TRT 1, TRT Haber, TRT Türk, TRT Avaz, TRT Kürdi, TRT Radyo 1 ve TRT Radyo Haber’de “Cumhurbaşkanı Özel Yayını”na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, moderatörlüğünü Canan Yener Reçber’in üstlendiği yayında gazeteciler; Hale Kaplan, Nuriye Çakmak Çelik, Okan Müderrisoğlu ve Mehmet Acet’in Türkiye ve dünya gündemine dair sorularını cevapladı.
Gıda krizinde nasıl bir süreç işlediği ve imza aşamasına nasıl gelindiğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda uzun süredir aralıksız şekilde yoğun temas ve müzakereler yürüttüklerini ve neticede Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya piyasalarına güvenli şekilde ihracına yönelik mutabakatın İstanbul’da imzalanmasını sağladıklarını ifade etti.
Planın başarılı şekilde uygulanmasıyla vahim boyutlara ulaşmakta olan küresel gıda krizinin etkilerinin hafiflemeye başlayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nitekim bugünlerde bizim yazılı medyada da işte bir baktık ki başlık atmışlar ‘Yüzde 3 fiyatlar düştü’, bir baktık ‘Yüzde 5 fiyatlar düştü’ ki bu böylece devam edecek. Özellikle tabii en az gelişmiş ülkelerin üzerindeki baskı azalacak, ortaya çıkabilecek kıtlıklar peşinen önlenecek” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların memnuniyetle karşıladıkları hususlar olduğuna vurgu yaparak, “Bu tarihî başarıya verdiğimiz katkı Türkiye’nin küresel meselelerde oynamaya muktedir olduğu önemli rolü bir kez daha ortaya koymuştur. Planın operasyonel boyutu inşallah İstanbul’dan idare edilecek, burada ülkemiz, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler’den yetkililer rol alacaklar. Ukrayna’ya giden ve oradaki limanlardan gelen gemilerin emniyetli ve plana uygun şekilde seyrine birlikte yön verilecek” dedi.
Yürütülen müzakerelerin şu ana kadar çok hassas bir zeminde devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Savaşın devam ettiği bir ortamda zaten aksi de düşünülemezdi. Yani bu konuda gerek Millî Savunma Bakanım gerek Dışişleri Bakanım onlar kendi muhataplarıyla yoğun ilişki hâlinde oldular, ben muhataplarımla yoğun ilişki hâlinde oldum ve bu arada da tabii Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de katkılarını bir kenara koyamayız. Sürecin hâlâ ne kadar hassas olduğunu cumartesi günü Odessa Limanı’na düzenlenen saldırıdan görebiliyoruz. Maalesef böyle bir şeyi arzu etmezdik ama bu da oldu. Bu tür süreçlerde zaten tarihte de bunun hep örnekleri vardır. Herkesten attıkları imzalara sahip çıkmalarını ve üstlendikleri sorumluluklara uygun şekilde hareket etmelerini bekliyoruz ve varılan anlaşmanın lafzı ve ruhuna aykırı eylemlerden de kaçınılmasını istiyoruz. Bu arada yoğun bir şekilde yine trafiğimizi artırdık ki böyle bir şeyin olması bizi üzüyor ve burada bir başarısızlık hepimizin aleyhine olacaktır, bunu da kendilerine hatırlatıyoruz. Biz anlaşmayı tüm unsurlarıyla hayata geçirmeye kararlıyız ve bu yöndeki çalışmalarımız da devam ediyor.”
İstanbul’da atılan imzalar, Rusya ve Ukrayna liderleriyle yaptığı görüşmeler hatırlatılarak, “Yeni bir barış çabası görecek miyiz yeni süreçte?” şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savaşın başından beri önceliğimiz ateşkesin sağlanmasının ardından adil ve sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesi, bu anlayış var. Temenni ederim ki inşallah bunu da başarırız” karşılığını verdi.
Madrid’deki NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde liderlerle yaptığı görüşmelerde, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki görüşlerini paylaştığı hatırlatılarak, “Sizin açınızdan bu zirvenin, NATO ve Madrid Zirvesi’nin en önemli sonuçları neler olmuştur?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu soruyu tabii altını çizerek cevaplamak isterim; her şeyden önce PKK, PYD, YPG ile FETÖ’ye destek verilmeyeceği ve bunun bizim kırmızıçizgimiz olduğunu kendilerine orada ısrarla hatırlattık. NATO zirve bildirisinde de özellikle gönderme yapılan bir mutabakat muhtırasında bu taahhüt edildi ve teyit edildi. ‘Buradan taviz vermeyi bizden kimse beklemesin’ dedik, zirvenin en önemli neticesi bana göre budur. Yani NATO’nun kayıtlarına bu terör örgütlerinin girmiş olması Madrid zirvesinin en başarılı yanıdır. Çünkü bundan önce bunlar özellikle FETÖ falan bu tür terör örgütleri listesinde uluslararası en önemli konumda bulunan bir NATO sözleşmesinde yer almamıştır.”
İsveç ve Finlandiya’dan teröre verilen desteğin kesilmesi noktasında somut beklentileri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Az önce ekranda gördük, bakın İsveç’in caddelerinde bunlar polis korumasında yürüyüş yapıyorlar, gösteri yapıyorlar, kendi paçavraları ellerinde, ondan sonra malum sözde liderlerinin posterleri ellerinde bu şekilde yürüyüş yapıyorlar. Ama İsveç vatandaşının sağduyusu da ortada. ‘Türkiye istiyorsa, Erdoğan istiyorsa bunlar mademki teröristtir, bunların verilmesi lazım’ diyor. Yani aklıselimin gereği de bu. Tabii şimdi oradaki bütün iltisaklı yapıların da kapatılması gerekiyor, bunları da istedik. Terör propagandası ve eylemlerinin engellenmesi, bu eylemlere karışan kişilere karşı soruşturma açılması, ayrıca iade ve mal varlığı, mesela teröre karşı mücadelede bizden de ne isteniyor? Bunlara karışanlardan eğer sermaye noktasında, para noktasında imkânı olanlar varsa bunların paralarının da el konulması ve iade edilmesi aynı şekilde bizden isteniyor. Dolayısıyla orada da şimdi iade ve mal varlığı dondurma taleplerimizin karşılanması gibi beklentilerimize biz bir cevap bekliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuların takibini Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların yaptığını belirterek, “Buradan taviz yok, bu ülkelerle yapılacak ortak mekanizma toplantılarında teröre desteğin sonlandırılması için atılan veya atılmayan adımların bütün muhasebesi ortaya koyulacak. Burada bir şeyi söylemem lazım, o da şu; kesinlikle Türkiye’den bu konuda bir taviz beklenmesin. İşte biz şimdi orada görüşmeleri yaptık, bu görüşmelerden sonra döndük, geldik, gel gör ki hemen daha ertesi gün yine bu teröristler Stockholm caddelerinde gösteri yapıyorlar, Finlandiya’da aynı şekilde gösteri yapıyorlar. Yani İsveç somut adım atmaktan, temel bir yaklaşıma gitmekten şu anda çok uzakta gözüküyor. Terör propagandası dâhil, terör örgütü uzantılarını ülkemiz aleyhine faaliyette bulunmaktan alıkoymadıkları sürece bizden olumlu bir yaklaşım beklemesinler” değerlendirmesinde bulundu.
