Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Bali Liderler Zirvesi sonrası yaptığı basın açıklamasında, “Türkiye, tüm insanlığın huzurunu, barışını ve refahını etkileyen sınamalar karşısında üzerine düşeni yerine getirmenin çabasındadır. Salgın döneminde, toplam 161 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım malzemesi göndererek nasıl ihtiyaç sahiplerinin yanında olmuşsak bugün de tüm gücümüzle barışın, refahın ve adaletin tesisi için samimiyetle gayret gösteriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Endenozya’nın Bali Adası’nda düzenlenen G20 Liderler Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17. G20 Liderler Zirvesi’ndeki programlarını Endonezya’nın müstesna ev sahipliğinde tamamladıklarını dile getirerek, “Dönem başkanlığı görevini başarıyla icra eden Endonezya’yı tebrik ediyorum. Şahsıma, eşime ve heyetime gösterdikleri hüsnükabul dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sayın Widodo başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“TERÖR TEHDİDİNİ KAYNAĞINDA BERTARAF ETME STRATEJİMİZİ KARARLILIKLA UYGULAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
İstiklal Caddesi’nde pazar günü meydana gelen terör saldırısı sonrasında doğrudan telefon ve mesaj yoluyla taziye ve geçmiş olsun dileklerini iletenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İkisi çocuk, altı sivilin hayatını kaybettiği bu alçak saldırı, terörün kanlı ve çirkin yüzünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. DEAŞ’la mücadele bahanesi altında terör örgütüne destek verenler de dökülen her damla kana ortaktır. Bölücü terör örgütü, Suriye ve Irak’ta köşeye sıkıştıkça çaresizliğini bu tür kalleş eylemlerle gizlemeye çalışmaktadır. Ne yaparlarsa yapsınlar, kimin arkasına saklanırsa saklansınlar teröristler kendilerini bekleyen acı akıbetten kurtulamayacaklardır. Nitekim emniyet birimlerimiz, hain saldırının faili olan teröristi ve iş birlikçilerini kısa sürede yakalamışlardır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve bölgemizin geleceğinde terörün hiçbir türlüsüne yer olmadığının altını tekrar çizmek istiyorum. Terör tehdidini kaynağında bertaraf etme stratejimizi kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Tüm dost ve müttefiklerimizin de Türkiye’nin bu haklı mücadelesine samimi desteğini bekliyoruz. Bir kez daha terör saldırısında vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyor, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum” diye ekledi.
“DÜNYAMIZ, SON ÜÇ YILDIR SALGINLA BAŞLAYIP SICAK ÇATIŞMALAR VE BÖLGESEL GERİLİMLERE ÇETREFİLLEŞEN SANCILI BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”
G20’nin bu seneki temasının “Birlikte toparlanma, daha güçlü toparlanma” olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede sene boyunca bakanlar düzeyinde toplantı ve çok sayıda teknik düzeyde çalışma gerçekleştirildiğini söyledi.
Türkiye olarak bu faaliyetlere aktif olarak iştirak ettiklerini, görüşlerini paylaştıklarını, zirve gündemine katkıda bulunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Zirve kapsamında küresel, siyasi ve ekonomik görünüme ilişkin son gelişmeleri değerlendirdik. Dünyamız son üç yıldır salgınla başlayıp sıcak çatışmalar ve bölgesel gerilimlere, özellikle çetrefilleşen sancılı bir süreçten geçiyor. Salgın döneminde alınan katı tedbirlerin tedarik zincirleriyle uluslararası ticaretin işleyişi üzerindeki olumsuz etkilerini hâlen hissediyoruz. Bilhassa aşırı yükselen enerji, gıda ve ham madde fiyatlarının hiçbir ayrım yapmadan tüm ekonomileri zorladığı görülüyor.”
Avrupa ve Amerika dâhil pek çok bölgede son 50-60 yılın zirvesine ulaşan enflasyon rakamlarının, karşılaşılan sıkıntının büyüklüğünü ortaya koyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun hiçbir ülkenin şimdiye kadar kendisini bu enflasyon cenderesinin dışında tutmakta başarı sağlayamadığını vurguladı.
Alışılageldik usullerle, ezberlenmiş yöntemlerle enflasyonu düşürme formülünün ise henüz istenilen sonuçları vermediğini gördüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yöntemlere başvuranlar daha da yükselen enflasyon sorunuyla birlikte istihdam kayıplarıyla da yüzleşmeye başlamışlardır” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel ekonomiyle ilgili giderek artan resesyon tartışmaları yakın gelecekte bizleri bekleyen tehlikeye işaret ediyor. Uluslararası kuruluşların raporları ve ekonomik göstergeler, şayet bir çıkış yolu bulunamazsa mevcut durumun kötüleşeceğini gösteriyor. Elbette bu kriz belli bölgelerin değil, batıdan doğuya, kuzeyden güneye tüm ülkelerin krizidir. Ancak küresel ekonomideki kötüleşmenin en şiddetli vurduğu yerler Afrika ve Asya’daki kırılgan devletlerdir. Salgın döneminde sağlık alanında ortaya çıkan gayriinsani manzaralar, bugün de gıda ve enerji alanında tekerrür etmektedir. Somali’den Yemen’e, Sudan’dan Afganistan’a uzanan geniş bir bölgede milyonlarca insan, açlık ve kıtlık tehdidiyle karşı karşıyadır.”
Aynı şekilde ekonomik krizin, özellikle Batı ülkelerinde Müslümanların yanı sıra Afrika ve Asya kökenli göçmenlere karşı nefret söylemlerini de artırdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “7 milyon vatandaşı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak nefret söylemlerinin varabileceği ürkütücü boyutları gayet iyi biliyoruz. İslam ve yabancı düşmanlığıyla mücadelede daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye tüm insanlığın huzurunu, barışını ve refahını etkileyen bu sınamalar karşısında üzerine düşeni bihakkın yerine getirmenin çabasındadır” görüşünü paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak salgın döneminde toplam 161 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım malzemesi göndererek nasıl ihtiyaç sahiplerinin yanında oldularsa, bugün de tüm güçleriyle barışın, refahın ve adaletin tesisi için samimiyetle gayret gösterdiklerini belirtti.
“BÖLGEMİZDEKİ ÇATIŞMALARI SONLANDIRMAK İÇİN EN FAZLA ÇALIŞAN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”
Türkiye’nin, millî gelire göre dünyanın en fazla insani yardım yapan ülkesi olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 5 milyon, yerlerinden edilmiş kişiye yıllardır ev sahipliği yapıyoruz. Yardım kuruluşlarımızla nerede bir ihtiyaç sahibi varsa imdadına koşuyoruz. Bölgemizdeki çatışmaları sonlandırmak ve akan kanı durdurmak için en fazla çalışan ülke konumundayız” sözlerini sarf etti.
