Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz”

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Şehirler arası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

NATO Zirvesiyle başlayan, Azerbaycan’da Bakü ve Şuşa’daki temaslarımızla devam eden, Antalya’daki iki ayrı uluslararası toplantı ve diğer çalışmalarla nihayetlenen yoğun bir haftayı geride bıraktık. Bugünkü Kabine Toplantımızda hem bu programları, hem de gündemimizdeki diğer hususları enine-boyuna değerlendirdik.

“TÜRKİYE, NATO’YA KARŞI SORUMLULUKLARINI BUGÜNE KADAR EKSİKSİZ YERİNE GETİRMİŞTİR”

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan NATO’ya 12 kurucu devletin hemen ardından 13. üye olarak 1952 yılında katılmıştır. Ülkemiz karşı karşıya bulunduğu tehditlerle mücadele için NATO üyesi olurken, aynı zamanda demokrasiden ekonomiye uzanan geniş bir alanda da yeni bir tercihte bulunmuştur. NATO içinde Amerika’dan sonraki en büyük ikinci orduya ve en kritik stratejik konuma sahip olan Türkiye, ittifaka karşı sorumluluklarını bugüne kadar eksiksiz yerine getirmiştir.

Dünya soğuk savaş sonrası bölgesel krizler, terör, yakın dönemde de salgın gibi kritik sınamalarla yüzleşirken, NATO’nun üzerine inşa edildiği ittifak ve dayanışma ruhunun önemi bir kez daha görülmüştür. Yakın bölgemizde son 10 yılda yaşanan hadiseler karşısında NATO’nun güvenilir şemsiye konumunu yeteri kadar sergileyemediği bir gerçektir. Irak’tan Suriye’ye, Filistin’den Libya’ya, Kırım’dan Karabağ’a kadar nice can yakıcı meselede NATO kendisinden beklenen güçlü iradeyi ortaya koyamamıştır.

Brüksel’deki NATO Toplantısı, ittifakın küresel sınamalar karşısında daha etkin özellikle sorumluluklar üstlenmesine yönelik taleplerin arttığı bir atmosferde geçmiştir. İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını oluşturan NATO 2030 sürecini bu bakımdan önemli görüyoruz. Zirve boyunca gerçekleştirdiğimiz temaslarda NATO konseptinin askerî ve siyasi boyutlarıyla günümüz şartlarına ve beklentilerimize uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini muhataplarımızla paylaştık. Dayanışma ve beraberlik ruhuna vurgu yaparken ülkemizin terörle mücadele başta olmak üzere NATO’nun sorumluluk alanlarıyla ilgili önceliklerini de müttefiklerimizin dikkatine tekrar sunduk. Kimi NATO üyelerinin kapıldıklarını gördüğümüz iyi terörist-kötü terörist ayrımının ne kadar yanlış, tehlikeli ve çarpık bir anlayışı yansıttığını her vesileyle açıkça ifade ettik.

“DEAŞ’A KARŞI TEK GERÇEK VE NETİCE VERİCİ MÜCADELEYİ TÜRKİYE’NİN YAPTIĞINI HERKESE HATIRLATTIK”

Suriye’de bir dönem ittifakın en önemli sorunu olarak gösterilen DEAŞ’a karşı tek gerçek ve netice verici mücadeleyi Türkiye’nin yaptığını herkese hatırlattık. Bu çerçevede 9 bine yakın yabancı savaşçıyı sınır dışı ettiğimizi, 100 binden fazla kişiye de ülkemize giriş yasağı koyduğumuzu söyledik. Ülkemizin bu gayretine rağmen güney sınırlarımızda bir başka terör örgütü üzerinden tehlikeli bir yapı oluşturma çabalarına asla izin vermeyeceğimizi kararlılıkla hatırlattık.

Türkiye’nin kendi sınırları içinde ve sınırları ötesinde 9 milyonu bulan sığınmacıya sağladığı desteğin ve güvenliğin önemine işaret ederek bu konuda daha samimi ve güçlü katkı beklediğimizi anlattık.