FİNLANDİYA VE İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ
NATO Zirvesi’nde önemli bir kazanım olduğu belirtilerek, İsveç ve Finlandiya’ya yönelik somut izlemeye ilişkin nasıl bir takvim olacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu öyle zannedildiği gibi kolay bir iş değil. Bakın Makedonya 11 yıl sürdü, öyle kolay falan bu iş olmuyor. Dedik ‘Tamam’, ‘Hemen NATO’ya alsınlar’, yok böyle bir şey. Biz orada da bütün arkadaşlara, dostlara bunu söyledik. Nitekim şu anda da süreç bu şekilde bir defa işliyor. Bu şimdi ilk etap, Madrid’de nedir? Madrid’deki bir davettir, yani onama değildir, bir davettir. Bu davetin neticesi ne olacak? Onu da bu eylemler belirleyecek. Yani siz hâlâ bu teröristleri caddelerinizde koruma altında böyle yürütürseniz e biz de bunları takip ediyoruz, bizim de oralarda istihbaratımız var, her şeyimiz var, nerede ne oluyor bunu anında takip ediyoruz. Tabii sadece olay İsveç, Finlandiya değil. İsim vererek söyleyeceğim, maalesef Almanya da böyle, Fransa böyle, İngiltere böyle, İtalya böyle. İskandinav ülkelerinin hemen hemen tamamı böyle.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müzakerelerde bunu size hatırlatmışlar, yani diğer NATO ülkeleri de yapıyor ama sadece bizden istiyorsunuz’ dediklerinde ne dediniz?” şeklindeki soru üzerine, “Onların anlatmasına gerek yok, ben anlattım zaten. Liderlerle yaptığımız görüşmede de ben hep kendilerine bunları söyledim, dedim ‘Yani kusura bakmayın’. Almanya, Fransa… Mesela ben, (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel ile yaptığım görüşmede ‘Siz ne yapacaksınız, böyle devam edeceksiniz’ dedim. Tabii gülüyorlar. ‘Yani bu eğer böyle gitmezse kusura bakmayın, önümüze bu geldiği anda bizim bir parlamentomuz var, bu parlamentomuz bizim bu işe olumlu bakmaz’ dedim” cevabını verdi.
Ortak yayında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dört ayda dünya liderleriyle yaptığı yüz yüze ve telefon görüşmelerine ilişkin görüntülere yer verildi.
DIŞ POLİTİKADAKİ GELİŞMELER
Görüntülerin ardından, geçen hafta Astana süreci kapsamında İran’da üçlü liderler zirvesinin yapıldığı hatırlatılarak, zirvenin hem Türkiye’de hem de dünyadaki yankılarına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-İran 7’nci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ve sonrasında da Astana formatında 7’nci üçlü zirveyi gerçekleştirmek için 19 Temmuz’da İran’da olduklarına işaret ederek, burada İranlı muhataplarıyla yaptıkları temaslarda ikili ilişkileri tüm boyutlarıyla ele alma fırsatı bulduklarını anlattı.
Ziyaret sonunda İran’la yatırımdan sosyal güvenliğe uzanan geniş bir yelpazede farklı alanlarda 8 belge imzalandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Görüşmelerde ikili ticaret hacmimizi, ta Ahmedinejad zamanında da bunu belirlemiştik, 30 milyar dolara çıkarma hedefimiz var. Ama şu anda tabii bu Kovid vesaire ile bu bayağı düştü. Şu anda son durum işte 7,5 milyar dolar. Şimdi 7,5 milyar dolar Türkiye-İran’a yakışmıyor. Bunu süratle bizim yeniden 30 milyar dolara çıkarma gayreti içine girmemiz lazım. Mutabık mıyız? Sayın Reisi dedi ki ‘Mutabıkız, çalışacağız ve bunu halledeceğiz’. Bir defa burada bu işi halletmek için avantajlarımız var. Nedir bu? Biz tabii İran’dan petrol alıyoruz, doğal gaz hakeza bunu artıracağız. Bunu artırmamız hâlinde bu rakamı yakalarız. Yani burada bir sıkıntı olmaz. Ve şimdi süratle, yani bu yılın ilk yarısını işte tamamlıyoruz, sekizi yakaladık. Bu demektir ki bu sekizi yılsonuna kadar biz katlayabiliriz. Aramızdaki bu görüşme gerçekten samimi geçti. ‘Bu adımı atmamız lazım, bunun gereğine inanıyoruz’ dedik ve tabii sekiz anlaşmayı da imzalamak suretiyle bir defa buradaki bu Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi başarılı şekilde tamamlamış olduk.”
Diğer taraftan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Putin’le olan görüşmemiz gerçekten çok daha farklı geçti. Çünkü şu anda Putin-Zelenskiy olayında biz çok önemli bir rol oynuyoruz. Çünkü biz kimseye burada düşman nazarıyla bakmıyoruz. Dost nazarıyla bakıyoruz ve bu şekilde bakışımız da her iki tarafın da gerçekten samimi yaklaşımını getiriyor. Kaldı ki, Sayın Putin ile malum şu anda Batı’nın yaklaşım tarzı, yani siyasetçilere yakışan bir yaklaşım tarzı değil. Tabii sen öyle bakarsan Sayın Putin de size nasıl bakacak? Öyle bakacak. Şimdi savaşın oluşturduğu konjonktüre rağmen biz ikili ilişkilerimizdeki önemli konuları rahatlıkla ele aldık ve olumlu bir görüşme olduğunu ben de rahatlıkla söyleyebilirim. Savaşın yarattığı menfi koşullar ve aramızda bazı konularda anlaşmazlıklar elbette var. Ancak, biz malum S-400 konusunda vesaire dünyanın bakışını paylaşmadık. Tam aksine biz inandığımız neyse bunu yaptık. Ve Rusya ile var olan ikili ilişkilerimizi karşılıklı çıkarlar temelinde sürdürmek ve potansiyel olan alanlarda geliştirmek durumundayız. Onun için de Astana Zirvesi çerçevesinde Sayın Putin ve Sayın Reisi ile Suriye ihtilafının farklı veçhelerini ayrıntılarıyla istişare ettik. Sürecin ve aramızdaki eşgüdümün devamını, siyasi çözüm açısından çok çok önemli görüyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran’daki görüşmelerinde terörle mücadelenin gündemlerinin bir numaralı konusu olduğuna işaret ederek, “Suriye terör örgütlerinin yuvası hâline gelmiş durumda. Dolayısıyla Suriye’ye karşı gerek Rusya gerekse İran’ın bir tavır belirlemesi gerekir. Özellikle Fırat’ın batısında ve doğusunda terör örgütü PKK/YPG, sivillere ve ülkemize yönelik saldırılarına hâlâ devam ediyor. Bu mücadele kararlılığımızı zirve sırasında Sayın Putin ve Sayın Reisi’ye de bizzat aktardım” ifadelerini kullandı.
