Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Harp Enstitüleri Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük desteği ordumuzun caydırıcı kabiliyetlerinden, başarılı harekâtlarından, vakur ve sağlam duruşundan alıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi Harp Enstitüleri 8. Dönem Müşterek Komuta Kurmay Eğitimi, 4’üncü Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi, 10’uncu Dönem Karargâh Subaylığı Eğitimi Mezuniyet Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Eğitimlerini başarıyla tamamlayan subayları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün mezun olan 14’ü dost ve kardeş ülkelerden olmak üzere toplam 193 subayımızla ordularımızın, personel niteliğini biraz daha güçlendirdiğimize inanıyorum. Mezun subaylarımıza görev yerlerinde başarılar diliyorum. Dost ülkelerden gelen subaylarımıza döndüklerinde tüm kardeşlerimize selamlarımızı ve muhabbetlerimizi iletmelerini istiyorum. Kuruluşundan bugüne sürekli gelişerek başarılı bir çizgide ilerleyen Millî Savunma Üniversitemizin yönetimini tebrik ediyorum.”
“TÜM ASKERÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM KURUMLARIMIZI TEK ÇATI ALTINDA TOPLADIK”
Profesyonel askerî eğitim ve öğretim kurumlarının tarihin en sinsi, en alçak ve en rezil ihanet şebekesi tarafından adeta ele geçirildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “FETÖ’cü alçakların 15 Temmuz’da ordumuzdan gasp ettikleri silahları milletimize yöneltmesinin ardından diğer alanlarda birlikte askerî personel yetiştirme sistemimizi de baştan sona değiştirdik. Evvela tüm askerî eğitim ve öğretim kurumlarımızı tek çatı altında topladık. Bu ortak bünyede hem dünyadaki örneklerine hem de günümüz ihtiyaçlarına uygun maziden atiye uzanan birikimi yansıtan ve aynı zamanda modern bir eğitim öğretim sistemi oluşturduk. Birileri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzunca bir süre kendini toparlayamayacağı beklentisiyle ellerini ovuştururken biz, hızla yeni eğitim öğretim sistemimizi devreye aldık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar mezun edilen binlerce subay ve astsubayla tüm kuvvetlerin personel eksiklerini önemli ölçüde tamamlayıp hevesleri bir kez daha kursaklarda bıraktıklarını dile getirdi.
Kahraman ordunun personel eksiğine rağmen yürüttüğü sınır ötesi harekâtları ve aksatmadığı uluslararası misyonlarıyla dimdik ayakta durduğunu herkese ispatladığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu yeni dönemde sadece sistemi ve müfredatı yenilemekle kalmadık. Üniversitemizin binalarından, öğrencilerimizin eğitim öğretim şartlarına kadar her alanda iyileştirmeler yaptık. Önce vesayetçilerin, ardından FETÖ’cülerin adeta kapalı devre bir sistem hâline dönüştürdükleri Türk Silahlı Kuvvetleri personel temin, eğitim, görev ve terfi mekanizmalarını milletimizin tüm evlatlarının erişimine açtık. Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri gerçek anlamda milletin ordusu hâline gelmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençleri, Millî Savunma Üniversitesi’nin eğitim öğretim kurumlarına katılmaya, kahraman ordunun saflarında yer almaya davet etti.
Türkiye’nin askerî personel eğitim sisteminin kendi ihtiyacını karşılama yanında geniş bir coğrafyadaki dost ve kardeş ülkelerin istifadesine açık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni sistemde 2017 yılından bugüne kadar 417’si dost ve kardeş ülke personeli olmak üzere toplamda 2 bin 752 subay, taktik, operatif ve stratejik seviyelerde eğitim görmüştür. Hâlen üniversitemize bağlı çeşitli kurumlarda 27 farklı ülkeye mensup 1168 dost ve kardeş ülke personeline eğitim verilmektedir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurmaylık eğitimini iki aşamalı hâle getirerek, aday subay ve taktik akademik eğitim tabanını genişlettiklerini söyledi.
