Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Dünya, ekonomik krizden savaşlara ve siyasi çalkantılara kadar pek çok sorunla boğuşurken, Türkiye olarak hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergiliyoruz. Küresel krizleri önceden görüp gereken tedbirleri alma, mekanizmaları oluşturma, dayanıklılığımızı tahkim konusunda artık herkesin takdir ettiği birikime ve dirayete sahibiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.
Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Son Kabine toplantımızdan bu yana geçen üç haftalık sürede, ülkemiz ve milletimiz için eser ve hizmet üretmeye kesintisiz devam ettik.
Yeni eğitim-öğretim yılının açılışını İstanbul Sancaktepe’de öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimizle birlikte gerçekleştirdik. Bu vesileyle, eğitimde 20 yılda ülkemize kazandırdığımız hizmetleri tekrar hatırlama imkânı bulduk. Gençlerimizle bugünün ve geleceğin dünyasına dair kısa bir ufuk turu yaparak kendileriyle ‘oku, düşün, uygula, neticelendir’ prensibimizi bir kez daha paylaştık. Öğretmen atamalarından derslik sayına, altyapıdan teknolojiye kadar eğitime verdiğimiz önceliğin neticelerini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Ülkemizin 81 vilayetinde ve ilçelerinde insanlarımızı ev sahibi yapmak için yürüttüğümüz konut projelerini yeni bir kampanyayla taçlandırma müjdesinin ayrıntılarını 13 Eylül’de kamuoyuna açıkladık. Adını ‘İlk Evim, İlk İş Yerim’ olarak koyduğumuz bu kampanya, toplamda 500 bin sosyal konutu, 250 bin konut arsasını ve 50 bin iş yerini kapsıyor. Kampanyanın ilk etabında 250 bin konutu, 100 bin konut arsasını ve 10 bin iş yerini 2 yıl içinde bitirerek hak sahiplerine teslim etmeyi planlıyoruz. Talep toplama süreci önümüzdeki ay sonuna kadar devam edecek projenin, 5 bin konutluk ilk diliminin temelini 25 Ekim’de atıyoruz. Başvuru sayısı şimdiden 5 milyona dayanan bu kampanya, Türkiye’nin bugüne kadar yapılmış en büyük sosyal konut atılımı olacaktır.
Geçtiğimiz 20 yılda 1 milyon 170 bin konutu inşa etmiş bir hükûmet olarak, 2 yıl içinde 250 bin sosyal konutu tamamlayacak, ardından da süratle bunu 500 bine çıkartacak bu projeyi söz verdiğimiz şekilde hayata geçirmekte kararlıyız.
Milletimiz sosyal konut kampanyamıza çok büyük bir teveccüh göstermiştir. Gençlerimize, emeklilerimize, engellilerimize, şehit yakını ve gazilerimize özel kontenjanlar ayırdığımız ‘İlk Evim, İlk İş Yerim’ kampanyasının bir kez daha ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Hükûmetimizle eser ve hizmette yarışamayanların yalan, yanlış ve iftira üzerine kurdukları hezeyanlarıyla ilk günden itibaren kampanyamızı karalamaya çalışmalarını ise üzüntüyle takip ediyoruz. Hep söylediğimiz gibi, biz 20 yıldır eser ve hizmette yarışacağımız bir muhalefetin özlemini seçtik, görünüşe göre uzunca bir süre daha aynı arayışı sürdüreceğiz.
“ÖĞRENCİLERİMİZİN YURT TALEPLERİNİ KARŞILAYACAK YENİ ADIMLARI DEVREYE ALIYORUZ”
Üniversitelerimizin açılmaya başlamasıyla öğrencilerimizin yurt taleplerini karşılayacak yeni adımları da devreye alıyoruz. Yurt kapasitemizi 182 bin yataktan 850 bin yatağa çıkartarak hiçbir gencimizin barınma sorunu yüzünden eğitiminden mahrum kalmamasını sağlamanın gayreti içindeyiz. Geçmişte başvuran öğrencilerimizin çok cüzi bir kısmını yurda yerleştirebilirken, biz bunu yüzde 90’lar seviyesine çıkardık. Bu anlayışla 14 Eylül’de 105 yeni yurt binamızın daha açılışını yaptık. Artan kapasite sayesinde ilk yerleştirmede dahi yüzde 80’lik bir talep karşılama oranını yakaladık, inşallah bu oran zaman daha da artacaktır. Bugün Türkiye’nin yükseköğrenim yurdu kapasitesi, Avrupa ülkelerinin çoğunun toplamından daha fazladır. Dolayısıyla öğrencilerimizin barınma sorunlarını siyasi istismar aracı hâline getirmek isteyenlerin dünyadan da, Türkiye’den de haberleri olmadığı açıktır.
Aynı şekilde kredi ve burs konusunda da Türkiye, dünyanın en ileri sosyal devlet uygulamasına sahip ülkesidir. Başvuran her öğrencimiz kredi, şartları tutan her öğrencimiz burs alabilmektedir. Müjdesini daha önce paylaştığımız kredi ödemelerinin sadece anapara üzerinden yapılabilmesine ve geçmişteki ilave borçların silinmesine ilişkin düzenleme Ekim ayında Meclis gündemine de gelecektir.
Geçmişte her eğitim-öğretim yılı açılışında gerginlik sebebi olan üniversite harçlarını da bildiğiniz gibi biz kaldırdık.
“YÜKSEKÖĞRENİM YURTLARINDA KALAN ÖĞRENCİLERİMİZE VERMİŞ OLDUĞUMUZ BESLENME YARDIMINI GÜNLÜK 60 LİRAYA ÇIKARTIYORUZ”
Bu vesileyle üniversite öğrencilerimize bir de müjde vermek istiyoruz; ek yerleştirmelerin devam ettiği ve fiyatlarını değiştirmediğimiz yükseköğrenim yurtlarımızda kalan öğrencilerimize vermiş olduğumuz beslenme yardımını günlük 25 liradan 60 liraya çıkartıyoruz. Böylece beslenme yardımını 2,5 katlık bir atışla aylık 1800 liraya yükseltiyoruz. Amacımız, üniversite öğrencilerimize yurtlarımızda kaliteli ve doyurucu yemek sunmaya devam etmektir. Yeni beslenme yardımı rakamının gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Geçtiğimiz hafta sonu da Sakarya’da önce toplu açılış töreni vesilesiyle vatandaşlarımızla, ardından de seçimlerde ilk defa oy kullanacak gençlerimizle bir araya geldik. Her iki buluşmamızda da oldukça coşku vardı. Özellikle gençlerimizle gerçekleştirdiğimiz buluşmada onların haklarına, özgürlüklerine, geleceklerine sahip çıkma iradelerini 2023’te sandıkta gösterme konusundaki kararlıklarını görmekten memnuniyet duydum.
Birileri sabah-akşam evlatlarımıza sadece umutsuzluk aşılarken, biz istikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimize güvenmeye, onları her alanda desteklemeye devam ediyoruz.
Pazar günü ise İstanbul Ticaret Odası’nın 140. Kuruluş Yıl Dönümü Ödül Töreni’nde iş dünyamızla bir araya geldik. Bu toplantıda hem İstanbul Ticaret Odamızın ve Oda Başkanımız Sayın Şekib Avdagiç’in çalışmalarını değerlendirme, hem de ekonomi programımızı tekrar hülasa etme fırsatı bulduk.
“İÇ SİYASETTE OLDUĞU GİBİ DIŞ POLİTİKADA DA DAYATMALARI KABUL ETMİYORUZ”
Uluslararası kuruluşlar, küresel ekonominin ve gelişmiş ülkelerin büyüme beklentilerini sürekli aşağı yönlü revize ederken, Türkiye’nin büyüme oranını ise tam tersine sürekli yükseltiyor. Sadece bu bile ülkemizin potansiyelinin ve gücünün büyüklüğünü göstermeye yeterli bir işarettir.
Dünya, ekonomik krizden savaşlara ve siyasi çalkantılara kadar pek çok sorunla boğuşurken, Türkiye olarak hem içeride, hem dışarıda güçlü bir duruş sergiliyoruz. Küresel krizleri önceden görüp gereken tedbirleri alma, mekanizmaları oluşturma, dayanıklılığımızı tahkim konusunda artık herkesin takdir ettiği birikime ve dirayete sahibiz. Son 8-9 yıldır kesintisiz yaşadığımız saldırılar, maruz kaldığımız oyunlar, önümüze kurulan tuzaklar, bizi böyle bir erken uyarı sistemi oluşturmaya ve etkin şekilde çalıştırmaya mecbur bırakmıştır. Bu sayede, salgınla başlayıp Ukrayna-Rusya savaşıyla süren küresel krizler döneminde gelişmiş ülkeler dahi ne yapacaklarını bilemez şekilde savrulurken, biz hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürebildik. Asla paniğe ve korkuya kapılmadan, son asrın en büyük sağlık kriziyle mücadelede kendi özgün programımızı oluşturup uyguladık. Rusya-Ukrayna Savaşında her iki tarafla diyalogumuzu sürdürerek, tahıl sevkiyatından esir takasına kadar pek çok diplomatik başarıya imza attık. Şu an itibariyle 5 milyon tonun üzerinde tahıl ihracatını gerçekleştirdik.
