Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “İktidardaki 22 yılımızda şanla, şerefle, dünya siyaset literatürüne geçen muazzam bir başarıya imzayı attık. Bu eşsiz başarıya öyle çilingir sofralarında kadeh tokuşturarak, kaynağı belirsiz balya balya paralardan kuleler yaparak ulaşmadık. Millete hizmet yolculuğuna başlarken, ‘artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dedik ve bunda da muvaffak olduk” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte AK Parti 8. Olağan Büyük Kongresi’ne katıldı. Ankara Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kongre öncesinde, salon önünde kendisini karşılayan vatandaşlara bir selamlama konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra kongrenin yapıldığı salona geçti.
Kongrede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine kongrenin partilerine, ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyerek başladı.
Kuruluşundan bugüne AK Parti teşkilatının her kademesinde mesai harcayan, partiye maddi manevi katkı veren, alın teri döken herkese şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merhum Mehmet Akif İnan’ın ‘Kim demiş her şeyin sonudur ölüm, destanlar yayılır mezarlarımızdan’ ifadesinin şahıslarında vücut bulduğu tüm dava arkadaşlarımıza Allah’tan rahmetler diliyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin” ifadesini kullandı.
“BİZİM GÖLGESİNDE GÜVEN BULACAĞIMIZ TEK BAYRAK, AY YILDIZLI AL BAYRAĞIMIZDIR”
Konuşmasında Dede Korkut’tan alıntılar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bizim ram olacağımız tek merci Türk milletidir. Bizim içinde yaşamaktan şeref duyacağımız tek devlet Türkiye’mizdir. Bizim okuyacağımız tek marş İstiklal Marşı’dır. Bizim gölgesinde güven bulacağımız tek bayrak, rengini şehitlerimizin mübarek kanından alan ay yıldızlı al bayrağımızdır. Bizim hayattayken üstünde, öldükten sonra altında huzurla yatacağımız tek yer, şehit kanlarıyla yoğrulmuş kutsal vatan topraklarımızdır. Bizim uğruna varlığımızı feda etmekte bir an bile tereddüt etmeyeceğimiz tek değerimiz itikadımızdır, imanımızdır, inancımızdır. Bizim dünyanın her bir köşesine taşımak için koşturacağımız tek ülkümüz adalettir, hakkaniyettir, insanlıktır. Gerisi günlük hayatın gaileleri içinde hepimizin yaşadığı, yaşayacağı teferruattır.”
“Dün rahattık, bugün sıkıntı çekeriz, yarın yeniden rahata kavuşuruz. İman, irade ve azim varsa, Allah’ın izniyle, imkân da hep vardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önemli olan istikameti kaybetmemektir, yüreği karartmamaktır, halisane niyetleri bozmamaktır. Tabii bu duaya ‘Âmin’ demek yerine, sırf kendi ihtirasları için Türkiye düşmanlarının senaryolarında figüranlık yapmayı tercih edenler de var. Siz onları çok iyi biliyorsunuz. Hırsın, gafletin, kibrin esiri olan o kifayetsiz muhterisleri ise aziz milletimin basiretine ve ferasetine havale ediyoruz. Biz, ‘Niyet hayır, akıbet hayır’ sözünün kılavuzluğunda gönül verdiğimiz bu güzel sevda yolunda kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın bu ilk kongresini de işte bu uzun yolculuğun yeni bir nefeslenmesi, tazelenmesi, yeni bir kilometre taşı olarak görüyor, kongremizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.”
“AK PARTİ KURULDUĞU GÜNDEN BU YANA KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEMEYİ BAŞARAN BİR SİYASİ TEŞEKKÜLDÜR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti kurulduğu günden bu yana 24 yıldır, kendini sürekli yenilemeyi, değiştirmeyi, geliştirmeyi, yükseltmeyi başaran bir siyasi teşekküldür” dedi.
