“81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına video konferans aracılığıyla bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “81 ilden 560 gençle En Uzun İftar Sofrası” programına, Vahdettin Köşkü’nden video konferans aracılığıyla bağlandı.
Konuşmasında, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her fırsatta gençlerle bir araya gelmeye, onlarla sohbet etmeye, onları dinlemeye büyük önem veriyorum. Çünkü biz gücümüzü, heyecanımızı gençlikten alıyoruz. Milletimizin geçmişten bugüne verdiği mücadelede gençlerimiz hep önde oldu, öncü oldu. Yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin önderleri ve mirasçıları da yine gençler olacaktır. Sizlere müreffeh ve güçlü bir ülke bırakmak için var gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyorum ki sizler de devraldığınız bayrağı çok daha ilerilere taşıyacaksınız. Yaşamın her alanında yapacağınız tercihlerin, alacağınız kararların kişisel hayatınızla birlikte ülkemizin geleceğini de inşa edeceğini unutmayın. Sizlere güveniyoruz. Sizlere inanıyoruz. Sizlerle gurur duyuyoruz.”
“GÜÇLÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE BİLİŞİM ALTYAPISIYLA EĞİTİMLERİNİZİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRMENİZİ SAĞLADIK”
Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınının ülkedeki gençlerin eğitim ve sosyal yaşamına yansımaları olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar oluşturduğumuz güçlü eğitim-öğretim ve bilişim altyapısıyla eğitimlerinizi uzaktan ama kesintisiz sürdürmenizi sağladık. Sosyal yaşamla ilgili olarak ise bir süre daha hepimizin fedakârlık yapması gerekiyor. Tedbirlere sıkı sıkıya riayet ederek, bu salgını en kısa zamanda atlatıp normal hayatımıza döneceğimiz günlerin yakın olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle her birinize Rabbimden başarılı ve sağlıklı bir gelecek temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin aileleri ve arkadaşlarına selamlarını ileterek, “Şimdiden Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra bağlantılarla gençlerin sorularını cevapladı.
Rize’den bağlanan 20 yaşındaki Eda Nur Balcı, salgının yarattığı tahribata karşılık destek paketleri açıklandığını hatırlatarak, gençlere bu süreçte bir sorumluluk düşüp düşmediğini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sormuş olduğun sorunun içeriği itibarıyla gerçekten tüm gençliğimizi yakından ilgilendiren bana göre üç tane önemli boyutu var. Birincisi, kurallara riayet ederek salgının bir an önce tehdit olmaktan çıkmasına özellikle gençlerimizin yardımcı olması, destek vermeleridir. İkincisi, yalan ve yanlış haberlerle milletimizin moralini bozmak isteyenlere fırsat tanımamalarıdır. Biliyorsunuz ciddi manada dezenformasyon yapılıyor ve bu kadar önemli yatırımlar olmasına rağmen, bu yalan yanlış haberlerle halkımız aldatılıyor. Üçüncüsü ise şartlar ne olursa olsun kendilerini geliştirmeye, okumaya, tefekküre, geleceğe hazırlanmaya devam etmeleridir. Unutmayınız sizler bu ülkenin 2053 vizyonunu hayata geçirecek kuşaklarısınız. Sizlerden sadece ilim sahibi olmanızı değil, bunun yanında irfan sahibi olmanızı, bunun yanında hikmet sahibi olmanızı da istiyorum. Yani ilim, irfan ve hikmet. Bunların üçü zaten bir arada olduğu zaman o gençliği kimse yıkamaz.”
Programa katılan Ankara Adalet Nizamoğlu Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Umut Kelepircioğlu, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni liseli gençler olarak aktif kullandıklarını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanım pandemi sebebiyle okullarımızdan uzak kaldık. Acaba gerekli hijyen koşulları sağlandıktan sonra okullarımız açılacak mı?” sorusunu yöneltti.
“VEFAT SAYISINDA DÜŞÜŞ VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu şöyle cevapladı: “İnşallah 17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimimizi önümüzdeki günlerde açıklayacağız. İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden bir tanesi de zaten bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak. Salgının şüphesiz ki inişli çıkışlı seyri bu tür konularda çok önceden kesin tarihler vermemize mani oluyor. Bakınız şu anda ciddi manada vefat sayısında düşüş var. Tabii bu aldığımız tedbirlerin netice vermeye başladığını gösteriyor. Vaka sayılarında çok ciddi düşüş var. Bu da netice almaya başladığımızı gösteriyor. Fakat gerektiğinde şartları zorlama pahasına sizleri okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin olabilirsiniz. Zira herhâlde bir gencin en büyük aşkı öğretmenidir, okulundaki arkadaşlarıdır, okuludur. Ve okullarımızla bizler gelişiyoruz. Okullarımızla geleceğe yönelik güç, kuvvet buluyoruz. Onun için derdimiz bir an önce sağlıklı bir şekilde okullarınıza kavuşmak ve tekrar derslerinize dönmek, hocalarınızla bir arada olmaktır.”
