Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Gençlerimiz sadece eğitimlerine, sadece zihni ve fiziki gelişimlerine odaklanabilsin diye her türlü yatırımı yapıyoruz. Araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere, laboratuvarlardan şenliklere kadar gençlerimizi araştırmaya ısındıracak her adımı atıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine, “külliye”, “milletin evi” dediklerinde birilerinin rahatsız olduğunu söyledi. Külliyelerin asırlardır bu ülkenin, medeniyet dünyasının ilim, müzakere, tören, sosyal hizmet merkezi olarak faaliyet gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliyelerin temelinde, halka hizmet anlayışının bulunduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin de çalışma alanlarının yanı sıra kütüphanesi, kongre merkezi, sergi merkezi, camisi ve diğer tüm birimleriyle her kesimden her yaştan insana hizmet verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millet Kütüphanesi’nin ise gençlerin adeta ikinci evi gibi olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 saat açık olan Millet Kütüphanesi’nde öğrencilere ikramların da yapıldığını söyleyerek, şu anda tüm gençlikle birlikte olan bir iktidarın bulunduğunu vurguladı.
“BATI’NIN İLMİNİ ALACAKSIN, AHLAKSIZLIĞINI DEĞİL”
Dün, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ziyarette bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Şerif’e Millet Kütüphanesi’ni gösterdiğini ve gezmesini istediğini anlattı. Şerif’in bugün Millet Kütüphanesi’ni gezdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Dünyada bu Millet Kütüphanesi’nin eşi benzeri neredeyse yok. Bununla rahatlıkla iftihar edebiliriz. Önemli olan şu, birileri ne yapıyor değil, birilerinin yaptığını geçebiliyor muyuz, bunları aşabiliyor muyuz? Çünkü Müslüman Türk’e bu yakışır, biz de bunu yapıyoruz. Örneğin ben bu proje için birçok mimar arkadaşıma, ‘dünyayı dolaşacaksınız, bütün oralardan beğendiklerinizi alacaksınız, sonra da projelendirip bu külliyemize milletin evine yapacağız’ dedim. Sağ olsunlar dolaştılar, dünyanın dört bir yanına gittiler. Akif diyor ya, ‘Alınız ilmini garbın, alınız sanatını/Veriniz hem de mesainize son süratini’. Mesele işte bu. Bütün Batı’nın ilmini alacaksın, ahlaksızlığını değil, ilmini alacaksın ve ona da kendi mührünü vuracaksın.”
Kongre ve Kültür Merkezi’nin de Ankara’nın en önemli toplantılarına ev sahipliği yaptığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii burayla kalmadık. Şimdi bir de İstanbul’da yapıyoruz. İstanbul’da Rami Kışlamız vardı, bu tarihî kışlamızı aynen burası gibi, bir kongre merkezinin dışında orayı da kütüphaneye çeviriyoruz. İnşallah orası da bu yılsonu veya önümüzdeki yılbaşı filan bitecek ve orada da yine öğrencilerimiz 24 saat gelip rahatlıkla derslerini çalışacaklar, oturacaklar, kendilerine bu devlet ikramlarını yapacak, ikram izzetle inşallah buralarda vakitlerini değerlendirmiş olacaklar” diye konuştu.
Külliye içerisinde sergi salonunun da kendi alanında Türkiye’nin en iyi etkinlik alanı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliyedeki Millet Camii’nin de Beştepe’den Ankara’yı günde beş vakit selamlayan abide bir eser olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlarca ilim ve gönül dünyamızı aydınlatacak, insanımıza hizmet verecek bu eserlerden kim rahatsız olabilir ki? Aksi yönde tepki gösterenler, aslında kendi ülkelerinin ve milletlerinin medeniyet mirasının zenginleşmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Biz ne yapıyorsak milletimiz için özellikle de çocuklarımız için gençlerimiz için yapıyoruz” sözlerini sarf etti.
