İstanbul Ticaret Odası’nın 140. Yıl Özel Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ödül kazanan isim ve kurumlara da ödüllerini takdim etti.
Törende ödül alacak isimleri ve kurumları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün 640 bini aşkın üyesiyle dünyanın en büyük ve köklü ticaret odalarından biri olma hüviyetini taşıyan bu güzide kurumumuz, ülkemizin geleceğine adanmış bir misyonla faaliyetlerini sürdürüyor. Dersaadet Ticaret Odası olarak başlayan çalışmalarını İstanbul Ticaret Odası olarak sürekli geliştirerek devam ettiren bu kurumun tarihi aslında bir anlamda da ülkemizin serencamıdır. Türkiye hangi badirelerden, hangi imtihanlardan, hangi dönüşümlerden geçtiyse İstanbul Ticaret Odası da benzer gelişmeleri yaşamıştır. Ülkemizdeki pek çok kurum gibi İstanbul Ticaret Odası da rahmetli Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın ülkemize kazandırdığı bir değerdir. Vizyonu, ileri görüşlülüğü, dirayeti, sabrı ve becerisiyle Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Abdülhamit Han’ı rahmetle anmak hepimizin boynunu borcudur” diye konuştu.
“ARTIK, ÜLKEMİZE SON 20 YILDA KAZANDIRDIĞIMIZ ESER VE HİZMET ALTYAPISININ MEYVELERİNİ TOPLAMA VAKTİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, odanın, ticari düzenlemelerin hazırlık aşamasına katkı verdiğini belirterek, “İstanbul Ticaret Odası aynı zamanda kurucu vasfıyla da tebarüz etmiş bir müessesedir. Bizim de hayata atıldığımız dönemlerde yaptığımız işler vesilesiyle bir parçası olmaktan gurur duyduğumuz odamızla siyaset ve hükûmet görevlerimiz dönemlerinde de hep birlikte yol yürüdük. Üyelerinin hak ve menfaatlerini korumanın yanında eğitim ve kültür başta olmak üzere pek çok alandaki hayırlı hizmetlerini yakından bildiğimiz odamız, bugünde aynı anlayışla yoluna devam ediyor” ifadesini kullandı.
Dünyanın tamamı gibi ülkeyi de etkileyen Koronavirüs salgını döneminde iş dünyasının bu krizden en az seviyede etkilenmesi için İstanbul Ticaret Odası ile etkin çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Oda Başkanımız Şekib Avdagiç’in bu süreçte gösterdiği gayretin ve yaptığı fedakârlıkların bizzat şahidiyim. Bunun yanında Şekib Bey’in İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nden Teknopark İstanbul’a kadar ülkemize kazandırdığı pek çok eseri de yakından takip ettik. İnşallah önümüzdeki dönemde de Şekib Bey ile bu çalışmaları hep daha ileriye taşıyarak devam ettireceğimize inanıyorum. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası gayretlerimizde en büyük desteği yine İstanbul’dan ve elbette İstanbul Ticaret Odamızdan bekliyoruz. Artık, ülkemize son 20 yılda kazandırdığımız eser ve hizmet altyapısının, demokrasi ve kalkınma hamlelerinin meyvelerini toplama vaktidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem kendilerinin kazanacağını hem dostlarına ve kardeşlerine kazandıracaklarını hem de daha adil bir dünya için siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik, kültürel ve her alanda medeniyetlerine yakışır duruşlarını göstereceklerini belirterek, “Velhasıl, kardeşlerim yapacak çok işimiz var. Tüm bunları da hep olduğu gibi sizlerle birlikte hayata geçirecek, sizlerle birlikte başaracağız. Emeğimiz, gayretimiz, desteğimiz, vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
Türkiye’nin son 20 yılında tarihin en önemli demokrasi ve kalkınma atılımlarını gerçekleştirirken aynı zamanda pek çok saldırıyla tuzakla oyunla da mücadele ettiklerini dile Cumhurbaşkanı getiren Erdoğan, şunları söyledi: “Ekonomimiz de bu saldırılardan nasibini almıştır. Önceleri uluslararası finans mekanizmaları üzerinden sinsice yürütülen saldırılar 2018 Ağustosundan itibaren açık bir meydan okumaya dönüşmüştür. Türk ekonomisini bu çalkantılı süreçten geleneksel yöntemlerle kurtarmanın mümkün olmadığını gördük. Bu tablo karşısında aslında çok önceden başlatmamız gereken alternatif bir ekonomi politikasını süratle hayata geçirdik. Zaman içinde küresel gelişmelere ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre geliştirerek sürdürdüğümüz Türkiye Ekonomi Modeli’nin hedefi, ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütmek olmuştur.”
“TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce salgının ardından Rusya-Ukrayna savaşının dünyadaki tüm dengeler gibi ekonomik işleyişi kökünden sarstığına işaret ederek, “Ülkemizi uyguladığı ekonomik model sebebiyle en ağır şekilde eleştirenler bile geldiğimiz noktada bizimle aynı çizgiye yönelmişlerdir. İşte bunu son Semerkant Zirvesi’nde ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda orada yaptığımız Türk Evi’ndeki tüm liderlerle, onların ifadeleriyle tespit ettik. Türkiye artık eski Türkiye değil” diye konuştu.
“Çalıştık, oldu. 20 yıldır çalışıyoruz ve oluyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha nice nice altyapı, üstyapı ve uluslararası anlamda inşallah yatırımlarımız olacak. Yıllardır ülkemize ve daha pek çok gelişmiş ülkeye dayatılan faiz, enflasyon, kur dengesi teorilerinin aslında hiçbir soruna çözüm sağlamadığını bizzat bu işin sahipleri de ikrar ediyor. Dikkat ederseniz enflasyonu faiz oranlarını arttırarak kontrol altında tutma yaklaşımı artık hiç kimse tarafından dile getirilmiyor, getirilse de ciddiye alınmıyor. Artık büyük liderler bile yükseltmek değil, faizi düşürmenin faydası olduğunu ikrar etmeye başladılar. Öncelikle Rusya. Sayın Putin bizzat geçmişte yüksek faizi savunurken şimdi o da faizi düşürmeye başladı ve 8,6’ya kadar indirdi.”
Gelişmiş ülkeler dâhil hiçbir devletin eski modelin vaaz ettiği şekilde davranarak ekonomisini durgunluğa sokmayı ve böylece ortaya çıkacak sosyal sorunlarla boğuşmayı göze almadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi ülkelerin enflasyon oranlarıyla mukayese edilemeyecek derecede küçük faiz artırımlarıyla vakit kazanmaya çalışırken kimilerinin de kendileri gibi faiz düşürerek yoluna devam ettiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Ben şimdi buradan haber veriyorum. Diyorum ki, karşımda yatırımcılar var, sizlere sesleniyorum. Gelin, biz başta kamu bankaları olmak üzere, düşük faizle sizleri yatırıma davet ediyorum. Çünkü düşük faizle aldığınız krediyle yapacağınız yatırımlar ne yapacaktır? İstihdam sağlayacaktır. Ne yapacaktır? Üretim sağlayacaktır. Ne yapacaktır? İhracatı arttıracaktır ve cari fazlayı da lehimize döndürecektir. Biz buna var mıyız? Bu konuda kararlı mıyız? Kararlıysak, biz de sizin yanınızdayız. Hep söylediğimiz gibi 2018 yılında biz ekonomi politikasında istihdam ve üretim odaklı temel bir tercihte bulunduk. Hamdolsun bugüne kadar yaşanan her gelişme bu tercihin doğruluğunu teyit etmiş, uyguladığımız ekonomi politikasını kararlılıkla sürdürmemiz gerektiğini göstermiştir. Bu yılın ilk yarısında yüzde 7,5 düzeyinde gerçekleşen büyüme oranımız 31 milyona dayanan istihdam rakamlarımız, 300 milyar dolara doğru giden ihracatımız, 40 milyar dolara dayanan turizm gelirlerimiz hedeflerimize doğru ilerlediğimizin işaretidir.”