Ülkemizi ısrarla bölgesel ve küresel karar alma mekanizmalarının dışında bırakmaya çalışanlara rağmen, her sürecin itibarlı, güvenilir, diyalogları kolaylaştırıcı ve sorunlara çözüm geliştirici başat aktörü olduk. Ülkemizi kendi çıkarlarının bekçisi olarak görenler bu yeni durumdan rahatsız olsa da, biz süreci Türkiye merkezli olarak yönetiyoruz. Hükûmet olarak, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da dayatmaları kabul etmiyoruz.
Türkiye’nin kazanımlarını daha ileriye taşımak için üç kıtayı birleştiren stratejik konumumuza mütenasip şekilde farklı bölgesel kuruluşlarla ilişkilerimizi geliştiriyoruz. Ne Batı için Doğu’ya sırtımızı dönüyor, ne de kuzey ülkeleriyle bağlantılarımızı güçlendirirken, Ortadoğu ve Afrika’yı ihmal ediyoruz. Tıpkı Mevlana Hazretleri’nin pergel metaforunda olduğu gibi, bir ayağımızı ülkemize sabitlerken, diğeriyle de bölgemizden başlayarak tüm dünyayı kuşatıyoruz.
Tarihî, beşeri, kültürel kadim bağlarımız olan Balkanlar’ın güvenlik ve huzurunu kendi ülkemizden ayrı görmüyoruz. Kritik bir dönemde Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan’a yaptığımız ziyaretler hem bu ülkelerle ilişkilerimizin ilerletilmesi, hem de istikrar ortamının korunması açısından faydalı sonuçlar doğurmuştur. Geçtiğimiz günlerde Özbekistan ve Amerika’da yaptığımız temaslar da Türkiye’nin genişleyen dış politika vizyonunu ortaya koymuştur.
Özbekistan Cumhurbaşkanı kardeşim Şevket Mirziyoyev’in daveti üzere katıldığımız Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde bu anlayışla oldukça verimli temaslar gerçekleştirdik. Toplamda 3,2 milyar insanın yaşadığı, 20 trilyon dolar millî gelir üreten 2012 yılından bu yana diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı’yla ilişkilerimizi çok daha derinleştirmeyi istiyoruz. Bu niyetimizi zirve kapsamında yaptığımız temaslarda muhataplarımıza açıkça ifade ettik.
Zirvede ev sahibi Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Mirziyoyev’in yanı sıra, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev, Pakistan Başbakanı Sayın Şahbaz Şerif, Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinping, Moğolistan Cumhurbaşkanı Sayın Hürelsüh, Hindistan Başbakanı Sayın Modi, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin, İran Cumhurbaşkanı Sayın Reisi ile bir araya geldik. Bu liderlerle hem ikili münasebetlerimizi tüm yönleriyle ele aldık, hem de bölgesel meseleler konusunda görüş alışverişinde bulunduk.
Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin ardından Birleşmiş Milletler 77. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere New York’a geçtik, 13 saatlik bir yolculuktan sonra New York’a ulaştık. Kovid salgını sebebiyle 2 yıl sonra ilk kez yüz yüze yapılan Genel Kurul görüşmeleri bizim açımızdan son derece yoğun, verimli ve bereketliydi. Amerika’daki vatandaşlarımızdan Türk sivil toplum kuruluş temsilcilerine, farklı kesimlerden insanlarımızla bir araya gelerek hasret giderdik.
Ayrıca, Amerikan Düşünce Kuruluşu temsilcileri, iş çevreleri, müteşebbisler, ülke siyasetinin önde gelen isimleriyle kapsamlı istişareler gerçekleştirdik.
Birleşmiş Milletler bünyesindeki Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi’nde, Türkiye’de son 20 senede eğitim-öğretimde yaşanan gelişmeleri ve gelecek vizyonumuzu liderlerle paylaştık.
“RUSYA-UKRAYNA ARASINDA BARIŞI TESİS ETMEYE YÖNELİK GAYRETLERİMİZ TAKDİRLE KARŞILANIYOR”
Genel Kurul’a görüşmelerin ilk gününde hitap ettim. Buradaki konuşmamızda Rusya-Ukrayna krizi başta olmak üzere uluslararası barış ve güvenliği ilgilendiren meseleler hakkındaki görüşlerimizi tüm dünyaya tekrar anlattık. Göç krizinden tahıl sevkiyatına kadar pek çok örnekle Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada oynadığı arabulucu role dikkat çektik. Terörle mücadeleden Doğu Akdeniz ve Ege’deki gelişmelere, ekonomik dengesizliklerden Birleşmiş Milletler’in yönetim yapısına uzanan çok geniş bir yelpazede ülkemizin yaklaşımlarını açık yüreklilikle dile getirdik.
Yaptığımız toplantılarda ve ikili temaslarda özellikle Rusya-Ukrayna arasında barışı tesis etmeye yönelik gayretlerimizin takdirle karşılandığını müşahede ettik.
Ziyaretimiz vesilesiyle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yanında bazı devlet ve hükûmet başkanlarıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirdik. Devlet Başkanı düzeyinde Ürdün Kralı, Libya, Guatemala, Finlandiya, Kırgızistan, Avusturya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Polonya liderleriyle bir araya geldik; Gürcistan, Almanya, İspanya, Japonya, Lübnan ve İngiltere başbakanlarını kabul ettik.
Genel Kurul hitabımızın ardından aynı binada Katar Emiriyle, Kazakistan, Finlandiya ve Güney Kore Cumhuriyeti cumhurbaşkanlarıyla, Bangladeş Başbakanıyla sohbet ettik.
New York’ta, İngiltere, Japonya, İsrail ve Guatemala liderleriyle ilk kez yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş olduk.
Ayrıca, Amerikan Kongresi’nin üç ayrı üyesini, FIFA Başkanı’nı ve Dünya Yahudi Kongresi Başkanı’nı kabul ettik.
Açılışını geçen yıl gerçekleştirdiğimiz Birleşmiş Milletler’in tam karşısındaki Türkevi binamız görüşmelerimize ev sahipliği yaptı. Bu sene Birleşmiş Milletler’in yanı sıra Türkevi de küresel diplomasinin kalbinin attığı merkezlerden biri hâline dönüştü.
Muhataplarımızın hemen hepsi savunma sanayi ve enerji başta olmak üzere ülkemizle iş birliğini güçlendirmeye hazır olduklarını söyledi.
Özellikle tahıl koridorunun açılmasıyla yakalanan diplomatik başarının esir takasıyla devam ettirilmesi, ülkemiz adına bir gelişme olmuştur. Türkiye’nin bu konuda gösterdiği gayret ve üstlendiği sorumluluklar, işin zorluğunu bilenlerin gerçekten takdirle karşıladığı seviyedir.
Bu vesileyle, çabalarımıza verdikleri destek için Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’e, Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski’ye bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.
“YUNAN SİYASETÇİLERİ KIŞKIRTARAK ÜZERİMİZE SALANLARIN ASIL NİYETLERİNİN, BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASINI ENGELLEMEK OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Hedefimiz, her iki lideri en kısa sürede bir araya getirerek daha fazla can kaybı ve yıkım olmadan bu savaşı sonlandırmaktır. Biz dünyada savaşları, krizleri, gerilimleri sonlandırmak için samimi gayret ederken, komşumuz Yunanistan’ın her tarafı buram buram tahrik ve provokasyon politikalarını ibretle takip ediyoruz. Hep söylediğim gibi, Yunanistan bizim ne siyasi, ne askerî, ne ekonomik olarak muhatabımız da, dengimiz de değildir, olamaz. Yunan siyasetçileri kışkırtarak üzerimize salanların asıl niyetlerinin, ülkemizin vaktini, enerjisini ve dikkatini dağıtarak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası programımızı engellemek olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ancak bu, hem Yunan siyasetçiler, hem Yunan Devleti, hem Yunan halkı, hem de onları kukla gibi kullananlar bakımından tehlikeli bir oyundur.
Daha geçtiğimiz Ağustos ayında 100. yıl dönümünü kutladığımız zaferlerimizin Yunan halkına ve yöneticilerine ödettiği bedelleri hatırlatmakta fayda görüyorum.
Kısır siyasi hesapları uğruna ülkesini siyasi, askerÎ ve ekonomik olarak işgale uğratan Yunan yöneticiler, bunun hesabını er-geç en başta kendi halkına vermek mecburiyetinde kalacaktır.
Türk askerinin süngüsünün önünden kaçtığı günleri unutturmaya çalışıp, bebekleri, çocukları, kadınları ve yaşlıları hunharca öldürdüğü Tripoliçe Katliamı gibi hadiseleri zafer günü olarak kutlayanlar henüz tarih önünde bunların hesabın vermediler. Aynı zihniyetin bugün Akdeniz’de, Ege’de botlarını batırarak, her şeylerini soyup dışarı atarak ölüme terk ettiği, hatta taammüden katlettiği çocukların ve tüm masumların hesabı da elbet bir gün sorulacaktır.
Birilerinin etekleri altına saklanarak özgürlük de olmaz, kalkınma da olmaz, onurlu duruş da sergilenemez. Yunanistan’ın dört bir yanına yapılan işgal görünümlü yabancı askerî yığınaklar bizi değil, asıl Yunan halkını rahatsız etmektedir.
