Sinema ve sanat dünyası HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasında bir araya geldi. 219’u Türkiye’den olmak üzere 11 kategoride filme ödülün verildiği, 120 ülkeden 4 bin 217 filmin başvuru yaptığı yarışmaya yurt içi ve yurt dışından yüksek katılım dikkat çekti.
HAK-İŞ’in Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da katkılarıyla bu yıl dokuzuncusunu gerçekleştirdiği “Emeğe Saygı” temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni, 3 Aralık 2020 tarihinde Ankara Hilton Garden Inn Otel’de Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamındaki genelgeye uygun olarak, sınırlı sayıda katılımcıyla ve telekonferans desteğiyle gerçekleştirildi.
Ödül törenine Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Dr. Osman Yıldız ile Yunus Değirmenci, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcısı Kemal Uysal, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi, merhum Genel Başkanımız Necati Çelik’in eşi Şermin Çelik, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların genel başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, HAK-İŞ Kültür-Sanat Komite Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı ve basın mensupları katıldı.
Ödül törenine ünlü yönetmen Öner Kılıç, başarılı yapımcı Hüseyin Türkyıldırır, ünlü oyuncular Fatih Küçük, Burak Haktanır, Sezai Yeşilyurt, Cem Uçan’ın katılımlarıyla renk kattığı törene ayrıca, ödülünü almak üzere İran’dan sinema dünyasına emek verenler katıldı.
Ödül töreninde konuşan Genel Başkanımız Mahmut Arslan, “HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, bundan dokuz yıl önce emeğin sinema ve sanat dünyasındaki yansımasını görmek amacıyla kısa film yolculuğuna çıktık” dedi.
Ödül törenimizin açılışında aziz şehitlerimizin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu.
“Yeni Hedeflere Yürümemiz Gerekiyor”
Genel Başkanı Mahmut Arslan, 9 yıl önce çıkılan emek yolculuğunda gelinen noktanın büyük memnuniyet verici olduğunu belirterek, “Bundan 9 yıl önce yola çıktığımızda, emek hareketinin, sendikal dünyanın temel işlevlerinin ötesinde başka sorumluluklarının da olduğuna ve emek mücadelesini taçlandıracak, güçlendirecek yeni alanlara, yeni hedeflere yürümenin gerektiğine inandık” dedi.
“Sendikacılık Sadece Toplu Sözleşme Yapmak Değildir”
Türkiye’nin en geniş katılımlı organizasyonlarından birisi olan HAK-İŞ Kısa Film Yarışmasında emeği geçenlere teşekkür eden Arslan, “Bu yola çıkarken neyi hedeflediysek, her yıl bu hedefe biraz daha yaklaşarak yürümeye devam ediyoruz. Emek aslında her şey. Emeğin mücadelesini sadece toplu sözleşme yapmak, daha fazla ücret almanın ötesinde, emeğin bütün alanlarda var olduğunu, dünyanın en iyi eserlerinin ve en iyi filmlerinin emeğin mahsulü olduğunu düşünerek çabamızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
Arslan’dan Sanatçılara HAK-İŞ Çatısı Altında Toplanma Daveti
Her yıl yarışmaya katılan film sayısında büyük artışlar yaşandığını söyleyen Arslan, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların da kendilerini HAK-İŞ Kısa Film Yarışmasında göstermek için büyük çaba göstermesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. Arslan, “Bu platform sizin. Gelin ve burada eserlerinizi, başarılarınızı bizimle paylaşın. Biz sizinle beraberiz” dedi.
“Sessiz Kalamayız”
Sanatçıların yaşadıkları sorunlara da değinen Arslan, “Dizilerde oynayan insanların hayatlarının karartılması, kendilerine zaman ayıramamaları ve setlerde zor şartlar altında çalışmak zorunda kalmalarına sessiz kalamayız. Onların da temel haklarının düşünülmesi gereklidir. Bu platformların bu sorunlar için bir çıkış yolu olacağını düşünüyoruz. Bütün sinema emekçilerini HAK-İŞ’te buluşmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.