İyi eğitimli, nitelikli, milletine ve devletine sadakatle bağlı, maneviyatı güçlü, disiplinli bir personel yapısı ve Allah’ın izniyle ordunun karada, denizde ve havada üstesinden gelemeyeceği hiçbir tehdit olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 6 yılda harekât alanlarında gösterdiği “dosta güven, düşmana korku veren” başarılarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dünyanın sayılı ordularının başında geldiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen günlerde Kara Kuvvetleri’nin 2231. kuruluş yıl dönümünün coşkusunu yaşayan bir ülkeye ve millete yakışanın da bu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Esasen Türkiye’nin askerî personel yetiştirme sistemini çok daha uzun bir süre önce değiştirmesi, yenilemesi gerekiyordu. Ancak tıpkı diğer millî savunma hamlelerimizin önünün sinsice kesilmesi gibi bu reform ihtiyacı da sürekli sabote edilmiştir. Hatta Millî Savunma Üniversitemizi kurarak yeni eğitim öğretim sistemine geçmemizin ardından da bu sabotaj girişimleri devam etmiş, sistemi çökertmek için her türlü gayret gösterilmiştir. Her yeni sistem gibi bunun da elbette eksikleri, geliştirilmesi gereken tarafları olabilir. Önemli olan hüsnüniyetle ve yapıcı bir yaklaşımla bu tekliflerin ortaya konmasıdır. Sistemi tamamen çökertip eskisinin de gerisine düşürme gayretlerini bu kapsamda görmüyor ve nazarıdikkate almıyoruz.”
“TSK’YI DÜNYANIN BİR NUMARASI HÂLİNE GETİRENE KADAR SÜREKLİ YENİDEN DOĞACAĞIZ”
Türkiye’nin ihtiyacının geriye değil, ileriye doğru adımlar atmak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne diyor Yunus Emre? ‘Her dem yeniden doğarız. Bizden kim usanası.’ Evet, biz de Pir’in izinden giderek diyoruz ki, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tüm unsurlarıyla birlikte eğitimi, donatımı, teknolojisi, tecrübesiyle dünyanın bir numarası hâline getirene kadar sürekli yeniden doğacağız, sürekli daha ileriye doğru adımlar atacağız” diye konuştu.
“Hatırlarsanız 1800’lü yıllar boyunca dört bir yandan parça parça kopartılan vatan topraklarını 1900’lerle birlikte tamamen zapt etmek isteyen müstevlilere Çanakkale’de unutamayacakları bir ders vermiştik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu’yu paylaşmaya çalışanları da Millî Mücadele ile topraklarımızdan kovup, son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak binlerce yıllık tarihimize yeni bir sayfa açmıştık. Cumhuriyet tarihi boyunca da istiklal ve istikbal mücadelemiz kesintisiz devam etti. Asırlık kayıpların tüm insani ve ekonomik yükünü omuzlayan, harap ve bitap vaziyetteki Anadolu’yu yeni bir atılımın kaynağı hâline getirmeye çalışan milletimiz bir yandan da tarihini, medeniyetini ve değerlerini korumanın mücadelesini veriyordu.”
Küresel siyasi ve ekonomik düzenin kurucularının Türkiye’yi bu sistemin dışında tutmak için her yolu denediklerini ve her yöntemi kullandıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları aktardı: “Gazi Mustafa Kemal’in ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma vasiyeti maalesef hakkıyla yerine getirilemedi. Milletimizin desteğiyle başlatılan her demokrasi ve kalkınma hamlemizin önü bir şekilde kesildi. Tek parti faşizmiyle darbelerle vesayetle siyasi güvensizlikle ekonomik istikrarsızlıkla toplumsal çatışma çıkarma gayretleriyle terör örgütleriyle velhasıl akla gelen gelmeyen tüm yol ve yöntemlerle bizim başımızı yerden kaldırmamamız için çok çalıştılar, çok uğraştılar.”
Bu tablodan mazisi nice şanla, şerefle, zaferle dolu ordunun da nasibini aldığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Aslına bakılırsa Türkiye Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar ordusunun gerçek durumunu görme imkânını bulamamıştır. İşte kısa bir süre önce bir Efes Tatbikatı gerçekleştirdik. Bu Efes Tatbikatı’na dünyadan 39 ülke, başta Amerika olmak üzere katıldılar. Başarılı bir Efes Tatbikatı ile dünyada hamdolsun gayet güzel bir ders verdik. Bu şunu gösteriyor: Türkiye evet, küllerinden kalkan bir millet olarak yeniden her an, her yerde, her türlü zafere hazırdır. Bunu Azerbaycan’da, Karabağ’da gösterdik. Bunu Libya’da gösterdik. Bundan sonra nerede, nasıl olursa olsun yine göstermeye hazırız. Kıbrıs Harekâtı sırasında ve sonrasında maruz kaldığımız ambargolar ile yaşadığımız akıntılar ve sıkıntılar bizi bu acı gerçeklerle gerçekleştirmiştir. Bu tarihten sonra hakikat fark edilmiş olsa da gereken altyapıların kurulması ve dönüşümlerin gerçekleştirilmesi çeşitli bahanelerle hep engellenmiştir. İşte şu anda dün biten NATO görüşmelerinde de herkesin aynen ifade ettikleri gibi Türkiye terörle mücadelede, teröre karşı vermiş olduğu mücadelede hakkı teslim edilmesi gereken bir ülkedir. Biz bu terörle mücadelemizi inşallah sıfırı tüketene kadar yürüteceğiz.”
