Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Ülkemize, tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık. Yatırıma, istihdama, üretime öncelik vererek, Türkiye’yi geliştirdik, güçlendirdik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla ekranları başında bizleri takip eden her bir vatandaşıma selam ve sevgilerimi gönderiyorum.
“TÜRKİYE HEDEFLERİNE DOĞRU EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR”
Sözlerimin hemen başında Kocaeli Derince Limanı mevkiinde Toprak Mahsulleri Ofisi silosunda meydana gelen patlamada yaralanan kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. Kocaelili vatandaşlarıma bu vesileyle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Küresel ekonomide ve bölgemizde yaşanan çeşitli sıkıntılara rağmen, Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor.
Önümüze çıkan engellere aldırmadan, zorluklar karşısında pes etmeden ülkemiz için eser ve hizmet üretmeyi sürdürüyoruz. 21 yılı iktidarda olmak üzere 40 yılı aşan siyasi hayatımızda mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz milletimize hizmetten başka hiçbir gaye gütmedik. İki günü birbirine eşit olan ziyandadır inancıyla hep daha fazla çalıştık, daha fazla koşturduk. Menzile kilitlenmiş ok misali gözümüzü ufuktan bir an olsun ayırmadık. İçinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun zaman bizden yanadır, zaman Türkiye’den ve Türk milletinden yanadır diyerek yolumuza devam ediyoruz.
Ülkemizin önünde açılan tarihî fırsat penceresini değerlendirmekte kararlıyız. Türkiye, asırlar sonra ilk defa küresel sistemin en üst ligine yükselme imkânı elde etmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrının dünyada Türkiye yüzyılı olmasının önünde hiçbir mani görmüyoruz. Hükûmet olarak bu kutlu yürüyüşe liderlik edecek iradeye, vizyona, tecrübeye, hazırlığa, enerjiye sahibiz. Millet olarak bu hayali gerçeğe dönüştürecek güce, kapasiteye, imkâna, inanca da sahibiz. Devlet olarak bu hedefi gerçekleştirecek altyapıya ve potansiyele fazlasıyla sahibiz, yeter ki birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılalım.
“GEZİ OLAYLARINDAN 15 TEMMUZ İHANETİNE KADAR NİCE SALDIRIYI AKAMETE UĞRATTIK”
Geçmişteki tüm kayıplarımızın gerisinde tefrika, tüm kazançlarımızın altında birlik, beraberlik olduğunun bilincindeyiz. Nitekim ülke ve millet olarak ne zaman atağa kalksak, hemen millî birliğimize, toprak bütünlüğümüze, bin yıllık kardeşliğimize kastedildiğini görüyoruz. Son 10 yıldır aynı oyununun, aynı kirli tuzakların sayısız örneğini hep beraber yaşadık. Gezi olaylarından 15 Temmuz ihanetine kadar nice saldırıyı akamete uğrattık. Hamdolsun, milletimiz geçmişten çıkardığı dersler sayesinde adım adım Türkiye yüzyılının temellerini atmış, duvarlarını yükseltmiş, çatısını çatmıştır. Her ne kadar birileri aynı senaryoları farklı kılıflarla sürekli ve ısrarlı bir şekilde yeniden sahnelemeye çalışsa da artık kimse bu oyuna gelmiyor.
Bunun son örneklerinden biri, ülkemizin en önemli elektrik üretim tesislerinden olan Kemerköy termik santralinin yeni kömür üretim sahasıyla ilgili çalışmaları engellenme gayretleridir. Güney Ege’de kullanılan elektriğin neredeyse 3’te 2’sini üreten bu santral, ülkemiz ekonomisine yıllık 1 milyar dolar civarında katkı sağlıyor. Özelleştirme sonrası verimi yüzde 50’den fazla artan termik santral, ülkemiz için önemli bir millî değer konumundadır. Santralin mevcut kömür kaynağı tükenme noktasına geldiği için yeni kömür havzalarıyla üretime devam etmesi gerekiyordu.
Bilindiği gibi, kömür santralleri bilhassa Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan krizle birlikte Avrupa ülkelerinin tekrar en önemli enerji kaynağı hâline geldi. Almanya ve Fransa başta olmak üzere hiçbir yerde elektrik üretimi için kömür üretimi artışı sorun teşkil etmezken, ülkemizde yürütülen kampanyaları ağaç sevgisi ve çevre hassasiyetiyle izah edemeyeceğimiz bir gerçektir. Kendilerine destek vermeye giden muhalefet temsilcilerine bile en ağır hakaretleri etmekten çekinmeyen eylemci profili, amacın üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğunu ortaya koymaktadır. Kömür çıkartılacak alanda kesilecek ağaçların katbekat fazlası üzeri kapatılan sahalara ve diğer alanlara dikilerek ülkemizin orman varlığı artışına katkı sağladığı ilgili kurumlar tarafından defalarca açıklanmıştır. Son 21 yılda Türkiye, toplamda 6 milyar 572 milyon fidanı toprakla buluşturarak bu alanda kırılması zor bir rekora imza atmıştır. 2023 sonu için hedefimiz, 30 milyon fidan daha dikerek bu rakamı 7 milyara yükseltmektir.
Tek gayesi ülkenin ve milletin kalkınmasına, büyümesine, gelişmesine takoz koymak olanların tüm bu hakikatlerle ilgilenmediğini çok iyi biliyoruz. Biz, çevreci görünümlü marjinallere aldırmıyor, sadece işimize bakıyoruz. Ülkemizin kalkınma kervanını yürütmeye odaklanırken, maşaları ve sahiplerini ise kendi kinleriyle baş başa bırakıyoruz.
Buradan Ana Muhalefet Partisinin başına sesleniyorum; Muğla Belediyesi onların yönetiminde, onların yönetiminde Muğla Belediyesi varken buradan soruyorum, acaba bugüne kadar ne kadar zeytin ağacı diktiniz, zeytin fidanı diktiniz veya bunun dışında kızılağaç diktiniz, ne kadar ağaç diktiniz, çıkın bir de bunların rakamını açıklayın. Bir tane ağaç diktik diyemezler. Ama biz AK Parti iktidarı olarak geldiğimizden bu yana milyonlar değil milyarları aşan ağaç dikimleri yaptık, zeytin ağaçlarını, fidanlarını diktik.
Yurt içindeki mankurtlar ve yurt dışındaki azılı düşmanlarımız tarafından ülkemiz aleyhinde yürütülen yalan ve iftira kampanyalarının gerisindeki sinsi strateji her gün biraz daha çöküyor. Buna rağmen aynı karanlık stratejinin tezahürü taktiklerin bitip tükenmeyeceği anlaşılıyor. Muhalefet görünümlü operasyon aygıtlarının medyada, sosyal medyada, kendilerini rahat hissettikleri kimi kamusal alanlarda sergiledikleri provokatif söz ve davranışların çoğu bu gayeye matuftur.
