Cumhurbaşkanı Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken Türkiye en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Sanayide mevcut fabrikalar tam kapasite harıl harıl çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapılıyor. İstihdamda, salgın öncesinin bile üzerine çıkarak 30 milyon sınırına dayandık. Dış ticaretimiz, 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 51. Muhtarlar Toplantısı’nda mahalle ve köy muhtarları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; Adana, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Konya, Mersin Sakarya, Samsun, Sivas ve Yozgat illerinden gelen muhtarlarla birlikte olduklarını belirtti. Yoğun kar yağışı sebebiyle bazı muhtarların aralarında olamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlarla geniş katılımlı ilk toplantıyı 2015 Ocak ayında yaptıklarını anımsattı.
Ülkedeki tüm muhtarlarla bir araya gelme sözünü tutarak Mayıs 2019’a kadar 50 ayrı toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç istisna dışında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ana binasındaki 400 kişilik toplantı salonunda başladıkları buluşmaları sergi salonuna aldıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk 50 toplantıda 35 bine yakın muhtarla yüz yüze görüşme imkânı bulduklarını, bugün de yaklaşık bin 500 muhtarla birlikte olduklarını aktardı.
“MUHTARLARIMIZA NE SÖZ VERMİŞSEK HEPSİNİ YERİNE GETİRİYORUZ”
Bu durumun ülkede hiçbir cumhurbaşkanının, hiçbir başbakanın, hiçbir siyasetçinin başaramadığı bir rekor olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlerle uzun süredir devam ettirdiğimiz bu buluşmaların hayırlı neticelerinden biri de hem muhtarlarımızın hem de onlar vasıtasıyla mahallelerimizin ve vatandaşlarımızın pek çok sıkıntısını çözüm yoluna koymuş olmamızdır. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız bünyesinde giderek daha etkin şekilde kullanılmaya başlanan bir muhtarlık bilgi sistemi kurduk. Yine İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyete geçen Muhtarlar Daire Başkanlığı vasıtasıyla sizlerin meselelerinin Ankara’da en üst düzeyde ve tek elden takip edilmesini sağladık. Bununla kalmadık, muhtarlarımızın taleplerini takip etmek üzere illerimizde vali yardımcısı, büyükşehirlerde genel sekreter yardımcısı, diğer belediyelerde başkan yardımcısı düzeyinde muhataplar belirlenmesini temin ettik. Muhtarlarımızla bir araya geldiğimiz bir toplantıda dile getirilen teklif üzerine 19 Ekim tarihini Muhtarlar Günü olarak belirledik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların özlük haklarında, SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesi, maaşlarının artırılması, silah ruhsatı harcı muafiyeti başta olmak üzere pek çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını dile getirdi.
AK Parti hükûmetlerinden önce bu düzenlemelerin olmadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bunların hepsini gerçekleştirdik. Bu vesileyle sizlere bir de müjde vermek istiyorum. Bilindiği gibi biz hükûmete geldiğimizde muhtar maaşları neydi? 97 liracık. Bu yılbaşı itibariyle 3 bin 392 lira seviyesine kadar çıkarmıştık. Ayrıca bin 726 lira tutarındaki SGK primlerini de karşılamaya başlamıştık. Muafiyet sağladığımız silah ruhsatı harcının da 10 bin 359 lira olduğunu hatırlatmak istiyorum. Muhtar maaşlarının asgari ücretin altında kalmasına gönlümüz razı olmadı. Yaptığımız değerlendirme sonunda muhtar maaşlarını asgari ücret seviyesine yani 4 bin 250 liraya yükseltme kararı aldık. İşte şimdi de yine aynı şekilde hayata geçmesi için gereken kanuni değişikliği en kısa sürede yapacağımız yeni maaşlarının muhtarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Lafta değil, ben icraat konuşuyorum icraat. Bugüne kadar her sözün arkasında nasıl durduysak bundan sonra da yine aynı şekilde sözlerimizin arkasında duracağımızı, inşallah bu kanun değişikliğiyle Cumhur İttifakı’nın bir icrası olarak bunu da göreceksiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka önemli çalışmalarının da muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, köy konağı tarzında ve mahalli mimariye uygun şekilde inşa edecekleri muhtarlık hizmet binalarıyla ilgili proje çalışmalarını tamamladıklarını, yerlerini önemli ölçüde belirlediklerini, inşasına yakında başlayacaklarını ifade etti.
Kadın muhtarların görev yaptığı yerlere öncelik vermek suretiyle muhtarlık hizmet binalarını güvenlik kamerası sistemleri ile donattıklarına dikkati çelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ankara’da sizler için hazırladığımız Muhtar Konukevini de inşallah 19 Ekim Muhtarlar Günü’nde hizmete açıyoruz. Vilayetler evi var ya onun bir benzerini de muhtarlarımız için yapıyoruz. Yani muhtarlarımızın, Ankara’ya geldiği zaman oturacağı, buluşacağı, kalacağı bir yeri olsun istedik. İçişleri Bakanı’mız da bunun adımını attı, atıyor. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ni muhtarlarımızın istifadesine açarak gereken bilgilere buradan ulaşılmasını sağlıyoruz. Afetler sonrası, AFAD’ın gönderdiği ayni yardımların dağıtımıyla ilgili de muhtarlarımızın kullanabileceği bir sistem kuruyoruz. Görüldüğü gibi muhtarlarımıza ne söz vermişsek hepsini de yerine getirdik, getiriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle ara verdikleri toplantıları bugün yeniden başlattıklarını belirtti. Yaklaşık 2,5 yıllık bir aranın ardından tekrar muhtarlarla birlikte olmaktan ve hasret gidermekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımıza bir teşekkür borcumuz da var, onu da ifade etmeden geçemeyeceğim; birlikte olamadığımız süre boyunca gerek koronavirüs salgınına gerek sel ve yangın felaketlerine karşı verdiğimiz mücadelede muhtarlarımız hep ilk saflarda yer aldılar. Salgın sürecinde valiliklerimiz ve kaymakamlıklarımızla yakın iş birliği hâlinde filyasyon ekiplerinde, Vefa gruplarında, denetim ekiplerinde aktif görev alan tüm muhtarlarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Devletin, ülkenin en ücra köşelerine kadar uzanan elleri olan muhtarların ne kadar önemli ve kritik işlevlere sahip olduğunu bu felaketler vesilesiyle herkesin yakından gördüğüne inanıyorum. Bugün bir kez daha tüm kalbimle hissettik ki muhtarlar candır” diye konuştu.