Ordu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisi Betül Dilara Süer’in, “Büyüklerimizden sürekli olarak duyduğumuz ‘Nerede o eski ramazanla?r’ cümlesine katılıyor musunuz? Siz de bu ramazanlara özlem duydunuz mu? Eski ramazanlarda neler vardı?” şeklindeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu karşılığı verdi: “Her şeyden önce hassasiyetiniz bizim için de bir hassasiyettir. Tabii bu soru gerçekten geçmişte yaşadığımız, bugünde yine ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diye zaman zaman ah çektiğimiz, tabii programlar. Benim şu anda o ramazanları yaşadığım babam yok, anneciğim de yok. Onlarla beraber gerçekten biz çok farklı ramazanlar yaşadık. ‘Ah nerede o eski ramazanlar’ diyenler, anneleri ve babalarıyla birlikte o yaşadıkları ramazanları hatırlıyorlar. Şu anda programda anlatamayacağımız o kadar güzellikler, o kadar hassasiyetler vardı ki; onu artık bugüne vurmak çok da kolay değil. İftar saatine doğru koşup fırından 2-3-4 ekmek hamurunu alıp anacığıma yetiştirdiğim günleri hatırlıyorum. O da hemen evde tabii kuzinemiz var. Kuzineye anacağım o hamuru açıyor, üzerine kavurmayı filan yerleştiriyor, üzerine birkaç tane yumurta kırıyor ve ondan sonra iftarı onunla birlikte yapıyoruz. Şimdi tabii siz de iştahlandınız ‘Biz de böyle bir iftar yapabilir miyiz?’ diye. Bizim yaşımızdaki insanlar için elbette eski günleri hakikaten özlemle yâd etmek gayet normaldir. Ama her dönemin kendine göre güzellikleri olduğunu da unutmayın. Sizler de ileride belki bugünkü ramazanları aynı hissiyatla yâd edeceksiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlik yıllarından beri hep siyasetin ve yoğun sosyal hayatın içinde olduğu için iftarları çoğu zaman çekirdek ailesiyle yapamadığını anlatarak, şunları söyledi: “O denli aileden uzak bir durumun içindeydik. Bununla birlikte iftarda birlikte olduğumuz her kesimden insanımızı büyük ailemizin bir parçası olarak görüyoruz. Elbette bulduğumuz her fırsatta çocuklarımızla, torunlarımızla, yeğenlerimizle iftar yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ama ben yine de sizlere özel olarak şu tavsiyemi yapıyorum. Aman hem ailenizle birlikte iftar yapmaktan ama bunun yanında da fakir fukara, garip gureba sofrasında olmaktan da bence geri durmayın. Okuldaki arkadaşlarınızla, tabii korona hep önünü kesiyor ama birlikte iftar yapmak da bir başka zevktir. Ondan da ayrı kalmayın derim.”
18 yaşındaki üniversite sınavına hazırlanan Mert Eren Yavuz, Diyarbakır’dan katıldığı programda “Sizin gibi saygıdeğer bir devlet büyüğümüzle konuşmanın verdiği sevinç ve gururu yaşıyorum. Yakınınızdaki eş, dost ve akrabalarınız sizin için ‘Tam bir Kasımpaşalı’ ifadesini kullanıyor. Sizce sizi Kasımpaşalı yapan en belirgin özellikleriniz nelerdir?” diye sordu.
“HİÇBİR ZAMAN NAMERTLERİN KARŞISINDA BAŞ EĞMEDİM”
Kasımpaşa’nın İstanbul’un en renkli insan çeşitliliğine, buna bağlı olarak da en zengin kültüre sahip semtlerinden biri olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları anlattı: “Böyle bir semtte doğup büyümüş olmayı kendim için adeta bir lütuf olarak görüyorum. Her ne kadar birileri Kasımpaşalı deyimini kabadayılıkla örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli özelliği işte bu insan ve kültür zenginliğidir. Siyasette, belediye başkanlığında, Başbakanlıkta ve Cumhurbaşkanlığında böyle zenginlik içinde yetişmiş olmamın çok büyük faydalarını gördüm. En azından o aldığım kültür bana baş eğdirmedi. Hiçbir zaman namertlerin karşısında baş eğmedim. Mert olmaktan asla taviz vermedim. İşte o Kasımpaşa’nın bana vermiş olduğu o kültürün bir gereğidir. Hep dik durduk, dikleşmedik. İşte onu oradan aldım. Bundan dolayı da Kasımpaşa’nın tüm o geçmişteki büyüklerime, benim de çocukluğumu geçirdiğim, oradaki hakikaten irfan idrak sahibi büyüklerime çok teşekkür ediyorum. Ölenlere de Allah’tan rahmet diliyorum.”