“DEMOKRASİ VE KALKINMA HAMLEMİZDE SAVUNMA SANAYİMİZE ÖZEL BİR YER VERDİK”
Geniş bir alanda yürütülen terörle mücadele operasyonlarının dahi ihtiyaç olan dönüşümün tam manasıyla hayata geçirilebilmesine yetmediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükûmete geldiklerinde önce gerçek fotoğrafı görebilmek için epeyce bir uğraşmak mecburiyetinde kaldıklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü hâlâ etkisini sürdüren bürokratik vesayetin önümüze çektiği perdeleri aralamak ve gerisindeki tabloya vukufiyet kesbetmek öyle kolay değildi” dedi.
Bu safhaya geldiklerinde ise kelimenin tam anlamıyla dehşete kapıldıklarını, hemen kolları sıvadıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasi ve kalkınma hamlemizde savunma sanayimize özel bir yer verdik. Türk Silahlı Kuvvetlerimizi günün ihtiyaçlarına göre donatmaya yönelik güçlü bir savunma sanayi ekosistemi kurmak için harekete geçtik” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilime, araştırma, geliştirmeye, üretime dayalı savunma sanayi projelerinin önemli bir kısmını himayelerine alıp süreçlerin hızla ilerlemesini temin ettiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Attığımız her adımda, dışarıda önümüzün kesilmeye çalışılmasını anlayabiliyorduk ama içeride maruz kaldığımız engellemelerin sebebini çözmekte doğrusu zorlanıyorduk. Her biri farklı ideolojik kimlik, siyasi üslup, teknik gerekçe içeren bu gayretlerin gerisindeki siluetin aslında aynı olduğunu zaman içinde yaşadığımız hadiseler bize tüm açıklığıyla gösterdi. Emniyet, yargı, darbe girişimiyle sivil bürokraside maruz kaldığımız sabotajların 15 Temmuz darbe girişimiyle de ordudan kaynaklanan engelleme çabalarının sebebi ortaya çıktı. Kamunun her alanında gerçekleştirdiğimiz, yakın tarihimizin en büyük tasfiyesi ve hukuk önünde hâlen süren hesaplaşma bir anlamda ülkemizin önündeki mayınları, taşları, dikenleri de temizlemiştir. Türkiye sınır ötesi harekâtlarından bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında oyun kurucu konumunu güçlendirmesine kadar tüm önemli başarılarını bu temizliğin ardından hızlandırmış veya gerçekleştirmiştir. Elbette ortada gözüken kuklaların iplerini kimlerin ellerinde tuttuklarını, oyuncuların sahneye koyduğu senaryoların kimler tarafından yazıldığını gayet iyi biliyoruz. Emin olun bunlarla hesaplaşmamızı da kendi usulünce her fırsatta ve her zeminde yapıyoruz ve yapmayı sürdüreceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 hedeflerine büyük önem verdiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2053 vizyonlarını gençlere bırakacakları en büyük miras olarak tarif etme sebeplerinin de aynı olduğunu dile getirdi.
Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük desteği, ordunun caydırıcı kabiliyetlerinden, başarılı harekâtlarından, vakur ve sağlam duruşundan aldıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Bu vesileyle Malazgirt Zaferi’nden bugüne yaşadığımız toprakların vatanımız olması ve kalması için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyoruz. Hâlen sınırlarımızda ve ötesinde vazife başında olan kahraman askerlerimizin her birinin alınlarından öpüyor, ‘Rabbim her birini esirgesin’ diyor, gazalarının mübarek olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE, DAİMA NATO İÇİNDE SEÇKİN BİR KONUMDA YER ALMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid’deki NATO zirvesinde müttefiklerle küresel ve bölgesel güvenlik meselelerini görüştüklerini belirterek Türkiye’nin yaklaşımlarını tekrar ifade etme imkânı bulduklarını aktardı.