“MUHTARLARIMIZLA DAHA NİCE MÜCADELEYİ BAŞARIYLA GERİDE BIRAKACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımız yoldaştır, muhtarlarımız omuzdaştır, sırtınızı güvenle dayayacağınız birer dağdır, dağ. Sizleri özlemişiz, sizlerin de bizi özlediğini görüyoruz. Her ne kadar aramızdaki gönül bağının derinliğini anlayamadığı için zahire bakarak bu buluşmaları taklit etmeye çalışanlar çıksa da biz muhtarlarımızla aramıza kimseyi sokmayız ve biz birbirimizle beraber oluruz” dedi.
Kendilerinin muhtarlarla kader bağları bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 24 yıl önce siyasi hayatımız bitirilmek istenirken bu kardeşiniz için gazeteler ne başlık atmıştı? ‘Muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı. Dikkat edin ‘muhtar olamaz’ demediler ‘muhtar bile olamaz’ dediler. Bu ifade zihin dünyalarında muhtara biçtikleri değeri, muhtarı koydukları yeri gösteriyor. Tabii bu manşetleri attıran tek parti faşizmi o zihniyetin, geçmişte bir gecede muhtarların mühürlerini toplatarak, tüm muhtarlıkları kapatmaya teşebbüs ettiğini de biliyorum. Kim bu zihniyet? CHP. İşi, gücü bunların mühür toplamak, mühür toplattırmaktır, bunu böyle biliriz. Siz şimdi onların muhtar sevdalısı kesildiklerine bakmayın, bunlar ellerine fırsat geçtiğinde millî iradenin her kurumu gibi muhtarlıkların da kapısına kilit vurmaktan vazgeçmezler. Şimdi yalan, yanlış konuşuyor, muhtarın yanına kâtip koyacakmış, sekreter koyacakmış. İnanıyor musunuz bunlara? Bunların işleri, güçleri palavra.”
“Ya dürüst olun, dürüst, dürüst olun” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önce elinizdeki belediyelerde gelin de bizim muhtar kardeşlerimize oralardan hadi destek verin de görelim. Geçen ne dedi? ‘Elektrik parasını almayacağız, ücretsiz elektrik vereceğiz’, nerede? Şanlıurfa’da bunu söyledi. İnandınız mı? Şu anda elinizdeki belediyelerde, hadi buyurun elinizi tutan mı var, ücretsiz elektrik verin. Böyle büyük bir yalan olabilir mi? Bir defa elektrik olayı belediyelerin elinde mi? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı elektrik, belediyelerle alakası yok. Böyle bir yalan söyleyen ana muhalefetin başı var. Dürüstlük bunların semtine uğramamış. Bu oyunlara gelmeyeceğiz, bu oyunları kim bozacak? Muhtarlar bozacak. Bunların topunu üst üste koysanız bir tane muhtarımızın tırnağı bile etmezler. Hamdolsun, tüm gayretlerine rağmen ne bizim önümüzü kesebildiler ne de sizin mühürlerinizi kırabildiler. İşte bugün burada biz Cumhurbaşkanı sizler de mahallelerinizin, köylerinizin anlı şanlı muhtarları olarak kol kola, gönül gönüle birlikteyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüce dağlar boran olur, kar olur / Sen gelirsen dünya bize yar olur / Evelallah yokluğunu aratmaz muhtar ağam derdimize çare olur / Kuşlar konar menengicin dalına, kurban olayım yoldaşına, yoluna / Muhtar ağam sen halimden anlarsın, taş değmesin topuğuna, eline” dizelerini aktararak, şunları kaydetti: “İnsanlarımızın dertlerine çare olan, vatandaşımızın müşkülünü çözen, yurdumuzun en ücra köşelerinde devletimizin müşfik eli, tatlı dili olan muhtarlarımızla daha nice yollar yürüyeceğiz, daha nice mücadeleleri başarıyla geride bırakacağız. Bir sonraki toplantıyı da inşallah ülkemizdeki kadın muhtarlarımızla yine bu salonda yapmayı planlıyoruz. Sadece kadın muhtarlarımız, şimdiden hazırlanın. Yani birileri ‘Niye bunu sadece kadınlarla yapıyor’ falan diyebilirler, hiç takmayın kafanıza, biz kadınlarla verilecek mücadelenin ne kadar kutsal olduğunu iyi biliriz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi hep daim eylesin diyorum. Rabbime, bana sizler gibi yoldaşlar verdiği için hamdediyorum.”
“BİRBİRİNİ SEVENLERLE BU YOLDA BERABER YÜRÜYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu buluşmaların hasret gidermenin yanında Türkiye’nin meseleleriyle ilgili görüşlerini paylaşma ve istişare etme vesilesi olduğunu söyledi.
Muhtarlar buluşmalarının Türkiye’nin en büyük, en kapsamlı demokrasi şölenlerinden biri olarak siyasi tarihe geçtiğini ve bu toplantıları yapmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin bir araya gelişiniz, bu buluşmanız var ya, işte bu bizi sevmeyenlere bir ders oluyor. Biz birbirini sevenlerle bu yolda beraber yürüyeceğiz” diye konuştu.