Gençlerin, bu ülkenin geleceği ve umudu olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, gençlerimizi nasıl okumaya, araştırmaya, tefekküre, üretmeye teşvik ederiz bunun derdindeyiz. Evlatlarımıza kendileri ailelerine, milletine, devletine en ideal hizmetleri verebilmesi için ne gerekiyorsa onu sağlamanın peşindeyiz. Bugün ödül töreninde bir arada olduğumuz Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması işte bu çabanın ürünlerinden biridir” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin uzay programına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçinizden birileri, bir veya ikisi uzaya gidecek. Birilerinin Neil Armstrong’u varsa bizim de Ahmet’imiz, Ayşe’miz, Fatma’mız var. Bize düşen, bunun altyapısını yapmak. Şimdi de inşallah hazırlıklar devam ediyor, bir an önce başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, TÜBİTAK olmak üzere bu çalışma devam ediyor” bilgisini verdi.
Yıllar içerisinde gelişen, büyüyen; öğrenciler için büyük bir teşvik kaynağı hâline gelen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın 53’üncüsünün ödül töreninde olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ödüllerini takdim edeceğimiz gençlerimizin araştırma projeleri külliyenin sergi salonunda sergilendi. Sergiye de coşkulu bir katılım olduğunu biliyorum. Şimdi burada Kongre ve Kültür Merkezi’mizde ödüllerini vereceğimiz gençlerimizin her birini ve öğretmenlerini özellikle tebrik ediyorum.” dedi.
“GENÇLERLE YOL YÜRÜYEN, GENÇLERLE BİRLİKTE MÜCADELE VEREN İNSAN YORULUR MU?”
Kendisinin sık sık, “Cumhurbaşkanım siz yorulmuyor musunuz?” sorusuyla karşı karşıya kaldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben de diyorum ki gençlerle yol yürüyen, gençlerle birlikte mücadele veren insan yorulur mu? Enerjiyi sizden alıyorum, aldığım enerjiyi de eserlere veriyorum. Neşet Ertaş ne diyor, ‘Aşkınan çalışan yorulur mu?’ Biz milletimize deruni ve samimi bir aşkla hizmet ettiğimiz için yorulmuyoruz. Siyasi hayatım boyunca hep gençlerimizin önünü açmanın, onları desteklemenin mücadelesini verdim.
“DARBELERİN ASIL YIKICI ETKİSİ, GENÇLERİMİZİN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN ALANLARDA GÖRÜLDÜ”
Bu ülkede darbe sadece siyaset kurumuna, millî iradeye yapılmadı. Darbelerin asıl yıkıcı etkisi, eğitim başta olmak üzere gençlerimizin geleceğini şekillendiren alanlarda görüldü. Mesleki eğitimin önü kesilerek gençlerimizin geleceği karartıldı. Genç kızlarımızın eğitim hakları başörtüsü bahanesiyle engellenerek ayrımcılık yapıldı. Yükseköğretim imkânı, sanki bir hak değil de imtiyazmış gibi dar tutularak pırlanta gibi gençlerimizle hayallerinin arasına girildi. Spordan teknolojiye ve kültür sanata kadar her alanda gençlerimizin umutlarını törpüleyecek ihmaller sergilendi.
Bakmayın siz bugün, gençlerimiz için üzülüyormuş gibi yapanlara, bakmayın siz gençlerimizin hayallerini ve umutlarını istismar edenlere, biz bunların cemaziyülevvelini iyi biliriz. Bunlar görünüşte ‘mış’ gibi yaparlar, kafalarının arkasında ise kırk tilkiyi kuyruklarını birbirine değdirmeden dolaştırırlar. Bizim neslimiz, bunların hepsini de bizzat yaşadı, şahit oldu. Sizler de internet kaynaklarını inceleyerek, geçmişte gençlerimize hangi haksızlıkların yapıldığını tek tek görebilirsiniz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi hukuk nutku atıp hukuktan dem vuranların, geçmişte uygulanan baskılara, zulme, ayrımcılığa ses çıkarmadıklarını hatta bizzat taraf tuttuklarını dile getirdi.