Ayrıca, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Kafkasya gibi bölgelerde barışın, huzurun, istikrarın hâkim olması için aldığımız inisiyatifleri ve elde ettiğimiz başarıları müttefiklerimizin dikkatine tekrar getirdik. Bu zirvede bir kez daha görülmüştür ki Türkiye’siz bir NATO’nun bırakınız mevcut gücünü korumayı, varlığını sürdürmesi dahi oldukça güçtür. NATO’dan ve müttefiklerden her alanda ülkemizin bu önemine ve katkısına uygun bir yaklaşım beklediğimizin altını bir kez daha çiziyoruz.

Salgın süreci tıpkı Birleşmiş Milletler gibi NATO’nun da dünyadaki yeni gerçeklere uygun şekilde kendini geliştirmesi gerektiği tespitimizin haklılığını ispatlamıştır. Türkiye en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönemde yalnız bırakılmış olmasına rağmen NATO’nun küresel güvenliğin tesisi ve korunması hususundaki önemini kabul etmektedir. Bu anlayışla yükümlülüklerimizi yerine getirmeyi sürdürürken bir daha benzer sıkıntılar yaşanmaması hususundaki tespit ve tekliflerimizi her platformda tekrarlamayı sürdüreceğiz.

Ülke olarak kazandığımız her başarının, tespit ve tekliflerimizin diğer müttefikler tarafından daha dikkatle ve olumlu şekilde değerlendirilmesini sağladığını görüyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde hem ittifakla, hem de müttefiklerimizle daha yakın ve yapıcı bir iş birliği içinde olacağız. Yaptığımız tüm temaslarda bu anlayışın ipuçlarını müşahede ettik.

NATO ZİRVESİ MARJINDA İKİLİ GÖRÜŞMELER

Aziz milletim, NATO Zirvesi marjında çeşitli ülkelerin liderleriyle çok daha kapsamlı meseleleri ele aldığımız görüşmeler yaptık. Bu çerçevede 13 Haziran’da Litvanya Cumhurbaşkanı –tek tek hepsini de sayacağım- Sayın Nauseda ile Letonya Cumhurbaşkanı Sayın Levits’le, Macaristan Başbakanı Sayın Orban’la görüşmeler yaptım. Zirve günü olan 14 Haziran’da ise Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron’la, Birleşik Krallık Başbakanı Sayın Johnson’la, Almanya Şansölyesi Sayın Merkel’le, İspanya Başbakanı Sayın Sanchez’le, Hollanda Başbakanı Sayın Rutte’yle, Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’le ve son olarak da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Biden’la bir araya geldik. Ayrıca zirve sırasında pek çok ülke temsilcileriyle kısa süreli sohbet etme imkânı bulduk. Öncelikle bu görüşmelerin tamamının da taraflar bakımından olumlu ve yapıcı bir iklimde geçtiğini belirtmek isterim.

Bugüne kadar çeşitli gerilimler yaşadığımız kimi isimler başta olmak üzere bir araya geldiğimiz tüm liderlerle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin iş birliği alanları üzerinden gidilerek geliştirilmesi hususunda mutabık kaldık. Bilhassa Sayın Macron, Sayın Miçotakis ve Sayın Biden’la doğrudan temaslarımızı sıklaştırma kararı aldık. Bu sayede ülkelerimiz arasındaki yaşanacak muhtemel sorunları ve küresel gelişmeleri süratle görüşerek çözüm yollarını bulma kararlılıklarımızı karşılıklı olarak ifade ettik.

Sayın Biden’la yaptığımız görüşme, kendisiyle görece geldikten sonraki ilk yüz-yüze temasımız olması bakımından ayrıca önemliydi. Yaklaşık 17 yıllık bir geçmişimiz olan Sayın Biden’la bu defa Amerika Birleşik Devletleri Başkanı sıfatıyla ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemi başlatmak üzere bir araya geldik. Bu görüşmede elbette ülkelerimiz arasındaki bilinen sorunları karşılıklı olarak ifade ederek karşılıklı pozisyonlarımızı tekrar ortaya koyduk. Ancak sadece bununla kalmadık, asıl bundan sonraki iş birliği alanlarımız hususunda kendisiyle çok daha kapsamlı ve verimli görüş alışverişinde bulunduk. Hem baş-başa, hem heyetlerarası görüşmelerimizde muhatabımızla Amerika ile üstesinden gelinemeyecek hiçbir meselemizin bulunmadığı, tam tersine iş birliği alanlarımızın çok daha geniş ve karlı olduğu üzerinde mutabık kaldık. Nitekim Sayın Biden da görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda bu yöndeki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