Türkiye’nin iki asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesinde içinde bulunduğu kritik safhaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her gelişme dünyayı gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış diye sınıflayanların bize biçtikleri kılıfın aslında ne kadar fıtratımıza, tarihimize, medeniyetimize aykırı olduğuna işaret ediyor” ifadesini kullandı.
Son 20, özellikle de son 10 yılda yaşananların ileride üzerinde yıllarca çalışılsa da yetmeyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî dersler içerdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlar boyunca “Siz yapamazsınız” diyenlere rağmen, insansız silahlı hava araçlarını yaptıklarını, gelinen noktada ise “Yapamazsın” diyenlerin bu araçları istediklerini anlattı.
Bu süreçte, “Sizin çapınız da gücünüz de aklınız da yetmez dedikleri ne varsa” hepsini herkesten çok daha iyisiyle başarabileceklerini gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu süreçte asırlar boyunca bize ‘Bağınızı koparmadan, unutmadan, reddetmeden çağdaşlaşamazsınız’ dedikleri ne varsa aslında hepsinin de sıkı sıkıya sarılmamız gereken değerlerimiz olduğunu gördük. Bu süreçte asırlar boyunca bize envaiçeşit kılıf altında sunulan her şeyin aslında ülkemizi demokraside ve kalkınmada geri bırakmak için uydurulmuş safsatalar olduğunu gördük. Daha acısı, içimizden bir kesimin ülkemizi ve milletimizi geri bırakmak, vaktimizi ve enerjimizi heba etmek gayesiyle yazılan senaryolarda kendilerine verilen mankurtluk rolünü nasıl şahsiyetlerinin bir parçası hâline getirdiklerini gördüm.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tek parti faşizmini yüceltenlerin, darbeleri savunanların, millete ve millî iradenin temsilcilerine yapılan zulümlere arka çıkanların hâlâ aynı yerde duruyor olmasının başka izahı var mı? Terör örgütlerinin payandalığına soyunarak siyasi, sosyal ve ekonomik kaos denemelerinin tetikçiliğini yaparak ülkenin ve milletin felaketinden kendine ikbal devşirmeye çalışanların hâlâ ortada dolaşıyor olabilmesinin, soruyorum, başka izahı var mı? Küresel yönetim ve ekonomi sistemi 2008 küresel finans krizi ve koronavirüs salgını ile köklerinden sarsılırken, hâlâ milletimize tek vaatleri eski Türkiye olanların durumlarını başka nasıl tarif edebiliriz? Ülkemizin bağımsızlığının alametleri olan 81 ilimize yayılan dev projelerden savunma sanayi ürünlerimize, dış politikadaki onurlu duruşumuzdan yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme odaklı ekonomi programımıza kadar her şeye karşı çıkanları başka nasıl isimlendireceğiz?”
“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ HÂLİNE GETİRMEYİ BAŞARDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıllık hükûmetleri döneminde eser ve hizmet siyasetiyle geçmişin eksiklerini tamamlarken ve geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ederken her gün ve her anın bu “habis zihniyetle” mücadele etmekle geçtiğini söyledi. Türkiye’de 81 ili üniversiteye bunlara rağmen kavuşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta da dev şehir hastaneleri gibi dünyanın gıptayla baktığı bir projeyi bunlara rağmen başlattıklarını ve yaygınlaştırdıklarını, büyük ülkelerin şimdi projeleri kendilerinden istediklerini anlattı.
Terör örgütlerinden suç çetelerine, milletin canına ve malına kasteden yapıları da bunlara rağmen çökerttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cudi, Gabar, Tendürek ve Bestler-Dereler’de terör örgütlerini, inlerine girmek suretiyle çökerttiklerini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geceleri benim vatandaşım huzurlu bir şekilde sokağa çıkabilmeli, caddelere çıkabilmeli ve gidip kafelerde kahvesini içmeli. İşte bu günler elhamdülillah geldi. Adalette, fiziki imkânlarından insan gücüne kadar günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir sistemi bunlara rağmen kurduk. Ulaştırmada, kardeşlerim göreve geldiğimizde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol vardı. Ama şimdi biz bunu 28 bin 500 kilometreye çıkardık” diye konuştu.
Daha önce 26 tane havalimanı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu sayının 56’ya çıktığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her havalimanının olduğu ilde yarım saatte kişilerin evine ulaşabildiğini ifade etti. Bunların hepsini yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan önce bunların aklı neredeydi? Niye bunları yapmadılar?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü boğazın üzerine inşa ettiklerini anlatarak Marmaray raylı sistemin ve otomobillerin ise denizin altından geçtiğini belirtti.
Osmangazi Köprüsü’nü de yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmangazi Köprüsü ile sekiz saatte İzmir’e İstanbul’dan gidilirken şimdi 3 saat 15 dakikada İstanbul’dan İzmir’e gidiliyor. Bunlar durup dururken olmadı, bu iş akıl işi, akıl. Azmedeceksin, inanacaksın ve yapacaksın. Biz, Şanlıurfa-Adıyaman arasında, Keban’ın üzerine Nissibi Köprüsü’nü yaptık mı, yaptık. Yine biz yaptık. Bütün bunlarla beraber, Türkiye bir devrim, dünyada bir değişim yaşayan ülke ve bütün bunlar nasıl yapılıyor diye soruyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘Yap-İşlet-Devret’ ile yapıyoruz. Bay Kemal, ‘Bu nedir?’ diyor. Kolay değil tabii, bunları öğreneceksin. İşin içine girmeden bu iş olmaz. Arkadaşlarımız anlatıyor ama anlamıyorlar, basmıyor, basmıyor. Biz şehir hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptın?’ diyor. Eğitim araştırma hastanelerini yaptık, ‘Nasıl yaptınız?’ diyor. Çünkü hatırlayın Sosyal Sigortalar Kurumunun başında değil miydi bu? Allah rahmet eylesin Savaş Ay, bir programında bunu gayet güzel anlatmıştı. Sosyal Sigortalar Kurumunu batıran şahıstır bu rezil etti kurumu ve bu hastanelerde rehin alınan ölülerimiz vardı. Ölüleri rehin aldılar, bırakmadılar. Hamdolsun şimdi böyle bir şey söz konusu değil.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide verdikleri destekler, kurdukları altyapılar ve teşvik ettikleri ihracat sayesinde Türkiye’yi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri hâline getirmeyi başardıklarını vurguladı.