Yunanistan’daki yöneticilerin sürekli Türkiye’yi şikâyet etmesi, adaları silahlandırması ve ABD üslerinin sayısındaki artışa dikkat çekilerek, Yunanistan’ın ne yapmak istediği konusunda değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 1-1,5 ay önce Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’i yemeğe davet ettiğini ve Vahdettin Köşkü’nde beraber yemek yediklerini hatırlattı.
Yemekte, Miçotakis’e “Biz bundan sonra aramıza üçüncü bir ülkeyi sokmayalım, üçüncü kişileri de sokmayalım. Yani biz ne yapacaksak, bunu hemen, hatta direkt hat kuralım, direkt hattan görüşmelerimizi yapalım” dediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Aradan geçti 15 gün, üç hafta, bir Amerika seyahati, Kongre’de bu konuşmasında, bizi ima ederek, verip veriştirerek orada maalesef aleyhimizde birçok şeyler söyledi. Oradan döndü, Davos’a gitti. Davos’ta da yine benzer şeyleri yaptı. Ya biz Türkiye’yiz? Bir kabile devleti değiliz. Ondan sonra ‘Türkiye bize şöyle yaptı, böyle yaptı’ deyip duruyorsun. Kaldı ki sen de siyasetçisin, ben de siyasetçiyim. Şunu bir defa bilmen lazım, Türkiye’ye karşı herhangi bir olumsuz adım attığın zaman benim ilk işim siyasetçi olduğuma göre halkıma anlatabileceğim elimde güçlü malzemelerimin olması lazım. İşte onun için de Efes Tatbikatı bunları bayağı çıldırttı. Tuttular bunlar da Efes Tatbikatı’ndan sonra kendilerine göre bazı tatbikatlar yaptılar. Şu anda Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarını da ben iptal etme kararı verdim. Ve dedim ‘Bundan sonra benim artık Miçotakis’le görüşmem diye bir şey söz konusu değil.’ Yunanistan’ın samimi, dürüst olmayan tutumuna son vermesi gerektiğini açık bir şekilde dile getirme kararını aldık. Gerek Dışişleri Bakanım, gerek Savunma Bakanım dedi, ‘Bundan böyle artık görüşmelere son vereceğiz.’”
“YUNANİSTAN UÇAK ALMAMIZI ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’da dokuz Amerikan üssü olduğunu vurgulayarak, beşinin zaten var olduğunu, dördünün de yeni açıldığını söyledi. Bunların da inkâr edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi bunları adalara yerleştirme gayretleri var. Tabii Rusya’ya karşı kurulduğunu söylüyorlar. Dedim ya yok, kimi aldatıyorsunuz? Yani Rusya ile sizin böyle bir şeyi yapabilme ne gücünüz ne kudretiniz yok. Amerika bile bunu yapamaz. Kaldı ki, eğer üs diyorsanız, bizim İncirlik Üssü de var. Yani biz bu kadar iyi niyet gösteriyoruz, siz bize hâlâ geliyorsunuz, adalarda böyle garip garip şeyler yapıyorsunuz. Ve Yunanistan bizim güvenlik ihtiyaçlarımız için uçak almamızı engellemeye çalışıyor. Bir taraftan Amerika’ya, bir taraftan Fransa’ya daha değişik ülkelere hepsine böyle saldırarak ‘Türkiye’ye vermeyin.’ Verirler veya vermezler hiç önemli değil, ama biz duruşumuzla, her şeyimizle konumumuzu zaten koruyoruz.”
“Lozan Antlaşması’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığınız açıklamada, özellikle Yunanistan paragrafına yer verdiniz. Tabii adaların silahlandırılması Lozan’a da çok aykırı bir durum. Bu, çok adreslere teslim bir mesaj olarak okundu. Yunanistan tarafından bu mesajın alındığını düşünüyor musunuz?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Şimdi, öyle zannediyorum ki herhalde buradan gereken dersi almışlardır. Yani Yunanistan’ın iyi komşuluk ilişkileri hilafına sürdürdüğü bu faaliyetler sadece Lozan’a değil, aynı zamanda Paris Antlaşması’na da ters. Şimdi Lozan ve Paris antlaşmalarına ters olan böyle bir durumda Türkiye olarak biz ne yapalım? Elimiz kolumuz bağlı duralım, ‘Ey Yunanistan sen ne yapmak istiyorsan yap’ öyle mi diyelim? Ne gerekiyorsa vakti saati geldiğinde bunu da Türkiye olarak yaparız. Bu adaların egemenliğinin gayri askeri statü altında kalmaları kaydıyla kendisine verildiğini Miçotakis bilmiyor herhalde, yani bunu öğrenecek.”
F-16 SATIŞI
ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili Yunanistan şartını nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi o da bir garip, yani onun üzerine zaten Hulusi Paşa hemen bir açıklama yaptı biliyorsunuz. Yani bu tür şartlar Türkiye için geçerli şartlar değil, olacak iş de değil. Çünkü Biden ile Madrid’de yaptığımız görüşmede bunları biz gayet olumlu bir şekilde onunla konuştuk ve görüşmede ikili ilişkilerimize ve bölgesel konulara dair kapsamlı bir fikir alışverişinde bulunduk. Ve nitekim kendisinin de dönüşte yaptığı açıklamaları aslında olumluydu. Sonra bu nereden çıktıysa, yani Yunanistan’la ilgili konular gündeme geldi. Tabii yönetimin bu net tutumunu ben aslında Madrid’deki görüşmelerle ilgili olarak olumlu gördüm. Tabii ABD yönetimi bu desteğini kamuoyu nezdinde görünür kıldıkça Rum-Yunan lobisi başta olmak üzere Kongre’deki bazı odakların F16 talebimizi engellemek için girişimlerini tabii hızlandırdıklarını da görüyoruz. Nitekim Amerika’nın 2023 Ulusal Savunma Yetki Yasası hazırlıkları kapsamında Temsilciler Meclisi’nde 14 Temmuz’da, F-16 talebimizin karşılanmasını belirli bazı koşullara bağlayan bir değişiklik önerisi de ayrıca kabul edildi. Yasayla ilgili süreç devam ediyor ve henüz kesinleşmiş bir hüküm de mevcut değil. O sebeple sürecin safahatını yakından takip edip nihai metne bakmak lazım. Ben gelişmelerin olumlu olacağı inancındayım. Çünkü Madrid’deki görüşmede kendi partisinden, yani Demokratlardan da olumlu yaklaşımda bulunmayan bazı arkadaşlar vardı. ‘Tamam’ dedim ‘Cumhuriyetçiler, biz de Cumhuriyetçilerin üzerinde bir çalışma yapalım. Ve böylece Demokratlar, Cumhuriyetçiler olarak, oradan olumlu bir kararın ben çıkabileceğine inanıyorum’ dedim. Bu konuda da şu anda bazı girişimlerde bulunuyoruz, bulunacağız.”