Van’ın İpekyolu ilçesinden bağlanan, üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşındaki Tutku Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2023’te ilk kez oy kullanacak olmanın gururunu yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanım sizi 18 yaşından beri siyasette bulunduran ve neticede girdiği her seçimi kazanan bir parti lideri, Cumhurbaşkanı yapan en büyük motivasyon kaynağı nedir?” şeklindeki soru üzerine, şunları söyledi: “Tutku kızım, her şeyden önce yakaladığın bu soru, gerçekten benim için içinde çok ciddi hassasiyetler barındıran bir soru. Siyasete kendimize ait hissettiğimiz davamıza daha iyi hizmet edebilmek için girdik. Yani bir eğlence olsun diye girmedik. Bir dava olarak baktığımız için girdik. Elde ettiğimiz her başarıya, geldiğimiz her makama da aynı hissiyatla baktık. Her zaman söylediğim gibi biz bu millete efendi olmaya değil, hizmet etmeye geldik.”
Her işe öncellikle Allah’ın rızasına nail olmak için başladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın masum yüzlerinde, gençlerimizin umutla parlayan gözlerinde şahit olduğumuz azim, verdiğimiz çok yönlü mücadelede en önemli ilham kaynağımız budur. Ülkemize kazandırdığımız her eserin ve hizmetin ardından milletimin gönlünden kopup gelen bir ‘Allah razı olsun’ sözü bize en büyük mükâfattır. Ondan daha büyük ödül olamaz. Dünyanın dört bir yanındaki mazlumların ve mağdurların kalplerini ve yönlerini Türkiye’ye çevirmiş olduklarını görmek ise sorumluluğumuzu daha da ağırlaştırıyor” ifadelerini kullandı.
“ADALETLE HÜKMETMEYE ÇALIŞAN BİR TÜRKİYE VAR”
Afrin’de iftar saatine doğru, oradaki dükkânların kapılarında kendisinin fotoğraflarının asılı bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu acaba niçin? Afrinli böyle bir sevgiyi, o resimlerle nasıl sembolleştiriyor? Birbirimizi tanımıyoruz. Tanıyoruz. Nereden tanıyoruz? Onlar mazlum durumdayken bizler kardeşleri olarak onların yanında yer aldık, oradan tanışıyoruz. Biz işte tüm bunlardan aldığımız güç ve motivasyon ile birlikte vesayetten darbecilere kadar herkese meydan okuyor, ‘Dünya beşten büyüktür’, bunu nerede söyledik? Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda söyledim. Bazıları ‘Hani nerede, ne söylüyor?’ filan diyorlar da, hâlbuki bir videoyu falan karıştırsa oradan görecek. Dünya bütün adaletsizlikleri yaşadığı yerde, karşısında adaletle hükmetmeye çalışan bir Türkiye var. Bunun için de diyoruz ki; dünya beşten büyüktür. Bunu bugün söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz. Kaldı ki Birleşmiş Milletler’de daimi üye sayılarının tamamı, bütün ülkeler, üye sayısı 196, bunların da tamamı daimi olabilmeli, ama dönerli şekilde, ama farklı şekilde. Bunu her gittiğimiz ülkeye anlatıyoruz, kabul ediyorlar. Şu anda beş tane daimi üye ülkenin iki dudağı arasında. Bu adil bir dünya değil. Artık dünya 1. Dünya Savaşı sonrası şartlarda değil, onlar artık geride kaldı. Şimdi eğer yeni bir dünyayı hep birlikte kuracaksak, bunu ben göremezsem bile inşallah sizler göreceksiniz. Sizler bunu başaracaksınız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’den bağlanan Sağlık Meslek Lisesi öğrencisi Deniz Kaya’nın, yoğun çalışma temposu ile yoğun siyasi hayatının, aile hayatında baba ve dede rolünü nasıl etkilediğini sorması üzerine, şunları söyledi: “Deniz şimdi öyle bir soru sordu ki, yaramı deşti. Bu seçim çalışmalarından, gece geç saatlerde eve gelişlerden bir tanesinde de yine eve çok geç gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı. Pusulada şu yazıyordu. ‘Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?’ Çünkü her gece eve geliş saat 24.00, 01.00. Ben geldiğim de bir de bakıyorum çocuklar yatmış. Ama biz de tabii çalışmalarımızı yapıyoruz, toplantılarımız oluyor vesaire. Belki yanlış yaptım ama sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak, o çalışmazsa, bu çalışmazsa kim çalışacak? Bir şeyler yapmamız lazım. Yarının aydınlık Türkiye’sini, hani diyoruz ya Gazi’nin söylediği gibi ‘Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak’ Bu lafla olmaz. Eğer Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracaksak, çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. İşte 18 senede öyle çalıştık, öyle çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz ki, bak İstanbul-İzmir arasını 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü? Artık arabanıza biniyorsunuz, 3 saat 15 dakikada İstanbul’dasınız veya İstanbul’dan İzmir’desiniz. Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramamış olmak tabii ki en büyük yaramdır. Hamdolsun onlar bu durumu gördükleri için fedakârca sabrettiler ve hep yanımda yer aldılar. Torunlarımla daha fazla vakit geçirebilmek için her vesileyi kullanıyor, her fırsatı değerlendiriyorum. Üstlendiğim görevlerin yoğunluğu sebebiyle çocuklarımla ve torunlarımla hâlâ arzu ettiğim kadar vakit geçiremiyorum. Fakat onların zaman zaman yanıma gelmiş olmaları, şu anda tabii Allah’ıma hamdolsun, sekiz tane torunum var. Ama dua edelim daha çok olsun inşallah. 2053’ün neslini yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Sizleri ben 2053’ün şimdiden mimarları olarak görüyorum ve bunu da başaracaksınız. Buna da inanıyorum. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz ve bunu da başaracağız inşallah.”
Konya’dan katılan lise son sınıf öğrencisi Fatih Furkan Emre Deveci, Millî Teknoloji Hamlesi’nin, hem gençlerde hem de Türk halkında heyecan uyandırdığını belirterek, “Bugünden baktığımızda gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz, biz gençleri Milli Teknoloji Hamlesi’nde daha neler bekliyor?” sorusunu yöneltti.
“SAVUNMA SANAYİNDE İHRACAT YAPAN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ülkenin gerçek manada egemen bir devlet hâline gelebilmesinin bazı şartları olduğunu ifade ederek, soruya şu karşılığı verdi: “Bunlardan bir tanesi de teknoloji geliştirebilen ve üretebilen altyapıya sahip olmasıdır. Bakın ülkemden şöyle bir profil çiziyorum. Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde millî savunmada yüzde 20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde kullanım yapıyorduk. Ama şimdi yüzde 20’den yüzde 76’ya çıktık. Nereden nereye. Belki bilinçli olarak, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye millî ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun en büyük ve tehlikeli yansımalarını da savunma sanayinde gördük. Amerika’ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush’tan ben bu dronlarla ilgili, İHA’larla ilgili ‘Bize İHA vermeyecek misiniz?’ dedim. O zamanlar bize 48 saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun? Terörle mücadele için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı’nı yanına çağırdı, o da toplantımızdaydı. Dedi ki ‘Niye böyle yapıyorsunuz?’ Dışişleri Bakanı da o zaman Rice. Dedi ‘Bundan böyle kesinlikle Türkiye’ye insansız hava aracı, bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz’ 24 saatliğine bize İHA’lardan veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA ne işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra servise sinyallerini veriyor. Servise verdiği sinyallerle de F-16’lar gidip orayı vuruyor. Tabii bu size bir zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu? Bayraktarlar İHA’yı da yaptı, SİHA’yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak Akıncı’yı yaptı. Bundan böyle çok daha farklı bir konumdayız. Geldiğimiz yer elbette çok önemli ama henüz yine de söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz. Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız. İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA’larımızın bütün mühimmatını da Türkiye’de yapıyoruz. Yani ‘Birisi bize göndersin de kullanalım’ yok. Biz şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım, bombalarını da biz üretiyoruz. Yani bütün Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.”
“GENÇLERİMİZİN MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ’NE OLAN İLGİLERİNİN HER GEÇEN GÜN ARTTIĞINI GÖRÜYORUZ”
Teknoloji geliştirmek için gereken insan kaynağını ve fiziki altyapıyı bir anda ortaya çıkarmanın mümkün olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun uzun soluklu bir mücadeleyi gerektirdiğine işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 20 yıla yaklaşan sürede serptiğimiz tohumların yeşerdiğini Allah’a hamdolsun, gençlerimizin Millî Teknoloji Hamlesi’ne olan ilgilerinin her geçen gün arttığını TEKNOFEST’lerde görüyoruz. On binler, yüz binler TEKNOFEST’teki gösterilere katılıyor. Niye? Ya bu milletin aşkı var. Bu milletin genci bugünlerin hep özlemi içerisindeydi ve şimdi umudumuz artıyor, umudumuz güçleniyor. İnşallah bu mücadeleyi zirveye sizler çıkartacak, nihai hedeflerine de sizler ulaştıracaksınız” diye konuştu.