“ÜLKEMİZİN HİÇBİR DEVLETLE KURDUĞU İLİŞKİ DİĞERLERİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”

Amerika ile diyalog kanallarımızı her düzeyde güçlendirmek suretiyle Sayın Biden’la yakaladığımız bu güzel iklimi ülkelerimiz bakımından maksimum faydaya dönüştürmekte kararlıyız. Gerek ikili yaptığımız görüşme, gerek daha sonra heyetlerarası yapmış olduğumuz görüşmelerle bundan sonraki süreçte belirlediğimiz isimlerle önce kendileri bir araya gelsin, ardından da biz bir araya gelelim kararına vardık. Aramızdaki sorun başlıklarını ise karşılıklı hassasiyetlerimiz ve beklentilerimiz ekseninde zaman içinde çözüme kavuşturacağımıza inanıyoruz.

Türkiye’nin tek talebi; siyasi ve ekonomik her alandaki egemenlik haklarına saygı duyulması, sınırları içinde ve dışında terör örgütleriyle yürüttüğü mücadeleye destek verilmesidir. Bu şartla her ülkeyle olduğu gibi Amerika’yla da yakın müttefiklik ilişkileri kurmaya ve geliştirmeye hazırız.

Ülkemizin hiçbir devletle kurduğu ilişki diğerlerinin alternatifi değildir. Tam tersine iş birliği arayışlarımızın hepsini de kendimiz, muhataplarımız, bölgemiz ve tüm insanlık için birbirlerinin tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Bu anlayışla Amerika Birleşik Devletleri’yle de olumlu ve yapıcı bir temelde yeni bir dönemin kapılarını araladığımıza inanıyoruz.

“ŞUŞA’YA GİDERKEN İŞGAL VE SAVAŞ DÖNEMİNİN YIKIMLARINI BİZZAT GÖRME İMKÂNI BULDUK”

Aziz milletim; NATO Zirvesinin yapıldığı Brüksel’den Azerbaycan’daki programlarımız için Salı günü sabaha yakın geç vakit de olsa Bakü’ye ulaştık. Birkaç saat sonra da Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım Aliyev’le birlikte işgalden kurtarılan Şuşa şehrine hareket ettik. Hem Brüksel’den birlikte geldiğimiz, hem de doğrudan Azerbaycan’a intikal etmiş olan heyet üyelerimizle birlikte karayoluyla Şuşa’ya giderken işgal ve savaş döneminin yıkımlarını, acılarını, sonuçlarını bizzat görme imkânı bulduk. Yaklaşık 30 yıl süren işgal döneminde Karabağ ve gasp edilen Azerbaycan topraklarına tek çivi çakılmadığı gibi, var olan mirasın da hoyratça tahrip edildiğini gördük. Her tarafın nasıl yıkıldığını, nasıl yakıldığını gördük. Ve bütün bunlarla beraber bunların kalkıp özellikle dünyaya, birinci derecede Batıya; gelin lütfen Karabağ’ı görün. Minsk Üçlüsünün özellikle buraları tekrar tekrar görmesi lazım, gelin görün. Kim nereleri 30 yılda ne hale getirmiş bunu görün. Altyapının ya hiç olmadığı ya da tümüyle bozulduğu, tarihi ve kültürel eserlerin, evlerin, hatta ağaçların yakılıp yıkıldığı bu güzel coğrafyayı yeniden ayağa kaldırma çalışmalarına da şahit olduk. Çoğu Türkiye menşeili firmaların 5-6 ay gibi kısa bir sürede bizim Karadeniz Bölgemize benzeyen zor bir coğrafyada başardıkları önemli işleri görünce ülkemiz adına gurur duyduk.

