Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programında yaptığı konuşmada “İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Hem İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü hem de bayram vesilesiyle bir araya gelindiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fethin 573. yıl dönümünde İstanbul’un daha bir güzel olduğunu, katılımcıların mübarek bayram gününde daha bir güzel olduğunu söyledi.
Vatandaşların Kurban Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan, bayramda sılası gözünde tüten bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyamızdaki her kardeşimizin, yeryüzündeki her Müslümanın bayramını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını, kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kesilen kurbanların Allah katında makbul olmasını diledi.
Bayramın şüphesiz en çok çocuklar için bayram olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayram cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur. Asıl böyle anlamını bulur. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını bugün özellikle tebrik ediyor, her birini sevgiyle kucaklıyor, minik yanaklarından öpüyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum” diye konuştu.
Mübarek bayram günlerinin insanın dostluğu, kardeşliği, millî ve manevi değerleri en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlar olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün, yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin derdiyle dertleniyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp, ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Geçenlerde Hakk’a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu. ‘Afrika’da öldürülse bir yerli, canı benden çıkıyor seni bildim bileli.’ İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenabı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Müslümanların ibadetlerinin kabul olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gönülden yapılan duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu duasına bizler de yürekten amin diyoruz: ‘Zülfünün zincirine bent eyledi şahım beni, kulluğundan kılmasın azat Allah’ım beni.’ Evet, Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberinin yolundan, Peygamberinin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın. Rabbim nusretini, hamiyetini, merhametini milletimizden eksik etmesin. Rabbim, bu mübarek günler hatırına, bütün mazlum ve yaralı coğrafyaları hasretini çektiğimiz huzur ortamına kavuştursun” ifadelerini kullandı.
Şu anda karşısında “İstanbul” olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken diğer taraftan İstanbul’un fethinin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içinde olduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı, aynı şekilde kemal-i edeple yâd ediyorum. Yine burada, bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin. Bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın. Mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin. Her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye feda-i can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum. Fethin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun” diye konuştu.
“Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil, dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde, yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi, her kökene, her inanca, her görüşe, o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi, coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi, yerine kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi, Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır. Bu hakikati büyük tarihçi, rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor: ‘O, 1451’de tahta oturduğu andan bu yana fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış. 20 Nisan deniz bozgunu, fethi tehlikeye düşürdüğü anda da azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk, yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir. Bu, tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk-İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir.’”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul muhakkak feth olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir” şeklindeki hadisi şerifi konuşmasında aktardı.
İstanbul’un fethinin iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı hâline getiren, bunun için hiçbir fedâkarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin, dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethinin bu topraklarda, Malazgirt’le başlayan fetihler silsilesinin en parlak halkası olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca, ‘Havanın mazisinde, denizin yeşilinde bir türkü, Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile kuvvetle aşk ile kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin, koca feleklere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul, almışız.’ İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi, milletimizin mefkûresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar, Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, feth-i mübine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi, her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakârlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkûresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu toprakların 1071’den bu yana vatanları, İstanbul’un ise 1453’ten bu yana “Türk İstanbul” olarak milletin gözbebeği ve iftihar tablosu olduğunu dile getirdi.
Bunu hâlen kabullenemeyenler olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İstanbul’un fethini hâlen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda ama buldukları her fırsattan bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Ne diyor onlar? ‘Her kim ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyorsa maskesini indirin altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim ‘İstanbul’un statüsü değişsin’ diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir” ifadelerini kullandı.
“BU ZİHNİYETİN TEMSİLCİLERİNE DÜN FIRSAT VERMEDİK, BUGÜN DE YARIN DA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Her kim ‘İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek, ‘Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti.’ diyorsa pelerinini kaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in ‘Türk İstanbul’ dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın kendilerine emaneti olan bu aziz şehre gözleri gibi bakmaya devam edeceklerini söyledi.
86 yıllık hicranın ardından Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıkları gibi kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır, eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef, yeter ki Sultan Fatih gibi ‘Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım.’ diyerek kararlılığı göstermiştir. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için hep birlikte çalışacak, saflarını daha da sıklaştıracaklarını, İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacaklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim.” diyerek şunları söyledi: “Dünyamız ve bölgemiz, gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.”
Haliç’ten geçen gemiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve katılımcıları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, program süresince yanına gelen ve elini öperek kendisiyle bayramlaşan çocuklara bayram harçlığı verdi.
Konuşması sırasında yanına gelen engelli bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzünü okşayıp öptü ve kendisine sarıldı. Erdoğan da kız çocuğuna sarılarak karşılık verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önce sahne alan Azerin, “Türkler Geliyor” ve “Çırpınırdı Karadeniz” şarkılarını seslendirdi.
Azerbaycanlı sanatçı daha sonra sahneden inerek selamlaştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bayramını kutladı.
Çocuklardan oluşan Gülbeşeker Eğitim Kurumları Mehteran Takımı program sonunda sahne aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.