Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Kahraman Kadınları” programına katıldı.
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ve dünyanın tüm kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederek şehit annelerine, eşlerine ve çocuklarına sevgi ve saygılarını sunduğunu söyledi.
Şehitliğin önemini dile getirerek şehitlerin geride bıraktıkları emanetlerine devlet ve millet olarak en iyi şekilde sahip çıkmaya çalıştıklarını, bu konuda oldukça güçlü bir sistem kurduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkenin, milletimizin her bir ferdinin özellikle de şehitlerimizin ailelerinin, annelerinin, babalarının, eşlerinin ve çocuklarının dualarıyla ayakta durduğuna tüm kalbimle inanıyorum” dedi.
“KADINI İNSAN DEĞİL META OLARAK GÖREN HİÇBİR TOPLUMUN GELECEĞİ AYDINLIK OLAMAZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde olduğu gibi bugün de tüm dünyada ve Türkiye’de kadın meselesinin enine boyuna konuşulacağını, tartışılacağını belirterek, “İlk insandan beri insanlığın yarısı erkek, yarısı kadındır. Bunlardan hangisini çıkartırsanız çıkartın, geriye insanlıktan eser kalmaz. Annelerimize, kız kardeşlerimize, eşlerimize, kız evlatlarımıza, tüm kadınlarımıza göstereceğimiz saygı, muhabbet aslında tüm insanlık adınadır. Dolayısıyla erkek olarak kendimiz için ne düşünüyor, istiyor ne bekliyorsak kadınlar için de aynı duygular içinde olmamız gerekiyor” diye konuştu.
Kadını insan değil, meta olarak gören, sırf cinsiyetinden dolayı zulüm eden hiç bir toplumun geleceğinin aydınlık olamayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel haklar dışında insanların tamamını tornadan çıkmış gibi tek bir ölçü ile değerlendirmenin, eşitlikçi değil, zorba, faşizan, sapkın bir yaklaşım olacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kökeninden, inancından, konumundan dolayı ezilen, horlanan, dövülen, sürülen hatta öldürülen milyonlarca insanın yürekleri yakan trajedisi karşısında üzüntülü olduklarını vurgulayarak afetlerden savaşlara, kıtlıklardan toplumsal kargaşalara kadar her krizin en ağır faturasını çocuklarıyla birlikte kadınların ödediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de uzun yıllardır süren insani krizin yol açtığı yıkıntılara bakıldığında, altında çoğunlukla kadınların ve çocukların kaldığını, evlerinden edilen insanların sığındığı kamplarda aynı manzaraların yaşandığını, Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin büyük bir bölümünün de yine kadın ve çocuklardan oluştuğunu belirtti.
“VİCDANI NASIR TUTMUŞ DÜNYANIN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NÜ KUTLAMASI RİYAKÂRLIKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 1,5 asır önce ABD’de yaşanan bir grev sırasında hayatını kaybeden kadın işçiler anısına 1977 yılında bugüne 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlandığı hatırlatarak, “Kadınların sorunlarına dikkat çekmeyi gaye edinen bugünün, günümüzdeki yaşanan krizler için de bir hassasiyet olmasını dilerdim. Ancak Suriye’de dokuz yıldır süren insani krizde hayatını kaybeden 1 milyona yakın insandan çok önemli bir bölümü kadın ve çocuk olduğu hâlde, bu konuya kimsenin güçlü bir şekilde dikkat çektiğini görmedik, duymadık, bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Avrupa kapılarına dayanan yüz binlerce insan içindeki kadınlara yapılan eziyetleri, önlerine dikilen tel örgüleri, dövülerek, vurularak geri gönderilme çabalarını da kimsenin kınamadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O üç, beş yaşındaki yavruları görüyorsunuz. Yunanistan sınırına giderken, tarlalar içinde ekranlarda izlemişsinizdir. Düşe kalka o üç yaşındaki yavrunun nasıl sınıra doğru yürüdüğünü herhâlde izlemişsinizdir. Ben, torunuma da onu gösterdim. Bak dedim senin gibi, düşüyor, kalkıyor. Niye biliyor musun dedim? O kötü amcalardan kurtulmak için. Ortada böyle bir zulüm var. O da bana soruyor. ‘Bunlar kötü amcalar mı? Evet oğlum bunlar kötü amcalar. Bunu yaptılar. İnanın ellerinden gelse, onları bile süngülerler. Bunlarda vicdan yok, bunlarda insaf yok, bunlarda insanlıktan nasibini almak yok.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’a seslenerek, “Ey Yunanistan, bu insanlar sende gelip kalmayacak. Senden gelip geçecek ve Avrupa’nın bir başka ülkesine geçecek. Niye rahatsız oluyorsun? Biz size dedik. Bak bu böyle giderse, biz bu kapıları açacağız. Siz inanmadınız. Ey Yunanistan, şimdi sana da sesleniyorum. Sen de kapılarını aç ki bu yükten kurtul. Gitsinler Avrupa’nın diğer ülkelerine. Bu işin başka çıkışı yok. Adil bir yük paylaşımı diyorsak, bu adil yük paylaşımına biz de ortak arıyoruz. Şu anda bizde hâlâ 3,5 milyon mülteci var” değerlendirmesinde bulundu.