İsrail, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerin normalleşme sürecinin anımsatılıp, Mısır ile ilişkilerde yeni dönemin başlangıcı için hangi adımların atıldığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Bir yıllık süre zarfında gerçekleştirdiğimiz karşılıklı ziyaretlerle BAE, Suudi Arabistan ile yeni dönem başlattık. Her iki ülkeyle de ilişkilerimizin her alanda hızlı şekilde geliştirilmesi için iki ülke kurumları çalışmalarını sürdürüyor. BAE ile ortak bir teknoloji fonu tesis edildi. Yatırım boyutunu da içerecek kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasına ilişkin müzakereler de süratle yürütülüyor. Suudi Arabistan makamlarının da iş adamlarımızın sorunlarının giderilmesi hususunda yoğun bir gayret içerisinde olduklarını görüyoruz. Müteahhitlerimizi ülkelerindeki projelerde görev almaya davet ediyorlar. Tabii ihraç ürünlerimize yönelik boykot ve benzeri ayrımcı uygulamaların da sona ermekte olduğunu, Türk okullarının yeniden açılmasına yönelik adımların atıldığını müşahede ediyoruz.”
TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin ve diyalogun geliştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sayın Herzog ile olumlu temaslarımız neticesinde başlayan bu süreçte 15 yıl aradan sonra İsrail’den ülkemize devlet başkanı seviyesinde bir ziyaret oldu. Şu anda bizim Mısır ile ilgili süreç alt düzeyde devam ediyor. Üst düzeyde de bu işin olmaması diye bir şey söz konusu değil. Yeter ki birbirimizi anlayalım, birbirimizi, yaklaşım tarzımızı şöyle kontrollü bir şekilde devam ettirelim. Olmaması diye bir sebep yok. Mısır halkı Müslüman, bizim kardeşlerimiz. Müslüman Müslüman’a ters bakacak hâlde değil. Yeter ki birbirimize karşı açıklamalarda birbirimizi rencide etmeyecek şekilde bir süreci devam ettirelim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik sürecin sorulması üzerine, şunları kaydetti: “Başbakan Paşinyan ile her iki ülkenin dini bayramları kapsamında karşılıklı tebriğimizi ilettiğimiz bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Tabii ülkemiz ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de konuştuk. Bizim baştan itibaren kırmızıçizgimiz Azerbaycan’dı. Azerbaycan konusu yoluna girdikten sonra biz zaten ‘Kapılarımızı açarız’ dedik. Paşinyan’ın bölgesel barış ve iş birliği açısından bizimle benzer düşünceleri paylaştığını duymaktan da memnun oldum. Artık söylemin ötesinde somut adımlar atmalarını bekliyoruz. Biz Ermenistan ile normalleşme sürecinde ciddiyiz, kararlıyız. Tam normalleşme ve iyi komşuluk ilişkilerinin tesisini de hedefliyoruz. Türkiye’de bugün 100 binin üzerinde Ermeni var. Bizim vatandaşımız olan Ermeniler var, bir de vatandaş olmaya namzet olan Ermeniler var. Bu bizim yaklaşım tarzımızı gösteriyor. Azerbaycan ile eşgüdüm içinde Ermenistan ile olan yaklaşımı geliştiriyoruz.”
“AMERİKA, FIRAT’IN DOĞUSUNDAN ÇEKİLMELİ”
Irak’ın Duhok vilayetinin Zaho ilçesindeki saldırıya ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Duhok’taki olay, PKK, YPG, PYD bunların alışılmış terör eylemlerinin bir benzeri. Buna biz yabancı değiliz. Bunu da Amerikalılara, Rusya tarafına ‘Bakın durum böyle burada bir oyuna gelmeyin’ dedik. Aynı şekilde bunu Irak’taki dostlarımıza, kardeşlerimize de söyledik. Yaptığınız açıklamalara dikkat edin, Türkiye’nin dostlarıyla, kardeşleriyle böyle bir eyleme girmesi mümkün değil. Biz böyle bir şey yapamayız. Ama bu terör örgütlerinin bugüne kadar alışılmış eylemlerinden bir tanesidir. Dert Türkiye ile Irak arasındaki olumlu gelişmeleri bozmak. Orada aklıselim sahibi birçok Iraklı kardeşlerimiz, dostlarımız güzel açıklamalar yaptılar ama bazıları da aksi açıklamalarda bulundu. Bunlardan bir tanesi de Konya’da yapılacak İslam Oyunları’na Irak’ın katılmaması istikametinde bir açıklama yapmışlar. Üzüldüm. Irak böyle bir adımı atmamalı. Arkadaşlarıma da söyledim, görüşün bu açıklamayı tavzih etsinler. Çünkü biz Irak’ı da bu oyunların içerisinde görmek istiyoruz. Duhok’ta hayatını kaybeden sivillerin ailelerine ülkem adına başsağlığı diliyorum. PKK’nın gerçek yüzünü bir kez daha böylece görmüş olduk.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Nehri’nin doğusundaki terör oluşumlarıyla ilgili, şunları kaydetti: “Fırat’ın doğusu hâlâ sıkıntılı, burada Amerika’nın maalesef çok ciddi olumsuz yaklaşımları var. Ben Madrid’deki görüşmelerde de bunu söylediğim gibi Tahran’da da Amerika’nın Fırat’ın doğusundan çekilmesinin gereği üzerinde durdum. Buradan çekilmesi lazım. Çünkü terör örgütleri bütün gücünü oradan alıyor. Tel Rıfat. Binlerce tır silah, mühimmat, araç gereç Amerika buraya yığdı, hâlâ yığmaya devam ediyor. Biz bunu Trump’a da söylemiştik, şimdi aynı şekilde Biden’a da söyledik. Ama bu konuda maalesef hâlâ olumlu bir adım atılmış değil. Temenni ederiz ki bu ısrarlarımız karşısında olumlu adımları atarlar, Tel Rıfat, Tel Abyad…”
“Bu bölgeye operasyon kararlılığınız canlılığını koruyor mu?” şeklindeki bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mecburen koruyacak. Bize dokunmayana zaten biz dokunmayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınır ötesi operasyonla etkisiz hâle getirilen YPG’li bir teröristle ilgili CENTCOM’un taziye paylaşımıyla ilgili olarak, şöyle konuştu: “Tabii bu ilk değil. Amerika bunları birçok kez yaptı. Zaten Amerika’nın kendi yetiştirmeleri. Bunlara eğitim vermek için birçok kez bu terör kamplarına gelmişlerdir. Bu terör kamplarında bunlara eğitim vermişlerdir. Hâlen bu eğitim verme çalışmaları maalesef devam ediyor. Bu taziye yayımladıkları terörist kim diye şöyle bir bakarsanız, Türkiye’ye karşı terör eylemlerinde bulunan, Suriye’de kız çocuklarını terör örgütlerine katmak için çalışan biri. Amerika’nın terör örgütüyle iş tutması kendi kazdığı kuyuya düşmesi sonucunu doğuracaktır.”
