Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026- 2035) Vizyon Tanıtım Programı”nda yaptığı konuşmada, “Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026- 2035) Vizyon Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu hâlen diri tutan milletin her bir yuvasını saygıyla selamladığını, hanelere Allah’tan sağlık, huzur ve mutluluk dilediğini söyledi.
Aileleri güçlendirmek, nüfusu arttırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarına, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olanlara teşekkür etti.
Bir milletin gücünün sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor, ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum” ifadesini kullandı.
“VATAN, MİLLET SEVGİSİNİN İLK ADRESİ AİLEDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, program kapsamında, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin takdim edileceğini dile getirirken, ödül kazananları tebrik etti.
“Hepiniz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, evlat olmanın da anne-baba olmanın da ailelere bağlı olduğuna değindi.
Ailenin insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekabül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasanın 41’inci maddesinde yer alan “Aile Türk toplumunun temelidir” ilkesinin hem bir yükümlülüğü hem de Türk milletinin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifade olduğunu söyledi.
Türk milletinin tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürdüğüne, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf ettiğine ve kültürel kodlarını korumayı başardığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın, anavatan olması tesadüf değildir, devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyasından neşet eden kadim değerlerin olduğunu kaydederek, “Güçlü ve sağlıklı aileler, aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır” ifadelerini kullandı.
Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi ailenin de dönüşüp, form değiştirip ciddi sınamalarla karşılaştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak, ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz” sözlerini sarf etti.
“ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRILARIMIZIN HAKLILIĞI İSPAT EDİLMİŞ OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkati çektiklerini hatırlatarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak.”
Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bilhassa yaşı 50’nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu hâline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda.”
Refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsinin nüfus artış hızının azalmasından dert yandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef Türkiye’nin de etkilendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: “Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 35 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk, evin neşesi, bunun yanında kızdan torun, bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür.”
Sofralardan 10 yılda yarım milyona yakın küçük kaşığın eksildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızın biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bazı verileri paylaştı.
Hane halkı büyüklüğünün 30,08’e düştüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, hanımlarda 26’ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu endişe verici tablonun sadece Türkiye’nin meselesi olmadığına işaret ederek “Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin, bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa’da 45’tir. Türkiye, Avrupa Birliği’nden hâlen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“2025 SENESİ, AİLE MERKEZLİ POLİTİKALARIMIZDA BİR DÖNÜM NOKTASI TEŞKİL ETTİ”
Hükûmet olarak uzun bir süredir “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki ‘aile’ ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu’nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize iki yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025’te Yarı Zamanlı Çalışma Yönetmeliği’ni yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum iznini de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a değinerek “En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“MAYIS AYININ SON HAFTASINI ‘MİLLÎ AİLE HAFTASI’ OLARAK KUTLAYACAĞIZ”
2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu amaçla 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Millî Aile Haftası’ olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız.”
Kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye; güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri ve gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul’da katılımcılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi. NATO Parlamenter Zirvesi’nin verimli geçmesi temennisini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katkı sunacak herkese teşekkür etti.
“AVRUPA-ATLANTİK GÜVENLİĞİ TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEN GEÇİYOR”
Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefik ülke parlamentoları arasında iş birliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa-Atlantik güvenliği tarihî bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken, yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız” değerlendirmesinde bulundu.
“YAKIN DÖNEMDE ŞAHİT OLDUĞUMUZ KATLİAMLAR ULUSLARARASI KURUMLARIN İTİBARINI YERE SERMİŞTİR”
Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hâle geldiğine inanıyorum” diye konuştu.
“TÜRKİYE OLARAK YENİ DÖNEMİN RUHUNU EN İYİ OKUYAN ÜLKELERDEN BİRİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak, “Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi, gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır” görüşünü paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi’ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ettiklerini belirterek, şunları kaydetti: “Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin millî güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak bu alanda ittifaktan beklentilerinin çok olduğunu söyledi.
“NATO MİSYON VE HAREKATLARINA EN FAZLA KATKI SAĞLAYAN İLK 5 MÜTTEFİK ARASINDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak, müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması, bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Son olarak, Lahey Zirvesi’nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer alıyoruz” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin bu katkılarına rağmen Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi, dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız” diye konuştu.
“MÜTTEFİKLERİMİZ TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİ ALANINDA KATETTİĞİ ÖNEMLİ MESAFEYİ GÖRMÜŞ OLACAK”
Ankara Zirvesi’nin bir diğer ayırt edici özelliğinin, savunma sanayisi iş birliğine yapacağı vurgu olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu iş birliğini çok daha etkili hâle getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye’nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak. Ayrıca, NATO’nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri’yle İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz” bilgisini paylaştı.