Yolların açılmaya, tünellerin yapılmaya başlandığı, şehir ve üretim altyapısının yeniden inşa edildiği bu bölgenin en geç bir yıl içinde tamamen yepyeni bir çehreye kavuşmuş olacağına inanıyorum. Ve Sayın İlham Aliyev’de bu kararlılığı gördüm, bu inancı gördüm ve bununla birlikte de inşallah bu bölgenin bir yıl içerisinde ayağa kalkacağına da şahit olacağız.

Bir kartal yuvası gibi yalçın kayaların üzerinde kurulu Şuşa’da Azerbaycanlı kardeşlerimizin azatlık sevincine biz de ortak olduk. Penahali Han devrinden kalma tarihi bölgedeki valilik binasındaki resmi görüşmelerimizi yaptık. Ardından Cıdır Düzü’nde hayranlık verici bir manzaranın eşliğinde Azerbaycanlı gençlerimizin sergiledikleri gösterileri izledik.

Şuşa, Karabağ savaşında en son kurtarılan, en çok mücadele verilen yerlerden biridir. Azerbaycan tarihine damga vurmuş pek çok sanat, kültür, bilim erbabı Şuşa’dan çıkmıştır. Hankendi’ne hâkim bir tepede yer alan Şuşa’daki yüzlerce tarihî eser bölgeye vurulan Türk mührünü kazımak için vandalca ortadan kaldırılmıştır.

“TÜRKİYE OLARAK BİZ DE ÜZERİMİZE DÜŞEN HER ŞEYİ YAPIYORUZ”

Şuşa’nın azatlığa kavuşması, Azerbaycan halkı için sadece bir toprak kazanımı olmanın ötesinde anlama sahiptir. İnşallah bu güzel şehir başta olmak üzere işgalden kurtarılan tüm Karabağ ve Azerbaycan topraklarının en kısa sürede mahmur edilerek bölgenin asıl kimliğine yeniden kavuşturulacağı günler yakındır. Şuşa’yla birlikte Fuzuli, Cebrail, Zengilan, Gubadlı, Laçin, Kelbecer, Ağdam, Hocavend şehirleri de aynı şekilde hızla mamur edilecektir.

Yıllarca vatan hasreti çeken Azerbaycanlı muhacir kardeşlerimizin en kısa sürede evlerine dönebilmeleri için Türkiye olarak biz de üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz, yapmayı sürdüreceğiz. Karabağ’a yeniden hayat vermenin yanında, Azerbaycanlı kardeşlerimizin bir daha böyle felaketler yaşamaması için de bir millet 2 devlet ruhuna uygun şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.

Gardaşım Aliyev’le birlikte imzaladığımız ve dünyaya ilan ettiğimiz Şuşa Beyannamesi’yle ilişkilerimizde yeni bir dönemi başlattık. Bu beyanname çerçevesinde pek çok anlaşmayı çok yakın zamanda Türkiye ve Azerbaycan olarak imza altına alacak, böylece kardeşliğimizin hukuki temelini daha da güçlendireceğiz.

Şuşa Başkonsolosluğu’muzun en kısa sürede açılmasından Zengezur Koridorunun bir an önce işlemeye başlamasına kadar gündemimizdeki her bir başlığı kararlılıkla ve hızla hayata geçireceğiz. Önümüzdeki aylarda ülkemizde gerçekleştireceğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Toplantısı’nda bu hususlarla ilgili somut adımların çoğunu atmayı planlıyoruz.

“AZERBAYCAN’IN YANINDA OLACAĞIMIZI TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN ETTİK”

Çarşamba günü de Azerbaycan Millî Meclisine misafir olduk. Zafer sevincini oradaki milletvekilleriyle birlikte adeta yeniden yaşadığımız bu ziyarette Azerbaycan’ın hep yanında olduğumuzu ve hep yanında olacağımızı tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Karabağ zaferinin Azerbaycan ve bölge için ne anlama geldiği önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Burası dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının aracı haline getirenlerin oyunlarının kırıldığı inşallah yer olacaktır.

Bölgenin yeniden huzura ve istikrara kavuşmasından en çok faydayı sağlayacaklardan biri de şayet önüne çıkan fırsatı değerlendirebilirlerse Ermenistan olacaktır.