“MUHALEFET CENAHI SANDIKTA TECELLİ EDEN İRADEYİ HÂLEN KABULLENMİYOR”
Değerli dostlar; özellikle buradan bir kez daha sesleniyorum, başaramadınız, başaramayacaksınız. Geçici veya dönemsel sıkıntıların yol açtığı parçalı bulutlu havalara güvenerek fitne yelkenlerini şişirmek isteyenler, her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklardır. Hiçbir emek sarf etmeden, hiçbir çözüm üretmeden, hiçbir program ortaya koymadan sadece insanlarımızın dertleri ve umutlarını istismar ederek hayallere dalanlar, kâbusla uyanmaya mahkûmdur.
Son iki aydır yaşadığımız her gün karşılaştığımız her olay milletimizin verilmiş sadakası olduğunu ortaya koyuyor. Seçimlerin üzerinden 72 gün geçmesine rağmen muhalefet cenahı sandıkta tecelli eden iradeyi hâlen kabullenmiyor. İşte görüyorsunuz her gün bir aday daha çıkıyor bir aday daha çıkıyor, ya bitmeyecek sizin adaylarınız, siz aday çıkarmaya devam edin, bu millet kimi nereye oturtacağını gayet iyi biliyor. Kavganın, skandalın, kapalı kapılar ardında ittifak ortaklarından bile habersiz yapılan kirli pazarlıkların ardı arkası hiç kesilmiyor.
Vergi uzmanı oldukları için, matematiği çok iyi bildikleri için 38-39 tane milletvekilliğini görüyorsunuz işte o yavrucuklara veriyorlar, dağıtıyorlar, ondan sonra da ‘eyvah, yalnız kaldık’ diyorlar. Halil İbrahim Sofrası diyerek aylarca millete pazarladıkları masada seçimden beri çeşitli ayak oyunlarıyla birbirlerini yemekle meşguller.
“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ, MAALESEF İŞ BİLMEZ BİR MUHALEFET ZİHNİYETİNE SAHİP OLMASIDIR”
Türkiye’nin en büyük talihsizliği, maalesef iş bilmez, vizyonsuz, ufuksuz ve basiret yoksunu bir muhalefet zihniyetine sahip olmasıdır. Biz, bugünkü sorunları çözecek, yarınlarımızı daha güçlü hâle getirecek programlar, projeler, çalışmalar peşinde koşarken, kendi bireysel hırsları için adeta birbirlerini gırtlaklayanların bencilliği asla unutulmayacaktır.
Cumhurbaşkanıyla, kabinesiyle, siyasi ve bürokratik kadrolarıyla ülkenin hizmetinde bir ekip olarak tarihe bir kez daha hep beraber yazdığımız yeni başarı destanlarıyla geçeceğiz. İnşallah ileride bu günleri Türkiye yüzyılına giden yolda aştığımız nice tümsekten biri olarak hatırlayacağız. Bunca yıldır nasıl verdiğimiz her sözü tuttuysak, bu sözümüzün gereğini yerine getireceğimizden de kimsenin şüphesi olmasın.
“YAŞANAN SIKINTILARI, DİLLENDİRİLEN SERZENİŞLERİ ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Aziz milletim; bunları söylerken elbette tüm dünya ile birlikte olumsuz etkilerine bizim de maruz kaldığımız ekonomik zorlukları göz ardı etmiyoruz. Sokakta, pazarda, çarşıda ve hayatın diğer alanlarında yaşanan sıkıntıları, dillendirilen serzenişleri, gönüllerde serpilen beklentileri çok yakından takip ediyoruz. Biz, başkaları gibi şikâyetleri karşısında millete parmak sallayanlardan, insanlara ayar verenlerden, bireylere hakaret edenlerden asla olmadık, inşallah hiçbir zaman da böyle olmayacağız. Hep söylediğimiz gibi, milletimizin taltifinin de, tenkidinin de başımızın üzerinde yeri vardır.
Bizim görevimiz, milletimizin sesine kulak tıkamak değildir, görevimiz insanımızın eleştirdiği hususları en aza indirip onun övgüsüne mazhar olacak eser ve hizmetlerin sayısını çoğaltmaktır. Bunun için hep Türkiye’nin muazzam potansiyelini doğru ve etkin politikalarla hayata geçirmenin yollarını aradık.
Son 21 yılda bu hassasiyetimizden asla taviz vermedik. Ülkemize tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık. Yatırıma, istihdama, üretime öncelik vererek Türkiye’yi geliştirdik, güçlendirdik. Artık her yıl ortalama yüzde 5,5 büyüterek millî gelirini 238 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına getirdiğimiz, ihracatını 35 milyar dolardan 254 milyar dolara, istihdamını 19 milyon kişiden 32 milyon kişiye çıkardığımız bir Türkiye var.
Bütün bunları 66 milyondan 86 milyona çıkan nüfusa rağmen gerçekleştirdik. Daha vesayetten teröre, darbeden siyasi, sosyal ve ekonomik tuzaklara kadar karşılaştığımız nice badireleri saymıyorum bile.
“TERÖRDEN ASAYİŞE HER ALANDA GÜVENLİĞİ TESİS ETTİK”
Üstelik bu dönemde sadece önceki yılların birikimi olan temel kalkınma ve demokrasi eksiklerini gidermekle de kalmadık. Yeni gelen 20 milyon ilave nüfusla birlikte vatandaşlarımızın tamamına eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye, konuttan çevreye her alanda refahlarını yükseltecek bir altyapı kurduk.
Okul öncesinden üniversiteye her aşamada eğitimi tüm evlatlarımız için erişilebilir kıldık. Sağlıkta dünyada eşi benzeri olmayan bir hizmet sistemi oluşturduk. Terörden asayişe her alanda güvenliği tesis ettik.
Adaleti hem vesayetin, hem FETÖ gibi terör örgütlerinin tasallutundan kurtarıp Türk milleti adına çalışan bir kurum hâline getirdik.
Ulaşımda şehirlerimizi bölünmüş yollar, otoyollar, demir yolu ağlarıyla birbirine bağlarken, araç başına düşen kişi sayısını 14’ten 6’ya indirerek bu yolların verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağladık.
“ÜLKE GENELİNDE 6,5 MİLYON KONUTU DAHA DÖNÜŞTÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ”
Yaklaşık 11 milyon yeni konut inşa edilmesini sağlayarak hem vatandaşlarımızı ev sahibi hem de depreme hazırlık yaptık. Hepimizi yasa boğan 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek için 680 bin yeni konut inşa etmek üzere kolları sıvarken, ülke genelinde depreme hazırlık amacıyla 6,5 milyon konutu daha dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun 1,5 milyonunu İstanbul’da ve en kısa sürede yapmamız ise ertelenemez bir mecburiyet hâlini almıştır. Deprem bölgesinin yeniden imarını hızlandıracak yerinde dönüşüm projemiz milletimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır, kısa sürede projemize yapılan başvuru 160 bini aşmıştır. İnşallah 15 Ağustos tarihine kadar çadırlarda ve tesislerde kalan afetzedelerimizin tamamını konteynerlere taşımış olacağız.
Enerjiden tarım ve sanayiye her alanda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerin örneklerini saatlerce saymak mümkündür. Bütün bunları iktidarlarımız döneminde ürettiğimiz 15 trilyon dolarlık millî gelirin 3,7 milyar dolarını yatırıma ayırarak gerçekleştirdik.