“1967 SINIRLARINDA BAĞIMSIZ BİR FİLİSTİN DEVLETİ MUTLAKA KURULMALIDIR”
Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail’in sürekli artan toprak gasbı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa’dan Asya’ya ve Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyayla, aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi, bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini, bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz. Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayisi şirketlerimize yapacağınız inceleme geziniz bütünüyle buna dahil olmak üzere, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların, ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” sözlerini sarf etti.
Programda daha sonra, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ev sahipliğinde düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla aile fotoğrafı çekildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 33. Genel Kurulu ve İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız artık millî motivasyon kaynağımız hâline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 33. Genel Kurulu ve İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
İhracat şampiyonları olarak ödül alacak firmaları ve sektör birincisi iş insanlarını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aktaracağı rakamların her kuruşunun nasıl kazanıldığını, hangi zorlu mücadelelerin verildiğini ancak bunun derdiyle dertlenenlerin bilebileceğini belirterek, ticaretten gelen biri olarak bu başarıların öyle kolay elde edilmediğini, azim, sabır, gayret, kabiliyet ve kararlılık gerektirdiğini çok iyi bildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle ihracatın artık sadece mal alıp başka bir yere satmanın ötesinde olduğuna işaret ederek, “Sizler, kimi zaman bir ihracatçı kimi zaman bir gönül elçisi kimi zaman da Türkiye’nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Bu vesileyle TİM Başkanı’na, yönetim kurulu üyelerine ve bugüne kadar TİM çatısı altında hizmet etmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Yol, dava ve kader arkadaşlarım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim” ifadelerini kullandı.
Türkiye’deki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisinin amacının dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın terinin, dinamizminin ve küresel vizyonunun bulunduğunu ifade etti.
“KESİNTİSİZ BÜYÜME PERFORMANSIMIZI SON 23 ÇEYREĞE TAŞIDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğinin ortada olduğunu, karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini dünyayı takip eden, ufku ve gözleri açık herkesin görebildiğini belirterek, şunları kaydetti: “Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde 2025 yılında yüzde 3,6’lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık. Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız, artık millî motivasyon kaynağımız hâline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız, 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız, binde 55’ten yüzde 1,04’e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89’dan yüzde 1,28’e ulaştı. İhracatta yakaladığımız ivme, hamdolsun 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor. Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin ihracatındaki artışın sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da büyük bir gelişim gösterdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldiğini, yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayii ürünleri ihracatının ise 114,4 milyar doları bulduğunu dile getirdi.
“SAVUNMA İHRACATIMIZDA YILIN İLK BEŞ AYINDA YÜZDE 29,5 ARTIŞ OLDU”
Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatının Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk beş ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik. Yani bir yılda yaptığımız ihracatı, hamdolsun, artık bir haftada yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamların Türkiye’nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleştiğini ve bu payın daha da artırılmasını hedeflediklerini kaydetti.
Bir diğer gündemlerinin ihracatı ülke sathına yaymak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz, 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz. Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkânlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikâyesini daha da ileriye taşıyacağız. İnşallah bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız” sözlerini sarf etti.
“NOTLARIMDA İHRACATÇILARIMIZIN, YATIRIMCILARIMIZIN TALEPLERİ HEP ÜST SIRALARDADIR”
Limanlardan kalkan gemilerin, sınırlardan çıkan tırların Türkiye’de üretilen ürünleri taşıması, kargo uçaklarının iş insanları için çalışması için üzerlerine düşeni yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu mutlaka muhatabıyla masaya yatırdığını ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarını görevlendirdiğini anlatarak, “Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş dünyasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz” açıklamalarında bulundu.
Özellikle uzak ülkelere ihracatı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkânlarını kullanarak gümrük süreçlerini sürekli hızlandırdıklarının altını çizerek, finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar attıklarını söyledi.
Türk Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi eliyle ihracat menzilini genişletecek destekleri kesintisiz sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Eximbank’ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yılsonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türk Ticaret Bankası 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibariyle ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın kullandırdığı reeskont kredilerinin son bir yılda 1 trilyon 300 milyar lira olduğunu vurgulayarak, başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkında olduklarını dile getirdi.
Özellikle bu güçlükleri aşmaya yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılara döviz dönüşüm desteği sunup, üretim ve rekabet güçlerini desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Tüm ihracat ailemize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye’si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır” diye konuştu.