Aynı gün bölgede görev yapan askerlerimizden bir grupla bir araya gelerek sohbet ettik. Akşam da Türkiye-Galler maçını seyrettikten sonra Antalya’ya gitmek üzere Azerbaycan’dan ayrıldık. Orada geçirdiğimiz 2 gün boyunca Azerbaycanlı kardeşlerimizin bize olan samimi muhabbeti bizi ayrıca mutlu etti. İnşallah bu süreci hep birlikte Kafkaslarda yeni bir dönemin başlangıcı haline getireceğiz.

Aziz milletim; Perşembe günü Antalya’da 3’üncü defa Başkanlığını üstlendiğimiz Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nin zirve toplantısını gerçekleştirdik. Güneydoğu Avrupa Bölgesinden 8 devlet ve hükûmet başkanıyla çeşitli düzeylerde 15 temsilcinin katıldığı bu zirve, örgütün 25. kuruluş yıl dönümü olması sebebiyle ayrıca anlamlıydı.

İşbirliği Süreci, bölgedeki 13 ülkenin tamamının aynı masa etrafında toplandığı yegâne oluşumdur. Kurulduğu günde beri bölgedeki siyasi sorunların diyalog yoluyla çözümü konusunda önemli bir misyon üstlenen bu yapının daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin bölgenin barış ve istikrarına verdiği öneme uygun şekilde yürütülen projelere en kapsamlı desteği biz sağlıyoruz.

Belgrad-Saraybosna Otoyolundan göç ve salgın gibi pek çok ortak meselemizi zirve toplantılarında ele aldık.

Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinde ortaya çıkardığı Batı Balkanlar kavramı ile Türkiye’nin bölgeden dışlanma girişimlerinin üye ülkeler tarafından benimsenmediğini memnuniyetle gördük. Üye ülkeler olarak aramızda bölgesel sahiplenme ve kapsayıcılık ilkeleri çerçevesinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorununun bulunmadığı düşüncesiyle iş birliği ortamını geliştirmek için çalışıyoruz. Bu vesileyle, zirveye katılan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU

Cuma günü ise ülkemizin uluslararası alanda önemli bir markası hâline dönüştüreceğine inandığım Antalya Diplomasi Forumuna katıldık. Foruma salgının yol açtığı pek çok zorluğa rağmen oldukça üst düzey ve yoğun bir katılım oldu. Antalya’ya gelen 11 devlet ve hükûmet başkanı, 45 dışişleri bakanı ve bakan, 60’a yakın uluslararası örgüt temsilcisi, iş ve akademi dünyasıyla sivil toplum kuruluşlarından isimler 25 ayrı etkinlikte görüş alış verişinde bulundular. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu başta olmak üzere, salgın dönemi başladıktan sonra gerçekleştirilen bu en kapsamlı uluslararası toplantının ülkemize ve Antalya’ya kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Forumunun açılış konuşmasında dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunların büyüklüğü ve çeşitliliğinin uluslararası alanda dayanışma ve iş birliğinin önemini artırdığını ifade ettik. Salgın döneminde yaşananlar bu gerçeği bir kez daha gösterdi. İnsanlığın tamamını tehdit eden böylesine hayati bir krizde iş birliği yerine korumacı ve rekabetçi politikaların öne çıkmış olması üzerinde uzun uzun durulması düşünülmesi gereken bir çarpıklıktır.

Küresel, siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma ihtiyacı bu süreçte tekrar gündeme gelmiştir. Türkiye olarak ‘dünya 5’ten büyüktür’ ifadesiyle uzun süredir dile getirdiğimiz yapısal dönüşüm tekliflerimizi burada bir kez daha ifade ettik.

Ülkemizle ilgili gündeme getirilen eksen tartışmalarının gerisinde ortaya koyduğumuz insan öncelikli diplomasi dili ve uygulamalarının kimi çevrelerde yol açtığı hazımsızlık vardır. Buna rağmen biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeyi, kendimiz, dostlarımız ve tüm insanlık için en hayırlı, en adil, en hakkaniyetli, en iyi olanı talep etmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın en kadim devlet geleneğine, dolayısıyla da diplomasi kültürüne sahip ülkelerinden biri olarak, öncelik verdiğimiz coğrafyalarda kendimize yakışır şekilde mücadeleye devam edeceğiz.