Ukrayna’da, ihtilafın ilk gününden bu yana savaşın kazananının, adil bir barışın ise kaybedeninin olmayacağı düşüncesiyle hareket ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: “Taraflar nezdinde bu anlayışla pek çok kolaylaştırıcı ve arabulucu nitelikte girişimde bulunduk. Tarafları pek çok defa aynı masa etrafında bir araya getirme başarısını sergiledik. Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler’le birlikte Karadeniz’de tahıl koridorunu inşa ettik. Bu şekilde gıda krizinin çözümüne büyük katkı sağladık. Şimdiye kadar yaklaşık 11 milyon ton tahılın dünya pazarına girmesini temin ettik. Mutabakatın kesintisiz işlemesi ve ayrıca tahılın Afrika başta olmak üzere en fazla ihtiyacı olan ülkelere ulaşımı için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015 yılında üstlendikleri G20 Dönem Başkanlığı sırasında, gıda güvenliğini öncelikli konulardan biri olarak işlediklerini anımsatarak, şunları dile getirdi: “Ortak bildirimizde, gıda israfının azaltılması noktasında taahhütte bulunmuştuk. Ancak dünya genelinde hâlen her yıl 1 milyar ton gıda maddesi çöpe gidiyor. Bir yanda dijitalleşmeyi, yapay zekâyı konuşurken diğer yanda 2 milyar insanın yoksulluk içinde yaşadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. 1 milyara yakın insan gece yatağa aç olarak girerken bir tarafta lüks, şatafat ve israf hâkimse burada bir sorun var demektir. Hırs, tahakküm, daha fazla kazanma üzerine bina edilen mevcut ekonomik mimarinin, insanı ve tabiatı koruması mümkün değildir. Türkiye olarak bu adaletsiz tabloyu değiştirmeye ve gıda israfının engellenmesine yönelik faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen ‘Sıfır Atık Projesi’ni uluslararası arenaya taşıdık. Bu önemli projenin çevre kirliliğinin önüne geçme yanında küresel bir sorun olan israfı da azaltacağına inanıyoruz.”
“ÜLKEMİZİ ULUSLARARASI SAĞLIK HİZMETLERİ ALANINDA MARKA HÂLİNE GETİRMEK İSTİYORUZ”
Zirvenin ağırlıklı gündem maddelerinden birini sağlık konusunun oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda küresel sağlık sisteminin iyileştirilmesi üzerinde liderlerle görüş alışverişinde bulunduklarını, Türkiye’nin salgın sürecinde ortaya koyduğu uluslararası dayanışmayı bir kez daha muhataplarına anlattığını aktardı.
Türkiye’nin sağlık altyapısında özellikle son 20 yılda katettiği mesafeyi ve sorunlara geliştirdiği çözüm yollarını burada paylaşma imkânı bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sağlık hizmetlerinde Türkiye olarak gerçekten büyük bir başarı hikâyesi yazdığımıza inanıyorum. Toplam 264 bine çıkardığımız hastane yatak sayımız, 1 milyon 350 bini bulan sağlık personelimiz ile küresel ölçekte söz sahibiyiz. Yerli ve millî olarak geliştirdiğimiz TURKOVAC aşımızla dünyada Kovid-19 aşısı üretebilen 9 ülke arasına girdik. Vatandaşlarımızın tükettiği her 100 ilaçtan 89’unu yerli üretimle sağlıyoruz. Kamu-özel ortaklığı modeliyle inşa ettiğimiz şehir hastaneleri sağlık alanında yeni bir dönemi başlattı. Özellikle kritik salgın günlerinde devasa birer sağlık kompleksi olan bu modern tesislerin çok ciddi faydasını gördük. Şimdi ‘Health Türkiye’ hamlesiyle ülkemizi uluslararası sağlık hizmetleri alanında da marka hâline getirmek istiyoruz. Sahip olduğumuz yaygın altyapıyı, yetişmiş insan kaynağını bilim, teknoloji ve üretim gücünü sürekli daha da geliştirmekte kararlıyız.”
Zirvede dijital dönüşüm başlığı altında ise dijital ekonominin geliştirilmesi noktasında fırsat ve tehditleri değerlendirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki günlük zirve boyunca ev sahibi Endonezya’nın Devlet Başkanı Joko Widodo, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, ABD Başkanı Joe Biden, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile ikili görüşmeler yaptığını bildirdi.
Zirve vesilesiyle ayrıca MIKTA dönem başkanlığı kapsamında liderler olarak aile fotoğrafı çektirdiklerini ve ortak açıklama yayımladıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem başkanlığının öncelikleri olan küresel sağlık, gıda güvenliği ve etkin göç yönetimine vurgu yaptıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “G20 platformu, küresel düzeyde karşı karşıya kaldığımız meydan okumalar karşısında kendisinden beklenen liderlik görevini başarıyla yürütüyor. İçinde bulunduğumuz ve küresel ölçekte yaşadığımız ekonomik sıkıntıların üstesinden de yine G20’nin kararlı, etkili ve çözüm odaklı anlayışıyla geleceğimize inanıyorum. Bu itibarla da iki gün boyunca gerçekleştirdiğimiz istişarelerin ve ortaya koyduğumuz taahhütlerin küresel siyasi ve ekonomik istikrar için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum. Endonezya dönem başkanlığına tekrar teşekkürlerimi sunarken müteakip dönem başkanı Hindistan’a şimdiden başarılar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.
ABD Başkanı Biden ile yaptığı görüşme hatırlatılarak, F-16 tedarik programı çerçevesinde yapılan son seçimlere ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle F-16 konusunda Sayın Biden olumlu gelişmelerin olduğunu söyledi. Cumhuriyetçiler ile daha önce New York’ta yaptığım görüşmelerde de Cumhuriyetçilerin bu konuya olumlu yaklaştığını, özellikle orada kendilerinden dinledim” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin, Ege, Suriye ve Irak’ta “agresif” bir politika izlediği iddiasına ilişkin soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’da yaşayan bir Türk olduğunuzu söylediniz. Buna pek inanmıyorum. Farklı bir herhalde ırkçılığın içindesiniz. Çünkü sorduğunuz soru bunu aynen ortaya koyuyor. Bizim Kuzey Irak’ta veyahut da Suriye’nin güneyinde oradaki Kürtlerle ilgili herhangi bir sorunumuz yok. Türkiye’deki Kürt vatandaşlarımızla bu tür bir sorunumuz olmadığı gibi” cevabını verdi.
“NE GEREKİYORSA ONU YAPMAKTA KARARLI OLDUĞUMUZU TÜM DÜNYANIN BİLMESİ LAZIM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’daki terör saldırısının ardından sınır ötesi bir operasyonun gündeme gelip gelmediğiyle ilgili soruyu yanıtlarken “Şu anda sorgulamalar, soruşturmalar devam ediyor. Bildiğiniz gibi 81 yaralımız vardı. Şu anda bu yaralı sayısı 25’e düştü, diğerleri taburcu edildi. Tabii altı vefat var ve bu sorgulamalar neticesinde nereye uzanıyor, bunların araştırılması yapılıyor. Bu araştırma neticesinde de ne gerekiyorsa onu yapmakta kararlı olduğumuzu tüm dünyanın bilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile tahıl anlaşmasının genişletilmesi ve süresinin uzatılmasıyla ilgili herhangi bir görüşme yapıp yapmadıkları sorusu üzerine, şunları kaydetti: “Görüşmelerimiz sürekli devam ediyor ve şu an itibarıyla devam edeceği kanaatindeyim. Herhangi bir sıkıntı burada yok. Döner dönmez yine başta Sayın Putin olmak üzere görüşmelerimizi devam ettireceğiz. Çünkü barışın yolu diyalogdan geçer ve biz bu konuda bir defa özellikle kararlı olduğumuzu hep söyledik, söylemeye devam ediyoruz ve bu sürecin devam etmesi zaten tüm dünya için geçerli olan bir şeydir ve daha önce de Sayın Putin ile yaptığım görüşmelerde bunun ışıklarını gördüm.”