“Emeğin Esas Alındığı Bir Yarışma Düzenliyoruz”
HAK-İŞ olarak emeğin esas alındığı HAK-İŞ Kısa Film Yarışması’na sanat dünyasından büyük desteklerin geldiğini belirten Arslan, “Film, tiyatro, pek çok alanda başarılı olmuş sanatçılarımız, yapımcılarımız, bu platforma gelerek bizlere destek oluyorlar. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bütün bunları yaparken emeğin esas alındığı bir yarışma düzenliyoruz. Dolayısıyla buna emek veren, kısa filmlerde oynayan, gerek yapımcı, gerek oyuncu olarak filmlerde rol alan kardeşlerimizin sorunlarını bu platformlarda gündeme getirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
“Bu Sayılara Ulaşmak Bizim İçin Büyük Bir Onur”
HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasına bu yıl 4 binin üzerinde katılımcının başvurduğunu hatırlatan Arslan, “Bu sayılara ulaşmak bizim için büyük bir onur ve aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Bu ödül törenini yapıp yapmamak konusunda çok düşündük. Bir tarafta çok ciddi bir salgınla karşı karşıyayız, bir tarafta da tarihi bir sorumluluk aldık ve sorumluluğumuzu yerine getirmek istedik. Sonunda böyle bir mütevazi bir toplantı düzenleyerek yarışmamızın sonuçlarını ve ödül törenimizi gerçekleştirmeye karar verdik” dedi.
“İki Önemli Günü Birlikte Yaşıyoruz”
Kısa film yarışmasının 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne denk gelmesinin tesadüf olmadığına dikkati çeken Arslan, “Bu tarihe özellikle denk getirdik. Bugün aramızda Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi de var. Kendisine katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Sayın Başkanımızdan kongresinde bir düzeltme yapmasını talep edeceğiz. Sakat kavramı maksadını aşan bir kavram. Bu ifade yerine Türkiye Engelliler Konfederasyonu denilebilir önerisinde bulunmak istiyorum. Aslında engelli kavramının bile tartışılması gereken bir dünyadayız. Biz hep şuna inandık; azim varsa, inanç varsa, engel yok demektir. Bu engeller aslında bizim zihnimizde oluşturduğumuz barikatlardır. İnsan olarak biz bütün engelleri aşabilecek bir yaratılıştayız, fıtratımız bu” diye konuştu.
“Asgari Ücret Türkiye’nin En Büyük Toplu Sözleşmesidir”
Türkiye’de milyonlarca çalışanın 2021 asgari ücret toplantısından çıkacak sonucu merakla beklediğini belirten Arslan, 2021 yılı için açıklanacak olan asgari ücretin bütün tarafların uzlaşısı ile tespit edilmesini temenni ettiklerini söyledi. Arslan, asgari ücretin Batı ülkelerinde istisnai ücret anlamı taşıdığını vurgulayarak, asgari ücretin toplumun en fazla yüzde 10’una tekabül ettiğini ve bu çalışanların da sosyal yardım alan kişiler olduğunun altını çizdi. Arslan, “Yaklaşık 7 milyonun üzerinde çalışanımız asgari ücretle çalışıyor. Dolayısıyla bu asgari ücretin belirlenmesi aslında Türkiye’de en büyük toplu iş sözleşmesinin imzalanması demektir. O nedenle bu ücret sadece asgari ücret değil, aslında ülkemizin ekonomik, iktisadi hayatında da pek çok kriterler oluşturması açısından da başka bir önem taşımaktadır” diye konuştu.
“Masada Uzlaşmayı İstiyoruz”
Arslan, geniş kitleleri ilgilendiren ve bir o kadar önemli anlamlar yüklenen asgari ücretin HAK-İŞ Konfederasyonunu yakından ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Türkiye’nin çalışanlarının yarıdan fazlasını ilgilendiren bir ücretten bahsediyoruz. Bunun oluşturulmasında temel olarak işçi, işveren ve hükümet tarafının ortak bir anlayışla ve müzakereyi makul, uzlaşılabilecek bir zemin üzerinde hem çalışanları mutlu edecek, hem işverenlerimizi altından kalkamayacak yüklerle muhatap etmemesinden yanayız” dedi.