Bu ülkenin başbakanının düzmece mahkeme kararları ile idamına alkış tutanların hukukun lafını etmeye bile haklarının olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençler, Adnan Menderes’ten, Fatin Rüştü Zorlu’dan, Hasan Polatkan’dan bahsediyorum. Bu insanlar, devleti yöneten büyüklerimizdi ama bunlar, maalesef işte o malum zihniyet tarafından idam edildiler. Şimdi özgürlük narası atanlar, geçmişte insanlarımızın en temel haklarının bile ellerinden alınmasına ses çıkartmamışlar hatta teşvik etmişlerdir” diye konuştu.
Gençlere, Boraltan Köprüsü hadisesini bilip bilmediklerini soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Meşhur Boraltan Köprüsü’nde askerlerimiz, ne yazık ki düşmanın eline bırakılmış ve o askerlerimiz, o dönemin yönetimine aynen dönerek şu ifadeyi söylemişlerdir, demişlerdir ki: ‘Bizi düşmana teslim etmeyin. Bizi siz öldürün ama düşmana teslim etmeyin.’ Maalesef düşmana teslim ettiler. İşte o zaman ki bizim Mehmetlerimiz, düşman tarafından şehit edildiler. Bu ülke bunları yaşadı. Biz, bunların bir daha yaşanmasını asla istemiyoruz. Bu ülkede bir daha Boraltan Köprüleri olsun istemiyoruz ve biz diyoruz ki nasıl şimdi Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Besler Deresi’nde teröristlerin inlerine girip onları gömüyorsak gömmeye de devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin bulunduğunu ama şehitlerin 10-15-20 katı öldürülen teröristlerin olduğuna işaret ederek, “Çünkü biz, şehitlerimiz noktasında ‘Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda/ Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda/ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ diyerek bu mücadeleyi veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“HER ALANDA ÜLKEMİZE ÇAĞ ATLATACAK ESERLER VE HİZMETLER VERİYORUZ”
Cuntacılar karşısında el pençe divan duran siyasetçileri, bürokratları ve hukukçuları unutmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz çocuklarımız aynı sıkıntıları çekmesin, aynı zorlukları yaşamasın diye 20 yıldır eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, her alanda ülkemize çağ atlatacak eserler ve hizmetler veriyoruz” dedi.
Göreve geldiklerinde Türkiye’de 76 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Göreve geldiğimizde parmak sayıları kadar ilimizde üniversite varken şimdi 81 vilayetimizin tamamında üniversite var. Niçin? İstedik ki benim Hakkâri’deki evladım üniversite için İstanbul’a, Ankara’ya gitmesin. Hocalarımız, Hakkâri’ye gitsin, orada kendi ilinde onlara dersini versin ve şimdi öyle” diye konuştu.
Diğer yandan da ilim noktasında şu anda çok daha farklı, başarı oranı yüksek neticeler alındığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite giriş imtihanlarında eğer Iğdır, Hakkâri, Kars, Ardahan’dan birinciler çıkıyorsa bunun, atılan adımların neticesi olduğuna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençlerimiz sadece eğitimlerine, sadece zihni ve fiziki gelişimlerine odaklanabilsin diye her türlü yatırımı yapıyoruz, yapacağız. Araştırma desteklerinden bilim merkezlerinde, burslardan festivallere, laboratuvarlardan şenliklere kadar gençlerimizi araştırmaya ısındıracak her adımı atıyoruz” dedi.