Bu kapsamda 8. Olağan Kongre sürecinde il başkanlarının dörtte üçünün, ilçe başkanlarının üçte ikiye yakınının değiştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Partimizin tüm kademelerinde hem bayrağı devreden hem de bayrağı devralan arkadaşlarımızdan, her zamankinden daha çok, daha azimli, daha gayretli, daha verimli çalışmalar bekliyoruz. Hiç şüphesiz en büyük görev, sorumlusu oldukları birimin yöneticisi sıfatıyla ana kademe kadrolarımıza düşüyor. Partimizin ülkemizde tüm hanelere girebilmesini sağlayan lokomotif teşkilatımız olan Kadın Kollarımızdan daha fazla gayret göstermelerini istiyorum. Türkiye’yi önce 2053, sonra 2071 vizyonlarıyla buluşturacak olan geleceğimizin teminatı sevgili gençlerimizden talebim; gençliğin tüm dinamizmini partimize taşımalarıdır. Gençler bu öyle bir sevdadır ki, burada isimler fanidir, baki olan tek şey davadır. Partimizin politikaları dinamik, kadroları değişken ama ilkeleri sabittir. İşte bu anlayışla AK Parti bayrağını ilk açtığımız günden beri, köklerimize ve kurucu değerlerimize bağlı bir şekilde yükseltmeye devam ediyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada başka hiçbir topluma nasip olmayan sağlam bir temele sahip olduklarını unutmadan, yönleri hep geleceğe, başları hep yukarıya dönük şekilde yollarında kararlılıkla yürümeye devam edeceklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Bakınız burada şu hakikati çok net ifade etmek isterim, biz, Anadolu’ya bin yıl önce yeni değil, yeniden geldik. Gerektiğinde alın terimizle, gerektiğinde al kanımızla, enbiya yurdu olan bu toprakları kendimize vatan eyledik. Alparslan’dan Fatih’e, Yavuz’dan Gazi’ye, Menderes’ten Özal’a kadar bu davanın yol başçılarının hepsi de işte bu şuurla millete hizmet etmiştir. ‘Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır’ diyen şair, işte bu onlarca asra sari hakikate gönderme yapıyor. Eskiler, ‘Köküne küs ağaç yeşermez’ derler. Biz de milletçe köklerimize öyle sarılacağız ki dallarımız şıvgaya dursun, kollarımız göğe doğru uzansın. Kökünden kopan toplumların, rüzgârda savrulan kuru yapraklar gibi nasıl kaybolup gittiğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. Önümüzdeki Ağustos’ta 24 yaşını bitirip gürbüz bir delikanlı olarak mücadelesine devam edecek AK Parti’nin gerisindeki gücü, sırrı, hikmeti merak edenlerin bakacağı yer, işte bu köklerdir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üye sayısıyla, dünyanın en büyük partileri sıralamasında ilk 5’te yer alan bir siyasi kuruluşuz. Bundan 4 ay önce, iktidardaki 22 yılımızı şanla, şerefle, dünya siyaset literatürüne geçen muazzam bir başarıyla tamamladık. Bu eşsiz başarıya, öyle çilingir sofralarında kadeh tokuşturarak, kaynağı belirsiz balya balya paralardan kuleler yaparak ulaşmadık. Bu tarihî başarıyı aziz milletimizin umutlarını, beklentilerini, hayallerini siyasete taşıyarak yakaladık” diye ekledi.
“BÖLGESİNDE VE DÜNYADA LİDER BİR TÜRKİYE İNŞA ETTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete hizmet yolculuğuna başlarken, “Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediklerini ve bunda da muvaffak olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Önce davamızın gücünü ülkemizin gücü hâline getirdik, sonra ülkemizin gücüyle bölgesinde ve dünyada lider bir Türkiye inşa ettik. Yola çıkarken kimse bize gül bahçesi vadetmemişti. Biz o gül bahçesini kendi ellerimizle adım adım kendimiz kurduk. Kapı kapı dolaşarak, köy köy gezerek, gecemizi gündüzümüze katarak, nice tuzağı bozarak, nice engeli, nice bariyeri aşarak, gönül bahçelerine diktiğimiz gülleri tek tek suladık, besledik, büyüttük. Gençlerimizin özellikle şuraya dikkat etmesini istiyorum. Gençler, bakın, biz sadece seçimleri kazanarak değil, asıl gönülleri kazanarak 22 yıldır iktidardayız. Hanelerden önce gönüllere girdiğimiz, tek tek gönülleri fethettiğimiz için 22 yıldır Türkiye’nin kaptan köşkündeyiz. Bir gönül kazandıysak, bir gönül yaptıysak, bu milletin gönül sarayında kendimize bir yer bulabildiysek bu bize şeref olarak yeter diyoruz. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmadık ve unutmayacağız.”
“MİLLETİN PARTİSİ OLARAK DOĞDUK, BÜYÜDÜK VE BUGÜNLERE GELDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında sözüne, ahdine ve kavline sadık bir kadro olarak nereden geldiklerini, kendilerine dua eden ak yüzlü, ak saçlı, ak sakallı büyükleri hiçbir zaman unutmayacaklarını ifade etti.
Milletin çizdiği rotadan çıkmayacaklarını, milletle aynı istikamette omuz omuza yürümeye devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz gökten zembille inmedik. Pazarlık masalarında kurulmadık. Siyaset ve toplum mühendisliğinin ürünü olarak sahneye çıkmadık. Milletin partisi olarak doğduk, büyüdük ve bugünlere kadar öyle geldik” diye konuştu.