“NE ASKERÎ YIĞINAKLAR NE SİYASİ VE EKONOMİK DESTEKLER YUNANİSTAN’I BİZİM SEVİYEMİZE ÇIKARMAYA YETMEZ”
Yunanistan’ın gelecek çeyrek asrını ipotek altına alan, bedeli mutlaka ödetilecek ekonomik ve siyasi angajmanlar bizi değil, asıl Yunan halkını tehdit etmektedir.
Türkiye olarak biz bu filmi geçmişte seyrettik, çözdük, o defteri kapattık ve kendimize yeni bir yol çizdik. Şimdi Yunanistan’ın göz göre göre benzer bir felakete sürüklenmesinden bir komşu sıfatıyla samimiyetle üzüntü duyuyoruz. Ne o askerî yığınaklar ne o siyasi ve ekonomik destekler Yunanistan’ı bizim seviyemize çıkarmaya yetmez, ama bu yanlış adımlar Yunanistan’ı her anlamda batağa sürüklemeye kâfi gelir.
Netice itibarıyla, her alanda yakından takip etmeyi sürdürdüğümüz Yunanistan’a karşı gerektiğinde ülkemizin hak ve menfaatlerini elimizdeki tüm imkânları kullanarak savunmaktan geri kalmayız, bu da iyi biline. Ama bunu yaparken kendi siyasi ve ekonomik hedeflerimizden, kendi kalkınma programlarımızdan zerre kadar taviz vermeyeceğimizi de açıkça belirtiyoruz.
Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasında, 2053 vizyonunu güçlü bir şekilde oluşturmasında, ulaştırma altyapımızın büyük bir payı vardır. Bugün uyguladığımız yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümeyi esas alan ekonomik programın üzerinde yükselttiğimiz altyapılardan bir de ulaştırmadır. Kara, hava, demir ve deniz yollarındaki ulaştırma yatırımlarımızla sadece kendi insanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmakla kalmıyoruz, bu projelerle Avrupa’dan Asya’ya bölgemizin tamamının hızlı, konforlu, ekonomik bir şekilde buluşmasını sağlıyoruz.
Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa, ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Karadeniz kıyılarımızdan Asya’nın ve Afrika’nın derinliklerine kadar oluşturduğumuz lojistik hatlarımız sayesinde dünya tahıl krizi başta olmak üzere pek çok krizin üstesinden gelebiliyor. İstanbul Havalimanı’ndan neredeyse her dakika havalanan uçaklar sayesinde üç dört saatlik bir uçuşla dünya nüfusunun yarısına erişilebiliyor.
Elbette bu noktaya kolay gelmedik. Finansmanından projesine pek çok sorunu çözmek için çalışırken bir de muhalefetin takoz koyma çabalarıyla uğraşmak mecburiyetinde kaldık. Bilaistisna yaptığımız her projeyi engellemek için yürütülen karalama kampanyalarını, söylenen yalanları, atılan iftiraları unutmadık. Ama hamdolsun geldiğimiz noktada milletimize söz verdiğimiz her projeyi yaptık. Çoğunu tamamlayıp hizmete açtık, bir kısmının da inşasını hızla sürdürüyoruz.
Bunlardan biri de, İzmir Körfez Geçişi’ni de içeren İstanbul-İzmir Otoyolu’dur. Feribotla bir saati, yoğun vakitlerde araçla bir buçuk saati bulan İzmit Körfez Geçişi’ni, Osman Gazi Köprüsü’yle -ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum- beş dakikaya indirdik. İstanbul’dan İzmir’e de otoyoldan yedi-yedi buçuk saatte gidilirken, şimdi üç buçuk saatte gidilebiliyor. Sadece bu ayın ilk 22 gününde Osman Gazi Köprüsü’nü günde ortalama, Bay Kemal burayı iyi dinle; 51 bin araç kullandı. Köprünün ve otoyolun araç garantisi oranı yüzde 116’ya, yani garanti rakamının çok üstüne çıkmış durumdayız.
Çanakkale Köprüsü ile iki kıta arasındaki geç işte yaşanan feribot çilesine son vererek altı dakikada ulaşım sağlıyoruz; işte modern olmak bu, medeni olmak bu Bay Kemal. Öyle ‘Ana Muhalefetim’ demekle bir yere varamazsın. Bu ayın ilk 22 gününde Çanakkale Köprüsü’nün günlük araç ortalaması 8 binin üzerine çıktı. Geçmişteki tecrübelerimiz bize, milletimiz bu hizmetin konforuna alıştıkça araç geçiş sayısının her geçen gün artacağına işaret ediyor. Neydi o? Giderdik 24 saat beklerdik, ne olacak? Feribot gelecek, bizi alacak, bizi boşaltacak, ondan sonra tekrar dönecek, 24 saat yine bekle; bugünleri yaşadık.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü boğaz araç trafiğine, Kuzey Marmara Otoyolu da İstanbul trafiğine çok büyük rahatlama getirdi. Bu köprüde günlük araç geçiş ortalaması ne oldu biliyor musunuz? 113 binin üzerine çıktı.
Hani ne diyorlardı? Ne gerek var, bunlara ne gerek var? İşte bunlar geçmişin CHP’si. Allah rahmet etsin, Menderes Vatan Caddesi’ni yaptığı zaman o zamanın CHP’si de öyle diyordu, ne diyorlardı? ‘Buraya uçak mı indireceksiniz?’ Aynı kafa, değişen bir şey yok. Bana dedikleri şey şu: ‘Adını niye Yavuz Sultan Selim Köprüsü koydunuz?’ Ne koyacaktık? ‘Kendi adını koysaydın.’ ‘Ben öldükten sonra siz koyarsınız’ dedim. Bunlar bu kadar zavallı. Biz tarihimizle iftihar ediyoruz, tarihimizle gurur duyuyoruz, onlar tarih yazdılar. Ondan sonra gelen büyüklerimiz; Kanuni’si, Fatih Sultan Mehmet’i, hepsi tarih yazdılar. Sultan Abdülhamid, 33 sene gram yer kaybetmeden Osmanlı’yı yönetti. Ama gel gör ki şimdi utanmadan-sıkılmadan ‘tarihçiyim’ diyenler falan maalesef şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar.
Benzer bir tablo havalimanlarımız için de söz konusu. Artık ülkemizin dünyadaki en prestijli markalarından biri hâline gelen İstanbul Havalimanı, bu ayın ilk 22 günü toplam 30 bin 970 uçuşla seyahat eden 5 milyondan fazla yolcuyu ağırladı; mesele bu, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz bu eserlerle övüneceğiz. Sen ne yaptın ne, onu söyle? Öyle İstanbul’da gidip bir çeşmenin musluğunu çevirmekle açılış olmaz. Bak bu kadar büyükşehir belediyeleri kazandınız, bu büyükşehir belediyeleriniz ne yaptı ya, bunları söyleyin. Bir yol yapmaktan acizsiniz, yapamazsınız. Çünkü medeni olmak başka bir şeydir, ama gayri medeni olmak bambaşka bir şeydir. Biz, yol medeniyettir diyoruz, su medeniyettir diyoruz. Ama siz gelirken suyu çok çok ucuzlatacağınızı söylemiştiniz, ama şimdi suya zam üstüne zam yapıyorsunuz, ne oldu, neden? Ben vatandaşlarıma bunu anlatmak istiyorum.
“ÜLKEMİZİN HAYRINA NE VARSA YAPACAĞIZ”
İşte İstanbul’un Belediye Başkanı olduğum zaman, sizler suyun ne anlama geldiğini gayet iyi biliyordunuz. Sular akıyor muydu? Yok. Biz bütün bu işleri hallettik mi? Hallettik. Suyu gayet ucuz fiyata biz İstanbul halkına verdik, ne zaman? 94’te. Bizden önce yine CHP vardı, ama onlarla maalesef suyu bulmak hak getire, yoktu.
Bakın şimdi yeni bir şey, Antalya Havalimanı’mız. Burası da aynı dönemde 20 bin 235 uçuşla 3,6 milyonu aşkın yolcuya hizmet verdi. Evvel Allah Türkiye şu anda dünyayla yarışıyor.
Sabiha Gökçen, Bay Kemal televizyon-televizyon dolaşıyordu, Sabiha Gökçen için ‘ne gerek var, ihtiyacımız yok ki’ böyle konuşuyordu. Ya şu anda Sabiha Gökçen’den aynı dönemde 13 bin 200 uçuş ve 2,2 milyon yolcuyla o da bu kervana katıldı. Ya anlamaz bunlar, anlamaz. Ben sevgili vatandaşlarıma sesleniyorum, diyorum ki; bak şimdi biz ikinci pisti de yapıyoruz, inşallah Mayıs’ta ikinci pistimiz bitiyor ve bir diğer taraftan yeni terminal binasını da yapacağız Sabiha Gökçen’e. Ve Malezyalılar, ‘bırakın biz yapalım’ diyorlar, daha önce çıkmak istiyorlardı, ama baktılar ki burasının maşallahı var. Pist pırıl-pırıl inşallah Mayıs’ta bitiyor. Bir taraftan da şu anda terminalin yapımıyla alakalı çalışmaların kararını vereceğiz, Malezyalılarla ortak mı yaparız, yoksa salt Malezyalılara mı bırakırız, bütün bunların hepsi hesap-kitap işidir. Bay Kemal, bu işlerden anlamazsın. Biz ülkemizin hayrına ne varsa bunları yapacağız. Avrupa’dakiler başta olmak üzere dünya havacılığı çok ciddi sorunlarla boğuşurken, hamdolsun bizim havalimanlarımız rekordan rekora koşuyor. Adil Bey, öyle mi? Konfor var, evvel Allah. İkram; hiçbir havalimanında ve havayollarında bizimkiler kadar kalite ikram yok.