“TÜRKİYE’Yİ İSTİKLALİNE VE İSTİKBALİNE GÜVENLE BAKABİLEN BİR ÜLKE HÂLİNE GETİRDİK”
Savunmada göreve geldiklerinde yerlilik oranının yüzde 20 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi bu oranın yüzde 80’e ulaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa bu teröristlerle nasıl baş edeceksin? Bu imkânların olursa edersin. Hem mühimmatın olacak, silahın… Bunlar yerli tüfek dahi yapamıyordu, tabanca yapamıyordu ama biz bunların hepsini şu anda yapıyoruz. Nereden, nereye… 15 Temmuz sonrası yeniden yapılandırdığımız kahraman ordumuzla, Türkiye’yi istiklaline ve istikbaline güvenle bakabilen bir ülke hâline bunlara rağmen getirdik. Ekonomide neredeyse 85 yıldır ayaklarımızda duran prangaları birer birer kırarak, mahkûm edildiğimiz boyunduruklardan birer birer kurtularak ülkemizi dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefine doğru bunlara rağmen yürüyoruz. Hangi alana bakarsanız bakın işte böyle bir manzara, böyle bir fotoğraf göreceksiniz. Türkiye’de 20 yıldır verdiğimiz kavgayla 2 asırlık demokrasi ve kalkınma mücadelesini başarıya ulaştırmaya en yakın olduğumuz seviyedeyiz. Bugün ülke olarak öyle kritik bir noktadayız ki ya bu mücadeleyi başararak evlatlarımıza gururla teslim edeceğimiz bir 2053 vizyonu miras bırakacağız ya da güvenlikten sanayiye her alanda birikimlerimizi tehlikeye atarak yeniden istikrarsızlık batağına sürükleneceğiz. Ülkemizi bir grup kifayetsiz muhterisin kendi kısır çıkarları uğruna Kandil’in ve Pensilvanya’nın ‘iktidara geliyoruz’ çemkirişlerine maruz bırakanları Allah da affetmez, millet de affetmez. Milletçe 2023’te işte böyle bir hayati tercihte bulunacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan 2023 için bir söz vermelerini isteyerek, “Unutmayınız, milletimizin nezdinde muhtar sözünün eridir. Nitekim bir manide şöyle diyor, ‘Evinin önü direk, direğe bayrak gerek, muhtar ağam söz vermiş, gayri söze ne gerek.’ Sizlerden 2023’te Türkiye’nin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkma, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma mücadelemize destek vermenizi bekliyorum. Muhtarlarımız bu sözü verdikten sonra artık gayri bir söze gerek yok” dedi.
Ülke ve millet için çok büyük hayaller kurarken, çok büyük hedefleri hayata geçirmek için canlarını dişine takarken insanların günlük hayatlarında yaşadıkları sıkıntıları da görmezden gelmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin Gezi olayları ile başlayıp terör saldırılarıyla, darbe girişimleriyle nice tuzak ve kumpasla süren, bir süredir de kur-faiz-enflasyon şer üçgeninde tekrar sahnelenmeye çalışılan serencamının elbette her vatandaşımıza bir maliyeti olmuştur. Dün sosyal kaos denemelerine, terör örgütleri üzerinden birliğimize ve sınırlarımıza yöneltilen tehditlere 15 Temmuz ihanet kalkışmasına karşı devletin tüm imkanlarını nasıl milletimizin emrine vermişsek, bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar her alanda insanlarımızı fahiş fiyat artışları altında ezdirmeyecek düzenlemelere gittik. Ocak ayı itibarıyla herkes bu artışların somut yansımalarını gelirinde ve hayatında görmeye başlayacaktır. Kurun istikrar kazanmasıyla artık kimseye bu bahaneyle abuk sabuk fiyatlandırma peşinde koşamayacaklar.”
“GENÇLERİMİZE 2053 VİZYONUNU HAYATA GEÇİREBİLECEKLERİ GÜÇLÜ, MÜREFFEH VE İTİBARLI BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ”
Bankalardaki hesaplarını kur korumalı mevduata dönüştürenlerin sayısının her geçen gün arttığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık piyasalarda bir daha dengesiz döviz talebinden kaynaklanan bir dalgalanmanın yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ülkeyi sıkıntıya sokma pahasına türlü yollara tevessül edenlerin de açgözlülüklerinin bedelini ödeyeceğini hatırlatmak isterim. Tıpkı kur gibi enflasyonun üzerindeki köpüğü de kısa bir sürede alacağımıza inanıyorum. Böylece çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerinde yaptığımız artışlar çok daha anlamlı hâle gelecektir. Eskilerin dediği gibi ‘men sabera zafera’ Kim ki sabreder zafere ulaşır. Bu anlayışla sabrederek, daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok kazanarak bu badireyi de geride bırakacağız” diye konuştu.