NATO’nun, kuruluşundan bugüne 70 yıl çeşitli tartışmaların odağında yer almasına rağmen hâlâ dünyanın en önemli, kapsamlı, etkin güvenlik teşkilatı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, en eski ve en önemli üyeleri arasında bulunduğu teşkilata verdiği katkılarla daima NATO içinde seçkin bir konumda yer aldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bir süredir NATO bünyesinde müttefiklik ilişkisi içinde bulunduğumuz ülkelerin Türkiye’nin terörle mücadele ve sınırlarını koruma hassasiyetlerine yeteri kadar destek vermedikleri açıktır. Daha 6-7 yıl önce DEAŞ, PKK, YPG, FETÖ gibi terör örgütleri sınırlarımıza dayandığında NATO üyesi sözde müttefiklerimizin nasıl bize sırtlarını döndüklerini unutmadık. Hamdolsun kendi güvenliğimizi sağlayacak güce, imkâna, kabiliyete sahip olduğumuz için bu eksikliği çok önemsemedik. Ancak terörle mücadelemiz, sınır güvenliğimiz, millî çıkarlarımız bakımından inisiyatif sahibi olduğumuz her durumda bu hassasiyetlerimize uygun tavırlar ortaya koymamız da kusura bakmasınlar, gayet tabiidir.
NATO’daki son gelişmelerin bu kapsamda değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Üyelik için başvuran ülkelerin şartlarımızı kabul etmeleri ve bunu yazılı taahhüde bağlamaları ilk adımdır ve son iki ülke üye olmamıştır, üyelik davetine tabi olmuştur. Bunlarınki bir üyelik davetidir. Şartları yerine getirirlerse biz de üzerimize düşen görevi yaparız. Şimdi bu taahhütlerin her birinin hayata geçirildiğini görme vaktidir. Şayet bu konuda bir oyalama veya riyakârlık emaresi görürsek, en baştaki tavrımıza geri döneceğimizden kimse şüphe etmesin. Biz nasıl herkese karşı açık yürekliysek ve sözlerimizin arkasındaysak, aynı tavrı muhataplarımızdan da beklemek hakkımızdır. Bu yaklaşımı sınırlarımız boyunca kurmakta olduğumuz güvenli alanları her şeye ve en başta da müttefiklerimize rağmen oluştururken de sergiledik. Hiç kimseye yalan söylemedik. Hiç kimseyi kandırmaya çalışmadık. Atacağımız her adımı çok önceden ilan ettik. Söylediğimizin dışında bir iş de yapmadık. Ülkemizi güney sınırları boyunca bir terör koridoruyla kuşatmaya çalışanlara cevabımızı bu şekilde verdik, vermeyi sürdüreceğiz. Güvenli alanlarımızın eksik kalan kısımlarıyla ilgili kesintisiz çalışıyoruz. Hazırlıklarımızı tamamladığımız her an ve her yerde yeni operasyonlarla, yeni harekâtlarla hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz.”
“Yunanistan kullanılarak yürütülen dikkatimizi dağıtma gayretlerinin farkındayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk hava alanlarını, etkinlik sahalarını sürekli tahrip, tahrik edenlere Hava Kuvvetleri başta olmak üzere gerekli dersi gereken yerde verdiklerini, bundan sonra da vermeye devam edeceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ege’deki haklarımızdan en küçük bir taviz vermeden uluslararası anlaşmaların verdiği imkânları sonuna kadar kullanarak Batı’daki kara, deniz ve hava sınırlarımızı koruyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Aramızdaki ihtilafları diyalog ve müzakere yoluyla çözmeye çalışmak yerine birilerinin eteğinin altına saklanarak kabadayılığa yeltenen Yunanistan yönetimine de hem bölgemizde yaşanan gelişmelerden hem de bir asır önceki hadiselerden ibret almasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.
Ege’deki komşu devletin siyasi, ekonomik ve askerî bakımdan Türkiye ile mütenasip konumda yer almadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için Türkiye’nin stratejik hesapları içinde Yunanistan konusunun hak ettiği kadar bir yere sahip olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Yunan halkının sonu kendileri bakımından felaketle bitecek maceralar peşinde koşan yöneticilerine gereken mesajı ve dersi demokratik yollardan vereceğini ümit ediyorum ve şimdiden yaklaşan Kurban Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Kurban Bayramı’nın milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyor, birliğimizin, beraberliğimizin daim olmasını niyaz ediyorum.”
Dereceye giren subayların diplomaları; Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Millî Savunma Bakanı Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Millî Savunma Bakan Yardımcısı Yunus Emre Karaosmanoğlu tarafından verildi.
Törende, dereceye giren subaylar tarafından yaş kütüğüne plaket de çakıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.