Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Konseri ve 100. Yıl Marşı Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, “Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti; çeyrek asır, yarım asır, bir asır önce olduğundan, siyasi, ekonomik, askeri tüm imkânlarıyla, çok daha güçlüdür, çok daha ileridedir. Biz Türkiye’yi dünyanın en büyük, en güçlü, en müreffeh 10 devletinden biri yapacağız derken, işte bu altyapıya, işte bu seviyeye, işte bu donanıma güveniyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Konseri ve 100. Yıl Marşı Tanıtım Programı’na katılarak, bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağustosun, tarihe “Zaferler Ayı” olarak geçen müstesna bir dönem olduğunu belirterek, Malazgirt’ten Belgrad’a, Mohaç’tan Kıbrıs’a kadar uzanan nice başarılarla dolu olarak tarihe ismini altın harflerle yazdıran bu özel ayın sonuna gelindiğini ifade etti.
Ağustosun, Anadolu’daki son devlet Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yolu açan büyük bir zaferin yıl dönümüyle kapatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ağustos 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği “hücum” emriyle ordunun Büyük Taarruzu başlattığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşman hatlarını birer birer dağıtan kahraman ordunun, 30 Ağustos günü gerçekleşen Başkomutan Meydan Muharebesi’yle, Yunan işgal kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha ederek İzmir yolunu açtığını hatırlattı.
Büyük Taarruz’un başlamasından 15 gün sonra kaçan düşmanın yakıp yıktığı İzmir semalarında Türk bayraklarının dalgalandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece ebedi vatan Anadolu topraklarını 3,5 yıla yakın hain emelleri ve pis çizmeleriyle kirleten düşmana karşı sahada verilen savaşın kazanıldığını kaydetti.
“MİLLÎ İRADENİN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİNE BAĞLI KALARAK TÜM OYUNLARI BOZDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Her zaferimiz gibi Büyük Taarruz’la da istiklalimiz ve istikbalimiz için yapamayacağımız fedakârlık, üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk olmadığını dosta-düşmana bir kez daha gösterdik. Elbette bir asırlık Cumhuriyet dönemimizin kendi içinde ayrı bir serencamı var. Acısıyla-tatlısıyla bir asrı geride bırakarak, aslında her biri diğerinin varisi ve temsilcisi devletler silsilemizin son halkası Cumhuriyetimizin dayandığı köklerin derinliğini ve sağlamlığını ispatladık. Büyük Taarruz’un üzerinden 101 yıl, Cumhuriyetimizin kuruluşunun üzerinden 100 yıl geçtiği şu dönemde, milletçe aynı hissiyatla, aynı azimle, aynı kararlılıkla Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında görüldüğü gibi kenetlendik. Ülkemizi terör örgütlerinin saldırılarıyla, küresel siyasi ve ekonomik güç aygıtlarının sinsi emelleriyle, birliğimize ve beraberliğimize yönelik nice tuzaklarla dize getirmek isteyenlere milletçe eyvallah etmedik. Cumhuriyetimizin mayasını teşkil eden millî iradenin üstünlüğü ilkesine hep birlikte bağlı kalarak tüm oyunları bozduk, tüm senaryoları yırtıp attık.
Ne diyor şair; Emaneti taşımak yiğitlerin harcıdır ve zirveye ulaşmak boynumuzun borcudur. Gireceğiz Türkiyem hilal hilal hizaya, ulaşacağız inşallah Türkiye Yüzyılı’na. Evet, bu milletin yiğit evlatları; yeni devletler kurmak için bin yıl önce Anadolu kapılarını sonuna kadar açarken hangi ülkünün peşindeyse üç kıta yedi iklime hükmeden devletini yıkmak için dört bir yandan üzerine saldıranlara karşı hangi hissiyatla karşı koyduysa cumhuriyetini kurarken tarihinden ve kültüründen aldığı mirası hangi yeni zirvelere taşımanın hayalini kurduysa hamdolsun, bugün de Türkiye Yüzyılı vizyonuyla aynı ideal yolunda yürüyüşüne devam etmektedir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın ikinci bölümünde tanıtımı yapılacak 100’üncü Yıl Marşı’nın, tüm bu birikimi ve enerjiyi anlatan bir eser olarak milletin her bir ferdi tarafından sahiplenileceğine inandığını belirterek, sözünden bestesine, jürisinden icrasına kadar bu eserin ülkeye kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında nereden gelindiğinin ve nerede bulunulduğunun farkında olmadan, nereye gidileceğinin bilinemeyeceğine işaret etti.
Türkiye’de birilerinin ısrarla, bir kısmı yalan, bir kısmı yanlış, bir kısmı çarpıtma ürünü hezeyanlarla milleti karamsarlık çukuruna itmeye çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı yok sayarak her şeyi sadece yaşadığımız andan ibaret göstermeye kalkanlar, asla masum değildir. Küresel iletişim mecralarının da desteğiyle, Türkiye hakkında hem içeride hem dışarıda sahte bir imaj inşa ediliyor. Hâlbuki gerçek tablo hiç de öyle değil. Elbette, dün olduğu gibi bugün de sıkıntılarımız, sorunlarımız, çözmemiz gereken meselelerimiz vardır, bunlar farklı biçimlerde yarın da olacak. Ama bugün aynı zamanda, altyapı ve yönetim kapasitesi bakımından son iki asrımızın en avantajlı dönemini yaşıyoruz. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti devleti, çeyrek asır, yarım asır, bir asır önce olduğundan, siyasi, ekonomik, askerî tüm imkânlarıyla, çok daha güçlüdür, çok daha ileridedir.”