“KUZEY KIBRIS İLE İLGİLİ BİZİM TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI’NDA ALDIĞIMIZ KARAR GEÇERLİDİR”
Bir gazetecinin, “Geçtiğimiz günlerde Özbekistan’da Türk Devlet Teşkilatları (TDT) Zirvesi gerçekleştirildi ve KKTC’nin gözlemci üye olarak teşkilata kabul edildiğine ilişkin bir karar çıktı. Yunanistan, soluğu Brüksel’de aldı ve AB’den de karar kınama mesajı geldi. ABD Dışişleri’nden, karardan üzüntü duydukları ve reddettiklerine yönelik bir açıklama geldi. Görüşme ve temaslarınızda bu konu gündeme geldi mi? Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kuzey Kıbrıs ile ilgili bizim Türk Devletleri Teşkilatı’nda aldığımız karar geçerlidir ve bu kararla ilgili herhangi bir yerden, herhangi ülkeden icazet almamıza da gerek yoktur. O iş bitmiştir. Bundan sonraki süreçte de bu olumsuz yaklaşan ülkelere gerekli olan yerde gerekli cevabı vermeye devam ederiz” diye cevapladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fransa Cumhurbaşkanı ve İtalya Başbakanı ile görüşmeleriniz oldu. Türkiye’nin İtalya ve Fransa ile ortak yürütme niyetinde olduğu SAMP-T projesi var. Yakın vadede bir somut adım beklentiniz var mı?” sorusu üzerine, şu an itibarıyla bu konuda bazı teknik engellerin söz konusu olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu teknik engelleri de aşarak, gerek Sayın Macron gerekse Sayın Meloni ile yaptığım görüşmede bunları da aşacağımız kanaatindeyim” dedi.
“ABD’de ile yapılan F16 için görüşmelerin pozitif gittiğini belirtmiştiniz. ABD’nin aynı zamanda CAATSA yaptırımları da var. Bu yaptırımlar bu satışa engel teşkil ediyor mu? Ediyorsa, Biden ile yaptığınız görüşmede bunun kaldırılmasına ilişkin bir konu gündeme geldi mi?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmeler olumlu, fazla detaya gerek yok. Sayın Biden ile yaptığımız görüşmede bu olumlu havayı da hissettim” ifadelerini kullandı.
“DÜNYADA BARIŞI TESİS EDELİM İSTİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Polonya-Ukrayna sınırında bir olay geldi. Türkiye’nin bu konudaki pozisyonu, görüşü nedir?” sorusuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Ben, Rusya’nın yaptığı açıklamaya doğrusu saygı duymak durumundayım. Rusya’nın ‘Bizimle bu işin alakası yok’ demesi bizim için önemli. Bütün bunların yanında sabah yine (Almanya Başbakanı) Olaf Scholz ile yaptığımız görüşmede, bunun detay araştırmalarının yapılması gerekiyor, böyle bir kararı vermenin doğru olmayacağını o da söyledi. Rusya’nın ‘Bizimle alakası yok’ ve Biden’ın da ‘bu füzelerin Rus yapımı olmadığını’ açıklamış olması, herhalde bunun Rusya ile alakası olmadığını göstermektedir. Bu, bir teknik arıza olabilir veya farklı olabilir, onun için inceleme araştırma şart.”
Ülkelerin birçoğunun doğrudan Rusya’yı işaret etmesinin nedeninin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sabah Olaf Scholz ile de yaptığım görüşmede altı NATO ülkesi olarak birbirleriyle irtibat kurduklarını söylediler ve bu irtibatlar neticesinde de burada başta Amerika olmak üzere ‘bu füzenin Rus yapımı olmadığını’ söylemiş olması herhalde bir yol açıyor. Burada ısrarla ‘bir Rus yapımıdır’ diye bunun üzerine gitmek, bu işi tahrik eder diye düşünüyorum” karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir an önce Rusya ile Ukrayna’yı aynı masa etrafında toparlamanın gayreti içerisinde olduğunun altını çizerek, “Bu gayretin içerisindeyken, burada tahrik metodunu kullanmak doğru olmasa gerek. Bunun için de barışın yolu diyalogdan geçer. Biz, diyaloğu oluşturmak suretiyle dünyada barışı tesis edelim istiyoruz ve bunun da gayretiyle de döner dönmez Sayın Putin ile de yine telefon diplomasimizi geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
“40 YILDIR TERÖRLE MÜCADELE EDEN BİR ÜLKEYİZ”
Endonezyalı bir gazetecinin sorusu üzerine, İstanbul’da meydana gelen terör saldırısını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu an Endonezya tarafından aldığımız taziyeler bizim için gerçekten tatmin edicidir. Çünkü o bir duyarlılıktır ve bu duyarlılığa biz de teşekkür ediyoruz. Şunu herkesin bilmesini isteriz ki İstiklal Caddesi’ndeki bu olayın akabinde şu anda İstanbul’umuzda ve ülkemizde hava normale dönmüştür. Bu konuyla ilgili zaten 40 yıldır terörle mücadele eden bir ülkeyiz ve terörle bu mücadelemizi de başarıyla vermiş bir ülkeyiz. Burada da bizler yine terörle mücadelemizi sürdüreceğimiz gibi benim halkım da bu konudaki sabrını şu anda aynen göstermiştir, gösteriyor. Ölen altı vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz ve yaralı vatandaşlarıma da Allah’tan acil şifalar temenni ediyorum. Bir Endonezyalı olarak gösterdiğiniz hassasiyete teşekkür ediyorum.”
“SAVAŞTAN HİÇBİR ŞEY ELDE EDİLMEZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede, şu ana kadar iki ülke arasında insani, vicdani bütün hassasiyetlere dikkat ederek görüşmelerimizi devam ettiriyoruz. Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bir defa gerek siyasi, gerek ekonomik ve gerekse savunma sanayisine göre zaten güçlü bir altyapısı var. Bu güçlü altyapıyı bugüne kadar devam ettirdiğimiz gibi yine devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye ve Rusya’nın iki komşu ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu komşuluk hukukunu da koruyarak sürecimizi devam ettiriyoruz. Barışın yolu diyalogdan geçer. Biz bir taraftan Rusya ile Ukrayna’yı aynı masa etrafından toplamaya, oraya gelmelerini sağlamaya gayret ederken, burada bu savaşın üçüncü ortağını bulmaya, onu çıkarmaya gerek yok. Kaldı ki İstanbul Mutabakatı diye bir adım… Aynı şekilde Antalya’da her iki ülkenin dışişleri bakanlarını bir araya getirmek suretiyle biz barışa yönelik orada da bir adım attık. Bundan sonra da bu süreci aynı anlayışla devam ettireceğiz. Savaştan hiçbir şey elde edilmez, ne varsa barışta var” değerlendirmesini yaptı.
“Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve Ege adaları konusundaki açıklamaları” ile ABD Başkanı Biden ile görüşmede Yunanistan’daki Amerikan üslerinin sayılarının artırılmasının değerlendirilip değerlendirilmediğine yönelik sorular üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Yunanistan’ın bu tür davranışları, yaklaşımları benim her zaman söylediğim ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ kelam-ı kibarımı asla geriye götürmez. O benim için kelam-ı kibardır. Dolayısıyla bir gece ansızın yine gidebiliriz. Onun için Yunanistan’da iki, üç isim var ki rahat durmuyor. Bunlar devamlı bu tür açıklamaları yapıyor. Hadlerini bilmiyorlar. Biz bu noktada diyoruz ki ‘Komşu, komşuluk hukukunu bil, bizimle fazla dalaşma. Türkiye nerede, sen nerede? Buna dikkat et. İstediğin kadar o adaları doldur, bunların hiçbiri sana bir fayda sağlamayacaktır. Burada Türkiye var. Onun için de yerini, yurdunu iyi bileceksin’ Zaten geçmişini okursa, tarihi incelerse gayet iyi orada görecektir. Gelen uçaklar, silahlar, şunlar bunlar kar etmez. Bu iş kürek işi değil, yürek işidir.”