Samimiyetten, dürüstlükten en küçük bir taviz vermeden, milletin heyecanını, coşkusunu, umutlarını çoğaltmak için siyaset yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi başarısızlıklarının faturasını seçmene kesen kibirli siyaseti, hiçbir zaman kapılarına yaklaştırmadıklarını, eksiklerini, kusurlarını, hatalarını örtmek yerine, bunları giderecek, daha iyisiyle telafi edecek güçlü bir iradeyle milletin karşısına çıktıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de iç muhasebelerini cesaretle ve öz güvenle yaptıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Şurayı da önemle vurgulamak istiyorum. AK Parti’ye düşmanlık edenler başka örneklere bakıp, hep bu hareketin dağılmasını, yıkılmasını, sendelemesini, tökezlemesini beklediler. Zorluklar karşısında yılmamızı, tehditler karşısında sinmemizi beklediler. Milletin namusumuza emanet ettiği iradesine ihanet etmemizi beklediler. Vesayetçilere boyun eğmemizi, para babalarına teslim olmamızı, zulüm karşısında sessiz kalmamızı beklediler. Bütün umutlarını AK Parti’nin zayıflamasına, AK kadroların yorulmasına bağlayanlar, dikkatinizi çekiyorum, 14 Ağustos 2001’den beri bekliyorlar. Daha çok bekleyecekler. Onları bekletmeye devam edeceğiz. Şeytanla nöbetleşe sürdürdükleri bu bekleyiş, inşallah ilanihaye aradığını bulamayacaktır.”
“ATTIĞIMIZ KARARLI ADIMLARLA TÜRKİYE’YE POLİTİK VE EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINI KAZANDIRDIK”
Türkiye dönüşerek gelişip, gelişerek büyürken zaman zaman durup, ibret nazarıyla eski Türkiye’yi düşünmek ve hatırlamak gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkede sivil siyasetin yıllarca vesayetin gölgesi altında olduğunu anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasinin tepesinde on yıllar boyunca kara bulutların dolaştığını hatırlatarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesinin özellikle belli dönemlerde gasbedildiğini, yok sayıldığını “milletin egemenliği” ilkesinin sadece lafta kaldığını anlattı.
Seçimle gelen hükûmetlerin kimi zaman darbeyle, kimi zaman baskıyla, kimi zaman gazete manşetleriyle görevden uzaklaştırıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a, 12 Eylül’den 28 Şubat’a hep bunun yaşandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin seçilmiş başbakanının, bakanlarının idam edildiği günlerin görüldüğünü, fidan gibi delikanlıların son nefeslerini idam sehpalarında verdiğini, sağ-sol, Alevi-Sünni denilerek sokakların kan gölüne çevrildiği kapkara günlerin görüldüğünü belirtti.
Siyasi istikrarsızlığın beslediği ekonomik krizlerle milletin fakirleştirildiğini, ülkenin zayıflatıldığını, böylece Türkiye’nin küresel rekabetin dışında tutulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, her 10 yılda bir işletilen darbe mekaniğiyle millî irade çalınırken Türkiye’nin aynı zamanda altın değerinde yıllarını kaybettiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi yıllarca üçüncü sınıf demokrasiye, üçüncü sınıf ekonomiye mahkûm ve mecbur ettiler. ‘Yeter, söz de, karar da milletindir’ diyerek, Türkiye’ye ağır bedeller ödeten işte bu sömürü düzenine son verdik. Attığımız kararlı adımlarla, reform çalışmalarımızla, iç ve dış vesayet odaklarına karşı canımız pahasına verdiğimiz mücadeleyle Türkiye’ye politik ve ekonomik bağımsızlığını kazandırdık” ifadesini kullandı.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA EDERKEN MUHALEFETİ DÖNÜŞTÜRME GÖREVİMİZİ DE YERİNE GETİRMEKTEN KAÇINMAYACAĞIZ”
Türk demokrasisinin çevresindeki kirli ve yoğun kuşatmanın çok partili hayata geçildiği günden beri tam manasıyla kırılmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun da en büyük sebebinin iktidara gelebilmek için her yolu mubah, her yöntemi meşru gören çarpık muhalefet anlayışı olduğuna dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde muhalefet, maalesef, sürekli demokrasi krizi çıkartarak, sandıkta alamadığı yetkiyi iç ve dış güçlerden devşirme hevesinden hiç vazgeçmemiştir. Öyle ki bu tavır, demokrasiyle taban tabana zıt şekilde muhalefetin asli ve tam zamanlı mesaisine dönüşmüştür. Muhalefetin seçim kazanmak için terör örgütleriyle, antidemokratik güç merkezleriyle iş birliği yapacak kadar gözünü karartması, ülkemizi ‘toksik demokrasi’ sorunuyla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorunla özellikle son iki seçimde ciddi biçimde muhatap olduk” dedi.
Sözde ittifak ve uzlaşı süreçlerinin şeffaf olarak değil, kapalı kapılar ardında kurulan pazarlık masalarında yürütüldüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin stratejik kurumları, bakanlıkları, belediye başkanlıkları, belediye meclis üyeliklerinin pazar tezgâhındaki bir ürün gibi alınıp satıldığını kaydetti.
Demokrasinin sağladığı imkânların, kariyerist menfaatperestler tarafından demokrasiyi zehirlemek, milletin iradesine pusu kurmak için kullanıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha iki sene öncesinde ülkeyi beraber yönetmeye talip olanların daha sonra gırtlak gırtlağa kavgaya tutuştuğunun hep beraber takip edildiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi etiğiyle bağdaşmayan bu düzenbazlıkların siyaset kurumunda yol açtığı güven bunalımının menfi etkilerinin hâlen hissedildiğini belirtti.