“ÜLKEMİZİ, 2053’E KADAR 198 MİLYAR DOLARLIK İLAVE ULAŞTIRMA VE ALTYAPI YATIRIMIYLA BULUŞTURACAĞIZ”
Geçtiğimiz Cumartesi günü Sakarya’daki törende hizmete açtığımız eserlerden biri olan Kaynarca-Karasu yolunun 49 kilometrelik kısmı, bölgedeki yoğun trafiği önemli ölçüde rahatlatacaktır. Fahrettin Bey var mı? Ah, keşke onu da buraya koysaydınız. Bu tür şeyler, canlı bağlantılar önemli, hiç olmazsa arşivden verelim. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, biliyorsun. Ulaştırma projelerimizin açılışlarını kesintisiz sürdürüyoruz, bu hafta da var inşallah.
Kaz Dağları bölgesinde 4,6 milyar liralık bir yatırım bedeliyle inşa ettiğimiz, içinde 5,7 kilometreyi bulan Assos ve Troya tünellerinin de yer aldığı, toplamı 9,6 kilometre olan Ayvacık-Küçükkuyu yolunu açılışa hazır hâle getirdik. Nasıl? Kaz Dağı artık yangınlarla-mangınlarla inşallah anılmasın istiyoruz, işte buralardan araçlar bu tünellerden rahatlıkla geçsin.
Diyarbakır’da Güneybatı Çevre Yolunu 29 kilometreyi aşan uzunluğu, köprülü kavşakları ve köprüleriyle 1 milyar liraya mal ederek tamamladık, o da bitti.
Malatya’da yatırım bedeli 2,6 milyar lira olan Malatya-Hekimhan Yolunu, üzerindeki 8 tüneli, 16 köprüsüyle hizmete almaya hazırlanıyoruz.
Ya bir de sen kalk de ki, ya böyle-böyle biz şurada şöyle metro yaptık, şöyle tünel yaptık; ya anlamaz, bilmez bu işleri, bol-bol yalan söyler, dürüstlük yok, üretim yok.
Gaziantep’te güzergâhı 25,5 kilometreyi bulan 16 istasyonlu, günlük 358 bin yolcuya hizmet verecek Gaziray’ı bitirdik.
İstanbul’da Kadıköy-Pendik Metro Hattı’nın devamı niteliğinde 7,4 kilometre uzunluğa sahip günlük 1,2 milyon kapasiteli Pendik-Sabiha Gökçen Metro Hattı’nın inşasını nihayete erdirdik, o da bitti.
Tüm bu projeleri Ekim ayı içinde inşallah hizmete açmayı planlıyoruz. Bu eser ve hizmet şöleninin açılışını önümüzdeki Pazar günü, 2 Ekim’de Pendik-Sabiha Gökçen Metro Hattı’yla yapıyoruz.
Ülkemize bugüne kadar 183 milyar dolarlık ulaştırma ve haberleşme altyapısı nasıl kazandırdıysak, inşallah 2053’e kadar 198 milyar dolarlık ilave ulaştırma ve altyapı yatırımıyla da buluşturacağız.
Diğer alanlardaki eserlerimizi milletimizin hizmetine vermeyi de sürdürüyoruz. Çarşamba günü, ülkemizin en büyük -medya, sizi de davet ediyorum şimdiden- sağlık yatırımlarından biri olan Etlik Şehir Hastanesi’nin açılışını yapıyoruz. Ankara’nın ikinci dev şehir hastanesi. Şu anda zaten tedaviler başladı, öyle mi? Dün başladı. Çarşamba günü saat 14:00’te de inşallah resmî açılışını yapacağız. Ne kadar modern, muhteşem bir şehir hastanesini Başkentimize kazandırdığımızı göreceksiniz.
Önümüzdeki hafta sonu ülke genelindeki cem evlerinin temel atma ve toplu açılış törenini gerçekleştireceğiz. Millî Güvenlik Kurulu Toplantısı’ndan Dünya Göçebe Oyunları’na, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılı açılışından tüm üniversitelerimizin ortak akademik yıl açılışına kadar pek çok programla ülkemize hizmet ederek yolumuza devam edeceğiz.
Sözlerime son vermeden önce bugün Kabine Toplantımız bayağı neşeliydi, canlıydı. Bakan arkadaşlarım maşallah bayağı iyi hazırlanmışlar, illa milletimize belli müjdeleri verelim diye. Bazı değerlendirmeleri yaptığımız hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
“ÇİFTÇİLERİMİZ GEÇMİŞ DÖNEM ELEKTRİK BORÇLARINI 5 YILA VARAN VADEYLE VE FAİZSİZ GERİ ÖDEME İMKÂNIYLA KAPATABİLECEK”
Ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle bu küresel gelişmelerin önemini giderek arttığı tarım sektörüne verdiğimiz destekleri genişlettiğimiz böyle bir dönemde, çiftçilerimizin en önemli gider kalemleri arasında yer alan elektrik faturalarındaki KDV oranını geçtiğimiz Mart ayında yüzde 18’den yüzde 8’e düşürerek üreticilerimize yıllık 3 milyar lira destek sağlamıştık. Tarımsal sulamada kullanılacak güneş enerjisi santrallerinin kurulumunu teşvik ederek hem kendi ihtiyaçlarını karşılamalarının, hem de üretim fazlasını ulusal sisteme satabilmelerinin yolunu açmıştık.
Bugün de yine elektrik faturalarıyla ilgili yeni bir düzenlemenin müjdesini çiftçilerimize veriyoruz. Bundan sonra elektrik faturaları aylık ödenmek yerine hasat sonunda, yani ürünler satılıp gelir elde edildiğinde ödenebilecek. Ziraat Bankamız bu imkândan yararlanmak isteyen çiftçilerimizin elektrik borçları için açacağı faizsiz kredinin tahsilini hasat dönemi sonunda yapacak, maliyetinin bedelini de Hazine’den alacak.
Ayrıca, çiftçilerimizin önceki dönemlerden kalan elektrik borçları için de yine Ziraat Bankamız vasıtasıyla bir kolaylık getiriyoruz. Çiftçilerimiz geçmiş dönem elektrik borçlarını 5 yıla varan vadeyle ve faizsiz geri ödeme imkânıyla kapatabilecek. Elektrik dağıtım şirketleriyle önceki dönem borçlarının gecikme cezası uygulanmadan ve hatta anaparanın da bir kısmından feragatle tahsili hususunda mutabakata varıldı. Amacımız; çiftçilerimizin üretim şevkini artırarak gıda fiyatlarındaki dengesiz yükselişlerin önüne geçmektir. Enerji maliyetleriyle ilgili bu kolaylıkların çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bilindiği gibi dün İstanbul Ticaret Odası’nda hem işverenleri, hem çalışanları ilgilendiren üç ayrı düzenlemenin müjdesini kamuoyuna vermiştik. Çalışanlara nakden ödenen yemek ücretinin vergi istisnasını 51 liraya çıkartan ve nakdi ödemeyi de aynı kapsama alan, yine çalışanlara ödenen elektrik ve doğal gaz desteklerinin 1000 liraya kadar olan kısmına vergi muafiyeti getiren, yurt dışındaki inşaat projelerinde çalıştırılan işçilere ödenen ücretleri gelir vergisinden istisna tutan, bu üç düzenlemenin de hayırlı olmasını diliyorum.
Sosyal yardım alan vatandaşlarımız için de müjdelerimiz var.
“3 MİLYAR LİRALIK DOĞAL GAZ DESTEĞİ VEREREK VATANDAŞLARIMIZI SICAK BİR YUVANIN HUZURUNA KAVUŞTURMAKTA KARARLIYIZ”
Yardım programları 2022’de ayırdığımız bütçeyi 6 milyar liradan 11,5 liraya çıkarmıştık. Bu çerçevede prefabrik ev yapımı yardımını 40 bin liradan 150 bin liraya, betonarme ev yapım yardımını 70 bin liradan 200 bin liraya, ev onarım yardımını 25 bin liradan 75 bin liraya, öksüz-yetim yardımını 300 liradan 600 liraya, eşi vefat eden kadınlara yapılan yardımı 500 liradan 1000 liraya, çoklu doğum yapan muhtaç aile desteğini 215 liradan 400 liraya, şartlı sağlık yardımını 55 liradan 100 liraya yükselttik.
