Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde yaşadığımız topraklar, bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Üzerinde yaşadığımız şu topraklar, şu bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir. Bu, dosya dosya istiflenmiş kültürler ve medeniyetler içeren bir klasördür. Göbeklitepe’den, Eti’den, Lidya’dan, Frigya’dan, Roma’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bugüne, katman katman kültür, tabaka tabaka medeniyet ve yığın yığın sanat barındıran zamanın ruhu, bu topraklarda iftiharla yaşamaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilim, sanat ve kültür hayatına yön veren, eserleriyle aydınlatan isimleriyle buluşmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür-Sanat Büyük Ödüllerinin hayırlara vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödülleri takdim edilecek ilim, kültür ve sanat erbabını tebrik etti.
Gönlüne yansıyan ilhamları cömertçe paylaşan sanatçılar, kültür ve fikir erbabı için bir arada olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Onlar ki, sonsuzluğun güzelliklerini satırlara dizmek için sözü kelam derecesinde, kelamı şiir katmanında, şiiri mecazın kanatlarında kalemleriyle satırlara geçirirler. Bu şekilde, ilim ilim ilerek kitapları, harf harf heceleyerek ciltleri, fasıl fasıl haşiye düşüp rafları doldururlar. Hayata, hakikatin anlamını aramak için geldiklerini bilirler ve hayatımıza zarafet katmak üzere gelmeye devam ederler. Onları siz de tanırsınız. Bazılarını ben de tanıdım. Uzun tarih sayfalarında, bazen renklerle, bazen desenlerle, bazen taşlarla, bazen de seslerle medeniyetler inşa ediyor, çağları çağlara bağlıyorlardı. Marifetleri iltifat gördükçe sanatın adını resim koyuyor, şiir koyuyor, beste koyuyor, kemerler ve kubbelerle güzellikler yükseltiyorlardı. Kadim zamanlarda, o gönül eri gönlünden her ne üretirse caizeyle himaye görüyor, sanat yüceliyor, marifet iltifatla itibara eriyordu. Bugün caize yerine telif hakları geldi. Hükümdarların sanatçılara verdiği kaftanlar eskimiş, caizeler tarih olmuştur ama sanatçıların onlara verdikleri eserler hâlâ yaşıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde yaşadığımız şu topraklar, şu bereketli Anadolu, sanat üretimi için büyük bir klasör gibidir. Bu, dosya dosya istiflenmiş kültürler ve medeniyetler içeren bir klasördür. Göbeklitepe’den, Eti’den, Lidya’dan, Frigya’dan, Roma’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bugüne, katman katman kültür, tabaka tabaka medeniyet ve yığın yığın sanat barındıran zamanın ruhu, bu topraklarda iftiharla yaşamaktadır” diye konuştu.
Bu coğrafyaya ait olduğu hâlde bugün dünya müzelerini dolduran, tarih yahut kimlik hırsızlığının işareti olan eserlere bakılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece bu bile, 100’üncü yılına yaklaşan Cumhuriyetimizin aslında ne kadar engin ve derin bir sanat mirasına, o mirasın yeniden üreterek dünyaya parmak ısırtacak eserler ortaya koyma potansiyeline sahip olduğunu göstermeye yeter” dedi.
Sanatçıların öncelikle kendi geçmişine, kültürüne, medeniyetine ait olanı özümseyip benimsemesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanatçıların bununla da yetinmeyip evrensel olanı kucaklayan, dünyadaki gelişmeleri takipten asla geri durmayan bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“ZENGİNLİKLERİMİZİ SANATA DÖNÜŞTÜRÜP ÇAĞIN İDRAKİNE YENİ BİR KİMLİKLE SUNACAK OLAN SANATÇILARIMIZDIR”
“Millî olmayan milletlerarası olamaz, yerli olmayan evrensel içinde kendine yer bulamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zenginliklerimizi sanata dönüştürüp çağın idrakine yeniden ve yeni bir kimlikle sunacak olan sanatçılarımızdır. Bu bakış açısı, körü körüne taklitle, yabancı olana öykünüp durmakla değil, gönüle yansıyacak yerli ilhamlarla hayat bulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat tanımlarının başkalaştığı, sanat ortamının değişime uğradığı, sanat hırsızlıklarının yüzlere vurulduğu bir çağda yaşandığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İşte bu çağda ülkemiz, dünyaya yalnızca yeni eserler sunmakla kalmayacak, geleceğin sanat kuramlarının payandalarını da temellendirecektir. Sanatçılarımız bu anlayışla hareket ettikçe, şairin ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler’ hükmü geçerliliğini yitirecektir. Biz işte o sanatçıyı bekliyoruz. Beklediğimiz o sanatçı, kimliğiyle birlikte deryasını bilecektir, önce kendisi olacaktır, davasını sanatıyla ifade edecektir. Beklediğimiz o sanatçı, vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleriyle gösterecek, sanatını icra ederken dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, zulme ve adaletsizliğe karşı bir çığlık olarak yaptığı şarkısıyla dünya müzik listelerini sallayacak, müzikteki evrensel anlayışları değiştirecektir. Beklediğimiz o sanatçı, slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarılarıyla dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ortaya koyduğu bir sanat üslubuyla veya icat ettiği bir sanat formuyla adını sanat tarihine yazdıracaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ürettiklerinden dolayı parmakla gösterilecek, üslubuyla herkesi peşinden sürükleyecektir. Beklediğimiz o sanatçı, gündemin peşinden savrulmak yerine dünyaya gündem verecek, performansıyla rekorlar kitabına girecek, tarzıyla sanat modası oluşturacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikâyet etmek yerine kendi sanatını üretecektir. Beklediğimiz o sanatçı, muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir.”