Sadece bunlarla da kalmadık, bugün çok tartışılan enflasyon konusunda en büyük başarı bizim dönemimize aittir.
“YÜKSELEN ENFLASYONU YENİDEN TEK HANELİ RAKAMLARA İNDİRECEĞİZ”
Mesela son 21 yılın enflasyon ortalaması yüzde 15’in altındadır. Bu ortalama rakamın 1970’lerde yüzde 34, 1980’lerde yüzde 44, 1990’larda yüzde 74 seviyelerinde olduğunu unutmamalıyız. Yani biz Türkiye’nin sadece güncel değil, çok eskilerden beri gelen kronik bir sorunuyla mücadele ediyoruz.
Bu mücadelede enflasyonu yüzde 6’lara kadar düşüren de yine biz olduk. İç ve dış pek çok arzi meselenin üst üste gelmesiyle yükselen enflasyonu Allah’ın izniyle yeniden tek haneli rakamlara yine biz indireceğiz.
Dikkat edilirse, bu süreçte asla ödün vermediğimiz iki husus vardır; bunlardan biri istihdamdır, diğeri büyümedir. Girdiğimiz tüm imtihanların üstesinden bu iki lokomotifin istimini asla kesmememiz sayesinde geldiğimize inanıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı da işte bu anlayış üzerinde inşa ediyoruz.
Aziz milletim; bugün sizlerle hasbihal etmek istiyorum. Buradan işçisinden memuruna, emeklisinden esnafına ve çiftçisine kadar sabit ve dar gelirli her bir vatandaşımıza sesleniyorum. Sanayicisinden KOBİ’sine, ihracatçısından teknoloji geliştiren girişimcisine kadar ülkesinin kalkınması için emek veren herkese sesleniyorum. Öğrencisinden ev hanıma bu milletin omurgasını oluşturan tüm kardeşlerime sesleniyorum. İnsanlar gibi devletlerin de hayatlarında dalgalanmalar, inişler-çıkışlar, darlıklar-bolluklar olabilir. Hem içeride ardı ardına yaşadığımız badirelerin, hem bölgesel ve küresel krizlerin, hem de kendi sosyal bünyemize has birtakım sorunların yol açtığı sıkıntıların hepsi de gelip geçicidir. Türkiye’nin gücü de, imkânları da, potansiyeli de geçmişle mukayese edilemeyecek derecede büyüktür. Ayaklarımızın altındaki çakıl taşlarının bizim dikkatimizi önümüzdeki deryadan uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz. Bu kritik dönem de hep birlikte yapmamız gereken şey, ülkenin milli çıkarlarını, milletin ortak menfaatlerini, evlatlarımızın geleceğini küçük beklenti ve endişelerin önüne koymaktır. Emin olun, bunu başardığımızda önümüzde kimse duramaz.
Deprem yaralarını sarmak için 104 milyar dolara mı ihtiyacımız var? Şayet bu dediğim şekilde hareket edersek kısa sürede hem o şehirleri ayağa kaldırır, hem de o parayı yeniden millî ekonomimize kazandırırız.
“ESKİSİNDEN ÇOK DAHA YÜKSEK ALIM GÜCÜNE KAVUŞMUŞ OLURUZ”
Deprem tehdidi altındaki şehirlerimizi yeniden inşa etmemiz mi gerekiyor? Şayet omuz omuza verir yükü paylaşırsak bu sorundan da kurtuluruz.
Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin refah kayıplarını gidermek için ilave kaynağa mı ihtiyacımız var? Şayet ortak geleceğimize birlikte sahip çıkarsak umduğunuzdan bile daha kısa sürede tüm bu sabit gelirli vatandaşlarımızı eskisinden çok daha yüksek alım gücüne kavuşmuş oluruz.
Kurumlarımızın çalışmalarında, şehirlerimizin altyapılarında sistemin işleyişinde hâlâ eksikler mi var? Şayet tıpkı iki elin parmakları gibi kenetlenirsek hayal ettiğimizden daha erken bir vakitte hepsini de tamamladığımızı görürüz.
Milletimiz, bu başarı hikâyesini sadece son 1 asırda bile defalarca yazdı; Çanakkale’de yazdı, Kût’ül-Amâre’de yazdı, Millî Mücadelede yazdı, Demokrat Parti’yi iktidara getirerek yazdı, her darbenin ardından millî iradeye sahip çıkarak yazdı, Kıbrıs’taki soydaşlarını zulme terk etmeyerek yazdı, istiklaline kasteden terör örgütlerinin başını ezerek yazdı, Gabar’da yazdı, Tendürek’te yazdı, Bestler Deresi’nde yazdı ve bütün bu destanları yazarken terör örgütlerinin inlerinde işini bitirdi. Son 21 yılda verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer alarak yazdı. Şimdi de milletimiz bu başarı hikâyesini, ülkemizin siyasi kazanımlarını ekonomik hedeflerimizle taçlandıracağımız kritik bir dönemde yine bizi destekleyerek yazıyor.
Şair ne diyor: “Gün doğar, gün batar / Burası Anadolu’dur /Zaman yorulur, gönül yorulmaz.”
Evet, zaman yorulsa da bizim ülkemize ve milletimize olan hizmet aşkımızın yandığı gönlümüz asla yorulmaz. Bizim ülkemize kazandıracak çok eserimiz, milletimize yapacak çok hizmetimiz var. Bunu bir hamaset olarak değil tüm kalbimizle inandığımız bir hakikat olarak ifade ediyoruz. Daha kendine, başında bulunduğu yapıya, her seferinde umutlarını gömdüğü kesimlere bir hayrı dokunmayanların bu gönül sedasını, bu hizmet aşkını, bu adanmışlık duygusunu anlaması mümkün değildir. Bunların kulakları Batılı efendilerinin fısıltıları dışında her söze, gözleri ikbal hırsı dışında her şeye kapalıdır. İşte bu sebeple biz hep sözümüzü milletimize söylüyor, derdimizi insanımıza döküyoruz. Milletimizle birlikte yaşadığımız ve yazdığımız her başarı hikâyesinden sonra olduğu gibi, Bismillah diyerek çıktığımız her yeni yolculuk öncesi de bu muhasebeyi yapmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NIN BASAMAKLARINI BERABERCE ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Her bir vatandaşımıza bugüne kadar gösterdiği sabrı, vefası, fedakârlığı için şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bu tarihî dönemeci de başarıyla tamamladıktan sonra Türkiye Yüzyılı’nın basamaklarını beraberce çıkmaya devam edeceğiz.
Aziz milletim; Türkiye’nin hedeflerinin ve potansiyelinin büyüklüğünden bahsederken bunları demagoji olsun diye söylemiyoruz. Katıldığımız programlarda ve ziyaret ettiğimiz illerimizde ülkemizin gerçeklerine bizzat şahit oluyoruz. Siyaseti Ankara’da koltuk kavgası vermek olarak görenler bunu anlamasa da, savunmadan turizme, tarımdan enerjiye, güvenlikten adalete kadar her alanda Türkiye destan yazmaktadır. Geride bıraktığımız 2 haftalık süreçte iştirak ettiğimiz etkinliklerde bu hakikati tekrar görme fırsatı bulduk.