Antalya Diplomasi Forumu’nun siyasetçileri, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını ve gençleri kucaklayan yapısıyla küresel sistemin istikametini belirlemede önemli rol oynayacağına inanıyorum.

Cumartesi günü de yine Antalya’da NG Phaselis Otelinin açılışına, -yaklaşık 1,5 milyar liralık maliyetle böyle bir açılışa- ardından Antalya İl Teşkilatımızın Genişletilmiş İl Divanı Toplantısı’na katıldık. Aynı gün akşam da gençlerimizle canlı bağlantı üzerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

“TÜRKİYE, SALGIN DÖNEMİNİN PARLAYAN YILDIZI OLMUŞTUR”

Aziz milletim, salgında yaşanan gelişmeler ve bu çerçevede ülkemizin izlediği yol haritası Kabine gündemimizin yine ilk konusunu oluşturuyordu. Türkiye, sağlık hizmetlerinden gıda zincirinin devamlılığına, kamu güvenliğinden sosyal dayanışmaya kadar her alanda, salgın döneminin parlayan yıldızı olmuştur. Hükûmet olarak aldığımız tedbirlerden etkilenen her kesimin üzerindeki yükü hayata geçirdiğimiz destek ve teşvik paketleriyle azalttık. Kısıtlamaları üretim ve istihdam üzerinde olumsuz etki yapamayacak şekilde uyguladık.

Sanayi üretimimiz yükselişini düzenli olarak sürdürüyor. Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 12,5 olarak gerçekleşen yüksek teknoloji ürünleri üretimindeki artış ayrıca sevindiricidir. Milli teknoloji hamlesi vizyonuyla ülkemizi yüksek teknolojili ürünlerin pazarı değil üreticisi yapma yolunda adım adım ilerliyoruz. Bu gelişmelere paralel olarak, sanayi sektöründeki kayıtlı istihdam 4 milyon 700 bin sınırına dayanarak tüm zamanların en yüksek seviyesin ulaştı.

Tarımda yaşanan kuraklık sebebiyle ortaya çıkacak muhtemel sıkıntılara karşı tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Salgın ve kuraklık nedeniyle ortaya çıkan durumu istismar ederek hububat ile et, süt, yem fiyatlarını aşırı şekilde yükseltmeye çalışanlara da izin vermeyeceğiz, gerekli dersi vereceğiz. Toprak Mahsulleri Ofisi’mizi en etkin şekilde devreye sokarak uygun fiyatlı yem ham maddesi satışını Temmuz ayında başlatıyoruz.

Salgın döneminde işlerine ara vermek veya sınırlandırmak zorunda kalan esnaflarımızı kısa çalışma ödeneğinden kira ve ciro desteğine kadar pek çok yöntemle destekledik.

Diğerleriyle uyumlu şekilde turizm sektörüne verdiğimiz KDV desteğini de bir ay daha uzatıyoruz.

“YAPTIĞIMIZ AŞI SAYISI 43 MİLYON DOZA YAKLAŞMIŞTIR”

Aşılamada dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldık. Haziran ayıyla birlikte aşılamayı hızlandırarak Türkiye’nin bu cendereden bir an önce kurtulabilmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız. Hamdolsun bu konuda oldukça iyi bir yere geldik. Bugün itibariyle yaptığımız aşı sayısı 43 milyon doza yaklaşmıştır. Son 1 haftada nüfusuna oranla dünyada en çok aşı yapan ülke konumundayız. Son olarak 30 yaşa kadar indirdiğimiz aşılama faaliyetlerini aynı hızla sürdüreceğiz. Hedefimiz, birkaç hafta içinde aşılamayı 18 yaş üzerindeki nüfusumuzun tamamına açmaktır. Böylece Türkiye’nin salgın krizini en az sıkıntıyla ve ilk atlatan ülkelerden biri olmasını sağlamak istiyoruz. Virüsün yeni varyantları sebebiyle dünyadaki sıkıntılar bir müddet daha devam edecek olsa da, Türkiye inşallah bu süreci de başarıyla geride bırakacaktır.