“FÜZELERİN İNCELENMESİ NETİCEYİ VERİR”
Polonya’ya füze düşmesinin teknik bir hata olarak değerlendirildiğine dikkat çekilerek, “Sizin bu konudaki son bilgileriniz nedir?” sorusu yöneltilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben bir teknisyen değilim. Sadece bu sabah Olaf Scholz ile yaptığımız görüşmede, onlara aktarılan bilginin bu olmasını ben de sizlerle paylaştım. ‘Bir teknik hata olmuş olabilir’ gibi bir yaklaşımın olduğunu bize söylediler. Gelişmeler herhalde birkaç gün içerisinde çıkar. Oradaki füzelerin incelenmesi neticeyi verir. Ama bu füzenin bir Rus malı olmadığını açıkladılar ve bunun üzerinden hareket etmekte fayda var” cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tahıl anlaşmasında yer alan maddelerden biri de Rus gübresinin engellenmeden ihracatıydı. Bu konu G-20 Liderler Zirvesi’nde gündemde miydi? Macron ile yaptığınız ikili görüşmede AB’nin bu anlaşmanın uzaması için daha fazla inisiyatif alması gerektiğini belirttiniz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?” soruları üzerine şunları kaydetti: “Burada özellikle tahılın gönderilmesiyle ilgili rakamı söyledim. Bu artık 10 milyon tonun üzerine çıktı. Burada gübre, amonyak önemli. Bunlarla ilgili çalışmalar da sürüyor. Döner dönmez yine Sayın Putin ile bu görüşmeleri yaparak, gübre ve amonyak nakliyatını da ele alacağız, görüşeceğiz ve süreyi de en azından bir yıla çıkarmanın gayreti içerisinde olacağız. İstanbul Sözleşmesi’nin de gereği zaten bu, bunu sağlayacağız. Buna inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biden birçok NATO ülkesiyle otelde toplantı yaptı. Siz neden orada yoktunuz? NATO ülkeleri arasında genel olarak Rusya ve Ukrayna savaşı, özel anlamda da Polonya sınırında yaşanan olay konusunda herhangi bir bölünme var mı?” sorusuna, “Diğer 20 ülkeyi niye sormuyorsun? Demek ki bizi arama imkânları o esnada olmamış olabilir, yani o çok da önemli değil. Konuşulan şey de ‘Bu füzenin markası nedir, ne değildir?’ Onu da zaten Sayın Biden, ‘Bu bir Rus yapımı değil’ demek suretiyle cevabı vermiş. Çok da önemli değil. Bizi önemli işlere davet ediyorlar, önemsiz olan işlere de gitmemize gerek yok” diye karşılık verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcıları selamlayıp programa katılmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.
İlim Yayma ailesinin mensubu olmaktan şeref duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemiyetin 75. yılının ülke, millet ve özellikle gençler için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin hasbi ve hakiki bir gönül hareketi olduğunu dile getirerek, cemiyetin ebediyete irtihal etmiş kurucularına Cenabı Allah’tan rahmet diledi.
Cemiyetin Türkiye’nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vurduğunu, projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye’ye katkı sunduğunu, millet ve ümmet aşığı gençlerin Türkiye’ye kazandırılmasına vesile olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yâd ediyorum” diye konuştu.
Şair Erdem Bayazıt’ın “Önden Gidenler” şiirinde yer alan “Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında. Onlar gittiler, gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” mısralarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen, kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah ali eylesin” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA’NIN KURULUŞ FELSEFESİ TÜRKİYE’NİN VAR OLMA FELSEFESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine İlim Yayma çınarının gölgesini Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil edenlere teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Rabbim sizlerden razı olsun. Ceddinizi, gayenizi, gayretinizi, şu tertemiz emeklerinizi inşallah hayırlara tebdil eylesin. Son olarak 75’inci yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin 3 çeyrek asırlık birikimin kayıt altına alınması ve İlim Yayma ruhunun yeni nesillere aktarılması noktasında verimli neticeler hâsıl etmesini temenni ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyetinin tarihî aynı zamanda Türkiye’nin tarihidir. İlim Yayma’nın kuruluş felsefesi Türkiye’nin var olma felsefesidir. İlim Yaymanın nihai hedefi Türkiye’nin asırlık gayesidir. İlim Yaymanın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyetinin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak’ın Lozan konferansında Türkiye’nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biri olduğunu söyledi.
Ateşten gömlek giydikleri İstiklal Harbi yıllarında İstanbul’dan Anadolu’ya silah ulaştıran Kuvayımilliye’ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir’in de cemiyetin kurucu şahsiyetlerinden olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve Kurtuluş Savaşı’nda önemli vazifeler üstlenmiş istiklal madalyası sahibi emekli kurmay albay merhum Vehbi Bilimer, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yol arkadaşı Sebilürreşad dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır” diye konuştu.
Bu şahsiyetlerin ortak idealinin Türkiye’nin geleceğini inşa edecek, eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu isimlerin müşterek gayesi, Türkiye’nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. ‘Bu milletin evlatları sahipsiz değildir.’, ‘Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz.’ dediler. Zor zamanlarda ‘Ya Allah, Allah bizimledir.’ diyerek, ‘Allah bes, baki heves’ diyerek, surda mukaddes bir gedik açtılar. Gayret bizden tevfik Allah’tandır inancıyla Türkiye’nin eğitim davasına omuz verdiler, gönül ve ömür verdiler” ifadelerini kullandı.
“İLİM YAYMA TÜRKİYE’NİN EĞİTİM VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönüyle İlim Yaymanın, Türkiye’nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzi, mührü, güçlü bir yansıması olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Aynı şekilde İlim Yaymanın mücadelesi aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur. Üstadın ifadesiyle ‘Allah ve ahlak’ demenin yasaklandığı, evlerin, kursların basıldığı, Kur’an-ı Kerim’i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma, milletçe mesut olmanın imkânlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye’nin üzerine doğmuştur.”
Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra 17 Ekim 1951’de Türkiye’nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyetin, devam eden süreçte 100’den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu’nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti, Anadolu’dan İstanbul’a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır” şeklinde konuştu.
“75 SENE EVVEL 68 İNANMIŞ YÜREĞİN TOPRAĞA DİKTİĞİ MÜTEVAZİ FİDAN, BUGÜN ÇINARA DÖNÜŞMÜŞTÜR”
İlim Yayma mücadelesinin, İlim Yayma davasının nice engele, zorluğa, zorbalığa, baskıya rağmen kök saldığını, büyüdüğünü ve serpildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ne diyor şair? ‘Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât / Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür.’ Bundan 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazı fidan, Cenabı Allah’ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde Allah’a hamdolsun nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Bu çınarın gölgesinde yetişen nice kardeşimiz İlim Yayma hareketinin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.