Biz sosyal desteklerin sadece yoksullara değil hak ve ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımıza verildiği bir anlayışla sistemi sürekli geliştiriyoruz. Mesela, bu kapsamda getirdiğimiz yeniliklerden biri de doğal gaz tüketim desteğidir. Şubat ayından itibaren başvuruları alınmaya başlanan bu desteğin ilk ödemelerini 311 bin haneye yapmıştık. Yeni başvuru döneminde ev sahipleri yanında kiracıları da doğal gaz desteği kapsamına aldık. Destek tutarını da hane başına 900 lira ile 2500 lira arasında olacak şekilde artırdık. Doğal gaz desteği alma hakkı olup da kronik hastası veya yaşam destek cihazı bulunan hanelere yapılan ödemeye yüzde 5 ilave edilecektir. Bu dönemde 3 milyar liralık doğal gaz desteği vererek vatandaşlarımızı karda kışta sıcak bir yuvanın huzuruna kavuşturmakta kararlıyız.
Başarıyla süren 15 milyar lira bütçeye sahip, burası çok önemli, ekranları bizi izleyen milletime bunu tekrar hatırlatmak istiyorum, Türkiye aile destek programımızın kapsamını genişletiyoruz, bütçesini de 25 milyar lira ilaveyle 40 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece, bu programı ülkemizdeki toplam hane sayısının yaklaşık 10’da birine ulaşacak etkinliğe kavuşturmuş oluyoruz.
Sosyal yardım sistemimize kayıtlı hanelerde yaşayan çocuklarımız için ilave destekler getiriyoruz. Elektrik tüketim desteğinden Türkiye aile desteği programına dâhil olan haneler de yararlanabilecek. Program kapasındaki insanlarımızın bireysel ihtiyaçları için faydalandıkları yardımları artık hane geliri hesabına dâhil etmiyoruz.
Bu yeni uygulamaların da vatandaşlarıma hayırlı olmasın diliyorum.
Kardeşlerim; Türkiye kazandıkça, unutmayın, milletimiz de kazanacak, milletimiz kazandıkça devletimiz de güçlenecek. Sosyal devlet ilkesiyle ülkemizin sahip olduğu refahı toplumun tüm kesimleriyle paylaşacak programları da daha etkin şekilde uygulamaya devam edeceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı’nda yaptığı konuşmada, “Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihî Millî Parkı’nda düzenlenen 955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı’na katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve bazı siyasi partilerin genel başkanları ile katılımcıları selamlayarak başladı. Dün Anadolu’nun giriş kapısı Ahlat’taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerle kucaklaştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Kabine Toplantısı’nı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi’nde üçüncü kez gerçekleştirdiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Bizans’ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu’nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt’te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferi’mizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yâd ediyorum” ifadelerini kullandı. Etkinlik meydanını tıka basa doldurarak, dünyaya çok güçlü birlik ve beraberlik mesajı veren vatandaşlara şükranlarını sunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan’ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin. Bugün aynı zamanda Anadolu’nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz.” “SÖZ KONUSU VATANIMIZ OLDUĞUNDA, KİMSEYE BOYUN EĞMEYİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle Millî Mücadele’de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şunu bilhassa ifade etmek isterim. Sevgili gençler, biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin devletin bekası, milletin varlığı, bayrağın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir millet olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Malazgirt’in öneminin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071’de, Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenabı Allah’a dualar etti. Dua bitince o yiğit Sultan ordusuna dönüp şunları söyledi, ‘Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu hâlde böyle bekleyeceğiz. Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala, aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin, istemeyenler geri dönsün’ Sözlerini bitirince ‘Ölürsem kefenim olsun’ diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, Gazanferler yanında, düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt’te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sultan Alparslan’ın muhteşem zaferiyle sadece Anadolu’nun kapılarını millete açmadığına işaret ederek, “Selahaddin Eyyubi ile Kudüs’e, Sultan Fatih’le İstanbul’a, Osmanlı Cihan Devleti’yle üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana’yla, Yunus Emre’yle, Hacı Bektaşi Veli’yle, İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani’yle gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu’dan Balkanlara, Hicaz’dan Kuzey Afrika’ya, Adriyatik’ten Atayurdu’muza giden yolları da açtı. Kilit diyoruz ya işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı. Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor. ‘Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz/Ölümü ölüme doladı Alparslan/Sürdük atlarımızı üstüne 300 binin atıldık/Sağlı sollu, damar damar yarıldı gökyüzü/Allığından varırken tanrısına bir şehit gökçe yollu/Her gören taş kesildi ulu görkemimizden/Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu’ Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bin yıldır şehitler tepesini boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı. “MİLLET OLARAK NE ZAMAN BİR OLDUYSAK BAŞARIDAN BAŞARIYA, ZAFERDEN ZAFERE KOŞTUK” Tarihte bazı hakikatlerin tahrif edilmesinin, yok sayılmasının, inkâr edilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gerçeklerden biri de şudur. Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt destanını, unutmayın, böyle yazdık. Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi özellikle vurgulamak istediğini belirterek, şunları kaydetti: “Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.” “TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA ETMEK İÇİN ATIMIZIN KUYRUĞUNU BAĞLADIK” Millet olarak çok eski bir gelenekleri olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Dost düşman herkes şunu bilsin ve anlasın bölgemizde tarih yeniden yazılıyor.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön verdiğini, bunun önünü artık hiç kimsenin kesemeyeceğini vurgulayarak, “Tahriklerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur. Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz. Bugüne kadar olduğu gibi yolumuzdan dönmeyecek, azimle, sabırla ve elbette kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Mevla yolumuzu açık etsin diyorum” ifadelerini kullandı. Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün mübarek olmasını dileyerek, Anadolu’yu vatan eyleyen şehit ve gazilere Allah’tan rahmet niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliklere bu yıl 10. defa öncülük ederek gençlere tarih şuuru kazandıran Okçular Vakfı’nı tebrik etti, misafirlere teşekkürlerini iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Ahlat’taki etkinlikte yaptığı konuşmada, “Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız. İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah, milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Bitlis’in Ahlat ilçesinde düzenlenen etkinliğe katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, bazı siyasi partilerin genel başkanlarını, Okçular Vakfının mensuplarını ve katılımcıları selamlayarak başladı.
Anadolu’nun giriş kapısında, asırlar boyunca ilmin, sanatın, medeniyetin merkezi olan ata şehri Ahlat’ta katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin şahsında Güroymak’tan Adilcevaz’a, Mutki’den Hizan ve Tatvan’a, Bitlis’in dört bir yanındaki kardeşlerime Ahlat’tan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı şekilde, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımıza, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza Ahlat’tan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı programı düzenleyen Okçular Vakfını canıgönülden tebrik ettiğini, organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşları, belediyeleri, vakıf ve dernekleri ayrı ayrı kutladığını söyledi.
Kendilerini hüsnükabulle karşılayan Ahlat ve Bitlis halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birlik, beraberlik ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.
“ANADOLU’NUN DÜĞÜMÜ, AHLAT’TA ÇÖZÜLMÜŞTÜR”
Yarın Türk tarihinin en şanlı, en ihtişamlı destanlarından biri olan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ahlat’tan hareket eden o mübarek ordunun fetih rüzgarını yine coşkuyla hissedecek, fethin mukaddes havasını bir kez daha teneffüs edeceğiz. Şunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ahlat, şehadete ermişlerin, yani şehitlerin, Ahlat, saadete, selamete ermişlerin, yani saitlerin, selimlerin Ahlat, İ’la-yı Kelimetullah yolunda gaza şuuruna ermişlerin, yani gazilerin mekânıdır. Ahlat, Anadolu’da yoğrulan millet ruhunun, hamurunun mayasıdır. Ahlat, 14 asır boyunca burada şehit düşen sahabelerin, Sultan Alparslanların, bu ordudan fırtına gibi esen alplerin, erenlerin, gazilerin diyarıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın her hâliyle şüheda ocağı, gaziler otağı, milletin kimlik vesikası ve tarihin iftihar sayfası olduğunu kaydederek, “Şurası muhakkak ki Malazgirt’e giden yol, Ahlat’tan açılmıştır. Anadolu’nun düğümü, Ahlat’ta çözülmüştür. Kudüs ve İstanbul, Ahlat’ta vücut bulan imanla fethedilmiştir. Diyar-ı Rum’u Darülislam hâline getiren, bu toprakları iyilikle, erdemle, adaletle nakış nakış işleyen güç ve irade Ahlat’ta ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın Kubbetü’l İslam olduğunu, bu toprakları imar, inşa ve ihya eden ecdadın Anadolu’ya giriş kapısı olduğunu söyledi.
“Önce Malazgirt’e, devamında ebedî yurdumuz Anadolu’ya, ardından üç kıtaya şerha şerha yayılan o ruh bugün yine buradadır, Allah’a hamd olsun dimdik ayaktadır.” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkına ata mirasına sahip çıktıkları, coşkuları ve heyecanları, dosta güven düşmana korku salan dik duruşları için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkının teveccühüne layık olabilmek için çalışmaya kararlı bir şekilde devam ettiklerini dile getirdi.
Bitlis’in Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçeleri sınırlarında bulunan alanın Nemrut Kalderası’nın millî park ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece, tarihî ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bu alanı inşallah bundan sonra çok daha iyi koruyacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum” ifadesini kullandı.