Geçen hafta TEKNOFEST Azerbaycan’da olduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakü’deki festivalde elverişli şartlar hazırlandığında gençlerimizin neler yapabildiğine bir kere daha şahit oldum. Bunları gördükçe tekrar gururlanıyor, gençlerimiz adına umutlanıyoruz. İnşallah bu sene TEKNOFEST’i Samsun’da gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
Eğitimin her alanında ülkede tarihi dönüşümlere imza attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesela geçmişte ülkemizdeki en büyük sıkıntılardan biri ders kitaplarıydı. Biz ders kitabı bulamazdık. Gençler, siz ‘teksir kâğıdı’ nedir bilir misiniz? Söyleyeyim, teksir kâğıdı saman ama o saman kâğıttan rulo çeviren makine. O makinede oraya ders notları yazılırdı ve bu işlem bitince de kâğıdının tamamının neredeyse mürekkeple adeta boyanmış hâle geldiğini görürdük. Ve biz bunları ağabeylerimizden satın alamazdık, vermezlerdi. Kırtasiyeci dükkânına gidersiniz kitap almak için o kitabınız yok. Bir hafta sonraya size gün verirlerdi, bir hafta sonra gidip kitap almaya çalışırdınız. Biz bunları yaşadık, dedik ki: Bu nesil bunları yaşamasın. Ve kitaplarınızı sıralarınızın üzerine koyalım ve eğitim öğretim yılı başlarken yavrularımız bütün kitaplarını sıranın üzerinde görsünler. Kuşe kâğıttan bu kitaplarla beraber eğitim öğretim yılına başlasınlar. “
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu yapmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Çünkü bu nesil, bizim yaşadığımız sıkıntıları yaşamasın istiyoruz ve yaşamasın ki biz sadece şunu bekleyelim: Çocuklar, iyi okuyun, düşünün, uygulayın ve neticeyi de alın” dedi.
“ŞU ANA KADAR YAKLAŞIK 4 MİLYAR KİTABI ÜCRETSİZ DAĞITTIK”
Öğrencilere 2003’ten beri her eğitim öğretim yılı başında ücretsiz olarak bu ders kitaplarını bunun için verdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şu ana kadar yaklaşık 4 milyar kitabı ücretsiz dağıttık. Bu dönem başında yardımcı kaynakları da ücretsiz dağıtmaya başladık. Önümüzdeki eğitim öğretim yılında bir yenilik daha yapıyoruz. Ücretsiz dağıttığımız ders kitapları ile birlikte yardımcı kaynaklarımızı da öğrencilerimize ulaştıracağız. Sene sonuna kadar 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimize teslim ediyoruz. Bu yeni uygulamanın ülkemize, öğrencilerimize, öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul kütüphanelerinde kitap sayısının 28 milyondan 60 milyona yükseltildiğini, yılsonu itibarıyla 100 milyona çıkarılacağını belirtti.
Çocuklar ve gençler için açılan bilim ve sanat merkezlerinin sayısını 355’e taşıdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene bir ilkin daha gerçekleştirildiğini, bilim ve sanat merkezlerinde tüm öğrenciler için yaz okulu döneminin başlatıldığını, öğrencilerin istedikleri yerdeki ücretsiz yaz okullarına katılabileceğini söyledi.
Türkiye’nin dört bir tarafına yayılan “Dene-Yap” teknoloji atölyelerinin bulunduğunu, atölyelerde geleceğin teknolojilerine şimdiden hazırlanmak için eğitim imkânı sağlandığını, uygulamalı dersler verildiğini, gençlerin ulusal ve uluslararası yarışmalara hazırlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, atölyelerin sayısının Türkiye genelinde 66’ya yükseldiğini bildirdi.
Yazılımın tüm sektörlerin odağında yer almaya başladığını, yeni nesil yazılım okullarıyla ve bu alana yönelen gençlere sağlanan birçok imkânla adeta bir yazılımcı ordusu kurulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya, Kocaeli, Kayseri, Bursa, Üsküdar, Elazığ ve Antalya’da yedi bilim merkezinin faaliyet gösterdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; Gaziantep, Şanlıurfa, Düzce, Denizli, Trabzon ve Yozgat’taki bilim merkezleri ile ilgili çalışmaların sürdüğünü, buralarda gençlerin bilimle buluştuğunu, bilimi anladığını, deneyerek keşfettiğini belirtti.