Biz birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktıkça Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur.

Bilindiği gibi geçtiğimiz ayın sonunda yaptığımız son kabine toplantımızın ardından Haziran’la birlikte başlayacak yeni dönem uygulamalarını kamuoyuyla paylaşmıştık. Bugünkü toplantımızda da önümüzdeki dönemde uygulamaya geçireceğimiz kimi hususların istişaresini yaptık.

Bu çerçevede tamamı da 1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur. Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.

Kamu ve özel sektördeki iş ve işlemlerin tamamında Sağlık Bakanlığının hazırladığı salgın yönetimi ve çalışma rehberlerine uyulması hassasiyetle takip edilecek. HES kodu uygulaması yaygınlaştırılarak sürdürülecektir. Konuyla ilgili diğer ayrıntılar İçişleri Bakanlığımızın genelgesinde yer alacak.

Tüm bu kararların ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Tabii bu güzel gelişmelerin devamı için milletçe tedbirlere uymayı sürdürmemiz gerekiyor.

Sırası gelen herkesin aşı olması hayati öneme sahiptir. Vatandaşlarımdan aşı konusundaki manipülasyonlara itibar etmemelerini, bu konuda bilim insanlarına kulak vermelerini istiyorum. Biz de aşımızı olarak bilim insanlarımıza olan güvenimizi gösterdik.

Yerli aşı çalışmalarında da birkaç ay içinde yaygın kullanıma geçebilecek seviyeye gelmeyi ümit ediyoruz. Temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet ederek bu musibetin üstesinden hep birlikte geleceğiz.

Bu vesileyle salgının başladığı tarihten bugüne kadar canla başla fedakârca göreve yapan sağlık çalışanlarımız ve güvenlik güçlerimiz başta olmak üzere herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.”

Adalet

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.

Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”

Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”

Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.

Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.

Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”

“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”

15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”

Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.

“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.

Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”

“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”

“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.

Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.

Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.

“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”

Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da ebedî âleme uğurladıkları 253 şehidi kemal-i hürmetle yâd etti, gazilere bereketli ömürler diledi.

Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.

GENÇ GAZETECİLER ANKARA

Okumaya devam edin

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

Genç Gazeteciler

Haber

on

Okumaya devam edin

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

Genç Gazeteciler

Haber

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.

Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.

GENÇ GAZETECİLER : KATAR

Okumaya devam edin
Reklamlar
Adalet1 hafta önce

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılan liderler onuruna resepsiyon verdi

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir araya geldi

Dünya2 hafta önce

ABD Başkanı Trump Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’ı karşıladı

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile bir araya geldi

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile görüştü

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Rutte ile bir araya geldi

Dünya3 hafta önce

“Bölgemizde barış, istikrar ve refah için kardeş ülkelerle dayanışmayı sürdüreceğiz”

Dünya3 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi

Dünya3 hafta önce

“42 ilimizde açacağımız 61 organize tarım bölgesiyle tarım alanında çok daha iyi yerlere geleceğiz”

Dünya3 hafta önce

“Türkiye, güçlü ordusu ve gelişmiş savunma sanayisiyle NATO’nun güvenliğine katkı sunmaktadır”

Dünya4 hafta önce

“2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı”

Dünya4 hafta önce

“Polonya ile iki NATO müttefiki olarak iş birliğimizi güçlendirmek için çalışıyoruz”

Dünya4 hafta önce

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya1 ay önce

“Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayiimiz oluşturuyor”

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanya Cumhurbaşkanı Dan ile görüştü

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Singapur Başbakanı Wong’u kabul etti

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz”

Dünya1 ay önce

“Büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız”

Dünya1 ay önce

“Kızılay bu ülkenin övünç kaynağı, medeniyetimizin kimlik vesikasıdır”

Dünya1 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez ile görüştü

Dünya2 ay önce

Koç Topluluğu’nun Yolculuğunun Başladığı Ankara’da 100. Yıl Gururu

Dünya2 ay önce

“Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz”