“AMERİKA’NIN PKK/YPG İLE İŞ BİRLİĞİ DEVAM EDİYOR”
ABD Başkanı Biden ile ilerleyen dönemlerdeki görüşmelerinde Amerika’nın terör örgütleriyle iş birliğini tekrar gündeme getireceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her düzeyde ve sürekli girişimlerimize rağmen Amerika’nın PKK/YPG ile iş birliği devam ediyor. Amerika, terör örgütünü DEAŞ ile mücadelede sözde bir ortak gibi görüyor. DEAŞ’ın terör örgütü olarak PKK’dan, YPG’den ne farkı var? Türkiye’nin DEAŞ ile göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesi olduğunu unutuyorlar. Aynı şekilde Suriye muhalefeti de mücadele ediyor. Bunları görmezden gelemeyiz. Yine Amerika, Suriye’nin kuzeyinde olası operasyonumuza karşı olduğunu söylerken, harekâtın istikrarsızlığa neden olacağı, DEAŞ ile mücadeleye zarar vereceği ve insani sorunlara yol açacağı iddiasını dile getiriyor. Ancak bunu yaparken, sözde ortaklarının terör eylemlerinin bir NATO müttefikine verdiği zarardan söz etmiyor. Biz NATO’da beraberiz, müttefikiz. İlk beş ülkeden bir tanesi biziz. Bize zarar veriyorsun. Bir terör örgütüyle mücadele için bir başka terör örgütüyle iş tutulmaz. Bunu bileceğiz.”
“Türkiye’de en önemli gündem maddelerinden biri mülteci sorunu, Tahran zirvesinde de siz bu konuyu ele aldınız. Türkiye’nin güvenli bölge oluşturması ve oradaki yerleşik mültecilerin güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi projeleri var. Olası bir beşinci operasyon sonrasında artık Suriyeliler evlerine ne şekilde dönecek? Bu nasıl gerçekleşecek?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi böyle bir operasyonun içeriği noktasında bir konuya girmeyi, yani bu akşamın konusu olarak görmek istemem. Ancak biliyorsunuz biz şu anda Suriye’nin kuzeyinde hedef olarak ilk etapta 250 bin briket ev yapmayı planlıyoruz ve bunları biz AFAD’ımızla beraber yapıyoruz. Çünkü o çadırlarda, o ilkel çadırlarda o insanların yaşaması hakikaten ne insani ne İslami değildir. Ancak dedik ki ‘Biz bu şekilde briket evler yapalım. Bu briket evlerin altyapısını da gayet iyi bir şekilde yapalım’ ve sağ olsun AFAD’ın koordinesinde STK’larımızla bunlara katılmak suretiyle şu ana kadar yani 100 bine yakın konutu bitirdik ve bunlar devam ediyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir çalışma yapacaklarını belirterek, artık tek kat değil, zemin artı bir kat şeklinde projelerin hazırlandığını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belki zemin artı iki de olabilir. Yani bunları da yapmak suretiyle buralara bizdeki mültecilerden geri dönüşleri ama kendi istekleriyle ve arzularıyla bu dönüşleri arttıralım diyoruz. Bunu başarabilirsek bu sayı 1 milyonu bulur” dedi.
“Uluslararası toplumdan hiç destek geliyor mu bu projeye?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu ana kadar yok ama onlara sorarsan var” cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT’in son dönemde Irak, Suriye ve firari FETÖ’cülere yönelik operasyonları anımsatılarak, “Önümüzdeki günlerde MİT’in başarılı operasyonlarına dair yeni isimler var mı, buradan paylaşabileceğiniz isimler var mı?” sorusu üzerine, “Şimdi ben bu isimleri burada açıklarsam bu isimleri istihbarat koyduğu yerde bulabilir mi? İşte bu bir gece ansızın dediğimiz konu bu. Zaten onun için de istihbarat kendine has gizlilik içerisinde bunların takibini yapıyor ve o nokta atışlarla da bulduğu yerde bunların işini bitiriyor. Bundan sonraki süreçte de bu başarılı operasyonlarını aynı şekilde istihbarat örgütümüz devam ettirecek” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ilişkin bir soruyu cevaplarken, Kovid-19 salgınının, Ukrayna’daki savaşın, tarihin en yüksek seviyelerine ulaşan enerji, emtia fiyatlarının ve tedarik zincirinden kaynaklı sorunların küresel alanda enflasyonist bir ortam oluşturduğunu belirtti. Bunların tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin de enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 78-79, bu seviyelere ulaştı. Hayat pahalılığının yükünü azaltmak ve Türk lirası cinsinden enstrümanlara güveni artırmak amacıyla gerekli tüm adımları da gecikmeksizin atıyoruz. Bu bizim çıkış yollarımızdan en önemlisi, bir tanesi. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve ekonomi yönetimimizle birlikte çalışıyor, tüm ihtiyaçları ve politika adımlarını değerlendirerek ilerliyoruz. Hedef odaklı devreye aldığımız eşgüdüm içerisinde hızlı bir şekilde hayata geçirdiğimiz bu adımlarla zorlu küresel koşullara karşı ülkemizin direncini artırmayı hedefliyoruz” sözlerini sarf etti.
Kur Korumalı Mevduat sistemine vatandaşların ilgisinin yüksek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplamda 1,8 milyon hesap açıldı. Bu sayı önemli bir güven ve teveccühe işaret ediyor. Yani siz eğer güven ve istikrarı ciddi manada koruyabilirseniz halkınızın bu noktadaki güven ve istikrar ikilisi sağlam, yerindeyse bir defa bu ülkeyi kimse yıkamaz. Şimdi Türk lirası cinsi tasarrufların yaygınlığını artırmak için Kur Korumalı Türk lirası vadeli mevduat ve katılma hesapları enstrümanını desteklemeye biz devam ediyoruz. Ayrıca tasarruflarını Türk lirasında değerlendirmek isteyen vatandaşlarımıza alternatifler sunmak amacıyla bir de gelire endeksli senetlerin ihracını gerçekleştirdik. Gerçek kişilere yönelik tasarladığımız ürüne gelen talep de tabana yayıldı ve beklentimizin üzerine ulaşmış vaziyette. Neticede 83 bin 816 bireysel yatırımcı, toplamda 6,6 milyar liralık talep gösterdi. Yapmış olduğumuz bu düzenlemelerin enflasyon üzerindeki etkilerini de yakından takip ediyoruz. Düzenlemelerimiz fiyat artışlarının hızını da yavaşlattı. Son haftalarda petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün ulaştırma grubunu doğrudan, diğer grupları ise dolaylı olarak olumlu etkilemesini de bekliyoruz. Bunun sonbahara doğru da bu şekilde gideceğine inanıyorum. Tabii yıllık enflasyonda düşüşü önümüzdeki şubat ve mart ayı itibarıyla belirgin bir şekilde görmeye başlarız.”