“ENERJİ FİYATLARINDAKİ AŞIRI YÜKSELİŞTEN VATANDAŞLARIMIZI KORUMAK İÇİN ÇOK BÜYÜK FEDAKÂRLIKLAR YAPIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elbette her ülke gibi kendilerinin de küresel ekonomik krizin bedellerini ödediklerini ancak Türkiye’nin diğerlerinden ve bilhassa gelişmiş ülkelerden farklı olarak, ekonomik işleyişteki döviz ağırlığı sebebiyle çok daha ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Ekonomilerine yönelik saldırıların çıkış noktasının çoğunlukla döviz kuru olmasının sebebinin de bu olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Aldığımız tedbirler, kurduğumuz mekanizmalar, sağladığımız kaynaklar ve iş dünyasının üretim, ihracat odaklı gayretleriyle bu sıkıntıyı önemli ölçüde kontrol altına aldık. Buna rağmen enerji ve emtia fiyatlarındaki aşırı yükselişler gibi istesek de etkisinden kaçınamayacağımız olumsuz gelişmeleri göğüslemek mecburiyetinde kalıyoruz. Enerji fiyatlarındaki aşırı yükselişten vatandaşlarımızı ve üretim tarafını korumak için gerçekten çok büyük fedakârlıklar yapıyoruz. Öyle ki 2021 ve 2022 enerji sübvansiyonlarımız yarım trilyon liraya yaklaşmıştır. Gerçekten çok büyük bir meblağa tekabül eden bu yükü hem milletimizin refahını korumak hem üreticilerimizi desteklemek için kamu olarak biz üstleniyoruz. Yaptığımız fedakârlıkların bedelini alacağımızdan şüphe duymuyoruz. Ülkemize ve ekonomiye hiçbir zaman sadece rakamların zaviyesinden bakmadık. Bizim için asıl olan insandır, insanımızın huzuru, güvenliği, refahı, geleceğidir. İnşallah Karadeniz’den doğal gazı halkımıza ulaştırdığımız zaman devran çok daha farklı dönmeye başlayacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ekonomi Programı’nın araçlarını da buna göre belirlediklerini, işlettiklerini, hasılaya dönüştürdüklerini aktararak, “Doğru yaptığımıza da yürekten inanıyoruz. Bu süreçte hiç arzu etmediğimiz seviyelere çıkan enflasyon meselesini de inşallah önümüzdeki şubat ayından itibaren önce makul düzeylere indireceğiz, sonraki yıllarda da enflasyonu olması gerektiği gibi tek haneli rakamlara düşürmekte kararlıyız” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte faizi 4,6’ya indirdiklerini, enflasyonun ise 6,2’ye geldiğini söyledi.
Bunu kendilerinin başardığını dile Cumhurbaşkanı getiren Erdoğan, “Birileri değil. Bu neticenin üzerinden kendine paye çıkarmaya çalışanlar yok değil, var. Sen kimsin? İmzayı atan kim? Sen kimsin? Altı sıfırı Türk lirasından çıkaran bu Başbakan. Sen kimsin ya? Senin irapta mahallin bile yok. Burada Başbakan olur vermedikten sonra sen ne yapabilirsin ya? Çıkıp televizyon ekranlarında ‘Ben yaptım. Ben ekonomi bakanıydım. Ben devlet işinde böyle bir süreci işletiyordum. Peki, bu işin başı kim? Başbakan bu işe olur vermeden sen ne yapabilirsin? Buna inananlar veya buna aldananlar yok değil, var ama bütün bunların hepsi yoluna giriyor. Çünkü benim milletim aklıselim sahibidir” diye konuştu.
İşçisinden memuruna, emeklisinden sosyal destekle hayatını sürdürenine kadar hiçbir vatandaşı hayat pahalılığının altında ezdirmediklerini, ezdirmeyeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, küçük esnaflara destek verme konusunda adımlar atacaklarını ve onları da güçlendirmeye gayret edeceklerini kaydetti.
Hem vatandaşları ev sahibi yapmak hem fahiş düzeylere çıkan emlak ve kira fiyatlarını düşürmek için toplamda 500 bin konutun, 250 bin arsanın ve 50 bin iş yerinin inşasını kapsayan yeni bir kampanyayı başlattıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerin akabinde bu işin ikinci etabını başlatacaklarını belirtti.
Bu kampanyanın ilk etabını oluşturan 250 bin konutun temelini yakında atacaklarını, iki yıl içinde tamamlayıp hak sahiplerine teslim edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk Evim İlk İş Yerim” adını verdikleri bu kampanyanın, sağlayacağı ekonomik hareketlilik yanında fiyatları dengeye getirerek enflasyonla mücadeleye de katkıda bulunacağına inandığını kaydetti.
