslım : İş ve Cemiyet Hayatının Sevilen Siması

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Emel USLU ATİK ;

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Sibel GÖZÜYUKARI

Dünya3 sene önce

Türkiye’nin Genç Patronları ; Ebru ÖZDEMİR

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Demet PEKER;

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Nalan ÖZKAN

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Filiz YILDIRIM

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Filiz AKKAŞ

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Meliha KARAMAN

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Ali Nihat GÖKYİĞİT

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Ayşegül ABACI

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Buse ALUÇ

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Açelya ELMAS

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Ticarette korumacılığın artması, serbest ticaretin sekteye uğraması endişe vericidir”

Dünya4 sene önce

ASTOP, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’e “Üstün Hizmet ve Başarı Beratı” verdi.

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Gül ALCANSOY;

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“G-20 platformu, küresel meselelerin çözümünde daha etkin ve güçlü bir mecra olmalı”

Dünya3 sene önce

Sektöre yön verenler, Ahmet ÇALLI

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Semra İĞTAÇ

Dünya4 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nı ziyaret etti

Dünya3 sene önce

Burak Elmas, Galatasaray kulübünün 38. başkanı oldu

Dünya3 sene önce

Emel Uslu ATİK’le ZİRVE YOLUNDA

Dünya3 sene önce

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde konuştu

Dünya4 sene önce

İyi ki varsın Beril ÇAVUŞOĞLU

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Burcu KARADAĞ

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE VE JAPONYA’NIN DOSTLUĞU; KÖKLÜ, DERİN VE SAMİMİ”

Dünya5 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kyoto’da Ara Güler Fotoğraf Sergisi’ni açtı

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ DOSTLUK VE YAKIN İŞ BİRLİĞİ TAKDİRLE KARŞILANIYOR”

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın ; Mehmet Cengiz

Dünya1 sene önce

“14 Mayıs 2023 tarihinde milletimiz, cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmek üzere sandık başına gidecektir”

Dünya5 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNİN DEĞERİ DAHA DA YÜKSELMİŞTİR”

Dünya3 sene önce

ULUSLARARASI GİRİŞİMCİLİK VE İNOVASYON ZİRVESİ İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİ

Dünya3 sene önce

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank : Türkiye artık savunma sanayii ihraç edebilen bir ülke

Reklamlar
Reklamlar

PATRONLAR

Dünya1 gün önce

Mobil Tekerlekli Küçük Ev Üreticisi | Setencioğlu

Tiny House Üreticisi | Setencioğlu

Dünya3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası İyilik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gazze ve Filistin’de işlenen insanlık suçlarının hesabının hukuk önünde sorulması için her...

Dünya3 gün önce

Emine Erdoğan, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası: Yedi Bölgede Türk Mutfağı” programına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen, “Asırlık Tatların Buluşma Noktası:...

Dünya6 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Törenine katıldı

“Ülkemizi aydınlık yarınlara adalet sistemimizin kusursuz işleyişi ile taşıyabiliriz”

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 19 Mayıs mesajı

19 Mayıs 1919

Dünya1 hafta önce

“Türkiye’nin son 21 yılda başarı hikâyesi yazdığı alanların en başında tarım gelmektedir”

“ZİRAAT BANKASI, SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Dünya1 hafta önce

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe İbrahim Türk

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe

Dünya2 hafta önce

“Türkiye Yüzyılı’nı çiftçilerimizle omuz omuza inşa edeceğiz”

“MİLLETİN EKMEĞİNE GÖZ DİKENLERDEN BUNUN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ”

Dünya2 hafta önce

“Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Yunanistan ile terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i kabul etti

“Türkiye’ye Hoş Geldiniz”

Reklamlar

Son Dakika Haber

seers cmp badge