“Asgari Tespit Komisyonunun Yapısına İtirazımız Var”
Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısının daha demokratik, daha çoğulcu, daha katılımcı ve işçileri daha iyi temsil eden bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirterek, “Bütün örgütler üyeleri oranında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alsınlar. Demokratik bir ülkede katılımcı bir anlayış bunu gerektirir. Hep bunu savunduk. Geçtiğimiz yıl TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay bize bir çağrı yaptı. Dediler ki; ‘Asgari ücret öncesinde birlikte çalışabilir miyiz?’ Bizler de ‘Tabiki’ dedik. Biz zaten bunu istiyoruz. Ama bu çalışmaları işçi tarafının inisiyatifine değil, aslında bir yasal düzenleme ile ortaya koysak çok daha şık olurdu” diye konuştu.
“Üç Konfederasyon Ortak Hareket Edecek”
Bu yıl da 3 işçi Konfederasyonu olarak benzer bir çalışmanın yürütüleceğini açıklayan Arslan, “Bu yıl da buna benzer bir çalışmayı yürüteceğiz. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ın bugün açıkladığı 3 Konfederasyon ile birlikte değerlendirmelerimizi yapacağız ifadesi ve bu konuda yapılan çalışmalarda, 3 Konfederasyonun ortak anlayışıyla asgari ücretin kavga etmeden, çatışmadan, birbirimizi üzmeden, birbirimizi anlayarak, ülkemizin içerisinden geçtiği şartları, asgari ücretle çalışanların yaşadığı zorlukları, Pandeminin önümüze koyduğu zorlukları, ücretsiz izinleri ve kısa çalışma ödeneklerini dikkate alarak bir asgari ücreti inşallah belirlemiş oluruz” temennisinde bulundu.
“Milyonlarca İnsanın Sorumluluğunu Taşıyorsunuz”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, HAK-İŞ Konfederasyonu Kültür-Sanat Komitesi tarafından her yıl düzenlenen Kısa Film Yarışması’nda bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy adına hepinize muhabbetlerimizi sunuyorum. Sayın Genel Başkanım, HAK-İŞ olarak milyonlarca insanın sorumluluğunu sırtınızda hissediyorsunuz, söyleyecek çok sözünüzün olduğunu biliyorum ve bunu da en iyi filmle anlatacağınıza gönülden inanıyorum” diye konuştu.
“Bu Başarıyı, Emeği ve Alın Terini Alkışlıyorum”
Kültür aktarımında en etkili alan olan sinemanın hem tiyatroyu, hem müziği hem de hikâyeleri içerisinde barındırmasından dolayı milyonlara ulaşan bir sektör olarak güncelliğini koruduğunu belirten Demircan, “Salgın şartlarında yarışmayı tertip eden HAK-İŞ Konfederasyonumuzu, ürettiği filmlere can katan sinemacılarımızı ve ödül alan emekçilerimizi yürekten tebrik ediyorum” dedi.
“HAK-İŞ Kısa Film Yarışması Büyük Önem Taşıyor”
Sinema’nın insan emeğinin, hayatı anlamlandıran insan düşüncesinin, en güzel eserlerinden birisi olduğunu dile getiren Demircan, “Çalıştığımızın, mücadelemizin, gayretlerimizin ve sorumluluklarımızın yer aldığı filmlerle yüzleşiyoruz. Daha iyi dünya kuracaksak bunun yolu biraz daha filmlerden geçiyor. Bu konuda HAK-İŞ Konfederasyonumuzun gayretini ve üretilen filmleri çok önemsiyoruz. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen yarışmamız hem sanat hem de emek açısından büyük önem taşıyor. 4 binin üzerinde başvuru gerçekten gelecek için çok önemli. Bu başarıyı, emeği ve alın terini alkışlıyorum” diye konuştu.