Muğla’nın Datça ilçesinden bağlanan ve Anadolu Lisesi 3. sınıfta okuyan Furkan Yedikat, “2002 yılı öncesinde birçok zorluklarla uğraşan bir Türkiye vardı. Ancak bu zorlukların hiçbirini yaşamadığımız için bize uzak geliyor. Bu zorlukları anlayabilmek ve yakınlarımıza anlatabilmek için bizlere ne tavsiye edersiniz?” sorusunu yöneltti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle tabii bu sözlerine bu zorlukları yaşamış, çekmiş İstiklal Marşı’mızın şairiyle cevap vermek istiyorum. Mehmet Akif merhum, ‘Tarihi tekerrür diye diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’ Bizim de millet olarak geçmişimizden ibret alarak aynı hatalara düşmememiz gerekiyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar için eski Türkiye ile bugünkü Türkiye’nin mukayesesini yapmanın nispeten daha kolay olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Çünkü onlar tüm zorlukları, sıkıntıları, çarpıklıkları yakinen gördüler, yaşadılar. Gençlerimiz, bizzat tecrübe etmedikleri bu mukayeseyi yapmakta elbette zorlanıyor. Sizlerin de büyüklerinizden dinleyerek, o dönemin görüntülerini seyrederek, okuyarak bu eksiği kapatmanız gerekiyor. Unutmayın sevgili gençler, yapmak zor, yıkmak kolaydır. Ne diyor Akif? ‘Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek ancak hadi gel yapalım şunu geri desen bir Sinan, bir de Süleyman gerek.’ Ne düzel değil mi? Hem elimizdekinin kıymetini bilmek hem de hedeflerine sıkı sıkıya sarılmak için geçmişimizi çok iyi öğrenmeliyiz. Yıkmak kolay, yapmak zor ama siz inşallah yıkanlardan değil, yapanlardan olacaksınız. Bilgisayarınızla hedefleri aynı şekilde inşallah olgunlaştıracaksınız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medipol Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü 1. sınıf öğrencisi Mihal Sarıyıldız’ın, Adalar’daki 978 atın akıbetini sorması üzerine, Adalar’daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda çalıştırılması ve muhafazasının uzunca bir süredir gündemlerinde olduğunu söyledi. Bu konuda eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları rahmetli Kadir Topbaş ile Mevlüt Uysal’ın çeşitli çalışmalar yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Ancak bu hazırlıklar uygulanamadan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim değişti. Ardından da hâlâ ne olduğuna dair tatmin edici bir açıklamanın yapılamadığı müessif hadise yaşandı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ayrı bir ikiyüzlülük örneğidir. Hadi konuşsanıza, niye konuşmuyorsunuz? Sesinizi çıkarsanıza, niye çıkarmıyorsunuz? Bu işin ideolojik boyutu olamaz. Hayvanlara acımanın ideolojik boyutu tam aksine olması lazım. Nedir o? Hayvanı seveceksin ve onların bu ıstıraptan kurtulması için ne gerekiyorsa bunu yapacaksın. Bize haber geldi, İçişleri Bakanım beni aradı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da yanındaydı. Ben dedim ki, ‘Ne gerekiyorsa yapalım’ Söyledikleri, ‘Burada elektrikli araçlar kullanabilir miyiz?’ Hayırlı olsun kullanın, yeter ki hayvanlar bu ıstırabı çekmesin. İstanbul’un atlarına dahi sahip çıkıp, hesabını veremeyenlerin diğer konularda neler yaptıklarını düşünmek bile istemiyoruz. Hiç şüphesiz tüm bu olup bitenleri, İstanbul halkıyla birlikte milletimiz görüyor, değerlendiriyor. Günü geldiğinde bunların hesabı sandıkta feraset sahibi tüm İstanbullular tarafından sorulacaktır, ben buna inanıyorum.”
“GENÇLERİMİZ TRANSKRİPT BELGELERİNİ, HERHANGİ BİR ÜCRET ÖDEMEDEN VE HIZLI BİR ŞEKİLDE ALABİLECEKLER”
Sinop’tan bağlanan Bursa Uludağ Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şevval Çörtmenoğlu’nun, yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi olarak dünyanın her yerinden alınabilen transkript belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istediklerini dile getirmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine teşekkür ederek, bugünlerin hassas sorularından biri olduğunu ifade etti.