Vicdanları nasır tutmuş dünyanın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamasının riyakârlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün katlettiği kadınları, çocuk yaşta ailelerinden kopartarak, her türlü istismarı yaptığı ve ölüme sürdüğü kız çocuklarını görmeyenlerin 8 Mart kutlaması yapmasının da riyakârlıktan öte bir durum olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyarbakır’da HDP’nin kapısı önünde gözleri yaşlı annelerin altı ayı aşkın bir zamandır dağa kaçırılan yavrularını beklemelerini acaba dünya kadınlar gününü kutlayanlar gelip de oralarda bu anneleri ziyaret ettiler mi? Etmediler. Onlar da edecek zaten yüz de yok. Onların etmelerinin de bazı şartları var. Hep onlar o şartların oluşmasını beklerler” dedi.
Filistin’de de kadınların, kız çocuklarının İsrail’in zulmüne maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sokakta yürüyen kız çocuklarını kurşunlayan, her fırsatta masum insanların üzerine dipçikle köpekle gazla saldıranları görmezden gelen bir dünya için söylenecek söz bulmakta zorlanıyoruz. İsrail aynısını orada yapmıyor mu? aynısı yapıyor. O anneleri yerlerde nasıl sürüklediğini görmüyor muyuz? Onları yavrularına sarılayım derken, onları yerlerde nasıl sürüklediklerini görmüyor muyuz? Ama ne diyorlar. ‘İsrail’e bu kadar acaba sizler ifadelerde bulunursanız bu ilişkiler noktasında pek hayra alamet olmaz’ Biz şu anda hakla beraberiz batılla değil. Bunu bir defa iyi ayırt etmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.
“Kadın bedenini şatafatlı ambalajlar altında köle ticaretinden daha beter bir şekilde metalaştıran 8 Mart’ı da aynı amaçla kullanmasındaki ironiyi de sizlerin takdirine bırakıyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağızlarından kadın haklarını düşürmeyenlerin, inançlarına uygun şekilde giyinmek, yaşamak isteyen kadınlara hayat hakkı tanınmaması karşısında sergiledikleri suskunluğu da bu tabloya ilave etmemiz gerekiyor. Kadını insandan bağımsız müstakil bir varlık olarak konumlandırma çabalarının vardığı yer işte burasıdır. Ne zaman ki 8 Mart’ı sadece belirli bir kesimin değil, tüm kadınların meselelerinin konuşulduğu bir tarih hâline getirirsek işte o zaman gerçek kadınlar gününe dünyada kavuşmuş olacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde gerçekleştirdikleri reformlar arasında kadınların meselelerinin çözümüyle ilgili olanların çok önemli bir yer tuttuğuna değinerek, Anayasa, kanunlar ve tüm mevzuatta kadınların haklarını korumaya, ayrımcı uygulamaları ortadan kaldırmaya yönelik çok ciddi düzenlemeler yaptıklarını, aile yapısının korunmasını özel önem verdiklerini, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda etkin tedbirler aldıklarını anlattı.