Son kabine toplantımızın ertesi günü, eğitimlerini başarıyla tamamlayan toplam 1102 adli yargı hakimi ve Cumhuriyet savcısı ile idari yargı hakiminin kura heyecanına ortak olduk. Kura töreninde hem ülkemizin adalet hizmetlerinde aldığı mesafeyi bir kez daha hatırladık, hem de önümüzdeki döneme dair hedeflerimizi kamuoyuna ilan ettik.
“TÜRK DEMOKRASİSİNİ SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASAYLA BULUŞTURMAK İSTİYORUZ”
Meclisimizin açılmasıyla birlikte başta başörtüsü ve ailenin korunması düzenlemesi olmak üzere milletimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türk demokrasisini darbe anayasasından kurtararak sivil ve özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak istiyoruz. Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla istişare içinde bununla ilgili hamlemizi önümüzdeki dönemde yapacağız.
Aynı gün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da misafir ettik. Filistin davasına ve Filistin halkının mücadelesine verdiğimiz güçlü desteği bu vesileyle bir kez daha yeniledik. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin ülkemizin ev sahipliğinde bir araya gelmesi bu ziyarete farklı bir boyut katmıştır. Filistinli kardeşlerimizin aralarındaki ihtilafları gidererek güç birliği yapmasından duyacağımız memnuniyeti her iki dostumuza açıkça ifade ettim.
Ertesi gün, polis meslek yüksekokullarından mezun olan 497’si kadın, 1592’si erkek, toplam 2089 polis memurumuzun yemin töreni için Gölbaşı’ndaydık.
Emniyet Teşkilatımızın tüm kademelerinde 17-25 Aralık girişimlerinden itibaren almaya başladığımız, 15 Temmuz ihaneti sonrasında hız verdiğimiz tedbirlerin de ne kadar isabetli olduğunu bu törende bir kez daha gördük.
İster yargı, ister güvenlik, isterse mülki idare olsun, FETÖ’cü unsurlardan arındırdığımız her kurumumuzun hizmet standardı yükseliyor. Devletimiz 40 yıl boyunca kılcallarına kadar sızan FETÖ virüsünden temizlendikçe, vatandaşına karşı sorumluluklarını daha iyi yerine getiriyor. FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürerek inşallah bu kazanımı çok daha ileriye taşıyacağız. Gardımızı düşürmeden, rehavete kapılmadan, yaşadığımız acıları unutmadan mücadeleyi sürdürmek, şehitlerimize karşı vefa borcumuzdur. Bugüne kadar şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek hiçbir şey yapmadık, inşallah bundan sonra da şehitlerimizin emanetlerine leke bulaştırmayacağız.
“TÜRK SAVUNMA SEKTÖRÜNÜN ULAŞTIĞI GURUR VERİCİ SEVİYEYİ GÖRME FIRSATI BULDUK”
Türkiye’nin yıldızının parladığı alanların başında savunma sanayi gelmektedir. Bu sene 16. düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı IDEF’23’te Türk savunma sektörünün ulaştığı gurur verici seviyeyi görme fırsatı bulduk. Yerli-yabancı, toplam 1461 firmanın temsil edildiği fuar boyunca imzalanan sözleşmelerin proje hacmi 56,5 milyar liradır. İmzalanan anlaşma sayısı itibariyle IDEF’23, kendi rekorunu kırmıştır. Son derece başarılı geçen IDEF’23’ün de katkısıyla inşallah sene sonunda 6 milyar dolarlık savunma ihracatı hedefimizi yakalayacağımıza inanıyorum.
28 Temmuz Cuma, Muharrem ayının 10. günü olması hasebiyle aynı zamanda Aşure Günüydü. İslam tarihinde pek çok önemli hadise ve mucizenin vuku bulduğu Aşure Günü, Kerbela faciasından dolayı yüreklerimizin yandığı bir hüzün günüdür. Pendik’teki Ali Baba Sultan Cemevi’ni ziyaret ederek Muharrem orucunu ehlibeyt sevdalısı canlarımızla birlikte açtık. Alevi-Sünni, Kürt-Türk diyerek aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara Allah’ın izniyle fırsat vermeyeceğimizi böylece bir kez daha gösterdik.
Bölgesel gelişmeler bağlamında kritik bir dönemde yaptığımız Yüksek Askerî Şûra Toplantımız ordumuzun gücüne güç katmıştır. Şûrada aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’ye fedakârca hizmet etmiş tüm komutalarımıza teşekkür ediyor, yeni görev tevdi ettiklerimize Mevla’dan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
“İHRACATIMIZ TEMMUZ’DA YÜZDE 8,4 ARTIŞLA 20 MİLYAR 93 MİLYON DOLAR OLDU”
Aziz milletim; geçen hafta açıklanan iki önemli veri ülkemizin doğru yolda olduğunu teyit eder niteliktedir. Temmuz ayı ihracat rakamları bu alanda yakaladığımız ivmenin hamdolsun artarak sürdüğünü gösteriyor. İhracatımız Temmuz’da yüzde 8,4 artışla 20 milyar 93 milyon dolar oldu. Bu rakamla tarihimizin en yüksek Temmuz ayı ihracat değerine ulaştık. 2023’ün ilk 7 ayındaki ihracatımız ise, 143 milyar 435 milyon dolara yükseldi. Temmuz ayı itibariyle son 12 aylık ihracatımız yüzde 2,1 artış ile 253 milyar 380 milyon doları buldu.
Bir diğer sevindirici gelişme; orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının imalat içindeki payının artmasıdır. 2022 yılında yüzde 37 olan bu oran, yılın ilk 7 ayında yüzde 41’e çıkmıştır. Türkiye için çalışan, üreten, istihdam oluşturan, Türk ürünlerini dünyanın dört bir tarafına ulaştıran ihracatçılarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.
“TURİZM SEKTÖRÜMÜZDEN DE MÜJDELİ HABERLER ALIYORUZ”
İhracat gibi turizm sektörümüzden de gerçekten müjdeli haberler alıyoruz. Bu yılın ilk 6 ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı yüzde 17,5 artışla 22 milyon 945 bin olarak gerçekleşti. Aynı dönemde turizm gelirimiz ise, yüzde 27 artışla 21,7 milyar dolara ulaştı. Gecelik ortalama harcama ise 67 dolardan yaklaşık 100 dolara yükseldi. Temmuz ayının da turizmcilerimiz açısından güzel geçtiğinizi görüyoruz. Biliyorsunuz turizmde 2023 hedefimizi 60 milyon ziyaretçi, 56 milyar dolar gelir olarak belirlemiştik. 6 ay önce yaşadığımız deprem felaketine ve seçim sürecine rağmen hedefimizi koruyoruz. İnşallah yılsonunda hedefimizi tutturacağımıza inanıyorum.