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA ETME YOLUNDA İLERLEYEN BİR ÜLKEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi dünyanın en büyük, en güçlü, en müreffeh 10 devletinden biri yapacağız” derken, bu altyapı, seviye ve donanıma güvendiklerini dile getirerek, “Yıllarca bu ülkenin ve milletin enerjisini hamasetle emenlerin, kendi korkaklıklarını, kendi zaaflarını devletin siyaseti gibi sunanların devri kapanmıştır. Artık yönetiminin vizyonuna, devletinin gücüne, milletinin irfanına ve ferasetine güvenerek Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme yolunda ilerleyen bir ülkeyiz. Bu tespit, altı boş, içi kof, temelden yoksun bir özgüven değil, hakikatin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğudan batıya, kuzeyden güneye dünyanın neresine gidilirse gidilsin, devlet başkanlarından strateji kuruluşlarına, sivil toplum temsilcilerinden vatandaşına kadar herkesin Türkiye’nin bu yükselişini konuştuğuna işaret ederek, dostların bu yükselişi umutla ve sevinçle anlattığını, hasımların ise bu gerçeği kahırla ve öfkeyle takip ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi tıpkı eskiden olduğu gibi yeniden kendi içine kapatmak, kısır çekişmelerin, anlamsız kavgaların, kimseye faydası olmayan tartışmaların içine çekmek için uğraşanlara rağmen bu başarıyı elde ettik. Onun için de kimsenin ülkenin ve milletin asırlık hayallerinin ürünü bu kazanımlara halel getirmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Dünyayı okuyan, Türkiye’nin gerçek potansiyelini bilen, sahip olduklarının öneminin farkında bulunan milletimizle birlikte hedeflerimize adım adım ilerlemeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİ DEVAM EDECEK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün “2023” dediklerini ve mahcup olmadıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Eğitimiyle, sağlığıyla, güvenliğiyle, adaletiyle, ulaşımıyla, enerjisiyle, sanayisiyle, ticaretiyle, tarımıyla, sporuyla, sosyal destekleriyle Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yakışır bir altyapı kurduk. Bugün ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz, inşallah yine mahcup olmayacağız. Bölgesindeki tüm krizlerin çözüm adresi, mazlumların umudu, güvenliği ve refahı konusundaki tüm tehditleri bertaraf etmiş, sahip olduğu siyasi ve askerî gücünü dostlarıyla paylaşan Türkiye’nin yükselişi devam edecek. Yarın ne diyeceğimizi ise gençlerimize bırakıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST’te bugün yaklaşık 500 bin gencin bir araya geldiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Yarın inanıyorum ki daha da artacak, cuma günü daha da artacak. Çünkü TEKNOFEST gençliği büyük bir coşkuyla yarınlara doğru yürüyüşte. Gençlerimizin ufkunu, vizyonunu, birikimini, heyecanını, kabiliyetini ve enerjisini gördükçe, yarının Türkiye’sine de güvenle bakıyoruz. Maziden atiye uzanan yoldaki bu bayrak yarışında aldığımız emaneti, Allah’ın nasip ettiği, gücümüzün yettiği yere kadar taşıyacak, sonra da huzuru kalple gençlere teslim edeceğiz. Yahya Kemal ne diyordu: ‘Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi, senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi, ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın’. İşte bu yılki 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın bize hissettirdiği, yüreğimize düşürdüğü, dilimize getirdiği duygular bunlardır. Tabii asıl büyük kutlamayı 29 Ekim’de, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı törenlerinde yapacağız. Böylece, 19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılıyla başlayan Millî Mücadele döneminin ilk asrını geride bırakmamıza ilişkin kutlamalar zincirinin son halkasını da şanlı tarihimize eklemiş olacağız.”
Kovid-19 salgını sebebiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı başta olmak üzere bazı kutlamaları arzu ettikleri görkem ve kapsamda gerçekleştiremediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin gönlünde bu önemli günlerin hepsinin de hak ettiği yeri aldığına inanıyoruz. İşte 26 Ağustos’ta Malazgirt’teydik, bir gün önce Ahlat’ta. Oralardaki coşku gerçekten her şeye değer. Bu duygularla 30 Ağustos Zafer Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Büyük Taarruz’da yer alan Gazi Mustafa Kemal’den neferine kadar ordumuzun tüm mensuplarını saygıyla, hürmetle, şükranla yâd ediyorum. Hikâyelerini en güzel İstiklal Marşımızda bulacağımız Millî Mücadele’nin bilinen-bilinmeyen kahramanlarının her birini tazimle anıyorum. Canları pahasına bu büyük mücadeleyi zafere ulaştıran yiğitler başta olmak üzere, Cumhuriyet tarihi boyunca istiklal ve istikbal mücadelelerinde verdiğimiz tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbimden milletimize, önümüzdeki on yıllar, yüzyıllar, bin yıllar boyunca, bu vatan toprakları üzerinde nice zafer kutlamaları nasip etmesini temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.