Ahlat’taki Selçuklu Mezarlığı’nda ecdadın tezyin ettiği 10 bine yakın mezar taşı bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ayetlerle, kandillerle, mihrap ve hatlarla süslü, ataların âdeta dile getirdiği şahidelerimiz var. Bu şahideler, bizim bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın şahitleridir. Bu şahidelerdeki mukarnaslar, işletmeler, milletimizin hikmet ve estetikte ulaştığı seviyenin simgesidir. Bu şahidelerdeki çift başlı ejderler, tıpkı çift başlı Selçuklu Kartalı gibi kuvvet ve kudretimizin, basiret ve ferasetimizin nişanesidir. Bu kabirler, bu sandukalar, bu kitabeler milletimizin tapu senetleridir. Bizim millî hafızamız işte bu eserlere hem de silinmemek üzere kazınmıştır. Anadolu’yu yurt kılan şehit ve gazilerimizin her birinin ruhları şad olsun. Buradaki akıncı beylerinin, gaza erlerinin, komutanların, cümle ecdadın mekânı cennet olsun. Malazgirt Zaferi’nden İstanbul’un fethine, Çanakkale’den Millî Mücadele’ye, terörle mücadeleden 15 Temmuz destanına, bin yıldır bu aziz vatan için, bu asil millet için canlarını veren cümle şehitleri bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Bugün burada olduğu gibi, ecdadın hatırasına sahip çıkan, birliğimize, beraberliğimize dört elle sarılan herkesten Allah razı olsun diyorum.”
“AHLAT, MİLLET OLMA BİLİNCİMİZİN, BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜÇLÜ İŞARETİDİR”
Konuşmasında gençlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ahlat asırlar boyunca, farklı kültür ve kimliklerin barış ve huzur içinde bir arada ve kardeşçe yaşadığı belde olarak tebarüz etmiştir. İlim, kültür ve medeniyet yüzyıllar boyu burada neşet etmiştir. Burada yetişen alimler, edipler, büyük şahsiyetler Anadolu’yu mamur etmiş, şenlendirmiş, Ahlat’tan hareket edip gönüllere girmişlerdir. Burası yalnızca orduların hareket üssü değil, kalplerin ve zihinlerinde çekim merkezi olmuştur. Ahlat, millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğin remzidir, en güçlü işaretidir. Bitlisli merhum bir şairimizin de çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi ‘Her fikre hürmet et, olgun karşıla. Mücadele olmaz silahla taşla. Yabanı ağaca meyve aşıla, marifet kökünden kesmekte değil. Eksiltme yüzünden ar perdesini, kulak ardı etme Hakk’ın sesini. İnsan rozeti tak, at gerisini. Marifet birlikte, nifakta değil.’ Evet, insan rozeti takıp Hakk’ın sesine uyanlar, marifeti nifakta değil birlikte arayanlar işte buradadır. Aynı devleti, aynı milleti müdafaa edenler işte buradadır. Aynı vatanı, aynı bayrağı, aynı mefkûreyi namus bilenler işte buradadır. Aynı istikbalin, aynı hedefin, aynı ümidin peşinden gidenler işte buradadır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle omuz omuza verenler işte buradadır.”
“TÜRKİYE’Yİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ YARINLARA TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül, ülkü ve kader birliği içinde Ahlat’ta tarihî bir destan yazıldığını vurgulayarak “Millet olarak bu destana inşallah yenilerini eklemekte kararlıyız. 86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada, Ahlat’ta olduğu gibi tek bir terkipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz. Şundan kimsenin şüphesi olmasın, büyük ve güçlü Türkiye’nin ufukta yükselişine buradaki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz. Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek. Refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İNŞASI BAŞLAMIŞTIR”
Türkiye’yle ve Türk milletiyle birlikte coğrafyadaki tüm kardeş halkların kazanacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz. Biz, bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan, kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa emin olun bizim de bir hesabımız, bir planımız var. Hepsinden önemlisi âlemlerin Rabb’i olan Cenabıallah’ın da bir hesabı var. O hesap eninde sonunda galip gelecek. Kan tüccarları kaybedecek, terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak, kardeşlik olacak, barış ve istikrar olacak, kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak. Kimsenin tereddüdü olmasın büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı sökmüştür, Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Allah’ın izniyle önümüz de ufkumuz da açıktır. Rabb’imiz yar ve yardımcımız olsun diyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın kutlanacak Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün hayırlı ve mübarek olması temennisinde bulunarak, “Buluşmamıza teşrif eden, bizleri samimiyetle bağrına basan siz kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Okçular Vakfımız başta olmak üzere programda emeği geçen tüm kurumlarımızı, kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı”nda yaptığı konuşmada, “Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı”na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Bu tarihî günde, bu anlamlı buluşmada partilileri en kalbi duygularla, hürmetle, muhabbetle selamladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, cennet vatanın dört bir yanındaki tüm vatandaşları selamladı.
Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı coğrafyalarında milleti temsil eden tüm vatandaşlara da muhabbetlerini gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül ve kültür coğrafyasının dört bir yanında şu anda kalbi kendileriyle atan tüm dostlarına selamlarını iletti.
Ülkenin ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın partilerine, kendisine ve hareketlerine muhabbet duyan herkese selamlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam gönlü kendileriyle atan, bu yolda beraber yürüdükleri Cumhur İttifakı ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye partisi ve tüm arkadaşları adına selamlarını gönderdi.
“BUGÜN TARİHÎ BİR GÜN”
Türkiye’nin 81 ilinden gelip Başkent Millet Bahçesi’ni dolduran partililere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aşkınız için, dayanışmanız için, ahde vefanız için, en çok da görenleri kıskandıran şu muhabbetiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Rabbim, kardeşliğimizi daim kılsın. Dostluğumuz, yol arkadaşlığımız inşallah ebedî olsun, daim kalsın” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün çok özel, tarihî bir gün. Bugün 25’inci yılımızı büyük bir gururla idrak ediyoruz. AK kadrolar olarak çeyrek asrı devirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kendilerine bugünleri gösteren, bu güzelliği yaşatan Allah’a sonsuz şükrettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “25’inci yaş günümüz, 25’inci doğum günümüz kutlu olsun” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Ağustos 2001’den bu yana AK Parti çatısı altında farklı kademelerde görev yapan her bir parti mensubuna ayrı ayrı teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisiyle mesaide bulunan ve ailesi programa katılan Abdülmecit Yücel’in, hareketlerindeki gönlünü ortaya koyuşunu unutmalarının mümkün olmadığını dile getirdi.
Bakanlardan milletvekillerine, il, ilçe, belde başkanlarından belediye başkanlarına, meclis üyelerinden mahalle-köy temsilcilerine, sandık müşahitlerinden üyelere kadar yol ve dava arkadaşlarının tamamına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurulduğu ilk günden itibaren bu hareketi samimiyetle bağrına basan kadınlara, AK Parti Kadın Kolları’nın tüm mensuplarına, partiye renk, dinamizm katan gençlere teşekkürlerini iletti.
Sandık her kurulduğunda, sabahın erken saatlerinden itibaren bir bayram havasında sandıkları şenlendiren seçmenlere de gönülden teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar oyunu alamadığımız ama tercihlerine saygıyla yaklaştığımız vatandaşlarımıza ise demokrasimize yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurdukları Cumhur İttifakı bünyesinde, Türkiye’nin bekası, milletin istikbali uğrunda birlikte yol yürüdükleri ittifak ortaklarına da dayanışmaları için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kutlama programına gönderdiği çiçek dolayısıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, kendilerini telefonla arayarak veya mesajla partisinin kuruluş yıl dönümünü kutlayan diğer siyasi parti genel başkanlarına teşekkürlerini iletti.
25 yıl içinde pek çok parti mensubunu fani dünyadan ebedî âleme uğurladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dava ve yol arkadaşlarından ahirete irtihal edenlere, Allah’tan rahmet diledi.
“TÜRKİYE’NİN ÖZ GÜVENİNİ YÜKSELTTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “AK Parti, bundan 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu. Bu partiyi millet kurdu, sizler kurdunuz, kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu. Siyasetin sıkıştığı, ekonominin ağır kriz yaşadığı, Türkiye’nin önünü göremediği bir dönemde ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ şiarıyla yola revan olduk. ‘Sorunlar çözümsüz değildir’ dedik. ‘Çözümler imkânsız değildir’ dedik. ‘Buradan bir çıkış yolu var’ dedik. ‘Bizim reçetemiz var, bizim çözüm önerilerimiz var, bizim umudumuz, heyecanımız, gayretimiz var’ dedik. 14 Ağustos 2001’de AK Parti’yi kurduk ve kurarken de tüm Türkiye’ye ‘Karanlığa kapalı, aydınlığa açık’ dedik. ‘Yeter, söz de, karar da milletindir’ dedik.”
Partiyi kurduktan sadece 15 ay sonra, 3 Kasım 2002’de seçime girdiklerini ve milletin teveccühüyle tek başına iktidara geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Ne dediler? ‘Yapamazlar’ dediler, yaptık, hem de en güzelini yaptık. Türkiye’yi rahatlattık. Umudu çoğalttık. En başta Türkiye’nin öz güvenini, milletin öz güvenini yükselttik. AK Parti olarak, siyasetteki temsil açığına millet iradesiyle, istikrar açığına güçlü ve öngörülebilir yönetimle, icraat açığına eser ve hizmet siyasetimizle, kalkınma açığına yatırım ve girişimcilikle, öz güven açığına Türkiye merkezli bir gelecek tasavvuruyla çözüm ürettik. Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaştırmada Türkiye’ye tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük projelerini kazandırdık. Milletten aldığımız yetkiyi de topladığımız kaynakları da yine milletimiz için, ülkemizi büyütmek, kalkındırmak, güçlendirmek için kullandık.”