“2023’ÜN, TARİHİMİZE DÖNÜM NOKTASI OLARAK GEÇECEĞİNE İNANIYORUM”
Türkiye’nin gündeminden pek çok olumsuz başlığı nasıl çıkardılarsa, enflasyonu da mazide bir hatıra hâline dönüştüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tabii bunun öncelikli şartı ülkedeki istikrar ve güven ikliminin korunmasıdır. Bu bakımdan 2023 kritik bir yıldır. İnşallah 2023’ü hem büyük projelerimizi hayata geçirerek hem küresel gelişmelerin ülkemizin önüne getirdiği fırsatları değerlendirerek hem de seçimleri başarıyla Cumhur İttifakı olarak tamamlayarak, kazasız belasız atlatacağız. Cumhuriyetimizin 100. yılını da geride bırakacağımız 2023’ün tarihimize, ülkemizin dünya siyaseti ve ekonomisinin en üst liginin ön sıralarına doğru ilerleyişimizin dönüm noktası olarak geçeceğine inanıyorum.”
İTO’ya gelmişken iş insanlarıyla bazı müjdeleri paylaşmak istediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “İlk müjdemiz, hemen her üyemizi ilgilendiren çalışanlara ödenen yemek ücretlerinin vergi istisna rakamının ve yönteminin değiştirilmesiyle ilgilidir. Temmuz ayından itibaren çalışanlara ödenen yemek bedeli vergi istisnasını 34 liradan, 51 liraya çıkardık. Yılsonunda yeniden değerleme oranına göre bu rakamı tekrar belirleyeceğiz. İlave bir yenilik olarak yemek ödemelerinde restoran, lokanta ve yemek kartı kullanma zorunluluğunu kaldırıyoruz. Artık çalışanlara nakden ödenen yemek bedeli tutarları da vergi istisnası kapsamına girecektir. Böylece çalışanlara daha fazla alternatif sağlıyor, işverenlerin üzerinden de işlem maliyetini kaldırmış oluyoruz. Bir diğer müjdemiz, çalışanlara yapılacak elektrik ve doğal gaz ödemelerinden vergi ve prim yükünün kaldırılmasıyla ilgilidir. İşverenlerin 2023 Nisan ayı sonuna kadar çalışanlarına yapacakları elektrik, doğal gaz ve ısınma gideri desteklerinin 1000 liraya kadar olan kısmını hem gelir vergisinden hem de sigorta prim kesintisinden muaf tutuyoruz.”
Yurt dışındaki inşaat projelerinde çalıştırılan işçilerle ilgili de bir müjdeleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşaat, bakım, onarım, montaj gibi işleri ve teknik hizmetlerde Türk vatandaşlarını çalıştıran işletmelerimiz bu kişiler için gelir vergisi ödemeyecekler. Bu uygulamayla amacımız, yurt dışında inşaat projesi yürüten firmalarımızın kendi vatandaşlarımızı istihdam etmelerini desteklemektir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İTO’nun 140. kuruluş yıl dönümünde ödül verilecek isim ve firmaları tebrik ederek, İTO Başkanı Şekib Avdagiç’e bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ederek, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diledi.
Ülke için üreten, katma değer sağlayan, istihdam oluşturan iş insanlarının her birine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar İTO nasıl bir olduysa, nasıl beraber olduysa, nasıl kardeş olduysa, bundan sonra da aynı birliğini, beraberliğini, kardeşliğini yürütmesinin İstanbul’a ve İTO’ya çok şeyler kazandıracağına inandığını sözlerine ekledi.
Törende Avdagiç, 140. yıla özel hazırlanan şükran belgesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Yapay zekânın sunduğu fırsatları değerlendirerek, Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Yapay Zekâ Vizyonu ve Eylem Planı’nı açıkladığı “Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, denizcilik tarihinde çok önemli bir yer tutan, Fatih Sultan Mehmet’in temellerini attığı Tersane-i Amire’de zirve dolayısıyla bir arada olduklarını söyledi.
Katılımcıları selamlayarak teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un 39 ilçesinde, Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlara selamlarını, sevgilerini gönderdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin ülke, millet ve sektörler için hayırlara vesile olmasını dileyerek, zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile programa katkı sunanları tebrik etti.
Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin, herkes için ufuk açıcı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birazdan 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’mızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zekâ teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
“YAPAY ZEKÂ VE YENİ DİJİTAL TEKNOLOJİLER OLGULARLA BİRLİKTE ALGILARI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihî günlerden geçtiklerini, bu dönemdeki değişimin, geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle “sari” seyrettiğini söyledi.
Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkilerinin hemen her alana nüfuz ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihî bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan, yapay zekâ ve yeni dijital teknolojilerin ‘hakikat ötesi’ olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği hâline geldiğine şahit oluyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar kolaylaştığının bir gerçek olduğunu ifade ederek, dezenformasyon gibi bilgi düzensizliklerinin de aynı ölçüde yaygınlaştığına dikkati çekti.
Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askerî, iktisadi gücün, dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. Büyük matematikçimiz, ordinaryüs profesör merhum Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: ‘Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?’ Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: ‘Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır.’ Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki üniversiteler, araştırma merkezleri, bilim ve teknoloji üslerinin, dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza attığını söyledi.
Genç mühendisler, yazılımcılar ve teknisyenlerin yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. AR-GE’den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Teknoloji Hamlesi’ni “Türkiye Yüzyılı”nın baş tacı yapacak TEKNOFEST kuşağının, azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ettiğini belirtti.
Teknolojideki bu başarı hikâyesinde payı olan tüm kurumlara, firmalara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin her birine çalışmalarında başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak savunma sanayiindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zekâ başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve millî uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısını inşa ettik. TEKNOFEST’lerle, DENEYAP atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dâhil ettik. Bugün, Türkiye genelindeki bin 700’ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması, yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor.”
Teknolojide elde ettikleri kazanımların buzdağının sadece görünen yüzü olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekânın sunduğu fırsatları değerlendirip, “Türkiye Yüzyılı”nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlı olduklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün herkesin “Yapay zekâ insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi hâle gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek?” sorularıyla karşı karşıya bulunduğunu, buna verilecek cevapların ise hayati önemde olacağını anlattı.
Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı’nın bu hassasiyetlerin ürünü olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eylem planımız ‘fark et, istifade et, üret ve yönet’ olmak üzere dört temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi” bilgisini verdi.
Planın birinci ekseni olan “fark et” hedefleri doğrultusunda yapay zekânın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri millete aktarıp, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel etkinlikleri artıracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her yaştan insanımızın yapay zekâyı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı’nı başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, veriye erişimi kolaylaştırarak, araştırmacıların, girişimcilerin ve kamu kurumlarının veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracaklarını söyledi.
“Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacaklarını, orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken, vatandaşların mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacaklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın ikinci ekseni olan “istifade et” kapsamında yapay zekâyı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceklerini ifade etti.
“KAMU SEKTÖRÜMÜZ BAŞARILI VE YERLİ YAPAY ZEKÂ ÇÖZÜMLERİNİN İLK ALICISI VE EN GÜÇLÜ REFERANSI OLACAK”
Veri merkezlerinin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata (GW) çıkaracağız. Elektronik devleti, vatandaşımızın yapay zekâ destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimli hâle getireceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zekâ çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize yapay zekâ kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın üçüncü ekseni olan “üret” hedeflerinde, vatandaşların yapay zekâ ile değer üretmesini temin edeceklerini, kendi modellerini geliştireceklerini kaydetti.
Yatırımcılara enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lere ve araştırmacılara hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracaklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ulusal Yapay Zekâ Araştırma Fonu ile araştırmaların, Yapay Zekâ Büyüme Fonu ile girişimlerin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarını dijital egemenliği güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizerek, “Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli Bilge, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın Main Platformu’ndaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli Türkçenin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır” diye konuştu.
“İSTANBUL’U YAPAY ZEKÂ ALANINDA TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI VİTRİNİ VE YATIRIM DİPLOMASİSİ ŞEHRİ OLARAK KONUMLANDIRACAĞIZ”
Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerinin veri odaklı çalışmalarının Türkiye için kıymetli adımlar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekânın imalat sanayisinde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerini derinleştireceklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın “yönet” hedefine değinerek, şunları kaydetti: “‘Yönet’ hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zekâ kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zekâ alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zekâ standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğiz. Türk Devletleri Teşkilatıyla aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk dilleri büyük dil modeli geliştireceğiz.”
“TÜRKİYE’Yİ YAPAY ZEKÂ ÇAĞININ ÖNCÜ ÜLKELERİ ARASINA HEP BİRLİKTE TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yenilikçi yapay zekâ çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az beş öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracaklarını anlatarak, “Planımızın uygulanması, kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zekâ Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili tüm kurumlarla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zekâ çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır, Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi tebrik ediyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
“Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa’yı saygıyla yâd etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi âleme göç eden tüm büyüklere Allah’tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.
“DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE İHTİYAÇ DUYULMAZ”
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim millî seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hâl ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle ‘Hakkı tutup kaldırmak’, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Haziran 1868’de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi’nden Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı’nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız, millî mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakâr milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; ‘Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah’ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.’ Ben de Rabbim bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum.”
“Kızılay, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Somali’de, Irak’ta, Suriye’de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil zihin ve hafızalarına da kazınmıştır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin, iç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere bir ensar şuuruyla yaklaştığını ve şefkat kucağını açtığını söyledi.
Hilal-i Ahmer’in, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılay, bu milletin yüz akıdır. Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“KIZILAYIMIZ BUGÜNE KADAR 26 BİN TONU AŞKIN İNSANİ YARDIM MALZEMESİNİ GAZZE’YE ULAŞTIRDI”
Türk Kızılayın afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psiko-sosyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürdüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu’nun başını çektiği siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de, Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim’den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptık. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı.
Vekâletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı ‘Gazze, Neşeli Çocuklar Projesi’yle Gazze’deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psiko-sosyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze Ofisi, eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze’nin yanı sıra siyonist barbarların hedefi olan Lübnan’da da Kızılay, gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi İsrail, mevcut yönetim altında ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür”
“Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Hitler’in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır” dedi.
Türkiye’nin bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şunu da gururla ifade etmek isterim, Kızılayımız, 190’ı aşkın üyeye sahip Kızılay-Kızılhaç Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur” diye konuştu.
Kızılayın elde ettiği bu başarının aynı zamanda Türk milletinin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, 6 Şubat depremlerinde Kızılayımız tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD’ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır.
Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleriyle koruma, barınma, su ve sanitasyon alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve Çiftçi Destek Programları dâhilinde on binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD’ımızla birlikte arama-kurtarma çalışmalarından, şehirlerimizin yeniden inşasına deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KRİTİK İLAÇLARI ARTIK ÜLKEMİZDE ÜRETECEĞİZ”
Kızılayın geçtiğimiz yıl 3 milyon ünitenin üzerindeki kan bağışıyla yeni bir rekora imza attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kızılayımız, sağlık sektöründeki yerli ve millî yatırımlarını da başarıyla devam ettiriyor. Birazdan inşallah canlı bağlantıyla temelini atacağımız Çubuk ilçemizde 130 bin metrekare alana sahip Protürk Fabrikası da bunlardan biridir. Protürk Projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları artık ülkemizde üreteceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanacağız. Böylelikle Türkiye’yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dâhil ederek bu ilaçlarda dışa bağımlılığa inşallah son vereceğiz” ifadesini kullandı.
Projenin ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri kutladı.
Yurt dışından ithal edilen kan torbalarının da Türkiye’nin kendi imkânlarıyla üretileceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Silivri’deki fabrikamızın da kuruluş çalışmaları sürüyor. Bu fabrikanın tamamlanmasıyla yıllık yaklaşık 3 milyon kan torbasını ülkemizde ve kendi tesisimizde imal ederek 1 milyar liralık ithalat maliyetini sıfıra indireceğiz. Çok yakın bir dönemde hizmete alacağımız bu yatırımın da hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kızılay camiamızın her bir mensubuna, iyiliği omuzlayan merhamet çınarımıza gözü gibi bakan tüm gönüllülerimize, bağışçılarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.”
Konuşmasının ardından Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Mücadele döneminde Hilal-i Ahmer Cemiyeti gönüllüsü ve Balkan Harbinde iki evladını şehit veren Bandırmalı Nuriye Hanım’ın Filistin Cephesinde düşmana karşı kahramanca mücadele eden ve cephenin düşmesi neticesinde kendisinden haber alınamayan son oğlu Murat’ın akıbetini öğrenmek üzere Türk Kızılayına hitaben kaleme aldığı mektubun yer aldığı bir tablo takdim etti.
Kızılay Ödülleri kapsamında Filistin Özel Ödülü’ne layık görülen 12 yaşındaki Gazzeli Renad Attallah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tasarımını kendisinin yaptığı ve üzerinde “Free Palestine” yazılı tişörtü hediye etti.
Ödül törenin ardından Ankara Çubuk’ta kurulacak Protürk plazma ilaç tesisinin canlı yayın bağlantısıyla temel atma töreni gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davetine icabetle Türkiye’yi ziyaret eden Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez’i resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’ndeki karşılama töreninin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat hazır bulundu.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.