Gelinen noktada şunun çok net biçimde görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrasiyi, üzerine terör ve hırsızlık gölgesi düşürerek zehirleyen, iftirayı ve çarpıtmayı siyasal iletişimin merkezine yerleştiren, hakikatle ilişkisi her geçen gün daha da kopan bir muhalefet sorunumuz vardır. AK Parti’nin olduğu yerde çözümsüzlüğe de umutsuzluğa da millî iradenin üstünlüğüne halel getirecek herhangi bir girişime de yer yoktur. Ülkemizin ve milletimizin her meselesinin çözüm adresi gibi, bu toksik demokrasinin panzehiri de AK Parti ve Cumhur İttifakı’dır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, hem vesayetin hem siyasi istikrarsızlığın, hem de toksik demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, muhalefeti dönüştürme görevimizi de adım adım yerine getirmekten kaçınmayacağız. Bunu da, hep olduğu gibi siyasetin er meydanında yapacağız.”
“YENİ BİR DÜNYA KURULURKEN TERÖR BELASI BAŞTA OLMAK ÜZERE, TÜRKİYE’NİN SAFRALARINDAN KURTULMASI GEREKİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Terörsüz Türkiye” ideallerinin, her kesimden vatandaşın yürekten desteklediği geniş tabanlı bir millî mutabakatın ifadesi olduğunu söyledi.
Hiçbir demokratik ülkenin, terörün silahına da siyasi örgütlenmesine de sivil toplum görünümlü uzantılarına da tolerans göstermeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Terörle siyaset, terörle demokrasi aynı anda bir arada bulunamaz. Bunun için ‘Ya terör ya demokrasi’ diyoruz, ‘Ya silah ya sivil siyaset’ diyoruz. Şunun bir defa altını kalın çizgilerle tekrar çizmek mecburiyetindeyim; Türk’e de Kürt’e de Sünni’ye de Alevi’ye de hiçbir faydası olmayan dış kaynaklı fitne ürünü bir literatür yığınıyla boğuşmaya vaktimiz yok. Yeni bir dünya kurulurken terör belası başta olmak üzere, Türkiye’nin safralarından kurtulması gerekiyor. Terörün, şiddetin, silahın karanlık gölgesinin ülkemizin ve bölgemizin üzerinden tamamen çekileceği günler inşallah çok yakındır. Türkler, Kürtler, Araplar olarak hep beraber kenetlenecek, tam 40 yıldır evlatlarımızın kanı üzerinde yükselen terör duvarını yıkıp atacağız. Terör sorunu ortadan kalktıktan sonra demokrasiden kalkınmaya, kardeşlikten bölgesel entegrasyona yeni bir dönemin kapıları Allah’ın izniyle açılacaktır.”
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, kronik meselelerini ve farklı toplum kesimlerinin taleplerini daha sağlıklı, daha steril bir zeminde tartışma imkânı bulacağını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu tespitin yapılması da çok ama çok önemlidir; Türkiye’nin ekonomide, dış politikada ve siyasette itici gücü, unutmayın, demokrasidir. ‘İç cephe’ olarak tarif ettiğimiz kardeşlik hattımızı tahkim edecek olan da yine 85 milyonun tamamını saran kuşatıcı bir demokrasidir. Bunun için önümüzdeki fırsatları değerlendirerek, en iyisini ümit edip en kötüsüne hazır olarak, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi gerçekleştireceğiz. Hiç şüphesiz bundan en çok terör örgütünün ideolojik bahçesinde otlanıp, devletimize ve milletimize düşmanlık edenler rahatsız olacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar bunun önüne geçemeyecekler. Türkiye’yi, girdiği aydınlık yoldan geri çeviremeyecekler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bölücü terörün arkasında siper aldığı yaldızlı kavramları değil, FETÖ’yü ve 15 Temmuz gerçeğini anlayamayanlara da hatırlatmada bulunarak, şunları kaydetti: “Pensilvanya’daki hain başının ölümü sonrasında bu örgüt, yurt dışında da çöküş ve dağılma dönemine girmiştir. FETÖ tehdidi bertaraf edilene kadar bu hain yapıyla mücadelemiz içeride ve dışarıda kararlılıkla sürecektir. FETÖ’yü ve 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünü, AK Parti’yi yıpratma aracı hâline dönüştürmek isteyenler de tarih önünde hesap vereceklerdir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi milletimizin sokaklardaki şanlı direnişiyle kurduğu Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisine ve onun kıymetli Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hassaten teşekkür ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi ve Sayın Bahçeli, Cumhur İttifakı çatısı altında, ülkemizin kronik tüm sorunlarının çözümünde ön açıcı, kolaylaştırıcı, destekleyici, yapıcı tavırlarıyla Türk siyasi tarihine isimlerini şimdiden yazdırmışlardır. Cumhur İttifakı sapasağlam olduğu sürece, Türkiye güvendedir, ülkemizin bekası, milletimizin kardeşliği güvence altındadır. Şehit kanlarıyla hamuru yoğrulan bu ittifak, inşallah uzun yıllar ülkemize ve milletimize çok daha büyük hizmetler kazandıracaktır.”