“SAVUNMA SANAYİİNDE DESTAN YAZDIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıklarının tamamını anlatmanın mümkün olmadığını, bu tarihî günde kısa bir muhasebe yapmakta fayda gördüğünü söyledi.
25 yıllık icraat karnesini vatandaşlarla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitime 37 trilyon lira, sağlığa 14 trilyon lira, gençlik ve spora 5 trilyon lira, sosyal yardımlara 12 trilyon lira, adalete 4 trilyon lira, içişlerine 3 trilyon lira, AFAD bünyesinde olmak üzere toplam 5 trilyon lira harcama yaptık. Çalışma ve sosyal güvenliğe 7 trilyon lira, ulaştırmaya 15 trilyon lira, çevre ve şehirciliğe 19 trilyon lira, kültür ve turizme 11 trilyon lira, tarım ve ormana 7 trilyon lira, enerjiye 8 trilyon lira, savunma sanayiine 374 milyar dolar, sanayi ve teknolojiye 2 trilyon liralık kaynak kullandık” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşviklerle 19 trilyon liralık 129 bin yatırımın ve 4 milyon 128 bin nitelikli istihdamın önünü açtıklarına işaret ederek, şöyle devam etti: “36 milyar dolar olan yıllık ihracatımız, haziran ayında 278 milyar dolara çıktı. Millî gelirimiz 240 milyar dolardan, 1 trilyon 600 milyar dolara ulaştı. Dünyanın 21’inci büyük ekonomisi olan Türkiye, 2025 yılı itibarıyla dünyada 16’ncı, Avrupa’da 6’ncı sıraya yükseldi. Dışişlerimiz, Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada “sözü güçlü, gücü tesirli” bir ülke konumuna getirdi.”
Savunma sanayiinde kelimenin tam anlamıyla “destan” yazdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapar hâle getirdik. Yıllık 10 milyar doları aşan ihracat rakamıyla bugün dünyanın 185 ülkesinde Türk savunma sanayii ürünleri kullanılıyor” dedi.
“2028’E KADAR 27 ŞEHRİMİZİ HIZLI TREN AĞIYLA BİRBİRİNE BAĞLAYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırma alanında Türkiye’ye çağ atlattıklarına işaret ederek, şöyle konuştu: “Tam 24 bin kilometre yeni bölünmüş yol yaptık. Otoyol uzunluğumuzu iki kat artırdık. İki kıtayı Marmaray ve Avrasya Tüneli ile yer altından Yavuz Sultan Selim ve 1915 Çanakkale Köprüsü ile yer üstünden birbirine bağladık. 26 olan havalimanı sayımız, 58’e çıktı. Yapımı devam edenler hizmete girdiğinde, bu sayı 60 olacak. Türkiye’yi hızlı trenin konforuyla tanıştırmak bizlere nasip oldu. Sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Sizler için, halkımız için bunu biz başardık. 2028’e kadar 27 şehrimizi hızlı tren ağıyla birbirine bağlayacağız. 2053 yılında, 48 saatte tüm Türkiye hızlı trenle gezilebilecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde, nicelik ve nitelik olarak Türkiye’nin standartlarını yükselttiklerine işaret ederek, 422 bin yeni derslik inşa ettiklerini, toplam 836 bin yeni öğretmen ataması yaptıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “‘Başörtüsü yasağına son vereceğiz’ dedik, üniversitede, okulda, kamuda son verdik. ‘Üniversiteye girişte katsayı adaletsizliğini kaldıracağız’ dedik, kaldırdık. ‘Harçları kaldıracağız, ders kitaplarını ücretsiz dağıtacağız’ dedik, sözümüzü tuttuk. Yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi 182 binden 983 bine yükselttik.”
Sağlıkta, vatandaşları birinci sınıf sağlık hizmetleriyle tanıştırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sayısı 27’ye çıkan şehir hastaneleriyle bu alanda âdeta devrim yaptıklarını belirtti.
“KARADENİZ’DEKİ KEŞFİMİZ SAYESİNDE BUGÜN MİLYONLARCA EVDE KENDİ DOĞAL GAZIMIZ KULLANILIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet bahçeleriyle şehirlerin çehresini değiştirdiklerini işaret ederek, 323 millet bahçesini hizmete açtıklarını, 239 tanesinin yapımının devam ettiğini bildirdi.
TOKİ’yle 1 milyon 766 bin konut ürettiklerini, 369 bin konutun inşasının sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6 Şubat asrın felaketinde 455 bin konutu ve iş yerini, 3 yıl gibi rekor sürede depremzedelerimize teslim ettik. Deprem turistleri istismar peşinde, fırsatçılık peşinde koşarken biz yaraları sarmak için tam 91,5 milyar dolarlık kaynak kullandık. 500 bin sosyal konut projemizle çok önemli bir ihtiyacı gideriyoruz. Şurası da çok mühim. Eskiden terörün kol gezdiği Gabar’da günlük 83 bin varil petrol üretiyoruz. Karadeniz’deki keşfimiz sayesinde bugün milyonlarca evde kendi doğal gazımız kullanılıyor.”
“SADECE YATIRIMLARDA DEĞİL, HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ALANINDA DA SESSİZ BİR DEVRİME İMZA ATTIK”
Artık başkalarının ürettiği araçlara gıptayla bakmadıklarını, Türkiye’nin otomobili TOGG’u yollarda gördükçe herkesin gurur duyduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece yatırımlarda değil, hak ve özgürlükler alanında da aynı şekilde sessiz bir devrime imza attık. ‘OHAL’i kaldıracağız’ dedik, kaldırdık. ‘Farklı dil ve lehçelerde yayınları serbestleştireceğiz’ dedik, TRT Kurdi’yi kurduk, özel yayınları serbest bıraktık” diye konuştu.
Gençlerin siyasette önünü açarak seçilme yaşını 30’dan 25’e, sonra 18’e indirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle, ülkemizin en kronik sorunlarından olan yönetimde istikrar meselesini çözüme kavuşturduk. ‘Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri kıracağız’ dedik, Fatih’in emaneti Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ni yeniden ibadete açtık. Daha burada tek tek sayamayacağımız nice reformu, hizmeti, eseri, projeyi ülkemize kazandırdık” ifadelerini kullandı.
Parti programlarında ve seçim beyannamelerinde millete ne taahhüt edildiyse bunları yüzde 90 oranında gerçekleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu da burada ifade etmek istiyorum. Gelecek 25 yılı da planladık, gelecek 50 yılı da planladık. Bugün paylaştığımız 25’inci yıl vizyon belgemizin rehberliğinde hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
Bu 25 yıl boyunca dikensiz bir gül bahçesinde yürümediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizi yolumuzdan çevirmek için her yolu denediler. Darbe senaryoları yazdılar. Muhtıra vermeye kalkıştılar. Partimizi kapatmaya kalktılar. Danıştayda, Gezi’de, terör eylemleriyle provokasyonlar yaptılar. 17-25 Aralık’ta yargı darbesi yapmaya yeltendiler. 15 Temmuz’da haince silahlı darbe girişiminde bulundular. İçerideki aparatlarıyla, dışarıdaki ağababalarıyla üzerimize geldiler. Allah’a hamdolsun, hepsini tek tek püskürttük. 25 yıl sonra işte buradayız. Sapasağlam burada, milletin huzurundayız. İlk günkü heyecanımızla buradayız. İlk günkü enerjimizle buradayız. İlk günkü aşkımızla, ilk günkü kararlılığımızla yine Ankara Millet Bahçesi’ndeyiz. Millete verdiğimiz sözleri tutmanın gururuyla buradayız. Milletin emanetine sahip çıkmanın izzetiyle buradayız. Türkiye’yi her alanda büyütmenin kıvancıyla buradayız. Size mahcup olmamanın, sizi mahcup etmemenin, sizin umutlarınızı boşa çıkarmamanın bahtiyarlığıyla buradayız.”
25 yıl boyunca milletin gönlünde olduklarını, bugün de milletin gönlünde en müstesna yerde bulunduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’a hamdolsun, çeyrek asırda büyük işler başardık ama bitmedi, hiçbir zaman bitmeyecek. Kimse bizden yorulma beklemesin. 25 yıl boyunca her sabah yeniden başladık. Her sabah ilk günkü gibi işimize sarıldık” ifadelerini kullandı.