Bugün geldiğimiz noktada şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: İlim Yayma Cemiyeti, 192 şubesi, 153 yurdu ve 122 eğitim merkeziyle Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek nesilleri ihya etmeyi sürdürüyor. Temel eğitimden yükseköğretime, öğrencilik döneminden akademik hayata kadar uzanan son derece kuşatıcı ve başarılı bir sistemle hamdolsun çalışmalarına devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız, diğer yandan Sabahattin Zaim Üniversitemiz, öte yandan kendisini ilme ve gençlere adayan gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz, İlim Yayma camiasının tamamı büyük bir aşkla vatanına ve devletine bağlılık içinde tam bir adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 sene önce 68 dava adamının ortaya koyduğu bu iradenin, bugün okullarla, yurtlarla, burslarla, eğitim merkezleriyle, akademik destek ve uluslararası çalışmalarla milyonlarca insanın hayatına dokunduğunu aktararak, şunları kaydetti: “Cenabı Allah’a hamdüsenalar olsun. Az önce Meclis Başkanı Numan kardeşimi dinledik. Babasının bizde de çok emeği var. Allah rahmet eylesin. Makamı ali olsun inşallah. Bizlere bu günleri gösteren Rabbimize sonsuz hamdolsun diyorum. Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi onurla taşınan bu bayrağı inşallah bizler de şanla, şerefle taşıyacak, daha azametli dalgalanması için bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Sevgili dostlarım, çok değerli kardeşlerim, sevgili gençler, ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için de durmadan, yılmadan, usanmadan inşallah bu yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak tarihinden ilham, cesaret ve güç alan bir karaktere sahip olduklarını belirtti.
İlim Yayma Cemiyeti’nin her sayfasının mücadeleyle geçen, binbir emekle özveriyle yoğrulan, tek bir lekenin dahi bulunmadığı 75 yıllık tarihinin önemli ve kıymetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslolanın yarına ne söyledikleri, neyi miras bırakmak istedikleri olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuşkusuz kendilerinin en büyük hazinesinin insan olduğunu, en büyük miraslarının ise şuurlu, sağlıklı, vatanını ve milletini tutkuyla seven iyi yetişmiş gençler olacağını kaydederek, insan yetiştirmenin, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraş olduğunu, nasıl tam 75 yıl önce atılan tohumların meyveleri toplanıyorsa, bugün toprağa serpilecek tohumların da çeyrek ve yarım asır sonra meyveye duracağını dile getirdi.
İlim Yayma davasının 75 yılını iftiharla yâd ederken, bugün aynı zamanda şu soruları kendilerine sormaları gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Teknolojinin hızla değiştiği ve ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacak, kökleriyle bağlarını muhafaza etmelerini nasıl sağlayacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin kendi yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Bilimde, teknolojide, kültür ve sanat alanlarında kendi ruh kökümüzden beslenen ürünler, eserler ve çalışmalarla çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında millî kimliğimizi nasıl koruyacağız? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir. İlim Yayma Cemiyetimizin hedefi sadece geçmişte yaptığı hizmetleri sürdürmekle sınırlı kalmamalıdır. Bu hizmetleri günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda özellikle geliştirmek, yenilemek, yeni alanlara taşımak ve daha fazla gence ulaşmak da mühimdir.”
“ORTAK HEDEFİMİZ TEKNOLOJİYİ GELİŞTİREN BİR GENÇLİĞİN YETİŞMESİNİ SAĞLAMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın nereye doğru sürüklendiğini kimsenin kestiremediğini, teknolojinin insan hayatı üzerindeki etkisinin her geçen gün büyüdüğünü, yapay zekâyla birlikte insan hayatında köklü değişimler yaşandığını söyledi.
Kendini seçilmiş, diğer insanlardan üstün gören tekno-oligarkların sadece şu anki hayata değil geleceğe de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno-oligarkların hedef kitlesini ise gençlerimiz oluşturuyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir. Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir” dedi.
İlim Yayma Cemiyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünün “Bir mirasın hafızası bir geleceğin inşası” temasıyla idrak edilmesini bu bakımdan fevkalade isabetli bulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlim Yayma, değerlerinden kopmadan, tarihine yabancılaşmadan, kimliğini inkâr etmeden, özgüvenli bir şekilde istikbale yürümenin adıdır. İlim Yayma, karanlığa teslim olmak yerine bir mumu yakmanın, umutsuzluğa kapılmak yerine ümit var olmanın adıdır. Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta ve hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Ortak hedefimiz teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır. Bu gençlik karşımda. Daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.”
İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey burada, mesele bu. Köklerimizden kopmadan yenilenmek. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek. Mesele medeniyet değerlerimize sırtımızı dönmeden çağın imkânlarını kuşanmaktır. Bizim yolumuz da istikametimiz de hedefimiz de tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK, BUNDAN SONRA DA ASLA EĞDİRMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilere hitaben şunları söyledi: “İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye’nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye’yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah gönüller sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz. Bakın iki cihan serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara yani sizlere nasıl bir müjde veriyor. ‘Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer, sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli âlim kişinin bağışlanması için Allah’a yakarır, âlimin abide yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur’ Evet sizler yani bu ilmi tevarüs edenler gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müessir, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sayeden, Türkiye’ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak, bu milletin bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.”
Bugün burada gönül dostlarının arasında, katılımcılara olduğu kadar şahsına da hitap ederken bir gerçeği önemle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı, “Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah’ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz. Rabbim‘in şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz. ‘Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz’ Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkese ilim yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Allah’tan üstün muvaffakiyetler dileyerek, gayretlerinin bereketlenmesi temennisinde bulundu.
Başta şehit Başbakan Adnan Menderes ve cemiyetin kurucuları olmak üzere, duaları, gözyaşları ve infaklarıyla 3 çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerine, hocalara, hayırseverlere, gönüllülere, mezunlara ve öğrencilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal eden büyükleri rahmetle yâd ederek, cemiyetin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada “Türkiye’ye 24 yılda çağ atlattığımız alanların başında ulaştırma yatırımlarımız bulunuyor. İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılar vasıtasıyla, Kırklareli’nde yaşayan bütün vatandaşları yürekten selamladığını söyledi.
Kırklareli’nin güzel insanlarına kendisini hasretle bağırlarına bastıkları için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’tan muhabbeti ve dayanışmayı daim eylemesi temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok önemli bir yatırımın açılışını yapmak üzere katılımcılarla beraber olduklarını ifade ederek “Ulaştırma alanında stratejik bir projeyi daha ülkemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Öncelikle heyecanımızı bugün burada bizlerle paylaşan Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Sayın Marta Kos’a teşekkür ediyorum. Sayın Kos’u bu vesileyle ülkemizde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin şehrimize, Trakya bölgemize, Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Bu önemli yatırımın milletin hizmetine sunulmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları, yüklenici firmaları, işçisinden mühendisine her bir emek sahibini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biliyorsunuz, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı toplam 229 kilometrelik uzunluğuyla ülkemize vizyon katacak ulaştırma projelerimizden biridir. Projemiz üç etaptan oluşmaktadır. 153 kilometre uzunluğa sahip Çerkezköy-Kapıkule kesimi projemizin en uzun etabıdır. Saatte 200 kilometre tasarım ve işletme hızına sahip olacak hattımız, çift hatlı, elektrikli, sinyalli olarak inşa edilmiştir. Hat üzerinde 31 köprü, 2 bin 520 metre uzunluğunda 8 aç-kapa tünel, 2 viyadük, 114 alt ve üst geçit ile 175 menfez vardır. Böylece Tekirdağ’ı Kırklareli’ne ve Edirne’yi hızlı tren ağına dahil ederek, hızlı tren ağımızı Çerkezköy’den Kapıkule’ye kadar ulaştırmış oluyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin hizmete girmesiyle etkilerini çok geniş bir alanda görecekleri yeni bir dönem başlayacağını dile getirerek “En başta Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1 saat 30 dakikaya düşecek. Yük taşıma süresi ise 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya inecek. Demir yolu hattının kapasitesi de yaklaşık 4 katına çıkacak. Yıllık yolcu kapasitesinin 600 binden 3 milyona, yıllık yük kapasitesinin ise 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona yükselmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“PROJEMİZ TRAKYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE ÇOK CİDDİ KATKILARDA BULUNACAK”
Bunun ulaşımın hızlanması, lojistiğin güçlenmesi ve seyahat süresinin azalması anlamına geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, neticede üretimin, ihracatın ve istihdamın artacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret ve turizm inşallah daha da hareketlenecek. Projemiz sadece gönülleri ve şehirleri birleştirmekle kalmayacak. Aynı zamanda Trakya ve Türkiye ekonomisine çok ciddi katkılarda bulunacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Kapıkule’deki demir yolu kapasitesini artırdıklarını, gar sahasında yol sayısını 23’ten 42’ye, toplam hat uzunluğunu ise 15 bin 675 metreden 51 bin metreye çıkardıklarını belirtti.