Dünyada küresel üretim ve ticaretin merkezi değişirken, Türkiye’nin en güçlü alternatif olarak öne çıktığını, sanayide mevcut fabrikaların tam kapasite çalışırken sürekli yeni yatırımlar yapıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamın salgın öncesinin bile üzerine çıkılarak 30 milyon sınırına dayandığını, dış ticaretin de 225 milyar dolardan fazlası ihracat olmak üzere 500 milyar dolara ulaştığını bildirdi.
Turizmde Akdeniz’deki tüm rakiplerini geçtiği bereketli bir sezonu geride bırakan Türkiye’nin çok daha kazançlı olacağına inandığı yeni sezona hazırlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının yol açtığı belirsizlik arttıkça Türkiye’nin önündeki fırsatları birer birer kazanca dönüşmeyi sürdürdüğünü dile getirdi.
Kimi takdirle, kimi endişeyle, kimi nefretle de olsa tüm dünyanın Türkiye’nin adımlarını yakından takip ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, deve kuşu gibi kafasını kuma saplayıp kalmayan, Türkiye’nin bölgesinde ve ötesinde sahip olduğu imkânları, gücü ve potansiyeli hakkıyla teslim eden herkesin bu gerçekleri kavradığını, gördüğünü anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan sıkıntıların yanında umutlu olmak için çok sebep bulunduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomide bizi hedeflerimize adım adım yaklaştıran programımızın ülkemizi nereden nereye taşıdığını yaz aylarına doğru hep birlikte çok daha iyi göreceğiz. Dün nasıl ülkemizi vesayetin boyunduruğundan kurtardıysak, dün nasıl ülkemizi terör örgütlerinin kuşatmasından çıkardıysak, dün nasıl ülkemizi diplomatik tuzakların arkasından ve arasından sağ salim geçirdiysek, dün nasıl ülkemizi sessiz devrimlerle ileri demokrasiye kavuşturduysak, dün nasıl ülkemizi 81 vilayeti ve 84 milyon insanıyla sağlam bir altyapı ve üstyapıyla donattıysak, dün nasıl ülkemizi devleti ve milletiyle öz güven sahibi yaptıysak bugün de ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokarak yeşil kalkınma devrimini başarıya ulaştırarak, herkesin iş ve aş sahibi olacağı bir istihdam iklimi oluşturarak gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri güçlü, müreffeh ve itibarlı bir Türkiye bırakacağız.”
Muhtarlardan, bölgelerine döndüklerinde insanlara bunları anlatmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızı hakikatlerle besleyelim ki, yalanın, iftiranın çirkefliğin önünü kesebilelim. Gönülleri sükûna kavuşturabilelim, kalplerini mutmain edebilelim. Kafaları rahatlatıp, yönümüzü geleceğe çevirebilelim” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 72. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ilk olarak güvenli okul ikliminin inşası ve güçlendirilmesine yönelik hususları istişare ettik. Biliyorsunuz geçen sene yaşadığımız üzücü hadiseler sebebiyle okullarımızın güvenliğini artıracak ek önlemleri uygulamaya koymuştuk. Bugün hem bunları tekrar gözden geçirdik, hem de alınabilecek ilave tedbirleri görüştük.
Bu vesileyle geçen hafta Manisa-Turgutlu’da meydana gelen menfur olaydan etkilenen çocuklarımıza tekrar geçmiş olsun diyor, tedavileri devam eden üç evladımıza Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.
Yine bugün öğle saatlerinde Osmaniye’de yeğeni tarafından katledilen öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
“81 İLİMİZİN GELECEĞİNİ ESERLERLE, YATIRIMLARLA, PROJELERLE AYDINLATMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Değerli arkadaşlar; son toplantımızdan bu yana yine yoğun bir mesaiyle ülkemize ve aziz milletimize aşkla hizmet etmeyi sürdürdük. İçeride toplu açılış törenleri, dışarıda uluslararası toplantılarla Türkiye’yi dünyada hak ettiği yere getirmenin mücadelesini verdik. Özellikle dış politika kulvarında dolu-dolu geçen bir gündemimiz oldu.
8 Eylül’de üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olarak milletimize büyük bir gurur yaşatan Filenin Sultanlarını Külliyemizde misafir ettik. 3 yıl önce Belçika’da ulaştığımız zaferi bu kez kendi evimizde hem de muhteşem bir geri dönüşle tekrarlayan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı şahsım ve milletim adına bir kez daha gönülden tebrik ediyorum.
Aynı şekilde 2026 Avrupa Boks Şampiyonası’nda 70 kiloda altın madalya kazanan millî boksörümüz Busenaz Sürmeneli’yi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.
Elde ettikleri önemli başarılarla millî sporcularımız 86 milyonun göğsünü kabartırken, biz de 81 ilimizin geleceğini eserlerle, yatırımlarla, projelerle aydınlatmaya devam ediyoruz. Milletimizin bize yüklediği emanet her anımızı, her günümüzü Türkiye için seferber etmemizi zorunlu kılıyor. Biz de bu mukaddes emanetin hakkını en güzel şekilde vermenin gayretindeyiz.
11 Eylül’de hem inşası tamamlanan yatırımlarımızın açılışını yapmak, hem de yeni eserlerimizin temellerini atmak üzere baba ocağımız Rize’deydik. TOKİ konutlarımızdan millet bahçelerimize, yeni işyerlerinden okul ve öğrenci yurtlarına, kültür ve sanat merkezlerinden ve spor tesislerine tam 26 projemizi Rizeli vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Kısa süre içerisinde nihayete erecek 3 yeni yatırımın da temellerini attık. Toplam değeri 10 milyar lirayı aşan bu eser ve yatırımların Rize’mize ve ülkemize bir kez daha hayırlı olmasını temenni ediyorum.