“DAHA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”
Bundan sonra da her günün kendileri için yeni bir gün olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Partimizi kurduktan sonraki ilk sabah, 15 Ağustos sabahı nasılsa bugün de yarın da her sabah 15 Ağustos sabahı gibi olacak. Daha yeni başlıyoruz. Türkiye’yi işte bu hareket, bu kadro kadınıyla, erkeğiyle, genciyle ve bu gençler, onların çocukları, torunları inşallah önce 2053’e, sonra da 2071’e taşıyacak. Türkiye’nin son 25 yılına olduğu gibi geleceğine de işte bu hareket damga vuracak. Daha yapacak çok işimiz var. Türkiye’yi ellerinden tuttuk, ayağa kaldırdık, küllerinden yeniden inşa ettik, doğrulduk, büyük işler başardık ama durmayacak, dinlenmeyecek, ara vermeyecek, istikbali de inşa edecek, imar edeceğiz. Hani diyor ya Yunus ‘Biz, sevdik aşık olduk, sevildik, maşuk olduk, her dem yeniden doğarız bizden kim usanası’. Evet, her gün yeniden doğacağız. Her sabah yeniden başlayacağız. ‘Bugün unutmayın yeni bir gündür’ diyeceğiz. ‘Şimdi yeni şeyler söylemek lazım’ diyeceğiz, her dem taze kalacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 1970’lerden itibaren, sinsi sinsi büyüyen FETÖ sorunu olduğunu hatırlatarak, “1970’lerden itibaren hiçbir hükûmet bunların önünü kesemedi. 1980’de, 1997’de, iki kez darbe yapıldı bu ülkede. FETÖ’ye dokunmadılar, tam tersine önünü açtılar. Biz ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda virüs vücuda yayılmış, bünyeyi âdeta felç etmişti” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’ye karşı sabırla, akılla ve dikkatle yürüdüklerine dikkati çekerek, “O meşum gecede, o hain darbe girişiminde, Allah onlara fırsat vermedi” dedi.
“BU ÜLKEYİ KARDEŞLİK BÜYÜTECEK”
Terör meselesinin de 1984’ten bu yana can yaktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımız tek tek toprağa düşüyordu. Türkiye’nin gençleri de birikimi de morali de hayalleri de terörle, hain terör eylemleriyle her gün solup gidiyordu. Ne dedik? ‘Biz çözeceğiz’ dedik. ‘Türkiye’yi 40 yıllık bu sıkıntıdan kurtaracağız’ dedik. Elhamdülillah, işte onu da Cumhur İttifakı olarak çözüyoruz ve çözdük. Gazi Meclisimizin desteğiyle, aziz milletimizin hayır duasıyla çözüyoruz. Şehitlerimizin kahramanlığıyla, gazilerimizin fedakârlıklarıyla çözüyoruz. 86 milyon olarak el birliği, gönül birliği, hedef birliği yaparak çözüyoruz. Farklı kesimlerin bir araya geldiği Türkiye mutabakatını tesis ederek çözüyoruz. Şunu unutmayacağız, bizim en büyük sermayemiz kardeşliğimizdir. Kardeşliği korursak bu ülkeye hiç kimse kem gözle bakamaz. Bizi var eden, bizi bin yıldır dimdik ayakta tutan, bizi bu coğrafyaya hâkim kılan, Müslümanlık’tan gelen kardeşliğimizdir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu topraklarda ezan sesi susarsa, bu topraklarda Kur’an’ın sesi kısılırsa, bu topraklarda Müslümanlık zayıflarsa, kardeşliğin de zayıflayacağını belirterek, “Kardeşliğimiz zayıfladığında, ülkemiz de zayıflamıştır. Biz en başından itibaren işte bu duyguyla hareket ediyoruz. Bu ülkeyi kardeşlik büyütecek. Bu ülkeyi kardeşlik güçlendirecek. 21’inci yüzyılı, inşallah kardeşlik ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Ne yapıyorsak, ülkemiz ve milletimiz için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, gelecek nesillerin selameti, refahı, aydınlık yarınları için yapıyoruz. Ne yapıyorsak, bu meseleyi tamamen çözerek, evlatlarımıza terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge bırakmak için yapıyoruz” diye konuştu.
“TÜRKİYE, İŞTE ŞİMDİ ŞAHA KALKIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi birileri suyu bulandırmaya, zihinleri kurcalamaya çalışıyor. Milleti korkutup, sorunları çözümsüz bırakmak istiyorlar. Niye? Çünkü işsiz kalacaklar. Terör parantezi kapandığında, istismar edecekleri bataklık da kuruyacak, işte bundan korkuyorlar. Bakın biz, sadece terör sorununu bitirmiyoruz. İnşallah terörle birlikte, Türkiye’nin içini karıştıran, o emperyalist planı da altüst ediyoruz. Terörün bitmesine kim üzülür? Türkiye üzerine hesabı olanlar üzülür. Bu yaranın, bir 40 sene daha kanamasından çıkar sağlayanlar üzülür. Siyaseti ve toplumu terör üzerinden yıllardır dizayn etmeye alışanlar üzülür. Varsın, üzülsünler. Bu ülkede anneler artık ağlamayacak, gençler toprağa düşmeyecek, çocuklar yetim, eşler dul kalmayacak, ülkenin enerjisi heba olmayacak. Türkiye, işte şimdi şaha kalkıyor. Türkiye Yüzyılı’nın şafağı, işte şimdi söküyor. Kardeşliğimiz yeniden anlam kazanıyor, gücümüze güç katılıyor, tarih yeniden yazılıyor, açın yolları, büyük Türkiye Cumhuriyeti geliyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’a, Suriçi’ne Türkiye’nin her şehrinden, dünyadan turist akacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Şimdi Tunceli’nin dağlarında barut değil, mis gibi çiçek kokacak, çimen kokacak. Şimdi Cilo dağlarında halaylar çekilecek. Dicle’nin, Fırat’ın, Munzur’un suları bundan sonra daha berrak, daha coşkun akacak. Tekrar kucaklaşacağız. Mardin’in camilerinde aynı namazda saf tutacağız. Şanlıurfa’da aynı ezanı birlikte dinleyeceğiz. Dili ne olursa olsun, aynı duyguların türkülerini birlikte söyleyeceğiz. Birlik içinde, bütünlük içinde, kardeşlik içinde geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Samimiyiz, hasbiyiz, kararlıyız ve Allah’ın izniyle, milletimizin hayır duasıyla bu sefer menzili maksudumuza inşallah ulaşacağız.”
“BU HAREKET GÖNÜL HAREKETİDİR”
“25’inci yılımızda şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum, bu hareket, gönül hareketidir, gönüllere girme hareketidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle doğrudan, göz göze, ruberu, gönül gönüle irtibat kurarak bugünlere geldiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilata, kapı kapı dolaşarak şimdiye kadar ne yaptıklarını ve bundan sonra ne yapacaklarını anlatması tavsiyesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şunu da unutmayın kardeşlerim. Bu hareket, bu dava, sadece bizimle kaim değildir. Bu hareketin, bu davanın dünü vardı, yarını da olacak. Bu, uzun soluklu bir yürüyüştür. Bu, maziden atiye giden kutlu bir yolculuktur. Önemli olan, sen yaşarken bu dava için ne yaptın? Sana bırakılan mirası nereden aldın, nereye taşıdın? Bizim meselemiz işte budur. Bayrağı devraldık, onu zirvedeki burçlara diktik, gelecek nesillere de o bayrağı inşallah emanet edeceğiz, onlar da hakkıyla taşıyacak. Burada şunu da açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Tayyip Erdoğan olarak, siyasette 50 yılı geride bıraktım. Ortak eserimiz AK Parti, bugün çeyrek asrı geride bırakıyor. Allah ömür ve sağlık verirse, daha nice yıllar Türkiye’ye hizmet mücadelesi içinde olacağım. Aziz milletimin duası ve teveccühüyle, inşallah bu ülkeye aşkla çalışmayı sürdüreceğim. Yuvam olarak, evim olarak gördüğüm AK Parti’nin bir neferi olmaya, bu hareketin başarısı için en ön safta koşturmaya devam edeceğim. Bu can bu tende olduğu müddetçe, bu sevdamız dinmeyecek. Ancak bugün içim rahat, gönlüm ferah. Arkamızdan çok çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor. Dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye’yi tanıyan, ecdadını, tarihini, mirasını idrak eden, imanlı, vatansever, en önemlisi de öz güveni yüksek bir gençlik geliyor. ‘İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ İşte en büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur.”
“TÜRKİYE’Yİ KALAN BÜTÜN HEDEFLERİNE KAVUŞTURMAK İÇİN AZİMLE YOL ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Kaygılı ve karamsar olmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu gençlik, inanıyorum ki vakti geldiğinde, emaneti bizden devralacak, çok daha yükseklere çıkaracaktır. İşte onun için Türkiye’nin ufku aydınlıktır. Türkiye, bu gençlik sayesinde eski karanlık günlerine asla dönmeyecektir. Türkiye, bu gençlik sayesinde geriye değil, hep daha ileriye gidecektir. 25 yılda böyle bir gençliği, böyle bir nesil yetiştirme şerefini bize bahşeden Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun. Türkiye’yi kalan bütün özlemlerine, hayallerine, hedeflerine kavuşturmak için azimle, sabırla, heyecanla yol almaya devam edeceğiz. Bu kadroyu, bu teşkilatı, siz değerli arkadaşlarımı, Türkiye aşkınızdan, Türkiye’ye kazandırdıklarınızdan dolayı bir kez daha tebrik ediyorum. Türkiye’ye, Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını yaşattığınız için her birinizi ayrı ayrı kutluyorum. Bu kardeşinize 25 yıl boyunca yoldaşlık ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Ebediyete uğurladığımız kardeşlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyorum. Birazdan AK Parti ailesine katılacak milletvekillerimize ve belediye başkanlarımıza hoş geldiniz diyorum. Rabb’im dayanışmamızı, muhabbetimizi daim eylesin, diyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.