“Yarışmamıza 120 Ülkeden 4 bin 217 Film Katıldı”
HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitesi Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı, “HAK-İŞ Kültür Sanat Komitesi olarak, bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz Uluslararası Kısa Film Yarışmasını büyük bir başarıyla tamamlamanın onurunu yaşıyoruz” dedi.
Ülkemizi ve dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını nedeniyle zor bir dönemden geçildiğini anımsatan Odabaşı, “Filmlerde izlediğimiz, tarih kitaplarında okuduğumuz şartlar, Kovid-19 salgınından dolayı hayatımızın rutini olmuş durumda. Salgın döneminin zor koşullarına rağmen, yarışmamıza 120 ülkeden 4 bin 217 filmle katılım oldu. Türkiye, 219 film başvurusu ile 120 ülke içinde ilk üçte yer aldı. Türkiye’den ve dünyadan kısa film yapımcı ve yönetmenleri ‘Emeğe Saygı’ teması altında yarışmamızda buluştu” dedi.
“Yarışmamıza Kovid-19 Salgınını Konu Edinen Yüzlerce Film Katıldı”
Yarışmamız vesilesiyle, sanatın, yaşamın bir parçası olduğunu bir kez daha gördüklerini belirten Odabaşı, “Yarışmamıza, Kovid-19 salgınını konu edinen yüzlerce filmle katılım oldu. Filmlerde karantina dönemi, hasta yakınları, sağlıkçılar olmak üzere birçok temanın işlendiğini gördük. Emeğin, sadece üretmekle sınırlı olmadığına, çok geniş bir boyutta yorumlanması gerektiğine bir kez daha tanık olduk” sözlerine yer verdi.
“Ödül Sıralamamızda Değişikliğe Gittik”
HAK-İŞ Kültür Sanat Komitesi olarak, kendilerine emanet edilen her filmi büyük bir titizlikle incelediklerini ve her filmin içindeki emeği gördüklerini vurgulayan Odabaşı, “Bu yıl uzun zamandır planladığımız bir yenilik yaparak, ödül sıralamamızda bir değişikliğe gittik. Geçtiğimiz yıllarda ilk üç ve Necati Çelik Özel ödülünün ardından en iyi kadın-en iyi erkek oyuncu gibi bizi sınırlandıran kategorilerin yerine yeni bir sistem geliştirdik. Birinciden onuncuya kadar bir sıralama yaptık. Necati Çelik Özel ödülü ile toplam 11 dalda ödülümüzü belirledik” şeklinde konuştu.
“Kadrajını Emek Temasına Çeviren Sinema Emekçilerine Teşekkür Ediyoruz”
Kadrajını “emek temasına” çeviren, sinema emekçilerine, HAK-İŞ’in çağrısına kulak vererek, amatör bir ruhla kamerayı sırtlanan HAK-İŞ teşkilatı mensuplarına teşekkürlerini ileten Odabaşı sözlerini şu şekilde sürdürdü; “HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitemizi tecrübeleriyle cesaretlendiren, bilgi ve birikimiyle bizi yönlendiren, her zaman yanımızda olan Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan’a, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ve Sinema Genel Müdürlüğümüze desteklerinden dolayı, Bakan Yardımcımız Sayın Ahmet Misbah Demircan’a teşrifleriyle bizleri onurlandırdıkları için teşekkür ediyoruz. Aramızda bulunan kıymetli oyuncu ve yönetmenlerimize, yarışmamızın başarılı bir şekilde yürütülmesinde desteklerini esirgemeyen HAK-İŞ Yönetim Kurulu ile yarışma organizasyon ve değerlendirme ekibimize, Türkiye’nin ve Dünyanın dört bir yanından yarışmamıza katılarak, Emeğin ve Sanatın yanında saf tutan herkese gönülden teşekkür ediyoruz.”
ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU
Konuşmaların ardından ‘Emeğe Saygı’ temalı HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasında ödüle layık görülen eser sahipleri ödülleriyle buluştu. 120 ülkeden 4 bin 217 filmin başvuru yaptığı yarışmada ulusal ve uluslararası alanda 11 kategoride ve ayrıca Sendikacı Gözünden kategorisinde ödül verildi.