“DEMOKRASİYE, HUKUKA DÖNÜK HER TÜRLÜ SALDIRIYA GÖĞSÜMÜZÜ DAİMA SİPER ETTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de, öteden beri, zahirdeki muhalefet partilerinin yanı sıra bir de görünmeyen muhalefet odakları bulunduğunu belirterek, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bunların, kimi zaman bildiriler yayınlayarak veya yayınlatarak, kimi zaman darbecileri teşvik ve tahrik ederek, kimi zaman siyasetçileri tehditle veya vaatle yoldan çıkartarak, kimi zaman uluslararası güç merkezlerini harekete geçirerek, hatta kimi zaman eli kanlı, taşeron terör örgütleriyle iş tutarak, hep kendi ajandalarını devlete, topluma ve siyaset kurumuna dayatma peşinde koşmuşlardır. Rabbim, milletimizi bu zihniyetin insafına bırakmasın, diyoruz. Biz geçmişte devletin içindeki kirli oluşumlarla nasıl tavizsiz bir mücadele yürüttüysek, parti kimliği taşımayan, siyasi meşruiyete sahip olmayan bu kirli muhalefete de aynı şekilde eyvallah etmedik.”
Milletin kendilerine yüklediği emaneti bugüne kadar yere düşürmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Millete, milletin emanetine, milletin egemenliğine dönük, demokrasiye, hukuka dönük her türlü saldırıya göğsümüzü daima siper ettik. Hangi kökene, meşrebe, mezhebe, siyasi görüşe mensup olursa olsun, 85 milyonun devletin nazarında eşitlendiği, eşit görüldüğü, haklarının ve yükümlülüklerinin eşit olduğu bir sistemi ülkemizde inşa ettik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türkiye’yi ‘ötekisiz’ hâle getiren tek parti AK Parti’dir. Kendini öteki olarak gören veya hisseden kim varsa hepsini ülkenin asli unsuru hâline getirdik. Muhafazakârından Alevi’sine, Kürt’ünden Roman’ına, dünün Türkiye’sinde ne kadar ötelenen ve ötekileştirilen kesim varsa bugün hepsi de büyük ve güçlü Türkiye’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Alevi vatandaşlarımızın taleplerinin çok önemli bölümünü karşıladık. Diller, lehçeler, klavyeler, tabelalar üzerindeki yasakları ortadan kaldırdık. Üniversite kapılarında gözyaşı döken kızlarımızın dramına biz son verdik. Kadınların devlet kurumlarında başörtüleriyle özgürce çalışabilmesine imkân sağladık.”
“KONUŞULMASI MÜMKÜN OLMAYAN NİCE REFORMU HAYATA GEÇİRDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet’in emaneti olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ni 84 yıllık hasretin ardından açarak, Ezan-ı Muhammediyelerle, tekbirlerle, dualarla buluşturduklarını belirterek, “Hiç kimsenin diline, dinine, mezhebine, etnik kökenine bakmadık. Siyasetin demokratik alanını genişlettik, daha evvel konuşulması mümkün olmayan nice reformu 22 yıl boyunca sabırla hayata geçirdik” dedi.
Aynı bakış açısıyla iş dünyasında da önemli adımlar attıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için katma değer üreten esnafın, sanayicinin yanında olduklarını, sermayeyi Anadolu’ya yayarak, daha önce bir avuç İstanbul seçkininin inhisarında olan yatırımı, üretimi, istihdamı genişlettiklerini ve büyüttüklerini dile getirdi.
“KAYIT DIŞI SİYASET YAPMA DÖNEMİ ARTIK KAPANMIŞTIR”
Son tartışmaların, bazı hastalıkların devam ettiğini gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İmtiyazlarını kaybetmek istemeyenler, eski vesayetçi söylemlerle siyasete ve hükûmete ayar vermeye çalışıyor. Batılı güçlerle kurdukları asimetrik ilişkilere güvenenler, Türkiye’nin değiştiğini, eski Türkiye’nin artık olmadığını kabullenemiyorlar. AK Parti döneminde sermayelerine sermaye katan iş dünyasının içindeki bir grup, kirli muhalefet anlayışını yeniden devreye alma çabasındadır. Geçmişte manşetler ve ellerindeki finans-kapital üzerinden siyasetçileri tehdit eden bu ekibin tek derdi, kayıplarını devlet hazinesinden yeniden tazmin etmektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gruplara, ülkeyi büyüterek, geliştirerek zincirlerinden kurtulma, küresel düzeyde eşit şartlarda rekabet etme şansı verdiklerini kaydederek, şunları söyledi: “Ama demek ki zihinler temizlenmeden, sadece zincirlerden kurtulmak insanları ve kurumları özgür kılmaya yetmiyor. Kaos baronlarına diyoruz ki, bu devlet ve millet, sizin rüyalarınızı kâbusa dönüştürme iradesine, gücüne, kudretine sahiptir. İşinizi düzgün yaptığınız sürece, ülkemize değer kattığınız, milletimize istihdam sağladığınız müddetçe hep yanınızda olduk, olmayı da sürdürürüz. Ancak eski kötü alışkanlıklarınızda ısrar ederseniz, biz de size buna göre muamele ederiz.”