“2 BİN 820 METRE UZUNLUĞUNDAKİ DÖRDÜNCÜ ANA PİSTLE HAVALİMANIMIZIN TOPLAM PİST SAYISI 6’YA ÇIKTI”
13 Eylül’de ise şehir hastanemizin kurdelesini kesmek üzere istiklal meşalemizin ilk yakıldığı şehir olan Samsun’umuzu ziyaret ettik. 234 bin metrekare alanda inşa ettiğimiz Samsun Şehir Hastanemiz, 1.458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, son teknolojiye sahip 40 ameliyathanesi, 320 poliklinikle şehrimize hizmet verecek. Toplam 17 milyar liralık bu muazzam yatırımın Samsun’umuz, bölgemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.
18 Eylül’de İstanbul’a yeni bir eser daha kazandırmanın kıvancını yaşadık. Muhalefetin, “buraya uçak inmez” dediği İstanbul Havalimanımız açıldığı ilk günden bu yana biliyorsunuz rekora doymuyor. Kuş uçmaz, kervan geçmez, böyle bir yerde havalimanının ne işi var diyerek kara çaldıkları bu eser geçtiğimiz yıl 84,5 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı. Nisan 2025’te üçlü bağımsız paralel pist operasyonunu hayata geçirmiştik. Böylece havalimanımız dünyada ikinci, Avrupa’da ise ilk kez aynı anda üç pistten bağımsız iniş-kalkış yapılabilen merkezler arasına girmişti. Bunu hizmete verdiğimiz dördüncü ana pistle daha da güçlendirmiş olduk. 890 milyon euro yatırım değerine sahip 2 bin 820 metre uzunluğundaki dördüncü ana pistle havalimanımızın toplam pist sayısı 6’ya çıktı. Bekleme sürelerini kısaltan, yakıt, zaman ve emisyon tasarrufu sağlayan, olumsuz hava şartlarında bile iniş-kalkış emniyetini üst seviyeye çıkartan yeni pistimizin de hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Kıymetli basın mensupları; Gaziler Gününü idrak ettiğimiz 19 Eylül’de şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın kamu kurumlarına atamalarını gerçekleştirdik. Yeni görevlerine başlayan 571 kardeşimizle birlikte kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını 53 bin 179’a yükselttik. Bir defa hepimiz şunun çok net farkındayız: İstiklal ve istikbalimiz için serden geçen şehitlerimizin, birlik ve beraberliğimiz için bedel ödeyen gazilerimizin, nice acıya, zorluğa göğüs geren şehit yakınlarımızın hakkını hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyiz. Bununla birlikte devlet olarak imkânlarımız nispetinde elimizden gelenin en iyisini yapmaya özellikle gayret ediyoruz. Şehitlerimizin emanetine gözümüz gibi bakmaya, hayata geçirdiğimiz düzenlemeler ve attığımız adımlarla şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın hayatını kolaylaştırmaya inşallah devam edeceğiz.
Buradan yeni atanan kardeşlerimize milletimize hizmet yolunda Cenab-ı Allah’tan başarılar temenni ediyor, şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Tahriklere kapılmayarak o vakarlarını, o metanetlerini, hepimize örnek olan o asil duruşlarını bozmayan tüm şehit ailelerimizden Allah razı olsun.
“GÜVEN VE REFAHIN HÂKİM OLDUĞU YENİ BİR DÜZENİN REÇETESİNİ BEŞ MADDE HÂLİNDE DÜNYA İLE PAYLAŞTIK”
Sevgili vatandaşlarım; 20 Eylül’de Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a gittik. Bu sene “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek” temasıyla düzenlenen görüşmelerin ikinci gününde 16. kez Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ettim. Konuşmamızda daha adil, temsil gücü yüksek, güven ve refahın hâkim olduğu yeni bir düzenin reçetesini beş madde hâlinde dünya ile paylaştık. Filistin, Rusya-Ukrayna ve İran başta olmak üzere çevremizde yaşanan savaş ve çatışmaların çözümüne ilişkin kanaatlerimizi dile getirdik. İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da estirdiği devlet terörü yine gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas, maalesef bu sene de vize engeli sebebiyle Genel Kurul’a bizzat hitap edemedi. Kelimeleri buram-buram kan kokan savaş suçluları yalanlarını sıralamak için Birleşmiş Milletler kürsüsünde kendilerine yer bulurken, Sayın Abbas’ın orada olamaması insanlık adına utanç verici bir durumdur. Bu adaletsizliğin vicdanları kanattığını bir kez daha belirtmek istiyorum. Tabii biz o gün orada sadece milletimiz adına değil, aynı zamanda Filistinli mazlumlar, Lübnanlı masumlar adına da konuştuk. Bundan geri adım atmayacağız. İnsanlığa karşı suç işleyenler, 74 bin Gazzeli kardeşimizin kanını dökenler, Lübnan’dan Suriye’ye bölgemizde terör estirenler hukuk önünde hesap verene kadar duruşumuzu asla bozmayacak, hakkı haykırmaya, hakikatleri söylemeye cesaretle devam edeceğiz.
Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var. En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var. Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz. Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
Aziz milletim; bundan beş sene önce ülkemize kazandırdığımız Birleşmiş Milletler’in tam karşısındaki Türkevimiz yine diplomasinin kalbinin attığı bir merkez oldu. Birçok devlet ve hükûmet başkanını Türkevi binamızda misafir ettik. New York’ta bulunduğumuz süre zarfında toplam 17 devlet ve hükûmet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Trump’ın daveti üzerine Amerika ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin katıldığı toplantıya iştirak ederek bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik kanaatlerimizi paylaştım. Amerikan iş çevreleriyle bir araya gelerek ülkemizdeki yatırım fırsatlarını değerlendirdik. Türk-Amerikan Müslüman toplumunun yer aldığı programda farklı eyaletlerde yaşayan vatandaşlarımızın yanı sıra Amerika’daki dost ve kardeşlerimizle de hasret giderdik. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz temas, görüşme ve toplantıların ülkemiz, milletimiz ve mazlum coğrafyalar için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.