“Meydanların ilgisi, yani ‘Seçmen midesiyle düşünür ve hani tencerenin etkilemeyeceği iktidar yoktur’ denir. Bu zorluğa rağmen herhalde aldığınız tedbirlerin sahadaki karşılığını mı görüyorsunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Az önce işte ifade ettiğiniz gibi Kayseri’de resmî rakam o gün 70 bin civarındaydı. Şimdi orada 70 bin kişinin Kayseri’de o sıcağa rağmen o meydana gelmiş olması bir şeyi gösteriyor. Nedir? Ha diyor ki ‘Çıkış yolu burası’ ve onunla da kalmıyor tabii bir de şu var, yani vatandaşın ben araçları ile olsun piyasadaki alışveriş noktasındaki hareketliliğine bakıyorum gayet iyi bir konumda. Mesela benim söyleyeceğim en önemli hususlardan bir tanesi maliyet enflasyonu, maliyet enflasyonu konusunda da biz şu anda bana göre işi yönetiyoruz. Şu anda bizim son yaptığımız zamlarla vatandaşın cebine giren para da ne oldu? Ciddi bir artış oldu ve bu tabii yılsonu itibarıyla tekrar gözden geçireceğimiz bir süreçtir. Şimdi bu hafta sonu mesela ben Ordu’ya gidiyorum. Ordu’da da orada şimdi herkesin beklentisi ‘Acaba fındık fiyatları ne olacak’. Açıklayacağız tabii, işimiz o. Zaten yani çayın olduğu yerde onu açıklıyoruz, buğdayın olduğu yerde buğdayı açıklıyoruz. Şimdi fındığın olduğu bölgeler Trabzon, Ordu, Samsun, Sakarya, Düzce, vesaire onların da artık şu anda mevsimi geldi. Yani alavere dalaverecilere falan işi bırakmadan biz bu açıklamayı yapacağız. Bu açıklamayı yaparken ben Bay Kemal’in ağzına bakıp bir de ortağı hanımefendinin ağzına bakıp da biz rakam açıklayamayız, bizim sırtımızda küfe var. Dolayısıyla bu küfenin gereği neyse biz bu açıklamayı yaparız ama bu açıklamayı yaparken de bütün fındık müstahsilini asla enflasyona filan biz ezdirmeyiz.”
3600 EK GÖSTERGE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ek gösterge ve asgari ücrete ara zam konularına ilişkin gelen soru üzerine, şöyle konuştu: “Bu konular üzerinde özellikle Vedat Bey çalışmaları sürdürüyor ve bu çalışmalarda da biliyorsunuz belli bir takvim var. Yani bu takvime göre de bu çalışmalar ekiplerimiz tarafından yürütülüyor. Ek gösterge konusu biliyorsunuz yıllardır gündemde olan bir konuydu. Son düzenleme 1994 yılında yapılmış, bu tarihten sonra münferit düzenlemeler yapılsa da değişen şartlara göre tüm sistemin yeniden ele alındığı bir düzenleme ne yazık ki yapılmamış. Dört özellikli meslek grubunun ek göstergelerinin 3600 ek göstergeye hak kazanması için bu sene başında biz çalışmalara başladık. Tüm gösterge sistemini yeniden gözden geçirip düzenledik. Bu kapsamda öncelikle birinci dereceye gelmiş olmak kaydıyla tüm öğretmenlerimizin 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu polislerimizin alan sınırlaması olmaksızın, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu tüm sağlık çalışanlarımızın ve din görevlilerimizin ek göstergeleri ne oldu? 3600’e yükseltildi. Bunların yanında avukatlar, il müdürleri, bekçiler, uzman jandarmalar ve erbaşlar gibi 3000 ek göstergeli tüm meslek gruplarının da 3600 ek gösterge düzenlemesinden faydalanmaları sağlandı.
Ayrıca il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri, şube müdürleri, gelir uzmanları ve mali hizmetler uzmanları gibi kariyer uzmanlar ve denetmenlerin de 2200 olan ek göstergeleri 3600 ek göstergeye çıkarıldı. Bunlar bizim bu dönem içerisinde halkımızın ve memurumuzun bütün sıkıntılarını gidermeye yönelik attığımız adımlardır. Tabii bir de ek gösterge sisteminde bugüne kadar 28 sene boyunca genellikle hep küçük dokunuşlar yapılmıştı. Bu sistemi sosyal diyalog anlayışı çerçevesinde ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda revize ettik ve Yüce Meclisin takdirine sunarak hayata geçirdik. Bunun yanında ocak ayında tarihi bir adım atarak asgari ücretten vergi alınmaması yönünde düzenleme yaptık ve asgari ücrete yüzde 50 oranında zam yapılmasını sağladık. Bu kapsamda ve çalışanlarımızın her zaman yanında olduğumuzu bununla bir kez daha ispatlamış olduk.”
“Muhalefetin, ‘Önce biz dedik, önce biz gündeme getirdik, hükûmet yaptı’ şeklinde propaganda yürüttüğünün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bunu sürdürdüğü”nün aktarılmasının ardından, “Muhalefet dedikten sonra mı bu fikirler gündeme geldi, yoksa daha öncesinden bunun çalışmaları yapılmış mıydı? Özellikle bu kredi bağlamında” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde üniversite öğrencilerinin aldığı bursun “45 liracık” olduğunu söyledi.
Öğrencilerden o dönemde üniversite harcı da alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversite harçlarını Bay Kemal mi söyledi de kaldırdık veya yanındaki ortağı mı söyledi de kaldırdık? Harcı da biz kaldırdık” dedi.
Bursun 45 liradan 850 lira gibi bir noktaya geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, verilen kredinin ise üçayağının bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Kredi eğer alıyorsan, aldığın bu krediyi senin anında ödemen diye bir şey yok. Sigortalı bir işi bulacaksın, sigortalı işi bulduktan sonra da iki yıl gibi bir süre içerisinde de bunu ödeyeceksin. Burada faiz var mı? Hayır, faiz filan yok. Başbakanlığım döneminde de açıkladığım bir şeydir, faiz filan yok. Şimdi söyledikleri, yok bilmem buna enflasyon… Hayır, kesinlikle; ne faiz ne enflasyon sadece anapara. Biz öğrencilerimizi kesinlikle muhalefetin bu saçma sapan yaklaşımlarına ezdirmeyiz.”
YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yap-işlet-devret projeleri kapsamında inşa edilen yatırımlara ilişkin bir soru üzerine, muhalefetin bu projelere karşı yaklaşımının her zaman, bunların yapılması istikametinde değil, yapılmaması istikametinde olduğunu söyledi.