Küresel krizlerle her yüzleşmenin siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürülecek bir yaklaşımla ele alınacağını, ihracatçılarla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerlenen bir döneme girildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet, özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu duygularla bir kez daha Türkiye İhracatçılar Meclisimizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, ihracatın şampiyonları ödülüne layık görülen firmalarımızı ve iş insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe 2025 yılı ihracat şampiyonalarına ödüllerini verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın güvenlik ve savunma mimarisinde vazgeçilmez yere sahip olan iki NATO müttefiki olarak iş birliğimizi güçlendirmek için çalışıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki ve heyetini Türkiye’de misafir etmekten memnuniyet duyduğunu belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Polonya ile 6 asrı aşan köklü tarihimizden aldığımız güçle, iki müttefik ve stratejik ortak olarak her alanda iş birliğini geliştiriyoruz. Bugünkü istişarelerimizde bu irademizi tekrar teyit ettik, atacağımız müşterek adımları değerlendirdik” ifadelerini kullandı.
“İHA’LAR VE SAVUNMA PROJELERİNDE ÇOK ÖNEMLİ ORTAKLIKLARA İMZA ATMIŞTIK”
Görüşmelerinde, ticaretten yatırımlara, savunma sanayinden enerji ve beşerî ilişkilere kadar birçok başlıkta fikir alışverişinde bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine erişilmesinin ardından 15 milyar dolarlık hedef belirlediklerini bildirdi.
Yeni hedef doğrultusunda çalışmaya devam ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Polonya, yaklaşık 9 milyar dolar tutarındaki projeyle müteahhitlik firmalarımızın en faal olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bu projelerin sayısının daha da artmasını temenni ediyoruz. Polonya ile potansiyel bir diğer alanı ulaştırma teşkil ediyor. Polonya’nın da desteğiyle stratejik ortak olduğumuz Üç Deniz Girişimi bu konuda önemli bir platform sunuyor. Savunma sanayi de ikili iş birliğimizin öne çıkan gündem maddelerinden biri. Malumunuz bu alanda geçmişte gerek İHA’lar gerek diğer savunma projeleri olsun çok önemli ortaklıklara imza atmıştık. Avrupa’nın güvenlik ve savunma mimarisinde vazgeçilmez yere sahip olan iki NATO müttefiki olarak bu işb irliğimizi güçlendirmek için çalışıyoruz. Köklü ikili münasebetlerimizin eğitim ve kültürden, bilim ve turizme uzanan geniş bir alanda güçlendirilmesi de dostluğumuzun geleceğine yapacağımız müşterek bir yatırımı teşkil edecektir.”
“AVRUPA BİRLİĞİ İLE İŞ BİRLİĞİMİZİ KARŞILIKLI FAYDA VE SAYGI TEMELİNDE İLERLETME İRADESİNE SAHİBİZ”
Görüşmelerinde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileriyle güncel, bölgesel ve küresel meseleleri de ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her vesileyle vurguladığımız üzere Avrupa Birliği ile iş birliğimizi karşılıklı fayda ve saygı temelinde ilerletme iradesine sahibiz. Bu vesileyle, Polonya’nın Avrupa Birliği üyelik sürecimize verdiği destek için teşekkür ediyor, bu desteğin artarak sürmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.
NATO bağlamındaki gelişmeleri de Nawrocki ile birlikte değerlendirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenleyeceğimiz NATO Zirvesi kapsamında, İttifak’ın Avrupa sütununun güçlendirilmesi ve caydırıcılığının tahkim edilmesi ortak önceliğimizi oluşturuyor. Bu noktada Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gibi transatlantik bağın pekiştirilmesini önemli görüyoruz. Görüşmemizde Rusya-Ukrayna savaşındaki son durum ve İran bağlantılı gelişmeleri de etraflıca değerlendirdik. Her iki alanda da barışa duyulan ihtiyaca dikkat çektik. Bu minvalde asla gölgede kalmaması gereken hususların başında, Filistin ve Orta Doğu’da kalıcı barışa giden süreç geliyor. Filistin Devleti’ni tanıyan ülkeler arasındaki Polonya’dan iki devletli çözüme olan desteğini sürdürmesini bekliyoruz.”
POLONYA CUMHURBAŞKANI NAWROCKİ: “BUGÜNKÜ TEMASLARIMIZ, BU TARİHÎ, GÜZEL VE DOST TEMELİNDE KURULAN İLİŞKİLERİMİZİN SİMGESİDİR”
Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki, Türkiye ile Polonya arasındaki iş birliğinin stratejik önemi bulunduğunu ve iki ülke arasındaki iş birliklerinin değişik alanlarda geliştiğini, onlardan birinin de savunma sanayisi alanında olduğunu söyledi.
İki ülke arasındaki dostluğun asırlara dayandığını dile getiren Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki, “Bugünkü temaslarımız bu tarihî, güzel ve dost temelinde kurulan ilişkilerimizin simgesidir. Yaklaşan NATO Zirvesi’ne katılma şansım olacak. Zirvenin Ankara’da düzenlenmesi nedeniyle Türkiye’yi tebrik etmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.