26 Eylül’de 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nun kapanış törenine iştirak ettik. Hem fuarın, hem de iş forumunun yeni ortaklıklara kapı aralamasını ümit ediyor, MÜSİAD’ımızı gayretlerinden ötürü tebrik ediyorum.
“TÜRKİYE’NİN FİNANSAL SİSTEMİ GÜÇLÜDÜR”
Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlar; bugünkü kabine toplantımızda 17 Eylül’den beri gündemde olan fon konusunu etraflıca değerlendirme fırsatı bulduk. Adalet Bakanımız ile Hazine ve Maliye Bakanımız kapsamlı birer sunum yaptılar. Şimdiye kadar atılan adımlarla ilgili kabine üyelerimizi bilgilendirdiler. Malumunuz bu meseleye nasıl yaklaştığımızı New York dönüşü yaptığımız basın toplantısında kamuoyumuza ilan etmiştik. Ama şunu bugün bir kere daha açık açık ifade etmek isterim: İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın. Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan-meydan, şehir-şehir dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz. Bizim kırmızı çizgimiz, aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir. Biz ne hak yeriz, ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız. Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz. Aramızdaki fark işte budur. Söz konusu insanımızın huzuru ise, söz konusu 86 milyonun ekonomik güvenliği, refahı, kalkınması ise bunda en küçük bir tereddüt göstermeyiz. Bu konudaki kararlılığımızı şüpheye mahal vermeyecek biçimde zaten ortaya koyduk. Sermaye piyasalarımızda yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ekonomi kurmaylarımız diğer sorumlu birimlerimizle koordinasyon içinde yoğun bir mesai ile çalışmaktadır. Biz de ilgili arkadaşlarımızla istişare hâlinde gerekli adımların atılmasını süratle temin ediyoruz.
Burada şu gerçeği tekrar hatırlatmak istiyorum: Türkiye, bugün 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir. Türk sermaye piyasası dayanıklıdır. Temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye de hamdolsun ziyadesiyle sahiptir. Her kim aksini iddia ediyorsa, Türkiye borsasına, Türkiye ekonomisine, Türk halkına çok büyük bir haksızlık yapmış olur. Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Şu noktanın da altını özellikle çiziyorum: Hiçbir sebep yabancı basın kuruluşlarına yazılar yazarak kendi ülkesini kötülemenin gerekçesi olamaz. Şikâyet mektuplarıyla Batılı ağababalarından yardım dilenen zihniyeti bugün bir kez daha milletimizin derin irfanına havale ediyorum. Böyle bir zihniyetten ülkeye de, millete de hiçbir fayda gelmez. Bizim son 25 senedir olduğu gibi, bugün de uğruna canımız feda dediğimiz Türkiye’nin itibarını artırmaktan, ferdi olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz Türk milletini tüm dünyada layıkıyla temsil etmekten, 86 milyonun hak ve hukukunu korumaktan başka bir derdimiz yoktur ve olmayacaktır.
“PİYASA BOZUCU EYLEMLERE GİRİŞTİĞİ TESPİT EDİLENLER HUKUK ÖNÜNDE BUNUN HESABINI VERECEKTİR”
Sevgili vatandaşlarım; sermaye piyasalarının doğası gereği son derece dikkatli hareket ediyoruz. Kapatılan fonların tasfiye süreciyle ilgili çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Gerek fonlar, gerek hisse senetleri üzerinden oynanan, çevirip haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmalar yapılıyor. Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere giriştiği tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir.
Tabii burada bir diğer kritik husus, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçilmesidir. Bununla ilgili çalışmaları da yapıyoruz. Sermaye piyasalarımızın işleyişini çok daha sağlıklı hâle getirecek idari ve hukuki düzenlemeleri inşallah süratle hayata geçireceğiz. Şundan herkes emin olsun, müsterih olsun: Devletimizin ilgili kurumları yoğun bir mesai içindedir. Yarın ekonomi kurmaylarımızla ve sorumlu kurumlarımızın yöneticileriyle bir araya geleceğim. Sermaye piyasası kurulları içinde, hukuk devleti sınırları dâhilinde, maşeri vicdanın rehberliğinde gereken her türlü adım atılacaktır.
Bu düşüncelerle Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarımı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
Son olarak bu akşam UEFA Uluslar Ligi’nde İtalya’ya karşı mücadele edecek A Millî Futbol Takımımıza yürekten başarılar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu görüşmelerinde katılımcılara hitap etti.
Konuşmasına BM’nin 81’inci Genel Kurulu’nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Annalena Baerbock’a teşekkür etti, başkanlık görevini devralan Khalilur Rahman’a da başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır BM Genel Sekreterliği görevini yürüten Antonio Guterres’e de çabalarından dolayı teşekkür etti.
Bir üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık, vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.
“GAZZE’DE ÇOĞU ÇOCUK VE KADIN 74 BİN KARDEŞİMİZ İSRAİL’İN DEVLET TERÖRÜNÜN KURBANI OLDU”
26 Haziran 1945’te Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: ‘Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik’ demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.”
Öyle çok uzağa gitmeye gerek olmadığını, sadece son bir yıldaki tabloya göz atmanın kâfi olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla, son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti” dedi.
Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, Myanmar’dan Darfur’a, İran’dan Lübnan’a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze’de son üç yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı hâlen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının naaşlarını çıkarıyor” diye konuştu.
İsrail’in saldırılarında ellerini ve ayaklarını kaybeden masum çocukların tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalıştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlasının hizmet veremediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak, bu kürsüde içim parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım; Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan (Donald) Trump’ın gayretleri ve bizim de dâhil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1500’ü aşmıştır. Filistin Direniş Hareketi, barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul ettiği hâlde İsrail Hükûmeti, işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria’da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor.”