Proje kapsamında Babaeski, Lüleburgaz ve Büyükkarıştıran’da yeni istasyon binaları inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kapıkule ve Edirne gar binalarını yeniden yapıyoruz. Çerkezköy’de yük istasyonu personel binası ve lokomotif bakım atölyesi de projenin kapsamında yer alıyor. Böylece sadece ana hattı değil, hattın bütün unsurlarını modern ve güçlü bir yapıya kavuşturuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum” diye konuştu.
Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı’nın öneminin yalnızca Trakya bölgesiyle sınırlandırılamayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu hat Bakü, Tiflis, Kars ve Marmaray üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un Avrupa bağlantısını da güçlendiriyor. Halkalı-Kapıkule projesi 6 bin 314 kilometrelik Kalkınma Koridoru’nun Türkiye’den geçecek 2 bin 94 kilometrelik bölümünün kritik parçalarındandır. Faw Limanı’ndan başlayıp ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nun batı ucundaki Avrupa bağlantısını oluşturacaktır. Bu tablo bize aslında şunu gösteriyor, ulaştırma yatırımlarımız artık yol, köprü ve demir yolu yatırımı olmaktan çıkmış, küresel ticaret yollarının en stratejik halkalarına dönüşmüştür. Halkalı-Kapıkule hattı, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi merkezlerimizin ve limanlarımızın Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla bu hat inşallah Anadolu’nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trakya bölgesiyle birlikte Türkiye ekonomisine büyük katkılar yapacağına inandığı bu önemli projenin hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Kırklareli’mize ve tüm bölgemize böylesi stratejik bir yatırımı kazandırmaktan büyük bahtiyarlık duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Rabb’im bizi sizlere ve Türk milletine hizmet yolundan ayırmasın diyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye 24 yılda kelimenin tam anlamıyla çağ atlattıkları alanların başında ulaştırma yatırımlarının bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “İktidarlarımız döneminde ulaştırma yatırımlarımızın bugünkü değeri 355 milyar dolara yükseldi. Bunun içerisinde demir yollarımızın payı yaklaşık 80 milyar dolardır. Toplam demir yolu ağımızı 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık. Elektrikli hat uzunluğumuzu 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye çıkardık. Yüzde 243’lük bir artış sağladık. Sinyalli hat uzunluğumuz 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye yükseldi. Buradaki artışımız yüzde 236 oldu. Ülkemizi hızlı trenin konforuyla tanıştıran yine biz olduk.”
Sıfırdan başlayarak ülkeye 2 bin 251 kilometre uzunluğunda hızlı tren hattı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün hızlı tren hizmetlerinden nüfusumuzun yüzde 51’i yararlanıyor. Çerkezköy-Kapıkule hattının tamamlanmasıyla hızlı tren hatlarımızın uzunluğu 2 bin 604 kilometreye çıkacak. Doğrudan hızlı tren bağlantısı bulunan il sayımız ise 14 olacak. 2028 yılı sonunda ise bunu 27 şehre çıkarmayı istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında demir yolu yatırımlarımıza devam ediyoruz. Hâlihazırda toplam 4 bin 858 kilometrelik demir yolu hattının yapımı sürüyor. 2053 için hedefimiz demir yolu hat uzunluğumuzu 28 bin 590 kilometreye yükseltmektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da çok net gördüğüne inandığı derin bir farka bir kez daha vurgu yapmak istediğini belirterek, gündemlerinin ne olduğunun, neyle meşgul olduklarının, ne için çalıştıklarının, hedeflerinin ve hayallerinin katılımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.
Kendi gündemlerinde vatandaşa hizmet etmek ve ülkeye eser kazandırmak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta Şanlıurfa’daydık. Urfa’da 2 bin yatak kapasiteli şehir hastenemizi hizmete açtık. TEKNOFEST Güneydoğu’da Türkiye’nin umudu olan gençlerimizin birbirinden gurur verici projelerine şahitlik ettik. Öncesinde İstanbul Havalimanı 4. pist ve ilave yatırımların açılışını gerçekleştirdik. Daha öncesinde Samsun’da 17 milyar liralık bir yatırım olan 1458 yataklı Samsun Şehir Hastanemizi hizmete aldık” diye konuştu.
“TÜRKİYE’Yİ YENİ YÜZYILA HAZIRLAMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ KOŞTURUYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ise Kırklareli’nde olduklarını, durmadan, dinlenmeden 7 gün 24 saat aşkla çalıştıklarını vurgulayarak, “Biz icraat üretiyoruz, icraat. Hizmet üretiyoruz, hizmet, laf değil. Taş üstüne taş koyuyoruz. Biz Türkiye’yi yeni yüzyıla hazırlamak için gece gündüz koşturuyoruz. Peki, sürekli bizi eleştirenler, sürekli bize sataşanlar ne yapıyor? 24 yıldır ne yapıyorlarsa bugün de aynısını yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Dikkat edildiğinde onların gündemlerinde hiçbir somut proje olmadığını, yalanın ise onlarda bol olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bile inanmadığı popülist vaatler dışında milletin derdine derman olacak hiçbir önerilerinin olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Varsa yoksa yalan, dolan, spekülasyon. Siyasi parti değil, sanki iftira üretme merkezi. Sanki dedikodu kazanı bunlar. Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler. Sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler. FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar. Münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar. Bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.”