Dünya2 ay önce

Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Dünya2 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok”

Dünya2 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un Fethi’nden, Gönüllerin Fethine” programında konuştu

Dünya2 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kurban Bayramı mesajı

Dünya2 ay önce

“Türk Ordusu, bölgesel ve küresel barışın en önemli güvencesidir”

Dünya7 sene önce

Metin Aslım : İş ve Cemiyet Hayatının Sevilen Siması

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Sibel GÖZÜYUKARI

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Emel USLU ATİK ;

Dünya6 sene önce

Türkiye’nin Genç Patronları ; Ebru ÖZDEMİR

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Nalan ÖZKAN

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Filiz YILDIRIM

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Demet PEKER;

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın Filiz AKKAŞ

Dünya7 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Ticarette korumacılığın artması, serbest ticaretin sekteye uğraması endişe vericidir”

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın Meliha KARAMAN

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Ali Nihat GÖKYİĞİT

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın Ayşegül ABACI

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın Buse ALUÇ

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Açelya ELMAS

Dünya7 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“G-20 platformu, küresel meselelerin çözümünde daha etkin ve güçlü bir mecra olmalı”

Dünya5 sene önce

Sektöre yön verenler, Ahmet ÇALLI

Dünya5 sene önce

Burak Elmas, Galatasaray kulübünün 38. başkanı oldu

Dünya3 sene önce

İyi ki varsın Canan Alime Kocaman

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın Burcu KARADAĞ

Dünya6 sene önce

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, ETİ Maden Lityum Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde konuştu

Dünya7 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kyoto’da Ara Güler Fotoğraf Sergisi’ni açtı

Dünya6 sene önce

ASTOP, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş’e “Üstün Hizmet ve Başarı Beratı” verdi.

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Gül ALCANSOY;

Dünya7 sene önce

“TÜRKİYE VE JAPONYA’NIN DOSTLUĞU; KÖKLÜ, DERİN VE SAMİMİ”

Dünya5 sene önce

Emel Uslu ATİK’le ZİRVE YOLUNDA

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Semra İĞTAÇ

Dünya6 sene önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nı ziyaret etti

Dünya7 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİNİN DEĞERİ DAHA DA YÜKSELMİŞTİR”

Dünya7 sene önce

“TÜRKİYE İLE JAPONYA ARASINDAKİ DOSTLUK VE YAKIN İŞ BİRLİĞİ TAKDİRLE KARŞILANIYOR”

Tekne Firmaları Türkiye5 sene önce

AMERİKA | 2. El Tekne Yelkenli Yat Nasıl Satın Alınır ?

Dünya5 sene önce

İyi ki varsın ; Mehmet Cengiz

Dünya3 sene önce

“14 Mayıs 2023 tarihinde milletimiz, cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçmek üzere sandık başına gidecektir”

Dünya6 sene önce

İyi ki varsın Beril ÇAVUŞOĞLU

Reklamlar
Reklamlar

PATRONLAR

Adalet1 hafta önce

“15 Temmuz ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu...

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Meclis, 15 Temmuz ihanetinde emperyalizmin maşalarına geçit vermemiştir”

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Temim ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği...

Dünya1 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Katar Emiri Şeyh Hamed bin Halife Al Sani’nin vefatı dolayısıyla taziye ziyareti için gittiği Katar’ın...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Zirvede liderleri,...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi’ne katılan liderler onuruna resepsiyon verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 36.⁠ NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi için Ankara’da bulunan devlet ve...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi Türkiye’ye resmî ziyaret gerçekleştiren Amerika Birleşik Devletleri (ABD)...

Dünya2 hafta önce

ABD Başkanı Trump Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi Türkiye’ye resmî ziyaret gerçekleştiren Amerika Birleşik Devletleri (ABD)...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’ı karşıladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi Türkiye’ye resmî ziyaret gerçekleştiren Amerika Birleşik Devletleri (ABD)...

Dünya2 hafta önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında Finlandiya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile...

Reklamlar

Son Dakika Haber

seers cmp badge