“Fikrim var” diyen gençlere Bireysel Genç Girişimci Programı ile karşılıksız verilen desteğin 200 bin liradan 450 bin liraya çıkarıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, girişimci gençler sayesinde milyar dolar değerlemeye ulaşan altı işletmeye sahip olunduğunu aktardı.
Stajyer araştırmacı burs programı ile araştırma yapmak isteyen gençlerin desteklendiğini, organize sanayi bölgelerindeki mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılarak yetişmiş insan kaynağının güçlendirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayide ihtiyaç duyulan doktoralı insan kaynağı sayısını artırmak için teşvikler verildiğini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, lisans, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırma bursları olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında birçok programla gençlerin yanında olduklarını söyledi.
Anaokulundan yükseköğretime ve sonrasında iş hayatına kadar devletin tüm imkânlarıyla gençlerin yanında olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, karakteri güçlü, ahlakı kuvvetli, zekâsı keskin, bedenen olgun, fazilet ve bilgiyle donanmış “Asım’ın Nesli” gibi bir gençlik için ülkenin tüm kaynaklarını seferber ettiklerini kaydetti.
“TÜRKİYE İLK ÇEYREKTE BU YIL YÜZDE 7,3 BÜYÜME KAYDETTİ”
Türkiye’nin gençlerin omuzlarında yükselerek 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçireceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi bağımsızlığın teminatı olarak görülen millî teknoloji hamlesinin gençlerle başarıya ulaştırılacağını, bunun için teknopark sayısının beşten 92’ye çıkarıldığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için millî gelir içindeki harcama payının yüzde 1’in üzerine çıkartarak araştırma geliştirme kültürünün güçlendirildiğini dile getirdi.
Gayretlerinin de neticelerini aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye ilk çeyrekte bu yıl yüzde 7,3 büyüme kaydetti. İhracatımızın her ay rekor kırıyor olması işte bundan. İstihdam artıyor, inşallah bu rakamlar, araştırma, geliştirme yapan teknoloji sevdalısı gençlerimizle daha da yukarılara çıkacak.
“ÖĞRENCİLERİMİZ SON YILLARDA GÖSTERDİKLERİ ÜSTÜN BAŞARILARLA BİZLERİ GURURLANDIRIYOR”
Uluslararası bilim olimpiyatlarında ülkemizi temsil eden öğrencilerimiz son yıllarda gösterdikleri üstün başarılarla bizleri gururlandırıyor. Bugün ödül töreninde birlikte olduğumuz lise öğrencileri araştırma projeleri yarışması 12 ana alanda ve 43 tematik konuda gerçekleştirildi. Yarışmaya 3 bin 453 farklı okuldan 37 bin 283 öğrencimizin hazırladığı 25 bin 95 proje başvurusu yapıldı. Bu büyük teveccüh yeni ve daha büyük başarıların bizleri beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki bu rakamlar gençlerimizin araştırmaya, geliştirmeye, bilime, teknolojiye olan ilgilerinin işaretidir.
Marifetin iltifata tabi olduğu inancıyla bu yarışmalarda birinci, ikinci, üçüncü olan öğrencilerimize biliyorsunuz para ödülü veriyoruz. Danışman öğretmenlerimizi de öğrencilerinden ayırmıyoruz. Yarışmalarda dereceye giren öğrencilerimiz, maddi ödül yanında üniversite sınavlarında da avantaja sahip oluyor. Ayrıca bu gençlerimiz ülkemizi uluslararası arenada da temsil edecek. Bundan daha büyük gurur var mı?”