“Siyaset yapmak istiyorsanız, işte er meydanı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 170’in üzerinde siyasi parti olduğunu, bunlara bir tane daha eklenirse demokrasinin daha da zenginleşeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ama ‘kayıt dışı siyaset’ yapma dönemi artık kapanmıştır. Yeni Türkiye’de kayıt dışı ekonomiye de kayıt dışı siyasete de yer yoktur. Bu sözlerim sadece siyaset heveslisi sermaye temsilcilerine değil, aynı zamanda ‘komprador burjuvazinin’ gönüllü taşeronluğuna soyunan muhalefet partilerinedir. Unutmayın, Türkiye değişmiştir. Siz de eskiyi hortlatmaya çalışmak yerine, bu yeni Türkiye’ye alışmak, politikalarınızı buna göre belirlemek zorundasınız.”
“MİLLETİMİZE OLAN MİNNET BORCUMUZU DAHA FAZLA ÇALIŞARAK ÖDEMENİN GAYRETİNDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilhamlarını ve cesaretlerini ülkeye son 22 yılda kazandırdıkları devasa yatırımlardan aldıklarını belirterek, “Biz, muhalefet gibi lafla peynir gemisi yürütmenin çabasında değiliz. Milletimize olan minnet borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla icraat yaparak, daha çok hizmet ederek ödemenin gayretindeyiz” ifadelerini kullandı.
Son 22 yılda kendilerinden önce yapılanları her alanda 3’e, 5’e, 10’a katladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, derslik sayısını 343 binden 622 bine, üniversite sayısını 76’dan 208’e, yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 182 binden 995 bine, gençlik merkezi sayısını 9’dan 469’a, spor tesisi sayısını bin 575’ten 4 bin 469’a çıkardıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hastane yatak sayımızı 164 binden 183 bini nitelikli olmak üzere, toplam 271 bine yükselttik. Toplamda 37 bin 332 yataklı 25 şehir hastanemizi hizmete sunduk. İhtiyaç sahiplerine 1 trilyon 455 milyar liralık sosyal yardım ödemesi yaptık. Bölünmüş yol mesafemizi 6 bin 101 kilometreden 29 bin 730 kilometreye çıkardık. Otoyol uzunluğumuzu bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Toplam 2 bin 32 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı inşa ettik. Havalimanı sayımızı 26’dan devraldık, 32 ilaveyle 58’e çıkardık” dedi.
TOKİ eliyle toplam 1 milyon 481 bin konutu tamamladıklarını, bunun ne kadar büyük bir hizmet olduğunu 6 Şubat depremlerinde gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa sürede 207 millet bahçesini hizmete açtıklarını, 80’ini açılışa hazır hâle getirdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere güncellenmiş rakamla toplam 2 trilyon 51 milyon liralık destek verdiklerini, sanayide 175 yeni organize sanayi bölgesi, 48 endüstri bölgesi, 105 teknopark, bin 333 AR-GE merkezi ve 336 tasarım merkezi kurduklarını belirtti.
“MİLLETİMİZ DESTEK VERDİKÇE ÇOK DAHA FAZLASINI YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli elektrikli otomobil TOGG’un üretiminde 52 bini aştıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerjide kurulu gücümüzü 31 bin 846 megavattan 115 bin 975 megavata çıkardık. Karadeniz’de 710 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettik. Gabar’daki petrol üretiminde günlük 76 bin varili geçtik. Tabii bunlar sadece özet rakamlar. Hepsini anlatmaya kalksak değil saatler, günler yetmez. Tek tek şehirlerimize ve ülkemiz geneline hangi hizmetleri ve yatırımları kazandırdığımızı, bunlardan faydalanan kardeşlerim zaten çok iyi biliyor. Allah ömür, milletimiz de destek verdikçe çok daha fazlasını yapacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha fazla yatırım, üretim ve ihracat prensibiyle dolar cinsi millî gelirimizi 6 kat artırdık. Türkiye’yi trilyon dolarlık ekonomiler ligine taşıdık. Dünya ekonomisinden aldığımız pay yüzde 0,7’den yüzde 1,1’e yükseldi. Kişi başı gelirimiz 3 bin 600 dolardan 2023 itibarıyla 13 bin 243 dolara çıktı. Geçen yılın verileri açıklandığında inşallah 15 bin doları aşacağız. Sanayide katma değer üretimimizi 95 milyar dolardan 320 milyar dolara getirdik. Satın alma gücü paritesine göre, 2023 yılında dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın ise 4’üncü büyük ekonomisi olduk” diye ekledi.