Muhalefetin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapılmaması için denizden motorlarla Anadolukavağı’na, Rumelikavağı’na gelerek, gösteriler yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz kararlıydık, bu yapılacak ve yaptık. Şu anda yoğun bir şekilde trafiği var. Anadolu-Avrupa yakasında otomobiller, tırlar burada yoğun bir şekilde çalışıyor. Aslında bu da bir şeyi gösteriyor. Hani ‘ekonomik olarak battık’ diyenler var ya, onlara cevap, oralardan geçen otomobillerdir, oralardan geçen otobüsler, tırlardır. Onlar bir şeyi gösteriyor. Demek ki bu ülke, öyle batmış filan değildir, öyle fakir, garip gureba değil. Herkesin altında maşallah arabası da var, iftihar ediyoruz. Tırlarla Anadolu’dan Avrupa’ya her türlü gıda vesaire bunların nakli yapılıyor, otobüslerle taşımacılık aynı şekilde devam ediyor. Bütün bunlar devam ederken nasıl dersiniz battık?”
Osmangazi Köprüsü’nün önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce İzmit Körfezi’ni dolaşıyorduk ve bunu zaman noktasında nereye indirdi malum… Feribotla geçmek 45 ila 60 dakika sürüyordu. Şimdi artık bekleme süresi beş dakika. Beş dakikada geçiyorsun. Böyle bir noktaya geldik. Osmangazi Köprüsü’nü 4 Temmuz’da 43 bin 301 araç kullandı. Bu da tabii bu işin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar verimli olduğunu düşünün” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yap-işlet-devret modelini daha öğrenemediğini, “Bize hükûmet bunu bir anlatsın, yap-işlet-devret nedir?” dediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bay Kemal, yap-işlet-devret; devletin cebinden para çıkmadan yüklenici firmaların veya talip olanların buraya gelip yapıp, kaç seneye anlaşıyorsun 15 sene; 15 sene burayı işletir her yıl belirli bir araç ya da insan sayısına göre ücreti vardır, buna göre burayı kullanır. Eğer devlet bir ödeme yapması gerekiyorsa, o farkı kapatma açısından ödemeyi yapar ve böylece de orada yüklenici olan firma buradan rahatlıkla yap-işlet-devrette huzurlu bir şekilde devam eder, ondan sonra da belki ikinciye, üçüncüye talip olurlar.
Aynı şekilde 18 Mart Çanakkale Köprüsü de 2,5 milyar avroya yapıldı. Güney Kore finansmanını sağladı ve Türk firmasıyla beraber ortaklaşa burayı yaptılar. Şimdi dünyada en uzun açıklığa sahip böyle bir köprü… Biz eskiden ne çileler çekerdik orada? Lapseki’den Gelibolu’ya geçmek için orada bazen gece boyu arabalı vapur beklerdik. Ama şimdi öyle bir şey yok. İşte şimdi altı dakikada karşıdan karşıya geçiyorsun. Bir de tabii bu köprü, şimdi bizim için hakikaten adeta boynumuzda güzel bir altın kolye. Şu anda orayı kullananlar bize dua ediyorlar. Biz de bundan mutluyuz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa-Adıyaman arasındaki Nissibi Köprüsü’nün önemini de dile getirerek, “Biz olmasak Şanlıurfa-Adıyaman arasında böyle bir köprünün hayali bile söz konusu değildi ama bunu biz yaptık” dedi.
İzmir-İstanbul Otoyolu’nun yapılmasıyla İstanbul’dan İzmir’e 3 saat 15 dakikada ulaşılabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün o köprülerin yapılmasının yanında bir de tünellerin inşa edildiğini vurguladı.
Marmaray, Avrasya Tüneli gibi projelere de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunlar medeni olmanın, kalkınmanın ve dünya standartlarında olmanın ötesinde onu aşan bir yapının güzellikleridir” dedi.
“Israrlı bir şekilde garantiler ve beş firma üzerine algı yürütüyor muhalefet, özellikle CHP. O noktada bir cevabınız olur mu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onunla uğraşmaya gerek yok. Biz işimize bakacağız” ifadesini kullandı.
CHP’li büyükşehir belediyelerinde su parasının artırılarak işi çözmeye gayret edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu anda bu büyükşehirlere devlet olarak bizim vermiş olduğumuz para, bu sene ciddi manada bir artış kaydetti. Tabii bizim vergi gelirlerimiz artınca onlara da yapmış olduğumuz ödemeler bu denli artmış oldu. Nitekim bugün İzmir’de, bizim arkadaşlar büyükşehir belediye başkanlarımız; İstanbul’dan Meclis Başkanvekili, aynı zamanda Esenler Belediye Başkanımız Tevfik Bey, bunları rakamlarla açıkladı. Ne diyeceksin? ‘Yok, bilmem para vermiyorlar, yok şu gelmiyor, bu gelmiyor…’ Buyur işte, bunlar kayıtlı yapılan ödemeler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne verilen para, Ankara’ya verilen para. Bu kadar açık net. 1’e 5 artmış durumda. Bunların hepsinin şu anda bütün kaydı var. Buradan bunlar verildi. Ama işte bizim talihsizliğimiz böyle bir muhalefete sahip olmak. Dürüst bir muhalefet yok. Dürüst olsalar çok daha fazla mesai alır, çok daha fazla mesafe alır, böyle bir yolculuğu gerçekleştiririz ama bu yok.”
YERLİ OTOMOBİL TOGG
Yerli otomobil TOGG’un ne zaman yollarda görüleceği ve fiyatının ne olacağı sorularına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onları bana hemen sorarsan bu doğru olmaz. TOGG’un üretim süreci devam ediyor. İnşallah yani hedefimiz bu yıl içerisinde çıkartıp ondan sonra da keyfini beraberce tatmak” ifadesini kullandı.
Bursa Gemlik’te yer alacak fabrika inşaatı çalışmalarının Temmuz 2020’de başladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu andaki durumda boya tesisi, gövde tesisiyle, 1,6 kilometrelik test pistinin tamamlandığını bildirdi.
Fabrikadaki montaj tesisinin yüzde 98’inin tamamlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gemlik’te 250 robot parçalı denemelerin ardından deneme üretimi için hazır hale gelmeye başladı. Avrupa’nın en temiz boyahane tesisinde kimyasal dolum aşamasına geçildi. Montaj tesisinde ise ekipman kurulumu tamamlanarak devreye alma çalışmaları da bu arada başladı. Tesisler bu yılın son çeyreğinde seri üretime hazır hale gelecek. Tesislerin seri üretime hazır hale gelmesiyle ilk seri üretim araçlar, bu yılın son çeyreğinde inşallah banttan inecek” diye konuştu.
Türkiye’de, otomobilin bataryasının üretiminin yapılacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda çalışmalarının devam ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Motor gücü 160 kilovatı geçmeyen ve ÖTV matrahı 700 bin lirayı aşmayan elektrikli otomobiller için daha önce yüzde 60 olarak uygulanan elektrikli araçların Özel Tüketim Vergisi’ni yüzde 10’lara kadar düşürdük” dedi.
2023 SEÇİMLERİ
“2023 seçimlerinin Türkiye için önemi nedir?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak öncelikle girdikleri her seçimi bir öncekinden önemli gördüklerini söyledi.