“BARIŞ VE GÜVENLİĞİ KORUMAK İÇİN KURULAN BM, GÖREVİNİ İCRA EDEMEZ HÂLE GELMİŞ, GETİRİLMİŞTİR”
Kudüs’te, Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişiminin engellendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor. Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın. Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu görevini icra edemez hâle gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat, kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletlere bağlamış olanlar, derin bir hayal kırıklığı içindedir.”
Bir gün herkesin, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum” ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri’nin BM80 Girişimi dâhil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu reform iradesinin müteakip Genel Sekreter döneminde de sürdürülmesini beklediklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler’e olan güvenin gerçekten artırılmak istenmesi durumunda yapılması gerekenlerin belli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler’e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, ‘dünya beşten büyüktür’ ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.”
“CEZASIZLIĞIN SIRADANLAŞTIĞI BİR ULUSLARARASI SİSTEM ÇÜRÜMEYE MAHKÛMDUR”
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmaları gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum: Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur. İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada, yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak, bu ilkeyle hareket ettiğimiz, Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık; hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk. Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletlerarası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir. Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz, bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısallıktan geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar, eninde sonunda huzur ve istikrarda da birleşecektir. Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak, teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno kutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmadıklarını, attıkları her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışında olduklarını belirterek, şunları kaydetti: “Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğumuz Savunma İttifakı hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyor. Körfez’de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını önemle çiziyorum. Gazze’de ise bir yıl evvel Şarm El-Şeyh’te attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri, İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya çağırıyorum. Şunu artık herkes anlasın ve kabul etsin: Filistin Devleti’ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz.”
“KARDEŞ SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Suriye’nin 14 yıllık zulmün ardından 8 Aralık Devrimi ile yeni bir yola girdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanı (Ahmed) Şara’nın liderliğinde Suriye’nin her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Irak’la ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bir diğer komşumuz Irak’ta, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır. Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ise Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik son saldırıların, kim tarafından yapılırsa yapılsın, kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum.”
“KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİ VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜ TESCİL EDİLMELİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Ege ve Doğu Akdeniz’de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz, müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır. Bu vesileyle Birleşmiş Milletler Genel Kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında istikrar adası olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur. Türkiye’nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü, daha güvenli olması, açık söylüyorum, mümkün değildir. Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu AB’den de bekliyoruz. Balkanlar, bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bir bölgedir. Balkan Barış Platformu’nda iş birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz. Güney Kafkasya’ya bakışımız da son derece nettir: Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temenni ediyoruz. Sayın (İlham) Aliyev ile Sayın (Nikol) Paşinyan’ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor, destekliyoruz. Ermenistan ile yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz.”
“TÜM İHTİLAFLARIN, İLGİLİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ŞARTI VE KARARLARI ÇERÇEVESİNDE DİYALOGLA ELE ALINMASI ÖNEMLİDİR”
Türk Devletleri Teşkilatı’nın yıldan yıla güçlenen örnek bir bölgesel iş birliği modeli hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak 13’üncü Liderler Zirvesi’nin Teşkilatın önünde yeni kapılar, yeni ufuklar açacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralık ayında Libya’da düzenleyecekleri 4’üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin 20 yılı aşkın süredir geliştirdikleri kurumsal ortaklıklarının sembolü olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Güney Asya’da Keşmir meselesi dâhil tüm ihtilafların, ilgili Birleşmiş Milletler Şartı ve kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür. Aynı durum Afrika kıtasındaki gerilimler için de geçerlidir. Sudan’da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına, Somali’de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya’da istikrar ve sükûnetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de Türkiye olarak bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz. Öte yandan, Yeniden Asya Girişimi’mizle, Asya-Pasifik’teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. ASEAN ile ilişkilerimizin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini, bu yaklaşımın somut bir neticesi olarak görüyoruz. Aynı şekilde Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin rızkını, yaşam kaynağını tabiattan aldığını ancak dünyanın çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunduğunu belirtti.
Hava, su ve toprağın yanında birçok canlının iklim değişikliğinden etkilendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin ve Pasifik bölgesinin iklim krizini iliklerine kadar yaşarken, ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştıklarına dikkati çekti.
Bu yıl kasım ayında Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Avustralya ile geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31’i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u, özellikle COP31’i bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik hâline getirecektir. Bu fırsattan istifadeyle sizleri COP31 Liderler Zirvesi’ne davet ediyorum.
Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de ‘Dünya ortak evimizdir’ diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü. Şurası bir gerçek ki iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum.”
“KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASINA HER TÜRLÜ KATKIYI YAPMAYA HAZIRIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlikenin de tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşması olduğunu söyledi.
Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğine, 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez. Türkiye olarak gerek israfın önlenmesi çalışmalarına gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Bu anlayışla Dr. Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya hızla değişirken insanlığın da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başladığını belirterek, Batı’da veba gibi yayılan İslam düşmanlığının bunların en başında geldiğini söyledi.
“YABANCI KARŞITLIĞI, KÜLTÜREL IRKÇILIK VE ANTİSEMİTİZM KARARLILIKLA MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN ZEHİRLİ AKIMLAR”
Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz” diye konuştu.
Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmin de kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlar olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz. Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir. Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hâle gelmiştir. Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekâda da karşılaşıyoruz. Yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir.”
Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi’nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesinin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek, konforlarını bozacak, yalanlarının maskesini indirecektir. Bunların, sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklarını da çok iyi biliyorum” dedi.
“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”
Şair merhum Sezai Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar” şiirini seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz, ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir, ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz, karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.