İhracat ve turizmle birlikte sporda da ülkemizin başarı grafiği giderek yükseliyor. Sporcularımız sadece 2023 senesi içinde katıldıkları müsabakalarda toplam 3883 madalya kazanarak yüzümüzü ağarttı. Filenin Efelerinin başarısından sonra, genç haltercilerimiz geçen hafta düzenlenen Avrupa Şampiyonasında kürsüyü kimseye bırakmadı. Dün ise millet olarak hepimizin göğsünü kabartan bir başka zafere tanıklık ettik; Mete Gazoz, Dünya Okçuluk Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak bizlere gerçekten büyük bir gurur yaşattı. Bu önemli başarı, ata sporumuz okçulukta geldiği yer itibariyle gerçekten her türlü takdire şayandır. Farklı branşlarda İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç yeteneklerimizin hepsini buradan şahsım, milletim adına tekrar tebrik ediyor, her birinin tek tek alınlarından öpüyorum.
2024 Paris Olimpiyat Oyunları, Türk sporunun yüzyılın başarısını sergileyeceği bir inşallah arena olarak tarihe geçecektir. Kazandığımız her bir madalyayı bu zaferin bir müjdesi olarak görüyorum.
İstikbalimizin teminatı olan gençlerimize yatırım yapmayı, onları başta spor, turizm ve eğitim olmak üzere her alanda desteklemeyi sürdüreceğiz. Seçim beyannamemizde gençlerimize verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız, inşallah bunları adım-adım hayata geçireceğiz.
Bugünkü toplantımızda geniş bir yelpazede gündemimizdeki konuları ele aldık. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Hükûmetimiz için bir yol haritası mahiyetinde olan Orta Vadeli Programla ilgili tafsilatlı bilgi sundu. Orta Vadeli Programımız iş dünyamızla başta olmak üzere sendikalarla, odalarımız ve sivil toplum temsilcileriyle yakın diyalog hâlinde hazırlıyoruz. Eylül ayında kamuoyuyla paylaşacağımız Orta Vadeli Programın 85 milyonun tamamına rehberlik edeceğine inanıyoruz.
Bugüne kadar rızkını topraktan kazanan tüm vatandaşlarımızın yanında olduk, yanında olmayı sürdürüyoruz. Yaz döneminde açıkladığımız çeşitli alım fiyatları üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılandı. Bugünkü toplantımızda 16 ilimizde yaklaşık 500 bin çiftçimizin geçim kaynağı olan fındık alım fiyatlarını değerlendirdik. Fındığın ihracatımıza yıllık katkısı 2 milyar doları buluyor. Geçen sene rekoltemiz hamdolsun oldukça iyi geldi. Bu sene 725 bin tonluk bir rekolte bekliyoruz.
FINDIK ALIM FİYATLARI
Fındık piyasasında fiyat istikrarını sağlamak ve üreticilerimizi korumak üzere Toprak Mahsulleri Ofisi’ni yeniden görevlendirdik. Ofisimizin uygulayacağı alım fiyatları yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre şu şekildedir:
Giresun kalite için kilogram başına 84 lira, Levant kalite için kilogram başına 82 lira 50 kuruş olarak belirlenmiştir. Ayrıca, alımlarda her bir randıman için kilogram başına ilave 1 lira 65 kuruştan başlamak üzere prim verilecektir. Tarım ve Orman Bakanlığımız üreticilerimize ayrıca kilogram başına yaklaşık 2 lira 70 kuruş destekleme ödemesi yapacaktır. Yaklaşan yeni fındık hasat sezonu ile kabuklu fındık alım fiyatlarının üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bu düşüncelerle toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bizler hepimiz, aziz milletimizin hizmetkârlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
“Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti’nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirterek, “Cenabı Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz” dedi.
Gece gündüz demeden fedakârca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabı Allah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki… ‘Yol yürümekle aşınmaz.’ diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182’ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.
“BİZ, HEM GEÇMİŞİN HEM BUGÜNÜN HEM DE YARINLARIN YÜKÜNÜ TAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum. AK Parti’mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. ‘Ben olmazsam bu hareket olmaz.’ diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir.”
“AK PARTİ’NİN MİSYONU ÇEYREK ASIR BOYUNCA ZERRE KADAR DEĞİŞMEMİŞTİR”
Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz” diye konuştu.
Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.
“AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır. Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakârlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz.”
“BİZ HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.
Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.
25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti’yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
“DEVLETİN, MİLLETİN MALINA EL UZATANLA BİZİM İŞİMİZ OLMAZ”
“Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının ‘Yeni’ olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz. Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.
“TÜRKİYE BU MESELEDEN TEMİZLENEREK ÇIKACAK”
Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükûmetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak.”
“İSTANBUL’U SOYANLARA SAHİP ÇIKTILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, “Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki ‘hadi oradan’. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.
Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim hâlinde olacağız” ifadelerini kullandı.
“DAVAMIZA ZARAR VERECEK HİÇBİR TEŞEBBÜSE BUGÜNE KADAR GÖZ YUMMADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz hâlinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti’nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye’ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun” diye konuştu.
Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.
Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul’da gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti’nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye’ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kabinemizin 72. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ilk olarak güvenli okul ikliminin inşası ve güçlendirilmesine yönelik hususları istişare ettik. Biliyorsunuz geçen sene yaşadığımız üzücü hadiseler sebebiyle okullarımızın güvenliğini artıracak ek önlemleri uygulamaya koymuştuk. Bugün hem bunları tekrar gözden geçirdik, hem de alınabilecek ilave tedbirleri görüştük.
Bu vesileyle geçen hafta Manisa-Turgutlu’da meydana gelen menfur olaydan etkilenen çocuklarımıza tekrar geçmiş olsun diyor, tedavileri devam eden üç evladımıza Rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum.
Yine bugün öğle saatlerinde Osmaniye’de yeğeni tarafından katledilen öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
“81 İLİMİZİN GELECEĞİNİ ESERLERLE, YATIRIMLARLA, PROJELERLE AYDINLATMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Değerli arkadaşlar; son toplantımızdan bu yana yine yoğun bir mesaiyle ülkemize ve aziz milletimize aşkla hizmet etmeyi sürdürdük. İçeride toplu açılış törenleri, dışarıda uluslararası toplantılarla Türkiye’yi dünyada hak ettiği yere getirmenin mücadelesini verdik. Özellikle dış politika kulvarında dolu-dolu geçen bir gündemimiz oldu.
8 Eylül’de üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olarak milletimize büyük bir gurur yaşatan Filenin Sultanlarını Külliyemizde misafir ettik. 3 yıl önce Belçika’da ulaştığımız zaferi bu kez kendi evimizde hem de muhteşem bir geri dönüşle tekrarlayan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı şahsım ve milletim adına bir kez daha gönülden tebrik ediyorum.
Aynı şekilde 2026 Avrupa Boks Şampiyonası’nda 70 kiloda altın madalya kazanan millî boksörümüz Busenaz Sürmeneli’yi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.
Elde ettikleri önemli başarılarla millî sporcularımız 86 milyonun göğsünü kabartırken, biz de 81 ilimizin geleceğini eserlerle, yatırımlarla, projelerle aydınlatmaya devam ediyoruz. Milletimizin bize yüklediği emanet her anımızı, her günümüzü Türkiye için seferber etmemizi zorunlu kılıyor. Biz de bu mukaddes emanetin hakkını en güzel şekilde vermenin gayretindeyiz.