Tarif ettiği sanatçıyı kendisi kadar milletin de beklediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her neredeyseniz, siz ey gönül eri sanatçılar bilin ki bu millet estetik manada küllerinden dirilmek ve yitik hazinesine yeniden kavuşmak için sizi bekliyor. Gelin ve geç kalmışlığımızı medeniyete, kabalıklarımızı zarafete, gönüllerimizi barışa, huzura ve sevgiye yöneltin. Gelin Türkiye’nin gücüne birlikte güç katalım” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini Türkiye’de kültürün ve sanatın yücelmesinde emeği geçen, katkısı olan değerlere şükranlarını ifade etmek üzere verdiklerini vurgulayarak ödül verilecek isimlerin bu anlayışla belirlendiğini söyledi.
KÜLTÜR VE SANAT BÜYÜK ÖDÜLÜ SAHİPLERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu topraklarda bir Doğu-Batı sentezi mümkünse bunu kişiliğinde gerçekleştirebilmiş nadir insanlardan biri çok çok sevdiğim, saygı duyduğum Sadettin Ökten hocamızdır. Öyle ki onu dervişçe murakabelere dalarken de üniversite kürsüsünde en son teknolojik gelişmeleri anlatırken de görmek şaşırtıcı değildir” ifadelerini kullandı.
Ökten’in kendisini “Bitik olmayan fakat yitik olan bir medeniyetin çocuğu” olarak tanımladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserleriyle Türkiye düşünce hazinesine büyük katkılar sağlayan Sadettin Ökten adına bu yılkı Kültür Tarih Ödülü’nün Celile Ökten’e takdim edileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen Özdemir Erdoğan’ın da yarım asrı aşkın bir zamandır sanat icra eden bir müzisyen olduğunu ifade ederek, “Milletimizin maruz kaldığı kültürel saldırılara gücünü sanatından alan direniş ruhuyla karşı koyan Özdemir Erdoğan, toplumun bütün kesimlerine de aynı heyecanı aktarmaya çalışmıştır. Dillerden düşmeyen eserleriyle gönüllerde taht kuran Özdemir Erdoğan’a müzik alanındaki ödülümüzü takdim edeceğiz” dedi.
İsmail Kara’nın da İslami ilimlerde tarih ve felsefe alanlarında derin vukufiyeti ve özgün çalışmalarıyla adından söz ettirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sırat-ı Mustakim ve Sebilurreşad’ın bütün sayılarını satır satır okuyarak ve notlar çıkararak bir doktora tezi hazırlamış olması, dostları tarafından sebat, disiplin ve titizlik örneği olarak hâlâ zikredilir. Ufkumuzu aydınlatan kitapları, makaleleri ve birbirinden kıymetli talebeleriyle vazifesine devam eden İsmail Kara’ya bu yılki Sosyal Bilimler Ödülümüzü takdim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Sinema alanındaki ödülün de Derviş Zaim’e takdim edileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zaim’in 100 yılı aşkın bir maziye sahip olan Türk sinemasının millî bir kimlikle varlığını sürdürebilmesi ve insani hassasiyetlerini muhafaza edebilmesi için büyük mücadeleler veren bir sanatçı olduğunu dile getirdi.