Rehavetin olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2023 seçimlerini bu zamana kadar girip galip çıktığımız tüm seçimlerden daha önemli görüyoruz. Biz millete hizmet için tabii rakip olmayınca kendimizle yarışıyoruz. Bu seçimi de bir dönüm noktası olarak görüyoruz, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasının devamı için bunu bir dönüm noktası olarak telakki ediyoruz. Seçimlerin kazası, telafisi olmaz. Sen ben değil, bütün bir ülke kaybeder. AK Parti’nin kazanması, Türkiye’nin kazanması demektir. Son 20 yılda 100 yılın işini 20 yıla sığdırdık ve kazanan işte az önce örneklerini verdiğim Türkiye oldu, vatandaşımız oldu” diye konuştu.
Göreve geldiklerinde 26 havalimanının olduğunu, şimdi ise bu sayının 58’e çıktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani Türkiye’de havalimanımızın olmadığı yer kalmadı. Yani bu sayı 58’e filan çıkınca bu ne demektir? Yani gittiğiniz her ilde havalimanından evinize yarım saatte, bilemedin 45 dakikada gidebilirsin demektir. Şimdi işte en son biliyorsunuz Rize-Artvin Havalimanı’nı açtık denizin üzerinde. Bu, hem Artvin’in işini kolaylaştırdı hem Rize’nin işi daha kolay hale geldi. Bundan önce Rize nereyi kullanıyordu? Trabzon’u kullanıyordu. Şimdi tabii muhteşem bir havalimanı yapıldı. Çok modern bir havalimanı yapıldı” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanlarında personel ve pilotaj sıkıntılarının yaşandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi tabii pilot yetiştiriyor Türk Hava Yolları süratle. İnşallah bu pilotların yetişmesiyle birlikte bir taraftan da uçak kiralama veya satın alma noktasında bazı adımlar atılacak ama şu anda bizim en çok sevindiğimiz yani denizin üzerinde dünyada beş tane havalimanı var. Bunun birisi Ordu-Giresun, birisi de Rize-Artvin Havalimanı. Ve bütün bunların ötesinde biz göreve geldiğimizde yani Binali Bey, Ulaştırma Bakanı olduğu zaman 6 bin 100 kilometre kara yolu vardı ama şu anda 28 bin kilometre bölünmüş kara yolumuz var. Bunların içinde tabii otobanlar, otoyollar var, vesaire böyle bir konuma geldik.”
Eğitim sisteminde 76 üniversiteden 208 üniversiteye çıkıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “81 vilayetin tamamında üniversite var. Üniversitesi olmayan ilimiz yok. Sağlıkta şu anda 19 vilayetimizde biliyorsunuz şehir hastanelerimiz var. Bu şehir hastanelerimiz bizim olmamış olsaydı şu anda biz Kovid-19 olayını bu kadar rahat atlatamazdık. Şimdi inşallah yeni şehir hastanelerimiz de açılıyor. Bir tanesi inşallah Ankara’da açılıyor. Bir iki ay içerisinde inşallah açılışı yapılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, altılı masanın 2023 seçimleri için adayının henüz belirlenmediğine ilişkin soru üzerine şöyle konuştu: “Biz şu anda Cumhur İttifakı olarak kendimizden sorumluyuz. Yani bizim partilerimiz arasında herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Adayımız belli, hazır. Ve adayımız şu anda çalışmalarını arazide Cumhur İttifakı’yla beraber yürütüyor. Yani ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ dedik. ‘Durmak yok yola devam.’ dedik. 2023 seçimlerinde 20 yılı aşan bir tecrübeyle milletimizin karşısına çıkıyoruz. Şimdi ‘millet, zillet’ ne derseniz deyin adına, bu ittifak ne yapar, kimi çıkarır bu, bizi pek ilgilendirmiyor. Biz kendimizden sorumluyuz. Şimdi masanın altında ayrı, masanın üstünde ayrı hesaplar dönüyor. Böyle bir masadan memleket hayrına bir şey beklemek mümkün değil. Kaldı ki zaten ismi üzerinde durulacak kim var bilemiyorum.”
“Cumhurbaşkanlığı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu’nu rakip olarak ister misiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar bizi enterese etmez. Kemal Bey, biliyorsunuz İstanbul’a belediye başkan adayı olmuştu, Kâğıthane’nin yolunu şaşırdı ‘Kâğıttepe’ dedi. Ankara’da da orada nüfus kâğıdını kaybetmişti, bir şeyler oldu, oyunu kullanmadı. Ne demek istediğimi anlayın. Onun için hayırlı işler uzatılmaz. Bu masadan hayırlı bir şey çıkacak olsa da bu kadar uzatırlar mıydı? Onu da bilmiyorum. Masadakilerin işi gücü yalan, dolan, fitne, bölücülük. Ortak noktaları siyasetçilik oynamaktan zevk almaları, kolay oynatılabilen kukla olmaları ve terör örgütlerinin savunucuları olmaları. Hepsi de terör örgütlerini savunuyor. Şu anda ortaklıklarını açıklamadıkları partinin de terör örgütüyle ilişkileri ortada” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefete ilişkin, “Bir tarafta Saadet Partisi var, hani Millî Görüş’e bir şekilde sahip çıkıyor. Bir tarafta bir dönem sizinle yol yürüyen ve önemli makamlara gelmiş isimler var. Ayrı partiler kurdular. Şöyle geriye dönüp bakınca onlar için ya da bu süreç için bir tanımınız ya da bir değerlendirmeniz oluyor mu?” şeklindeki soruya şu cevabı verdi: “Yani o tür bir değerlendirmeye girmeyi zait addederim çünkü onu onların düşünmesi lazım. Onların nasıl bir ihanetin içinde olduklarını kendilerinin düşünmeleri lazım. Onlar o makamlara kendi layık oldukları için gelmediler, o makamlara getirildiler. Eğer onlara bakanlık, başbakanlık verildiyse hepsini de onlara bir irade o makamları verdi ama onlar bunun kadri kıymetini ne yazık ki bilemedi. Öbür tarafta diğeri hakeza o da aynı. Şu anda masanın etrafında dönüp dolaşıp bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar. Dolayısıyla biz milletimizin ferasetine inanıyoruz. Benim milletim feraset sahibidir, kimin ne olduğunu net görür.”
Gençlerle ilgili bir soru üzerine, 30 olan seçilme yaşını önce 25’e, sonra da 18’e indirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece 18 yaşında gençlerin parlamentoda söz sahibi olduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şu anda benim partimin bu şekilde gençleri var. Bu gençler şu anda parlamentoda görev yapıyorlar, bu noktaya geldiler. Tabii bu, onların heyecanını artırdığı gibi benim heyecanım da artırıyor. Şimdi böyle genç yaşta bu arkadaşlarımızın parlamentoya girmeleri ayrı bir dinamizm kazandırıyor. Onun için de bizim bundan sonraki süreyle 2053, 2071, bunlar Türkiye’nin siyasetinin çok daha dinamik olmasını inşallah getirmiş olacak. Onların o dinamizmi bizi de dinamik kılıyor. Şu an itibarıyla gittiğim her yerde gençlerden aldığım bu dinamik yapı beni de farklı kılıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.