Uluslararası alanda En İyi Film Birincilik Ödülünü İran’dan “Night Nurse” filmi aldı. Filmin yönetmeni Ashkan Hatemi’ye ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı takdim etti.
Hatemi, “Burada olduğum için çok mutluyum. Bugün burada aldığım ödül benim için çok büyük ve kıymetli. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum” dedi.
Filmin çekimlerini İran’daki küçük bir hastanede gerçekleştirdiklerini ve Covid-19 salgınıyla mücadelede hemşirelerin nasıl çalıştıklarına şahit olduklarını belirten Hatemi, “Bu ödülü aldığım için çok mutluyum ve size çok minnettarım” diye konuştu.
Ulusal kategoride En İyi Film Birincilik ödülü “Evet Yapabilirim” filminin yönetmeni Mustafa Koç’a verildi. Filmin oyuncusu Sümeyye Boyacı’ya “Emeğe Saygı” plaketi takdim edildi.
Boyacı, “Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Bugünün benim için diğer günlerden çok farkı yok. Bedensel engelli kişilerin diğer insanlardan farkı olmadığı gibi. Bana göre bugün engellilerin kutlaması için değil, sizlerin engellilerin bilincine varması için kutlanan bir gündür. Beni bu ödüle layık gören herkese çok teşekkür ederim” dedi.
Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi, Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın ‘Emek ekmektir. Emek alın teridir, emeğe sahip çıkmaktır’ sözlerini anımsatarak, “Başkanım siz bizim penceremizde efsane Başkan olduğunuz kadar Türk toplumunun da emeğinin temsilcisisiniz. Engellilerle ilgili nerede bir sorun olursa orayı işaret eden kişisiniz. Tek gözle bakan değil, tüm gözlerle görenlerdensiniz” dedi.
Engellileri farklı şekilde anlatan filmleri eleştiren Çelebi, “Sizden ricam kahramanları dile getirin. Engellilerin de bu ülkede payı olduğunu ve bir şeyler yapabileceklerini dile getirmenizi rica ediyorum” diye konuştu.
En İyi Film İkincilik Ödülü’ne ise “Benim Adım Efe” filmiyle Özer Kesemen layık görüldü. Kesemen’e ödülü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.
En İyi Film Üçüncülük Ödülü ise “Çay Var İçersen” filmi ile Cihan Emre Zengin’e verildi. Zengin’e ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan takdim etti.
En İyi Film Dördüncülük Ödülü “Ada’m” filmi ile Turgay Kural’a verildi. Turgay ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’ın elinden aldı.
En İyi Film Beşincilik Ödülü “Açık Kapı” filmi ile Ahmet Yılmaz’a takdim edildi. Yılmaz ödülünü, Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın elinden aldı.
En İyi Film Altıncılık Ödülü “Ormanın Çakalları” filmi ile Tufan Yıldız’a verildi. Yıldız ödülünü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’dan aldı.
En İyi Film Yedincilik Ödülü “Emek Dünyasında Kadının Gücü” kısa filmi ile Serhat Emre Yeşilada’ya takdim edildi. Yeşilada’ya ödülü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.
En İyi Film Sekizincilik Ödülü “Yüz Karası” filmi ile Okan Aysalar’a verildi. Aysalar ödülünü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’dan aldı.
En İyi Film Dokuzunculuk Ödülü “Bir Hayat Mücadelesi” filminin yönetmeni Hasan Kalender’e teslim edilmek üzere Hamit Topkaraoğlu’na takdim edildi. Ödül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.
En İyi Film Onunculuk Ödülü “Bu Da Mı Gol Değil” filmi ile Feyzi Baran ve Kamil Kahraman’a verildi. Baran ve Kahraman’a ödüllerini Genel Başkanımız Mahmut Arslan takdim etti.
Necati Çelik Özel Ödülü’ne ise “Sen Adam Mısın?” filmi ile Alihan Erbaş ve Harun Köybaşı layık görüldü. Erbaş ve Köybaşı’na ödülleri merhum Genel Başkanı Necati Çelik’in eşi Şermin Çelik tarafından takdim edildi.