Millî Uzay Programı kapsamında 2023’te bir Türk vatandaşının bilim misyonuyla uzaya gönderileceğinin daha önce ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu açıklamadan sonra başvuruların yapıldığı internet sitesinin 5 milyondan fazla görüntüleme aldığını, 35 bin kişinin de sisteme kaydolduğunu ifade etti.
Başvuruların 23 Haziran akşamına kadar devam edeceğini, bu millî göreve oldukça yoğun ilgi gösteren herkese şükranlarını sunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzay misyonunu küçümseyenlere, aklınca alay edenlere de rastlıyoruz. Hatta biri çıkmış ‘Her şey bitti şimdi sıra uzaya mı geldi?’ diyor. Tabii bunların böyle işlere vizyonu yetmez. Bunlar, bırakın uzaya insan ya da roket göndermeyi, gökyüzüne kâğıttan uçak bile fırlatamaz. Çünkü bunlar dün insansız hava araçlarıyla da alay ediyorlardı. Şimdi bizim insansız hava aracımız var mı? Var. Bizim SİHA’larımız var mı? Var. Akıncı’mız var mı? Var. Şu anda üretime yetiştiremiyorlar. Böyle bir konumdayız. Bir de bunların mühimmatına gelince, mühimmatları itibarıyla da artık bunların mühimmatını da biz yapıyoruz” diye konuştu.
“UZAY YARIŞINDA OLACAĞIZ, HEM DE EN ÖN SAFLARDA YER ALACAĞIZ”
Göreve geldiklerinde yüzde 20 yerli olan Türkiye’nin savunma sanayisinin şimdi yüzde 80’inin yerli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yoksa gideceksin birilerinin kapısına ‘Ne olur bana insansız hava aracı verir misin?’… Daha Başbakan olmamıştım Amerika seyahatinde o zamanki Amerikan Başkanı Bush ile görüştüm. Dedim ki ‘Biz terörle mücadele ediyoruz. Ama siz bize drone verecektiniz, vermiyorsunuz.’ O da o zaman Condoleezza Rice’ı çağırdı. ‘Niye vermiyorsunuz? Sözümüz var biz NATO’da beraberiz.’ Talimat verdi, bize o zaman bir drone verdiler, insansız hava aracı. Ama onunla koordinatları ancak tespit ediyorsun. Sağ olsun Baykar, o günden sonra başladı çalışmaya, hem o İHA’yı ardından ‘Yetmez’ dedi, Allah rahmet etsin Özdemir Bey’e, SİHA’yı. Ailece şimdi de Akıncı’yı ürettiler ve bu üretim devam ediyor. Artık biz bize çalışıyoruz. İşte Türk’ün gücü buradan geliyor.
‘Şimdi uzay mı kaldı’ diyenlere, evet bunlar ne haberleşmeden ne uzaydan anlarlar. Bunların böyle bir derdi de yok. Olsaydı zaten bugüne kadar bir şeyler yaparlardı. Bir uzay yarışında neler yapılabileceğini ortaya koyuyoruz. Gençler, biz uzay yarışında olacağız, hem de en ön saflarda yer alacağız. Belki de şimdi bu salonda göndereceğimiz evladımız. Belki de inşallah uzay dönüşünde onu karşılamaya gideceğiz. Bu yarışı da öyle köhnemiş, müptezel, ilkel zihniyetlerle değil, sizler gibi az önce izledik, gözü uzayda olan pırıl pırıl gençlerimizle TEKNOFEST kuşağıyla kazanacağız.”
Konuşmaların ardından Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın kazananları ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.
Biyoloji, coğrafya, değerler eğitimi, fizik, kimya, matematik, psikoloji, sosyoloji, tarih, teknolojik tasarım, Türk dili ve edebiyatı ile yazılım alanlarından toplam 12 proje birincilik ödülüne, 24 proje ikincilik ödülüne ve 36 proje üçüncülük ödülüne layık görüldü. 36 projeye ise teşvik ödülü verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.