“MİLLETİMİZİ KADINIYLA ERKEĞİYLE BİR BÜTÜN OLARAK BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİMİZE ULAŞTIRACAĞIZ”
Kadınların iş hayatında giderek daha fazla yer almasının Türkiye’yi zayıflatan değil, tam tersine güçlendiren bir gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamdaki kadın oranı 2002’den 2019’a kadar yüzde 45’e yakın artarak 9 milyon sınırına dayanmıştır. Böylece kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,9’dan yüzde 34,9’a, toplam istihdamdaki kadın oranı yüzde 25,3’ten yüzde 28,8’e yükselmiştir” bilgisini paylaştı.
İş hayatında yer almak isteyen kadınlar için doğum izinlerinden kreşlere kadar her alanda gereken düzenlemeleri yaptıklarını, eğitim-öğretimde kız çocuklarıyla erkek çocukları arasında hiçbir fark kalmadığını, kadınların siyasal hayata ve karar alma mekanizmalarına katılımı Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine ulaştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisimizdeki 600 milletvekilimizden 104’ünün kadınlardan oluşması yeterli değilse de önemli bir orandır. Üniversitelerde ve bankacılık sektöründe kadın oranı erkekleri geride bırakmıştır” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “mutlu kadın, uyumlu aile, müreffeh toplum” hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceklerine vurgu yaparak, aile merkezli kadın ve erkek açısından adil ve uyumlu bir toplum yapısını geleceğin teminatı olarak gördüğünü, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun buradan geçtiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizi kadınıyla erkeğiyle bir bütün olarak büyük ve güçlü Türkiye hedefimize ulaştıracağız. Bu konuda desteğinizi bekliyoruz. Aksi takdirde kadın elinin değmediği her iş gibi bu gayretimizde eksik kalır, aksar, hedefine ulaşmaz. Türkiye’nin kadınlarına güvendiğimiz için sürekli hedef büyütüyor, mücadele çıtasını yükseltiyoruz” diye konuştu.
“KÜRESEL DÜZEYDE OLDUĞU GİBİ BÖLGEMİZDE DE TARİHÎ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR”
“Küresel düzeyde olduğu gibi bölgemizde de tarihî bir dönüşüm yaşanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu sürecin tam merkezinde yer aldığını, hedeflere ulaşmanın yanı sıra bölgedeki insani krizleri çözmenin ve istikrarı sağlamanın mücadelesini verdiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Belçika’da Avrupa Birliği’nin yetkilileriyle bir toplantıya katılacağını ve temennisinin daha farklı neticeler alarak Belçika’dan dönmek olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği ile yaptığımız anlaşmanın kendi tarafımıza düşen yükümlülüklerini yerine getirdik. Buna karşılık Avrupa Birliği oyalamaya dönük ve sözünü etmeye bile değmeyecek birtakım katkılar dışında taahhütlerini yerine getirmemiştir. Şimdi bu yeni ekiple görüşüyoruz. Bu yeni ekiple inşallah farklı neticeler elde ederiz” dedi.
Türkiye’nin misafir ettiği 4 milyonu bulan sığınmacıya 40 milyar doların üzerinde harcama yaptığını ancak Avrupa Birliği’nden sadece 3 milyar avro geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İdlib’de son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından aslında çok önceden atmamız gereken bir adımı attık. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Cenevre Sözleşmesi ve diğer uluslararası anlaşmalara uygun şekilde ülkemizdeki yabancılara diledikleri yerlere gidebilme imkânını tanıdık. Yunanistan karadan ve denizden topraklarına yönelen sığınmacıları döverek, öldürerek, işkence ederek, denizde botlarını delip boğmaya çalışarak durdurma yoluna gidiyor. Bu insanlık dışı eylemlere karşı kimse sesini çıkarmıyor, hatta tam tersine Yunanistan’ı destekliyorlar. Bu durum bize merhum Mehmet Akif’in şu mısralarını hatırlatıyor: ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ Türkiye olarak bu vahşeti tüm uluslararası platformlarda gündeme getirmeye ve mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğiz.”