Edebiyatın duygu, düşünce ve hayalleri güzel ve etkili bir şekilde yazıya dökme sanatı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl edebiyat alanındaki ödülün de İbrahim Tenekeci’ye verileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bin yıllık Anadolu tarihimizde halk edebiyatımızda olsun, divan şiirimizde olsun nice şaheserin altına imzamızı attık. Bugün de aynı kaynaktan ilham alan ediplerimiz, şairlerimiz var ve onlar barışın, aşkın, kardeşliğin şiirini yazmaya devam ediyor. İbrahim Tenekeci de o değerlerimizden biridir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilgiyi hikmetle taçlandıran ecdadımız, mimariden musikiye, görsel sanatlardan edebiyata kadar kültürün her alanında çok önemli eserler ortaya koymuştur. Zevkiselim sahibi her insanda hayranlık uyandıran bu eserler bizim coğrafyamızda neşet etmiş ve zamanla dünyanın dört bir tarafına dağılmıştır. Onları farklı coğrafyalardan taşıyarak bir araya getiren tutkulu sanatseverler sayesinde bizler sahip olduğumuz zenginlikleri bir kez daha fark etmenin gururunu ve mutluluğunu yaşarız” değerlendirmesinde bulundu.
Hilye-i Şerif ve Tesbih Müzesi ile İstanbul Resimleri Müzesi’nin kurulmasına öncülük eden Mehmet Çebi’nin de tutkulu sanatseverlerin ilk akla gelenlerinden olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, koleksiyon alanındaki ödülün de Mehmet Çebi’ye takdim edileceğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Necmeddin Okyay’ın da Vefa Ödülü’ne layık görüldüğünü açıklayarak, “Merhum Necmeddin Okyay, 20’nci asrın hezarfenlerindendir. Osmanlı zevk, estetik ve inceliğini şahsında mecz etmiş müstesna bir şahsiyet olan merhum, çocukluk döneminden itibaren kendisini hat sanatına adamıştır. Son dönemin tüm büyük üstatlarından aldığı derslerin hakkını veren, bununla kalmayıp talebeler yetiştiren hocamız, ebruda kendi geliştirdiği yöntemle ‘Necmeddin Ebrusu’ denilen bir tarzın da sahibidir” bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül takdim edecek ilim, kültür ve sanat insanlarını tebrik ederek sanata yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarını sundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alanlara ödüllerini takdim etti.
Kültür Tarihi alanında Sadettin Ökten adına Celile Eren Ökten, Müzik alanında Özdemir Erdoğan, Sosyal Bilimler alanında İsmail Kara, Sinema alanında Derviş Zaim adına Emre Oskay, Edebiyat alanında İbrahim Tenekeci, Koleksiyon alanında Mehmet Çebi’ye ödül verildi. Kültür ve Sanat Politikaları Vefa Ödülü ise merhum Necmeddin Okyay adına Ali Mecdi Okyay’a takdim edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören öncesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini alanları kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil; kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ve imzalanan anlaşmaların ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek, açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı ez-Zeydi’yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti. Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Irak Başbakanı ez-Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Irak Başbakanı ez-Zeydi’ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık” diye konuştu.
“IRAK’IN HUZUR VE İSTİKRARINI ÜLKEMİZİN DURUMUNDAN AYRI TUTMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak’ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog hâlindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak’ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”
“HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.
“Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hâle geldiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda Sayın Başbakan’ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İş birliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol’ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihî bir adım olmuştur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.
Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimî bir iş birliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan’ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.
“IRAK’TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, “Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi’ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin konuşmasında “Türkiye’ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak’tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar” değerlendirmesinde bulundu.
IRAK BAŞBAKANI EZ-ZEYDİ: “BU ZİYARETİMİZ ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİLERİMİZİN PEKİŞTİRİLMESİNİN BİR NİŞANESİDİR”
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir” dedi.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.
Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla (görüşmede) dedim ki: ‘Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.’ Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu’dur” diye konuştu.
Irak Başbakanı ez-Zeydi, Türkiye ve Irak’ın Doğu ile Batı’nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek “Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye’ye petrol verebiliriz diyor” ifadeleri üzerine Irak Başbakanı ez-Zeydi, “Evet doğru, 1 milyon” dedi.
TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin huzurunda, iki ülke arasında beş anlaşma imzalandı.
Bu kapsamda, “Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası”, Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.
“Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı”na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.
“Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı”na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imzalandı.
“Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı” ile “Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı” da Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Irak Ulaştırma Bakanı Veheb Selman Muhammed tarafından imzalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türk ve Irak bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi daha sonra baş başa görüşmeye geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, İsrail tarafından Gazze’de şehit edilenler başta olmak üzere, idealistçe ve fedakârca yürüttükleri çalışmalar sırasında hayatını kaybeden medya mensuplarını rahmetle yad ederek başladı.
Bu önemli toplantının ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini anlamlı program vesilesiyle tebrik etti.