Uluslararası kategoride En İyi İkincilik Ödülü’nü Mısır’dan “From Inside” filmi ile Ramy El Gabry kazandı.
Uluslararası alanda En İyi Film Üçüncülük Ödülü Gana’dan “Am I Dumb” filmine verildi.
En İyi Film Dördüncülük Ödülü “Kuraklık” filmi ile Malezya’dan İroet Marteni ve İrwan Bin Hamsah’a verildi.
En İyi Film Beşincilik Ödülü “Diken Üzümü” filmi ile Kırgızistan’dan Adilet Baktibekov’a verildi.
En İyi Film Altıncılık Ödülü “His” filmi ile Pakistan’dan Kafeel Ahmed’e takdim edildi.
En İyi Film Yedincilik Ödülü “Pipo ve Kör Aşık” filmi ile Fransa’dan Hugo Le Gariek’e verildi.
En İyi Film Sekizincilik Ödülü “Vovan” filmi ile Rusya’dan Alexandra Zaytseva’ya verildi.
En İyi Film Dokuzunculuk Ödülü “Baba” filmi ile Hindistan’dan Emrah Akbar Enamdar’a verildi.
En İyi Film Onunculuk Ödülü “İnsanlık” filmi ile İtalya’dan Vinsenzo Lamagna’ya verildi.
Necati Çelik Özel Ödülü’ne Uluslararası kategoride Malezya’dan “Pasar Malam KL” filmiyle Sım Seng Hıng layık görüldü.
Sendikacı Gözünden kategorisindeki ödüller de sahiplerini buldu. Ödüller, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Dr. Osman Yıldız ve Yunus Değirmenci, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, Enerji-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmud Altunsoy, Öz İnşaat-İş Sendikası Genel Başkanı Zekeriya Koca, Öz İletişim-İş Sendikası Genel Başkanı Mehmet Nur Güllüoğlu, OLEYİS Genel Başkanı Vedat Böke, Öz Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Kudret Örgel ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız tarafından takdim edildi.
Sendikacı Gözünden dalında “Emek Her Yerde” filmi ile Neşe Yıldız, “Umut” filmiyle Nihat Ayaz, “Mevsimlik Hayatlar Filmi” ile Recep Dere, “Temiz Eller” filmi ile Mustafa Yılmaz, “1 Mayıs” filmiyle Gaye Polat, “Önce İnsan, Önce Emek” filmiyle Durmuş Ali İrez, “Güçlü Eller” filmiyle Mehmet Açıkgöz ödüllerini aldı.
“Mevsimlik Hayatlar Filmi”nin yönetmeni Recep Dere, “Hizmet-İş Sendikası 2 No’lu Şube olarak bu yıl 6 tane kısa filmle yarışmaya katıldık. 100’e yakın üyemiz film çekimlerine katıldı. Bu coşkuyu ve heyecanı bize yaşatan Genel Başkanımız Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmasının ardından Dere, kamu kuruluşunda çalışan işçilerin Genel Başkanı Mahmut Arslan’a yönelik duygu ve düşüncelerinin içinde bulunduğu bir kutuyu takdim etti.
“Güçlü Eller” filminin yönetmeni Mehmet Açıkgöz, “Bu onuru bize yaşatan Genel Başkanımız Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum. Bize verdiğiniz değerden dolayı, bizlere buraları layık gördüğünüz için çok teşekkür ederiz” dedi.
Açıkgöz Genel Başkanı Mahmut Arslan’a blok görevlisi kıyafeti hediye etti.
Ödül töreninin sonunda Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, yönetmen Öner Kılıç, yapımcı Hüseyin Türkyıldırır, ünlü oyuncular Fatih Küçük, Burak Haktanır, Sezai Yeşilyurt ve Cem Uçan’a hain terör örgütünün sabotajı nedeniyle zarar gören Hatay Ormanları Ağaçlandırma Arazisi’ne isimlerine yapılan fidan bağışı sertifikasını takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.