“SİZ ÖNCE SOYUP SOĞANA ÇEVİRDİĞİNİZ BELEDİYELERİN HESABINI VERECEKSİNİZ”
Bunun adının siyaset, muhalefet etmek ve kamu adına hesap sormak olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa başkalarına laf söylemeden önce para kulelerinin hesabını vereceksin. Elimizde 32 saatlik kumpasın kaydı var. ‘Ben izledim’ dediğiniz baklava kutularının hesabını vereceksiniz. Siz önce arpalığa çevirdiğiniz eş, dost, akraba çiftliğine çevirdiğiniz, soyup soğana çevirdiğiniz belediyelerin hesabını vereceksiniz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin kendilerine siyasi etik dersi vermeye kalkmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, “Biz bu ilkesiz siyasete, bu rezil siyasete prim vermeyiz. Kim milletin hakkına, hukukuna ve emanetine el uzatırsa karşısında bizi bulur, yargısıyla, emniyetiyle, maliyesiyle, devletin tüm kurumlarını bulur. Hukukun, meşruiyetin sınırlarını aşanlar aynı zamanda ahlakın sınırlarını da aşarlar. Bizim bunlarla işimiz olmaz ve olamaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının suç işleyenin, suçu sabit olanların yakasına yapıştığını vurgulayarak, “Bu konudaki kararlılığımızı, bu konudaki hassasiyetimizi 24 sene boyunca defalarca milletimize gösterdik. Fakat şunu da bilsinler ki ne ekran tetikçilerinin ne de siyasetçi kılıklı müfterilerin haysiyet cellatlığı yapmasına, yargısız infaz yapmasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“AKIL VE BASİRETLE BU HASSAS SÜRECİ YÖNETECEĞİZ”
Kirli yöntemler, iftira ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla kadrolarına karşı bir operasyon yürütülmesine eyvallah demeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Siyasetin de medyanın da limanı ahlaktır, dürüstlüktür. Biz ilk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde sapasağlam duruyoruz. Haksızlığın, hukuksuzluğun, tamahkarlığın üzerine istismarcılara rağmen ciddiyetle gidiyoruz ve gideceğiz. Ama bunu yaparken adaletten, ahlaktan, vicdandan, özellikle hakkaniyet çizgisinden bir milim sapmayacağız. Ne oyuna geleceğiz ne tuzağa düşeceğiz ne de birilerinin yalan rüzgarına kendimizi kaptıracağız. Sağduyulu ve serinkanlı bir şekilde akıl ve basiretle inşallah bu hassas süreci yöneteceğiz. Milletim müsterih olsun. Bize güvensin. Ama aynı zamanda uyanık ve dikkatli olsun. Milletim sicili bozuk siyasi fırsatçıların nemalanma tuzağına düşmesin. Biz gerekeni yapıyoruz. Tıpkı bir cerrah titizliğiyle meseleye vaziyet ediyoruz.”
Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattı Çerkezköy-Kapıkule kesiminin millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.
Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da bir konuşma yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tablo hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, duanın ardından açılış kurdelesini kesti.
Açılış töreninin ardından makinist koltuğuna geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı tren hattındaki ilk seferi gerçekleştirerek Babaeski’den Lüleburgaz’a yolculuk yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki yıllık aranın ardından şanıyla, ihtişamıyla, medeniyet mirasıyla adının hakkını veren Şanlıurfa’da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.
Açılış öncesi TEKNOFEST gençliğiyle beraber farklı bir heyecan yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Şanlıurfalı kardeşlerimle beraberiz. Şanlıurfa, o dillere destan, samimi misafirperverliğini bugün bizden yine esirgemedi. Şanlıurfa bugün bizi yine muhabbetle kucakladı. Ahde vefasını gösterdi. Her zaman olduğu gibi özlemle bizi bağrına bastı. Aşkınıza, sevdanıza, hayır dualarınıza şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı ve Şanlıurfalıları özlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bugün gördüm ki Şanlıurfa halkı da bizleri özlemiş. Merhum şair Halide Nusret Hanım, Şanlıurfa’ya olan hasretini anlattığı şu şiirinde aslında bizim de duygularımıza tercüman olmuş. ‘Hayalin parça parça gönlümde çağlar her an. Kale, Aynizeliha, Dergah, Halilürrahman. Her köşende bir başka güzellik, elvan elvan. Her köşen ayrı cennet, can Urfa, vatan Urfa. Sen ey mübarek toprak, erenler yatağısın. Duymayana sözüm yok, duyanlar durağısın. Koç yiğitler, yeleli aslanlar otağısın. Urfa, kahraman Urfa, can Urfa, vatan Urfa.’ Rabb’im Şanlıurfa’yı her zaman aziz eylesin. Aramızdaki dayanışmayı da daim eylesin.”
“URFA’YA EN GÜZEL ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’nın istiklaline ve istikbaline el uzatıldığında nasıl ayağa kalkacağını tüm cihana gösterdiğini söyleyerek, “Bu kent, ‘Şanlı’ unvanını, verdiği mücadeleyle bizzat kazanmış bir şehirdir. Biz de tarihimizde ve gönlümüzde müstesna bir yeri olan Urfa’ya en güzel şekilde sahip çıkmaya çalışıyoruz” dedi.
Şanlıurfalılardan aldıkları destekle, hayır dualarıyla yükledikleri emaneti namus ve şeref bildiklerini ve o emaneti yere düşürmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’ya olan şükran borçlarını yeni eserler inşa ederek ödemenin gayretinde olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü biz gücümüzü birilerinin sürekli şikâyet mektupları yazdığı Batı’dan değil sadece ve sadece milletimizden, sizlerden alıyoruz. Biz bu makamlarda sizlere hizmetkâr olmak için varız. Siz varsanız biz de varız. Sizin desteğiniz ve duanız bizimle olduğu müddetçe biz de bunun hakkını vermeye inşallah, devam edeceğiz. Sizler bizim yanımızda dağ gibi durdukça, inşallah biz de ‘durmak yok hizmete devam’ demeyi sürdüreceğiz. İşte bugün Şanlıurfa’ya gelirken yine elimiz dolu dolu geldik. Sağlıkta, ‘hayalim’ dediğim ve ülkemize kazandırmaktan her zaman onur duyduğum şehir hastaneleri projemizlen Urfa’mızı da tanıştırıyoruz. Şu muhteşem eseri görüyorsunuz. Biz yaptık mı böyle yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şanlıurfa’ya layık olduğu eseri bu şekilde inşa ederiz. İşte sağlıkta bir üst lige çıkacak Şanlıurfa Şehir Hastanemizi bugün sizlerin hizmetine veriyoruz. Şehir hastanemiz 500 bin metrekareyi bulan kapalı alanıyla 545’i yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatak kapasitesi ile 451 poliklinik odası, 6 ameliyathanesi, 3 bin 620 araçlık otoparkı ve diğer müştemilatıyla gerçekten Urfa’mızın şanına yakışır bir eser oldu. Toplam 39 milyar liralık bu muhteşem yatırımın şehrimizin sağlık hizmetleri standardını zirveye çıkaracağına inanıyorum. Tabii böyle bir hastane yapınca ulaşım sorununu da çözmek gerekiyor. Hastanemize kolay ulaşım için inşa ettiğimiz 1,7 kilometre uzunluğundaki bağlantı yolu ile 191 metre uzunluğundaki köprüyü de hizmete açıyoruz” diye ekledi.
“ŞİMDİYE KADAR ŞANLIURFA’YA SAĞLIKTA 61 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”
Şehir hastanesinin Şanlıurfa’ya kazandırılmasında emeği geçen tüm kurum, kuruluş ve şirketleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserin inşasında alın teri olan mühendis, tekniker ve işçileri de özellikle kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa Şehir Hastanesinin, Şanlıurfa’daki en son sağlık yatırımı olduğunu anımsatarak, “Şimdiye kadar Şanlıurfa’ya sağlıkta 61 milyar liralık yatırım yaptık. Şehir hastanemiz dâhil 3 bin 970 yataklı 19 hastanenin içinde olduğu 129 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 8,5 milyar liralık yatırımımız devam ediyor. 100 yataklı Harran Devlet Hastanesi’nin, 100 yataklı Siverek Kadın Doğum Çocuk Hastanesi’nin, Viranşehir Devlet Hastanesi 200 yataklı ek binamızın aralarında olduğu 16 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Ayrıca ihale, proje ve arsa aşamasında olan 17 sağlık tesisimiz var. İnşallah onları da tamamlayıp Urfa halkının istifadesine sunacağız” diye konuştu.