11 Eylül’de hem inşası tamamlanan yatırımlarımızın açılışını yapmak, hem de yeni eserlerimizin temellerini atmak üzere baba ocağımız Rize’deydik. TOKİ konutlarımızdan millet bahçelerimize, yeni işyerlerinden okul ve öğrenci yurtlarına, kültür ve sanat merkezlerinden ve spor tesislerine tam 26 projemizi Rizeli vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Kısa süre içerisinde nihayete erecek 3 yeni yatırımın da temellerini attık. Toplam değeri 10 milyar lirayı aşan bu eser ve yatırımların Rize’mize ve ülkemize bir kez daha hayırlı olmasını temenni ediyorum.
“2 BİN 820 METRE UZUNLUĞUNDAKİ DÖRDÜNCÜ ANA PİSTLE HAVALİMANIMIZIN TOPLAM PİST SAYISI 6’YA ÇIKTI”
13 Eylül’de ise şehir hastanemizin kurdelesini kesmek üzere istiklal meşalemizin ilk yakıldığı şehir olan Samsun’umuzu ziyaret ettik. 234 bin metrekare alanda inşa ettiğimiz Samsun Şehir Hastanemiz, 1.458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, son teknolojiye sahip 40 ameliyathanesi, 320 poliklinikle şehrimize hizmet verecek. Toplam 17 milyar liralık bu muazzam yatırımın Samsun’umuz, bölgemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.
18 Eylül’de İstanbul’a yeni bir eser daha kazandırmanın kıvancını yaşadık. Muhalefetin, “buraya uçak inmez” dediği İstanbul Havalimanımız açıldığı ilk günden bu yana biliyorsunuz rekora doymuyor. Kuş uçmaz, kervan geçmez, böyle bir yerde havalimanının ne işi var diyerek kara çaldıkları bu eser geçtiğimiz yıl 84,5 milyon yolcuya ev sahipliği yaptı. Nisan 2025’te üçlü bağımsız paralel pist operasyonunu hayata geçirmiştik. Böylece havalimanımız dünyada ikinci, Avrupa’da ise ilk kez aynı anda üç pistten bağımsız iniş-kalkış yapılabilen merkezler arasına girmişti. Bunu hizmete verdiğimiz dördüncü ana pistle daha da güçlendirmiş olduk. 890 milyon euro yatırım değerine sahip 2 bin 820 metre uzunluğundaki dördüncü ana pistle havalimanımızın toplam pist sayısı 6’ya çıktı. Bekleme sürelerini kısaltan, yakıt, zaman ve emisyon tasarrufu sağlayan, olumsuz hava şartlarında bile iniş-kalkış emniyetini üst seviyeye çıkartan yeni pistimizin de hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Kıymetli basın mensupları; Gaziler Gününü idrak ettiğimiz 19 Eylül’de şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın kamu kurumlarına atamalarını gerçekleştirdik. Yeni görevlerine başlayan 571 kardeşimizle birlikte kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını 53 bin 179’a yükselttik. Bir defa hepimiz şunun çok net farkındayız: İstiklal ve istikbalimiz için serden geçen şehitlerimizin, birlik ve beraberliğimiz için bedel ödeyen gazilerimizin, nice acıya, zorluğa göğüs geren şehit yakınlarımızın hakkını hiçbir zaman tam olarak ödeyemeyiz. Bununla birlikte devlet olarak imkânlarımız nispetinde elimizden gelenin en iyisini yapmaya özellikle gayret ediyoruz. Şehitlerimizin emanetine gözümüz gibi bakmaya, hayata geçirdiğimiz düzenlemeler ve attığımız adımlarla şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın hayatını kolaylaştırmaya inşallah devam edeceğiz.
Buradan yeni atanan kardeşlerimize milletimize hizmet yolunda Cenab-ı Allah’tan başarılar temenni ediyor, şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Tahriklere kapılmayarak o vakarlarını, o metanetlerini, hepimize örnek olan o asil duruşlarını bozmayan tüm şehit ailelerimizden Allah razı olsun.
“GÜVEN VE REFAHIN HÂKİM OLDUĞU YENİ BİR DÜZENİN REÇETESİNİ BEŞ MADDE HÂLİNDE DÜNYA İLE PAYLAŞTIK”
Sevgili vatandaşlarım; 20 Eylül’de Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a gittik. Bu sene “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek” temasıyla düzenlenen görüşmelerin ikinci gününde 16. kez Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap ettim. Konuşmamızda daha adil, temsil gücü yüksek, güven ve refahın hâkim olduğu yeni bir düzenin reçetesini beş madde hâlinde dünya ile paylaştık. Filistin, Rusya-Ukrayna ve İran başta olmak üzere çevremizde yaşanan savaş ve çatışmaların çözümüne ilişkin kanaatlerimizi dile getirdik. İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da estirdiği devlet terörü yine gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas, maalesef bu sene de vize engeli sebebiyle Genel Kurul’a bizzat hitap edemedi. Kelimeleri buram-buram kan kokan savaş suçluları yalanlarını sıralamak için Birleşmiş Milletler kürsüsünde kendilerine yer bulurken, Sayın Abbas’ın orada olamaması insanlık adına utanç verici bir durumdur. Bu adaletsizliğin vicdanları kanattığını bir kez daha belirtmek istiyorum. Tabii biz o gün orada sadece milletimiz adına değil, aynı zamanda Filistinli mazlumlar, Lübnanlı masumlar adına da konuştuk. Bundan geri adım atmayacağız. İnsanlığa karşı suç işleyenler, 74 bin Gazzeli kardeşimizin kanını dökenler, Lübnan’dan Suriye’ye bölgemizde terör estirenler hukuk önünde hesap verene kadar duruşumuzu asla bozmayacak, hakkı haykırmaya, hakikatleri söylemeye cesaretle devam edeceğiz.
Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bugün geçmişe kıyasla daha güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bugün geçmişe kıyasla istikbaline daha umutla bakan, etrafına güven aşılayan, dostlarının güven duyduğu bir Türkiye Cumhuriyeti var. En önemlisi de bugün içeride bin yıllık kardeşlik hukukunu tekrar tesis eden, dışarıda komşularıyla tekrar kucaklaşan bir Türkiye Cumhuriyeti var. Büyük düşünen, büyük adımlar atan, büyük hedefler belirleyip o hedeflere azimle ilerleyen bir devletiz. Allah’ın izniyle bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyeceğiz.
Aziz milletim; bundan beş sene önce ülkemize kazandırdığımız Birleşmiş Milletler’in tam karşısındaki Türkevimiz yine diplomasinin kalbinin attığı bir merkez oldu. Birçok devlet ve hükûmet başkanını Türkevi binamızda misafir ettik. New York’ta bulunduğumuz süre zarfında toplam 17 devlet ve hükûmet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Trump’ın daveti üzerine Amerika ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin katıldığı toplantıya iştirak ederek bölgede barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik kanaatlerimizi paylaştım. Amerikan iş çevreleriyle bir araya gelerek ülkemizdeki yatırım fırsatlarını değerlendirdik. Türk-Amerikan Müslüman toplumunun yer aldığı programda farklı eyaletlerde yaşayan vatandaşlarımızın yanı sıra Amerika’daki dost ve kardeşlerimizle de hasret giderdik. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz temas, görüşme ve toplantıların ülkemiz, milletimiz ve mazlum coğrafyalar için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.