“ŞÛRA’NIN ÖNEMLİ BİR BOŞLUĞU DOLDURACAĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”
İki gün sürecek Şûra’ya bilgileriyle, tecrübeleriyle, görüş ve önerileriyle katkı sunacak kurum ve kuruluşlara, üniversitelerin yönetici ve hocalarına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İletişim Şûra’mızın ilki, bundan 23 yıl önce 2003 senesinde yapılmış, internetin yaygınlaşmasına paralel olarak medyanın yeniden yapılandığı bir dönemde verimli tartışmalara zemin oluşturmuştur. Esasında uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyuluyordu. Bu anlayışla geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarını başlattık. 1,5 yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası, iletişim camiasının aktörlerinin tamamı, bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak, güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu vurguladı.
Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şûra’nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” diye konuştu.
“İLETİŞİMİN TEMEL AMACI, DOĞRU VE GÜVENİLİR BİLGİYİ MUHATABINA EN KISA YOLDAN ULAŞTIRMAKTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimleri derslerinde atfedildiği üzere, aracın, mesajın kendisi olduğunu belirtti. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içinde olduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün, yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor. Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve dolaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler, artık yalnızca dakikalar içerisinde, tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle, eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma, her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat, az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi, tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. Merkezinde bilgi ve enformasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları, hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyledi.
Bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hiç şüphesiz hakikat olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi.
Dezenformasyon ve manipülasyonun mebzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangını ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleştiklerini dile getirdi.
“MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısıyla muhatap olduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakarlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.”
“DEPREMİ KULLANARAK SİYASİ VE EKONOMİK FIRSATÇILIK YAPANLAR BUGÜN ADALETE HESAP VERİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarla afetzedelerin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurguladı.
“Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir: Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi, ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dahil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.”
“DİJİTAL EGEMENLİĞİ TEMİN VE TAHKİM ETMEK BİRİNCİ ÖNCELİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız, müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz” dedi.
Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin daha da arttığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi.
Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir. Kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz ve afet yönetiminden verdiğimiz mesajların dünya kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılmasına kadar iletişim çok geniş bir alanı kapsıyor. Bunun için iletişimin bütün imkân ve araçlarını en etkili surette kullanmak gerek geleneksel medyada gerekse dijital alanda güçlü bir varlık göstermek mecburiyetindeyiz.”
“KENDİ İLETİŞİM MODELİMİZİ BİÇİMLENDİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
İletişimde başarıyı sadece görünürlükle sınırlamanın doğru olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, özellikle mahremiyetten, hakikatten ödün vermemek olduğunu dile getirdi.
“Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerimizden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modelimizi biçimlendirmeye devam ediyoruz. Hâlihazırda sadece kendi uydularımız üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkânına sahibiz” diye konuştu.
Kimlik ve kültürü yansıtan, tarihî ve millî değerleri ekranlara taşıyan film, dizi ve belgesellerin dünyanın dört bir yanında büyük bir beğeniyle izlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık uluslararası kamuoyu Türkiye’yi yalnızca başkalarının kaleme aldığı metinlerden veya tamamen karalama amaçlı çekilmiş sinema filmlerinden değil, kendi kültürümüzü ve gerçekliğimizi yansıtan filmlerden, dizilerden, belgesellerden, dijital platformlardan ve kültürel faaliyetlerden tanıyor. Bu, ülkemizin yumuşak gücünü artıran, milletimizin birikimini ve değerlerini dünyaya taşıyan, bizi anlatan son derece kıymetli bir kazanımdır” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN GELECEĞE YÖN VEREN GÜÇLÜ BİR VİZYONU DA HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımı daha da büyütmekte kararlı olduklarının altını çizerek, “Burada şunu da ifade etmek durumundayım. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken aynı zamanda medeniyet değerlerimizden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı, geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu da hayata geçiriyoruz. Sizlerin katkılarıyla bu vizyonu daha da ileriye taşıyacağımıza, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin hikayesini çok daha güçlü şekilde duyuracağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, stratejik iletişimden halkla ilişkilere, radyo ve televizyondan sinemaya, dezenformasyonla mücadeleden sosyal medya ve yapay zekaya, yerel medyadan kamu diplomasisine kadar iletişim sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirdiği şûrayı, bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olarak gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle 2. İletişim Şûrası’nın bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve sektörün tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programda emeği geçenler başta olmak üzere fikir, tespit, tenkit ve değerlendirmeleriyle şûraya katkı sunan ve sunacak olan tüm kardeşlerime, tüm katılımcılara, uzmanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Şûra neticesinde son şeklini alacak belgelerin, iletişim vizyonumuza yeni bir boyut kazandırmasını temenni ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşmasının ardından İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu hediye etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.