Bugün şehir hastanesi ve bağlantı yollarına ilave olarak 2,5 kilometre uzunluğundaki Azerbaycan Bulvarı Farklı Seviyeli Kavşağını da hizmete açacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karaköprü ilçemizdeki TOKİ konutları sebebiyle artan trafiği rahatlatacak olan 1,3 milyar lira değerindeki bu kavşağın da hayırlı olmasını diliyorum. Kavşağın inşasında emeği geçen bakanlığımızı ve yüklenici firmalarımızı tebrik ediyorum” dedi.
Göreve geldiklerinden bu yana Şanlıurfa’ya 1 trilyon 530 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf ola beri gele yok, iş yaptık iş” dedi.
“ŞANLIURFA-GAZİANTEP İLE ŞANLIURFA-MARDİN HIZLI TREN HATTININ PROJELERİ TAMAMLANDI”
Sadece ulaştırma alanındaki yatırımların toplamının 91 milyar liranın üstünde olduğunu, bölünmüş yol mesafesini 28 kilometreden 630 kilometreye çıkardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nissibi Köprüsü, Şanlıurfa-Birecik Otoyolu, Şanlıurfa-Diyarbakır yolu, Şanlıurfa-Viranşehir yolu gibi birçok projeyi tamamladıklarını ve Şanlıurfalıların hizmetine sunduklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında Şanlıurfa-Ovaköy arasına 320 kilometre uzunluğunda yeni bir otoyol inşa edeceklerini dile getirerek, “Şanlıurfa-Gaziantep hızlı tren hattı ile Şanlıurfa-Mardin hızlı tren hattının projeleri tamamlandı. Yatırım programımıza aldık. İnşallah en kısa sürede ihalesine çıkmayı planlıyoruz” ifadesini kullandı.
Nice eser ve projeyi Şanlıurfalıların emrine verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa’yı sadece sağlık ve ulaştırmada değil tarımda, turizmde, eğitim ve diğer alanlarda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını söyledi.
Güvenliğin bir dönem ciddi sorun olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, onu da çözdük. Terörsüz Türkiye sürecimizde mesafe aldıkça şehirlerimiz kalkınıyor, yaylalarımız, ovalarımız, dağlarımız şenleniyor, her telefon çaldığında artık annelerin yürekleri ağızlarına gelmiyor. Allah’a hamdolsun. İki senedir evlerde ağıtlar yükselmiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece Şanlıurfa ve etrafında değil, sınırların dışında da gerçekten çok farklı bir rüzgâr esmeye başladığını ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Komşumuz Suriye’de, elinde 1 milyon insanın kanı olan zalim rejim devrildi, yerine Türkiye’nin çok yakın dostu bir yönetim geldi. Şimdi entegrasyon süreciyle oradaki terör sorunu çözülüyor. Irak’ta aynı şekilde yıllardır güvensizliğin olduğu yerlerde güvenlik ortamı tekrar tesis ediliyor. Türkler, Kürtler, Araplar olarak bundan tam 838 sene önce Kudüs-ü Şerif’i Haçlılardan kurtaran şarkın sevgili sultanı Selahaddin Eyyubi’nin ordusunda olduğu gibi kenetleniyoruz, omuz omuza veriyoruz. Kardeşlik sancağı altında hepimiz tek saf, tek yürek, tek bilek oluyoruz. İnşallah çok daha güzel günleri hep beraber göreceğiz.”
“BUGÜN YOLA ÇIKTIĞIMIZ İLK GÜNKÜ KADAR KARARLI VE AZİMLİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgemizde terörün yerini huzurun, istikrarsızlığın yerini refahın, çatışmanın yerini barışın aldığı o günlere hep beraber kavuşacağız. Buna kimse engel olamayacak. Terörsüz Türkiye hedefimizle aramıza kimse giremeyecek. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Lübnan’a coğrafyamızda huzurun, barışın, ekonomik kalkınmanın egemen olmasını kimse durduramayacak. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Ülkemizi ve bölgemizi layık olduğu o müreffeh yarınlara inşallah sizlerle birlikte ulaştıracağız” diye ekledi.
Bir ay sonra iktidara gelişlerinin 24. yıl dönümünü idrak edeceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 yıl sonra hep siz bize sahip çıktınız. Biz de sizler için gece gündüz demeden koşturduk. İşte burada olduğu gibi sizlerin karşısına hep eserlerimizle, icraatlarımızla çıktık. Bakın, her zaman yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Peki, diğerleri hangi dille, hangi üslupla konuşuyor?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ellerine mikrofonu aldıkları zaman nelerden bahsediyorlar? Türkiye için bugüne kadar ne yaptılar, bu ülkeye ne kazandırdılar? Türkiye’yi yurt dışına şikâyet etmekten başka ne yaptılar? Şehir hastanelerimizi engellemeye çalışmaktan başka ne yaptılar? Ankara’da oturup ürettiğimiz her eserin karşısında durmaktan başka ne yaptılar? Şimdi ben Urfalı vatandaşlarımdan şunu özellikle rica ediyorum. Benim Şanlıurfalı kardeşim elini vicdanına koysun ve cevap versin. Eğer iktidarda 24 yıldır biz değil de bugün bize ahlaksızca saldıranlar olsaydı bütün bu hizmetler yapılır mıydı? Şayet iktidarda biz olmasaydık, Cumhur İttifakı olmasaydı bu eserler inşa edilir miydi? Allah aşkına Şanlıurfa Şehir Hastanesi yapılır mıydı? Urfa’yı Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya bağlayan yollar yapılır mıydı? TEKNOFEST Güneydoğu’da sergilenen ürünler yapılır mıydı? Türkiye’nin en önemli gücü olan savunma sanayi hamleleri yapılır mıydı?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kardeşlerim, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunların hiçbiri olmazdı, yapılmazdı. Hatta Türkiye, bunların beceriksizliği, bunların vizyonsuzluğu yüzünden eskisinden bile kötü durumda olurdu. Aylardır sizler de takip ediyorsunuz. Nice pislikleri ortaya döküldü, nice yolsuzlukları, hırsızlıkları, arsızlıkları ortaya saçıldı. Milletin emaneti olan belediyeleri nasıl arpalığa çevirdikleri deşifre oldu. Ne yaptılar? Utanmadan her türlü ahlaksızlığı savundular. Şehir şehir, meydan meydan gezip rüşveti, irtikâbı, iltiması savundular. ‘Sütte leke olur ama bizim arkadaşlarımızda leke olmaz’ deyip baklava kutularında rüşvet alan soyguncuları aklamaya çalıştılar.”
“MİLLETİN MALINA EL UZATANLARIN YAPTIKLARI YANLARINA ASLA KÂR KALMAYACAK”
Eylül ayında fon piyasasının belli bir alanında bir sorun ortaya çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz ne yaptık? Kurullarımızı topladık. Hemen yol haritamızı belirledik. Burada birinci önceliğimiz, Türkiye ekonomisine zarar gelmesin. İkinci önceliğimiz, her kim haksız kazanç elde etmişse, bunun hesabını adalete versin. Devlet Denetleme Kurulumuzla, Adalet Bakanlığımızla, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla ve diğer kurumlarımızla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz aynı şekilde süreci yönetiyor. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz. Vatandaşlarımız gönüllerini ferah tutsun. Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir. Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin, bize inansın. İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kâr kalmayacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa, tamahkârlığa asla göz yummayacağız. Gereken neyse yapıyoruz, yapacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şehirdeki programı kapsamında AK Parti Şanlıurfa İl Başkanlığı Açılış Töreni’ne katıldı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.