26 Eylül’de 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu’nun kapanış törenine iştirak ettik. Hem fuarın, hem de iş forumunun yeni ortaklıklara kapı aralamasını ümit ediyor, MÜSİAD’ımızı gayretlerinden ötürü tebrik ediyorum.
“TÜRKİYE’NİN FİNANSAL SİSTEMİ GÜÇLÜDÜR”
Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlar; bugünkü kabine toplantımızda 17 Eylül’den beri gündemde olan fon konusunu etraflıca değerlendirme fırsatı bulduk. Adalet Bakanımız ile Hazine ve Maliye Bakanımız kapsamlı birer sunum yaptılar. Şimdiye kadar atılan adımlarla ilgili kabine üyelerimizi bilgilendirdiler. Malumunuz bu meseleye nasıl yaklaştığımızı New York dönüşü yaptığımız basın toplantısında kamuoyumuza ilan etmiştik. Ama şunu bugün bir kere daha açık açık ifade etmek isterim: İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın. Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan-meydan, şehir-şehir dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz. Bizim kırmızı çizgimiz, aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir. Biz ne hak yeriz, ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız. Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz. Aramızdaki fark işte budur. Söz konusu insanımızın huzuru ise, söz konusu 86 milyonun ekonomik güvenliği, refahı, kalkınması ise bunda en küçük bir tereddüt göstermeyiz. Bu konudaki kararlılığımızı şüpheye mahal vermeyecek biçimde zaten ortaya koyduk. Sermaye piyasalarımızda yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ekonomi kurmaylarımız diğer sorumlu birimlerimizle koordinasyon içinde yoğun bir mesai ile çalışmaktadır. Biz de ilgili arkadaşlarımızla istişare hâlinde gerekli adımların atılmasını süratle temin ediyoruz.
Burada şu gerçeği tekrar hatırlatmak istiyorum: Türkiye, bugün 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür. Yaşanan sorun, fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir. Türk sermaye piyasası dayanıklıdır. Temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye de hamdolsun ziyadesiyle sahiptir. Her kim aksini iddia ediyorsa, Türkiye borsasına, Türkiye ekonomisine, Türk halkına çok büyük bir haksızlık yapmış olur. Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Şu noktanın da altını özellikle çiziyorum: Hiçbir sebep yabancı basın kuruluşlarına yazılar yazarak kendi ülkesini kötülemenin gerekçesi olamaz. Şikâyet mektuplarıyla Batılı ağababalarından yardım dilenen zihniyeti bugün bir kez daha milletimizin derin irfanına havale ediyorum. Böyle bir zihniyetten ülkeye de, millete de hiçbir fayda gelmez. Bizim son 25 senedir olduğu gibi, bugün de uğruna canımız feda dediğimiz Türkiye’nin itibarını artırmaktan, ferdi olmaktan her zaman iftihar ettiğimiz Türk milletini tüm dünyada layıkıyla temsil etmekten, 86 milyonun hak ve hukukunu korumaktan başka bir derdimiz yoktur ve olmayacaktır.
“PİYASA BOZUCU EYLEMLERE GİRİŞTİĞİ TESPİT EDİLENLER HUKUK ÖNÜNDE BUNUN HESABINI VERECEKTİR”
Sevgili vatandaşlarım; sermaye piyasalarının doğası gereği son derece dikkatli hareket ediyoruz. Kapatılan fonların tasfiye süreciyle ilgili çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Gerek fonlar, gerek hisse senetleri üzerinden oynanan, çevirip haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmalar yapılıyor. Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere giriştiği tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir.
Tabii burada bir diğer kritik husus, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçilmesidir. Bununla ilgili çalışmaları da yapıyoruz. Sermaye piyasalarımızın işleyişini çok daha sağlıklı hâle getirecek idari ve hukuki düzenlemeleri inşallah süratle hayata geçireceğiz. Şundan herkes emin olsun, müsterih olsun: Devletimizin ilgili kurumları yoğun bir mesai içindedir. Yarın ekonomi kurmaylarımızla ve sorumlu kurumlarımızın yöneticileriyle bir araya geleceğim. Sermaye piyasası kurulları içinde, hukuk devleti sınırları dâhilinde, maşeri vicdanın rehberliğinde gereken her türlü adım atılacaktır.
Bu düşüncelerle Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarımı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.
Son olarak bu akşam UEFA Uluslar Ligi’nde İtalya’ya karşı mücadele edecek A Millî Futbol Takımımıza yürekten başarılar diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu görüşmelerinde katılımcılara hitap etti.
Konuşmasına BM’nin 81’inci Genel Kurulu’nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Annalena Baerbock’a teşekkür etti, başkanlık görevini devralan Khalilur Rahman’a da başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır BM Genel Sekreterliği görevini yürüten Antonio Guterres’e de çabalarından dolayı teşekkür etti.
Bir üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık, vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.
“GAZZE’DE ÇOĞU ÇOCUK VE KADIN 74 BİN KARDEŞİMİZ İSRAİL’İN DEVLET TERÖRÜNÜN KURBANI OLDU”
26 Haziran 1945’te Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: ‘Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik’ demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.”
Öyle çok uzağa gitmeye gerek olmadığını, sadece son bir yıldaki tabloya göz atmanın kâfi olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla, son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti” dedi.
Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, Myanmar’dan Darfur’a, İran’dan Lübnan’a 250 bin insanın hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yalnızca Gazze’de son üç yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gazze halkı hâlen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor, eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının naaşlarını çıkarıyor” diye konuştu.
İsrail’in saldırılarında ellerini ve ayaklarını kaybeden masum çocukların tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalıştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jeneratörlerin yüzde 70’inden fazlasının hizmet veremediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarının ve torunlarının üzerine titreyen bir baba, bir dede olarak, bu kürsüde içim parçalanarak şunu ifade etmek zorundayım; Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir. Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır. Başkan (Donald) Trump’ın gayretleri ve bizim de dâhil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1500’ü aşmıştır. Filistin Direniş Hareketi, barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul ettiği hâlde İsrail Hükûmeti, işgali durdurmaya yanaşmıyor. Batı Şeria’da ise yerleşimci terörünün en ağır dönemi yaşanıyor.”
“BARIŞ VE GÜVENLİĞİ KORUMAK İÇİN KURULAN BM, GÖREVİNİ İCRA EDEMEZ HÂLE GELMİŞ, GETİRİLMİŞTİR”
Kudüs’te, Müslüman ve Hristiyanların kutsal mekânlara erişiminin engellendiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin ortak girişimi olan UNRWA yok edilmek isteniyor. Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim. Kimse kusura bakmasın, kimse gücenmesin, alınmasın. Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insaf ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
Hepimizi sarsması gereken bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, bu görevini icra edemez hâle gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat, kan kaybetmeye devam etmektedir. Filistin’de, Lübnan’da, Sudan’da ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını Birleşmiş Milletlere bağlamış olanlar, derin bir hayal kırıklığı içindedir.”