Bu konuda bir süredir üniversite öğrencilerinden şikâyetler aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konuyu Yükseköğretim Kurumumuzla görüşerek çözümü konusunda gereken talimatları verdik. Yükseköğretim Kurumumuz da üniversitelerimizle gereken koordinasyonu sağlayarak, hazırlıklarını tamamladı. Şimdi sizlere bu müjdeyi ekrandan duyurmak istiyorum. Artık gençlerimiz transkript belgelerini, tam da sizin istediğiniz şekilde, istedikleri yerden, çift dilli olarak, herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde alabilecekler. Hem salgın döneminde farklı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine yurt dışında devam etmek isteyen öğrencilerimize büyük kolaylık sağlayacak bu yeniliğin gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Antalya’nın Alanya ilçesinden katılan ve üniversite sınavına hazırlandığını belirten 19 yaşındaki Arif Emirhan Bulut’un, Türkiye’nin salgın döneminde yaptığı insani yardımların devamının gelip gelmeyeceği sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın tamamıyla birlikte Türkiye’yi de derinden etkileyen Koronavirüs salgınıyla mücadelede örnek bir ülke konumunda olduklarını ifade etti.
“SALGIN DÖNEMİNDE ÇOK YÖNLÜ BİR DESTEK PROGRAMINI HAYATA GEÇİRDİK”
Sağlık sisteminin gücü sayesinde pek çok yerde ortaya çıkan felaket görüntülerinin Türkiye’de yaşanmadığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda üretimi ve tedarikindeki güçleri sayesinde de hiçbir insanın temel ihtiyaçlarını karşılama hususunda sıkıntıya düşmediklerini aktardı.
Bununla birlikte zorunlu olarak aldıkları kısıtlama tedbirlerinden olumsuz etkilenen kesimler olduğunu da bildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir destek programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61 milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık 2 milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık. İstihdamı korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi ücret desteğinden 2,5 milyon, işsizlik ödeneğinden 1 milyon insanımız istifade etti. Normalleşme desteği için de 3,2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde karşılıksız destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar liranın üzerinde bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın, karşılıklı ödeme değil, hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta primlerinden çek ve senetlere kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol açabilecek ödemeleri erteledik. Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük faizli kredilerle esnafımızdan sanayicimize kadar iş dünyasının tüm kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir kaynakla destekledik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, temennilerinin, salgının bir an önce sona ermesi ve insanların hayatlarının normale dönmesi olduğunu, bu gerçekleşene kadar millete verdikleri destekleri, gerektiğinde çeşitlendirerek sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.
“Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz olmadığını, devletin tüm imkânlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını göstermiştir. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En Uzun İftar Sofrası” programını, ismiyle müsemma uzun ve keyifli bir sohbet olarak gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Katılan gençlere teşekkür ederek aileleriyle birlikte mutluluklar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada “Türkiye’ye 24 yılda çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımlarımız bulunuyor. İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılar vasıtasıyla, Kırklareli’nde yaşayan bütün vatandaşları yürekten selamladığını söyledi.
Kırklareli’nin güzel insanlarına kendisini hasretle bağırlarına bastıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’tan muhabbeti ve dayanışmayı daim eylemesi temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok önemli bir yatırımın açılışını yapmak üzere katılımcılarla beraber olduklarını ifade ederek “Ulaştırma alanında stratejik bir projeyi daha ülkemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Öncelikle heyecanımızı bugün burada bizlerle paylaşan Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sayın Marta Kos’a teşekkür ediyorum. Sayın Kos’u bu vesileyle ülkemizde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin şehrimize, Trakya bölgemize, Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Bu önemli yatırımın milletin hizmetine sunulmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine her bir emek sahibini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı toplam 229 kilometrelik uzunluğuyla ülkemize vizyon katacak ulaştırma projelerimizden biridir. Projemiz üç etaptan oluşmaktadır. 153 kilometre uzunluğa sahip Çerkezköy-Kapıkule kesimi projemizin en uzun etabıdır. Saatte 200 kilometre tasarım ve işletme hızına sahip olacak hattımız, çift hatlı, elektrikli, sinyalli olarak inşa edilmiştir. Hat üzerinde 31 köprü, 2 bin 520 metre uzunluğunda 8 aç-kapa tünel, 2 viyadük, 114 alt ve üst geçit ile 175 menfez vardır. Böylece Tekirdağ’ı Kırklareli’ne ve Edirne’yi hızlı tren ağına dahil ederek, hızlı tren ağımızı Çerkezköy’den Kapıkule’ye kadar ulaştırmış oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin hizmete girmesiyle etkilerini çok geniş bir alanda görecekleri yeni bir dönem başlayacağını dile getirerek “En başta Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1 saat 30 dakikaya düşecek. Yük taşıma süresi ise 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya inecek. Demir yolu hattının kapasitesi de yaklaşık 4 katına çıkacak. Yıllık yolcu kapasitesinin 600 binden 3 milyona, yıllık yük kapasitesinin ise 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona yükselmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“PROJEMİZ TRAKYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ÇOK CİDDİ KATKILARDA BULUNACAK”
Bunun ulaşımın hızlanması, lojistiğin güçlenmesi ve seyahat süresinin azalması anlamına geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, neticede üretimin, ihracatın ve istihdamın artacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret ve turizm inşallah daha da hareketlenecek. Projemiz sadece gönülleri ve şehirleri birleştirmekle kalmayacak. Aynı zamanda Trakya ve Türkiye ekonomisine çok ciddi katkılarda bulunacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Kapıkule’deki demir yolu kapasitesini artırdıklarını, gar sahasında yol sayısını 23’ten 42’ye, toplam hat uzunluğunu ise 15 bin 675 metreden 51 bin metreye çıkardıklarını belirtti.