“TÜRKİYE’NİN SURİYE TOPRAKLARINI İŞGAL VE İLHAK ETMEK GİBİ BİR AMACI ASLA OLMAMIŞTIR”
Suriye’deki sorunun daha kapsamlı ve sonuç alıcı adımlarla çözülebileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgede attığı adımlar olmasaydı Suriye’de bugüne kadar hayatını kaybeden 1 milyon sivil sayısına İdlib’de en az bir bu kadarının daha katılacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sığınmacı akınını durdurmak ve rejimin ülkemiz topraklarını da hedef alan azgınlığının önüne geçmek için İdlib’de daha aktif bir askerî pozisyon almak mecburiyetinde kaldık. İdlib’deki durumun rejimin saldırganlığı yanında Rusya’nın bölgenin statüsüne ilişkin ısrarlı tutumu sebebiyle giderek tırmanma eğilimi göstermesi üzerine diplomatik çözüm arayışlarımızı da hızlandırdık” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal ve ilhak etmek gibi bir amacı asla olmamıştır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının kendi toprakları ve özgürlüğü için rejime ve terör örgütlerine karşı verdiği mücadeleyi desteklediklerini belirtti.
“BİZİM TEK GAYEMİZ; İDLİB’DEKİ İNSANİ KRİZİ OLABİLECEK EN HIZLI VE ETKİN ŞEKİLDE ÇÖZÜME KAVUŞTURMAKTIR”
“Ülkesinin üçte biri PKK-YPG terör örgütünün işgali altında olan bir rejimin tüm gücünü ve imkânlarını İdlib gibi küçük sayılabilecek bir bölgeye yöneltmesi derdin başka olduğunu gösteriyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye olarak İdlib’de fiilen operasyon sürdürdüğümüz son bir ay içerisinde 34’ü Leyle-i Regaip’te olmak üzere toplam 59 şehit verdik. Buna karşılık rejimin 3 bin 400 unsurunu etkisiz hâle getirdik. Ayrıca rejimin üç uçağını, sekiz helikopterini, sekiz hava savunma sistemini, 156 tankını, 108 top, obüs ve çok namlulu roketatarını, 24 zırhlı aracını, 49 doçkasını ve doçkalı pikabını, 99 askerî aracını, 10 mühimmat deposunu, iki havaalanını da imha ettik. Elbette bizim amacımız, ne daha çok insan öldürmek ne de daha çok araç-gereç imha etmektir. Bizim tek gayemiz; İdlib’deki insani krizi olabilecek en hızlı ve etkin şekilde çözüme kavuşturmaktır. Bağcıyı dövmenin değil üzüm yemenin peşinde olduğumuz için de diplomatik çözüm yollarını sürekli zorladık. Rusya ile Perşembe günü vardığımız uzlaşmanın gerisinde işte böyle bir arka plan vardır. İdlib halkının can emniyetini ve Türkiye’nin sınırlarının güvenliğini sağlayacak her çözüm bizim için ehvendir, kabul edilebilirdir. Moskova’da vardığımız anlaşmanın da bu hedeflerimize hizmet edeceğini umuyorum.”
Bahar Halkanı Harekâtı bölgesinin sağı ve solundaki yerlerle ilgili verilen sözlerin tutulmaması hâlinde Türkiye’nin buraları kendi yöntemleriyle temizleme hakkını saklı tutulduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölücü terör örgütü bu ülkedeki varlığını tamamen sona erdirene kadar, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği tamamlanmış olamayacak. Türkiye’dekiler başta olmak üzere rejimden kaçarak evlerini terk eden tüm Suriyeliler yerlerine dönmedikçe Suriye’de kalıcı huzur sağlanamaz. Rejimin İdlib’de sükûnun sağlanması ile Rusya ile yaptığımız anlaşmayı bozması hâlinde bir daha şiddetli bir şekilde bu zalimlerin üzerine gideceğiz; bunun da bilinmesi lazım” uyarısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederek bitirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.