Bir gün herkesin, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum” ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri’nin BM80 Girişimi dâhil bu yönde sarf ettiği samimi çabaları desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu reform iradesinin müteakip Genel Sekreter döneminde de sürdürülmesini beklediklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler’e olan güvenin gerçekten artırılmak istenmesi durumunda yapılması gerekenlerin belli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler’e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, ‘dünya beşten büyüktür’ ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.”
“CEZASIZLIĞIN SIRADANLAŞTIĞI BİR ULUSLARARASI SİSTEM ÇÜRÜMEYE MAHKÛMDUR”
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmaları gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum: Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz, unutulmasın ki; yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur. İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada, yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak, bu ilkeyle hareket ettiğimiz, Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık; hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk. Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletlerarası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir. Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz, bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısallıktan geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar, eninde sonunda huzur ve istikrarda da birleşecektir. Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak, teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno kutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak bu ilkeleri sadece dile getirmekle kalmadıklarını, attıkları her adımda daha adil ve insani bir uluslararası sistemin arayışında olduklarını belirterek, şunları kaydetti: “Bölgesel sahiplenme anlayışıyla Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğumuz Savunma İttifakı hem aramızdaki dayanışmayı perçinliyor hem de bölgemizdeki sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçlıyor. Körfez’de fitili ateşlenen çatışma ve savaş ortamının sona erdirilmesi için ilgili aktörlerle yürüttüğümüz çabalarımız sürüyor. Buradaki çatışmaları civar bölgelere yaymak gibi tehlikeli bir girişimin kimseye faydası olmadığının altını önemle çiziyorum. Gazze’de ise bir yıl evvel Şarm El-Şeyh’te attığımız imzanın takipçisiyiz. Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor. Bu konuda sizleri, İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya çağırıyorum. Şunu artık herkes anlasın ve kabul etsin: Filistin Devleti’ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz.”
“KARDEŞ SURİYE HALKININ YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Suriye’nin 14 yıllık zulmün ardından 8 Aralık Devrimi ile yeni bir yola girdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanı (Ahmed) Şara’nın liderliğinde Suriye’nin her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Irak’la ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bir diğer komşumuz Irak’ta, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır. Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ise Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur. Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının önlenmesi amacıyla taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik son saldırıların, kim tarafından yapılırsa yapılsın, kabul edilemez olduğunu bilhassa vurguluyorum.”
“KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİ VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜ TESCİL EDİLMELİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Ege ve Doğu Akdeniz’de mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini arzu ediyoruz. Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz, müşterek bir zemin oluşturulmasına katkı yapacaktır. Bu vesileyle Birleşmiş Milletler Genel Kurullarında yaptığım çağrıyı bugün bir kez daha tekrarlıyorum: Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır. Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında istikrar adası olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur. Türkiye’nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü, daha güvenli olması, açık söylüyorum, mümkün değildir. Avrupa Birliği ile geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu AB’den de bekliyoruz. Balkanlar, bizim güçlü tarihi, kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu bir bölgedir. Balkan Barış Platformu’nda iş birliğimizi derinleştirecek ortak adımlar atıyoruz. Güney Kafkasya’ya bakışımız da son derece nettir: Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisini temenni ediyoruz. Sayın (İlham) Aliyev ile Sayın (Nikol) Paşinyan’ın ortaya koydukları çözüm iradesini takdirle karşılıyor, destekliyoruz. Ermenistan ile yürüttüğümüz normalleşme sürecini de kararlılıkla ilerletiyoruz.”
“TÜM İHTİLAFLARIN, İLGİLİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ŞARTI VE KARARLARI ÇERÇEVESİNDE DİYALOGLA ELE ALINMASI ÖNEMLİDİR”
Türk Devletleri Teşkilatı’nın yıldan yıla güçlenen örnek bir bölgesel iş birliği modeli hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak 13’üncü Liderler Zirvesi’nin Teşkilatın önünde yeni kapılar, yeni ufuklar açacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralık ayında Libya’da düzenleyecekleri 4’üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nin 20 yılı aşkın süredir geliştirdikleri kurumsal ortaklıklarının sembolü olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Güney Asya’da Keşmir meselesi dâhil tüm ihtilafların, ilgili Birleşmiş Milletler Şartı ve kararları çerçevesinde diyalogla ele alınması önemlidir. Yapıcı hareket edildiği takdirde her türlü sorunun çözümü mümkündür. Aynı durum Afrika kıtasındaki gerilimler için de geçerlidir. Sudan’da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına, Somali’de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır. Libya’da istikrar ve sükûnetin korunması önceliğimizdir. Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de Türkiye olarak bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz. Öte yandan, Yeniden Asya Girişimi’mizle, Asya-Pasifik’teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. ASEAN ile ilişkilerimizin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini, bu yaklaşımın somut bir neticesi olarak görüyoruz. Aynı şekilde Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin rızkını, yaşam kaynağını tabiattan aldığını ancak dünyanın çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunduğunu belirtti.
Hava, su ve toprağın yanında birçok canlının iklim değişikliğinden etkilendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin ve Pasifik bölgesinin iklim krizini iliklerine kadar yaşarken, ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştıklarına dikkati çekti.
Bu yıl kasım ayında Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Avustralya ile geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31’i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u, özellikle COP31’i bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik hâline getirecektir. Bu fırsattan istifadeyle sizleri COP31 Liderler Zirvesi’ne davet ediyorum.
Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de ‘Dünya ortak evimizdir’ diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü. Şurası bir gerçek ki iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum.”
“KÜRESEL GIDA GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASINA HER TÜRLÜ KATKIYI YAPMAYA HAZIRIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlikenin de tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşması olduğunu söyledi.
Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğine, 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez. Türkiye olarak gerek israfın önlenmesi çalışmalarına gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Bu anlayışla Dr. Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya hızla değişirken insanlığın da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başladığını belirterek, Batı’da veba gibi yayılan İslam düşmanlığının bunların en başında geldiğini söyledi.
“YABANCI KARŞITLIĞI, KÜLTÜREL IRKÇILIK VE ANTİSEMİTİZM KARARLILIKLA MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN ZEHİRLİ AKIMLAR”
Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz” diye konuştu.
Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizmin de kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlar olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüşmüştür. Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz. Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir. Toplumsal barışı dinamitleyen bir diğer tehdit, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetleridir. Hakikati savunmak, bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli hâle gelmiştir. Aynı tehlikeyle kontrolü giderek zorlaşan yapay zekâda da karşılaşıyoruz. Yapay zekâ için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir.”
Birleşmiş Milletler Uluslararası Yapay Zekâ Sözleşmesi’nin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesinin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecek, konforlarını bozacak, yalanlarının maskesini indirecektir. Bunların, sesimizi kısmak için her türlü algı operasyonuna başvuracaklarını da çok iyi biliyorum” dedi.
“HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYIZ”
Şair merhum Sezai Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar” şiirini seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz, ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir, ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz, karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.