Proje kapsamında Babaeski, Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da yeni istasyon binaları inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kapıkule ve Edirne gar binalarını yeniden yapıyoruz. Çerkezköy’de yük istasyonu personel binası ve lokomotif bakım atölyesi de projenin kapsamında yer alıyor. Böylece sadece ana hattı değil, hattın bütün unsurlarını modern ve güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum” diye konuştu.
Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı’nın öneminin yalnızca Trakya bölgesiyle sınırlandırılamayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu hat Bakü, Tiflis, Kars ve Marmaray üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un Avrupa bağlantısını da güçlendiriyor. Halkalı-Kapıkule projesi 6 bin 314 kilometrelik Kalkınma Koridoru’nun Türkiye’den geçecek 2 bin 94 kilometrelik bölümünün kritik parçalarındandır. Faw Limanı’ndan başlayıp ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nun batı ucundaki Avrupa bağlantısını oluşturacaktır. Bu tablo bize aslında şunu gösteriyor, ulaştırma yatırımlarımız artık yol, köprü ve demir yolu yatırımı olmaktan çıkmış, küresel ticaret yollarının en stratejik halkalarına dönüşmüştür. Halkalı-Kapıkule hattı, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi merkezlerimizin ve limanlarımızın Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla bu hat inşallah Anadolu’nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trakya bölgesiyle birlikte Türkiye ekonomisine büyük katkılar yapacağına inandığı bu önemli projenin hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Kırklareli’mize ve tüm bölgemize böylesi stratejik bir yatırımı kazandırmaktan büyük bahtiyarlık duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Rabb’im bizi sizlere ve Türk milletine hizmet yolundan ayırmasın diyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye 24 yılda kelimenin tam anlamıyla çağ atlattıkları alanların başında ulaştırma yatırımlarının bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır. Toplam demir yolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık. Elektrikli hat uzunluğumuzu 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye çıkardık. Yüzde 243’lük bir artış sağladık. Sinyalli hat uzunluğumuz 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye yükseldi. Buradaki artışımız yüzde 236 oldu. Ülkemizi hızlı trenin konforuyla tanıştıran yine biz olduk.”
Sıfırdan başlayarak ülkeye 2 bin 251 kilometre uzunluğunda hızlı tren hattı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün hızlı tren hizmetlerinden nüfusumuzun yüzde 51’i yararlanıyor. Çerkezköy-Kapıkule hattının tamamlanmasıyla hızlı tren hatlarımızın uzunluğu 2 bin 604 kilometreye çıkacak. Doğrudan hızlı tren bağlantısı bulunan il sayımız ise 14 olacak. 2028 yılı sonunda ise bunu 27 şehre çıkarmayı istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında demir yolu yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hâlihazırda toplam 4 bin 858 kilometrelik demir yolu hattının yapımı sürüyor. 2053 için hedefimiz demir yolu hat uzunluğumuzu 28 bin 590 kilometreye yükseltmektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da çok net gördüğüne inandığı derin bir farka bir kez daha vurgu yapmak istediğini belirterek, gündemlerinin ne olduğunun, neyle meşgul olduklarının, ne için çalıştıklarının, hedeflerinin ve hayallerinin katılımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.
Kendi gündemlerinde vatandaşa hizmet etmek ve ülkeye eser kazandırmak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta Şanlıurfa’daydık. Urfa’da 2 bin yatak kapasiteli şehir hastenemizi hizmete açtık. TEKNOFEST Güneydoğu’da Türkiye’nin umudu olan gençlerimizin birbirinden gurur verici projelerine şahitlik ettik. Öncesinde İstanbul Havalimanı 4. pist ve ilave yatırımların açılışını gerçekleştirdik. Daha öncesinde Samsun’da 17 milyar liralık bir yatırım olan 1458 yataklı Samsun Şehir Hastanemizi hizmete aldık” diye konuştu.
“TÜRKİYE’Yİ YENİ YÜZYILA HAZIRLAMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ KOŞTURUYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise Kırklareli’nde olduklarını, durmadan, dinlenmeden 7 gün 24 saat aşkla çalıştıklarını vurgulayarak, “Biz icraat üretiyoruz, icraat. Hizmet üretiyoruz, hizmet, laf değil. Taş üstüne taş koyuyoruz. Biz Türkiye’yi yeni yüzyıla hazırlamak için gece gündüz koşturuyoruz. Peki, sürekli bizi eleştirenler, sürekli bize sataşanlar ne yapıyor? 24 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de aynısını yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Dikkat edildiğinde onların gündemlerinde hiçbir somut proje olmadığını, yalanın ise onlarda bol olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bile inanmadığı popülist vaatler dışında milletin derdine derman olacak hiçbir önerilerinin olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Varsa yoksa yalan, dolan, spekülasyon. Siyasi parti değil, sanki iftira üretme merkezi. Sanki dedikodu kazanı bunlar. Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler. Sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler. FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar. Münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar. Bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.”
“SİZ ÖNCE SOYUP SOĞANA ÇEVİRDİĞİNİZ BELEDİYELERİN HESABINI VERECEKSİNİZ”
Bunun adının siyaset, muhalefet etmek ve kamu adına hesap sormak olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa başkalarına laf söylemeden önce para kulelerinin hesabını vereceksin. Elimizde 32 saatlik kumpasın kaydı var. ‘Ben izledim’ dediğiniz baklava kutularının hesabını vereceksiniz. Siz önce arpalığa çevirdiğiniz eş, dost, akraba çiftliğine çevirdiğiniz, soyup soğana çevirdiğiniz belediyelerin hesabını vereceksiniz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin kendilerine siyasi etik dersi vermeye kalkmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Biz bu ilkesiz siyasete, bu rezil siyasete prim vermeyiz. Kim milletin hakkına, hukukuna ve emanetine el uzatırsa karşısında bizi bulur, yargısıyla, emniyetiyle, maliyesiyle, devletin tüm kurumlarını bulur. Hukukun, meşruiyetin sınırlarını aşanlar aynı zamanda ahlakın sınırlarını da aşarlar. Bizim bunlarla işimiz olmaz ve olamaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının suç işleyenin, suçu sabit olanların yakasına yapıştığını vurgulayarak, “Bu konudaki kararlılığımızı, bu konudaki hassasiyetimizi 24 sene boyunca defalarca milletimize gösterdik. Fakat şunu da bilsinler ki ne ekran tetikçilerinin ne de siyasetçi kılıklı müfterilerin haysiyet cellatlığı yapmasına, yargısız infaz yapmasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“AKIL VE BASİRETLE BU HASSAS SÜRECİ YÖNETECEĞİZ”
Kirli yöntemler, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla kadrolarına karşı bir operasyon yürütülmesine eyvallah demeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Siyasetin de medyanın da limanı ahlaktır, dürüstlüktür. Biz ilk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde sapasağlam duruyoruz. Haksızlığın, hukuksuzluğun, tamahkarlığın üzerine istismarcılara rağmen ciddiyetle gidiyoruz ve gideceğiz. Ama bunu yaparken adaletten, ahlaktan, vicdandan, özellikle hakkaniyet çizgisinden bir milim sapmayacağız. Ne oyuna geleceğiz ne tuzağa düşeceğiz ne de birilerinin yalan rüzgarına kendimizi kaptıracağız. Sağduyulu ve serinkanlı bir şekilde akıl ve basiretle inşallah bu hassas süreci yöneteceğiz. Milletim müsterih olsun. Bize güvensin. Ama aynı zamanda uyanık ve dikkatli olsun. Milletim sicili bozuk siyasi fırsatçıların nemalanma tuzağına düşmesin. Biz gerekeni yapıyoruz. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle meseleye vaziyet ediyoruz.”
Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.
Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da bir konuşma yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tablo hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, duanın ardından açılış kurdelesini kesti.
Açılış töreninin ardından makinist koltuğuna geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı tren hattındaki ilk seferi gerçekleştirerek Babaeski’den Lüleburgaz’a yolculuk yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.