Savunma sanayisinden otomotive, tarımdan turizme kadar her sektörde Türkiye’nin gücünü tahkim ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, insansız hava aracı üretiminde dünyada birinciyiz. Savunma sanayii ihracatında ise dünyada 11’inci sıradayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir savunma sanayii şirketimiz, çalışan kişi başına 300 bin dolar ihracat yaparak bu alandaki küresel devleri geride bıraktı ve zirveye yerleşti. 2002’de Türkiye’de sadece 4,5 milyon otomobil varken bugün bu rakam 16,5 milyona yaklaştı. Çiftçimizin eli ayağı olan traktör sayımız 1 milyon 600 bini buldu. Yıllık otomobil satışı ise 91 binden 1 milyona yükselerek tam 11 kat arttı. Ticari araçlardan beyaz eşyaya, çelikten güneş panellerine, çimentodan hazır betona kadar birçok sektörde Avrupa’nın lideriyiz. Tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk 10 içindeyiz. Turizmde Avrupa’da 4’üncü, dünyada 5’inci sıraya yükseldik. Geçen sene 62 milyondan fazla kişiyi ağırladık, 61 milyar dolardan fazla turizm geliri elde ettik. İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık, 262 milyar dolara getirdik.”
“TÜRKİYE, BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜMÜN VE HEYECAN VERİCİ BİR EKONOMİK ATILIMIN EŞİĞİNDEDİR”
Uluslararası yatırımlarda da tarihî bir atılım gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2002 yılına kadar toplam 15,1 milyar dolar yatırım çekebildiğini, son 22 yılda bu rakamı 18 kat artırarak 272 milyar doların üzerine çıkardıklarını anlattı.
Uluslararası sermayeli firma sayısının 83 bini aştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Deprem ve salgın başta olmak üzere çeşitli sebeplerle maruz kaldığımız konjonktürel sıkıntılar geçicidir. Türkiye, büyük bir dönüşümün ve heyecan verici bir ekonomik atılımın eşiğindedir. Bölgemizdeki gelişmeler, bu süreci kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Yaklaşık 2 yıldır uyguladığımız yeni ekonomi politikalarının etkisini görmeye başladık. Merkez Bankamızın rezervleri 173 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakam, biz göreve geldiğimizde sadece 27,5 milyar dolardı. Üretim ve ihracatla birlikte istihdam oranımız da hızla artıyor. Sadece son bir yılda 1,1 milyonun üzerinde ilave istihdam sağladık. İşsizlik oranımızı yüzde 8,5 seviyesine indirdik. Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak için son 2 yılda yaklaşık 75 milyar dolarlık kaynak kullandık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen haftalarda 201 bininci konutun anahtarlarını hak sahiplerine teslim ettiklerini, kalan 252 bin konutun inşasını da yılbaşına kadar bitireceklerini bildirdi.
Depremin sebep olduğu ağır faturaya rağmen bütçeyi kontrol altında tuttuklarını, mali disiplinden taviz vermediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyondaki düşüş hızlanarak devam edecek. Enflasyon düştükçe alım gücü daha artacak, bunun olumlu etkisini de emeklimizden işçimize, memurumuzdan öğrencimize, 85 milyonun hepsi bizzat hissedecek, görecek, bundan istifade edecek. İnşallah biraz daha sabredecek ve hedeflerimize ulaşacağız” diye konuştu.
“REFORM PROGRAMIMIZI ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BEKLENTİLERİNE CEVAP VERECEK BİR ANLAYIŞLA HAZIRLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide ve demokraside elde ettikleri tüm başarıları, reform iradelerinin sürekliliğine borçlu olduklarını söyledi.
Ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun, reform iradelerini daima canlı tuttuklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, reform çalışmalarını aynı zamanda kendilerini yenilemenin, millete yeni şeyler söylemenin, ülkenin önüne yeni hedefler koymanın temel zemini olarak gördüklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan kadro olarak en büyük korkularının kendi statükolarına teslim olmak olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu anlayışla ‘Türkiye Yüzyılı Reform Programı’nı’ hazırladık. Kapsamlı reform planımız sayesinde, ülkemizin büyüme potansiyelini ve verimliliğini artıracağız. Dünya Bankası’nın orta gelir grubunda yer alan Türkiye, böylelikle yüksek gelirli ülkeler ligine yükselecektir. Reform Programı ile ülkemiz için öncelikli olarak belirlediğimiz alanlarda önemli atılımlar yapacağız. Ekonomik Dönüşüm, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, Sosyal Politikalar, Yargı ve Temel Haklar, Siyasi ve İdari Düzenlemeler olmak üzere 5 sütun üzerine inşa ettiğimiz reform programımızı ülkemizin ve milletimizin beklentilerine cevap verecek bir anlayışla hazırladık.”
“SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KAPSAYICI BÜYÜMENİN TEMELLERİNİ SAĞLAMLAŞTIRACAK YENİ TEDBİRLERİ DEVREYE ALIYORUZ”
“Ekonomik dönüşüm planıyla güçlü, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin temellerini sağlamlaştıracak yeni tedbirleri devreye alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kamu yönetiminde mali kuralları güçlendirecek, kamu harcamalarında disiplini koruyacağız. Vergide adaleti ve etkinliği güçlendirmek amacıyla ‘çok kazanandan çok alma’ prensibiyle kamu gelirlerini artıracağız. Geleneksel banknotlardan dijital paraya geçişi planlayarak, sermaye piyasalarının güncel teknolojiler ışığında derinleşmesini sağlayacağız. Sanayi Master Planı’nı oluşturmak suretiyle mekansal sanayi gelişimine planlı bir şekilde yön vereceğiz. Tersine beyin göçüyle insan kaynağımızın ülkemizde çalışmasını teşvik ederek, Türkiye’nin yüksek teknoloji kabiliyetlerini daha da geliştireceğiz. Kuantum teknolojilerinin ülkemizde geliştirilmesi için gerekli ve uygun ortamı oluşturacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ hazırlık endeksinde, iyi bir performans sergilemeye ve çıtayı daha da yukarı taşımaya kararlı olduklarını ifade ederek, Yeni Yatırım Teşvik Sistemi ve Yerel Kalkınma Hamlesi’yle Türkiye’nin her bir köşesinin refah seviyesinin ve üretim gücünün artacağını dile getirdi.
“UCUZ VE SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ”
Yatırım süreçlerini hızlandırarak, “Tek Durak Ofis” anlayışıyla Türkiye’yi büyük yatırımların hedef ülkelerinden biri hâline getireceklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarımda planlı istihsalla tarımsal üretimimizi stratejik bir bakışla yeniden ele alıyoruz. Akıllı ulaşım ve akıllı tarım sistemleriyle tarımda ve ulaşımda verimliliği artıracağız. Gıda arz güvenliğini temin ederek, vatandaşlarımızın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişiminin önündeki tüm engelleri ortadan kaldıracağız. Yeşil Kalkınma vizyonumuzla, yatırımlarımızı yeşil finansmanı aktif bir şekilde kullanarak büyütecek, rekabetçi üretim yapısını tesis edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sanayimizde Yeşil Dönüşümü sağlayarak yeni dönemin tehditlerini bertaraf edecek potansiyel fırsatları ülkemiz için avantaja çevireceğiz. Sıfır Atık Sistemi’ni ülke çapında yaygınlaştırarak, daha etkin bir yapıya kavuşturacağız. Emisyon Ticaret Sistemi’yle sera gazı emisyonlarını azaltıp, karbon-sıfır ekonomiye geçişi hızlandıracağız. İhracatçılarımızı ‘sınırda karbon’ düzenlemesine hazır hâle getireceğiz. Hidrojen ve jeotermal enerji de dâhil yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hızlandırırken, enerjide verimliliği artıracak yeni tedbirler uygulayacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, su ve taşkın yönetiminin yanı sıra biyolojik çeşitliliğin korunmasında ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri hayata geçireceklerini, Elektronik Devlet sistemini bugünün teknolojik yenilikler ışığında güncelleyerek, Dijital Devlet’e geçişi sağlayacaklarını vurguladı.
“KİRA VE KONUT FİYATLARINI DENGEYE GETİRECEĞİZ”
Kamu İhale Mevzuatı’nı dijitalleşmeyi, yenilikçiliği ve rekabetçiliği temel alan bir yaklaşımla güncelleyeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal politikalar alanında engellilerin, yaşlıların ve dezavantajlı grupların hayatın her alanında aktif roller üstlenmelerini temin edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir hazırlıklarını yaptıkları “sosyal konut projesini” hayata geçireceklerini bildirerek, “Böylece hayat pahalılığının sebeplerinin en başında gelen kira ve konut fiyatlarını dengeye getireceğiz. Deprem bölgesinin imarı başta olmak üzere, diğer şehirlerimizdeki kentsel dönüşüm projelerimiz de hızlanarak devam edecek” diye konuştu.
Bir diğer önceliklerinin de istihdam olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İş ve çalışma hayatımızı, teknolojide ve yeni sosyolojide meydana gelen değişimlerle uyumlu hâle getireceğiz. Kadınların ve gençlerimizin istihdama daha yoğun katılmalarını temin edeceğiz. Yükseköğretim sisteminde revizyona giderek, üniversitelerimizin şehirlerimizle bütünleştiği ve üretim süreçlerine aktif olarak katıldığı yeni bir model tesis edeceğiz. Nüfus politikalarında yeni bir dönemi başlatıyoruz. Alarm veren nüfus artış hızımızı yükseltecek, demografik bünyemizi güçlendireceğiz. Tamamlayıcı Sigorta Modelleri ile sosyal güvenlik sistemimizde etkinliği ve sürdürülebilirliği tahkim edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile bazlı gelir tamamlayıcı sosyal destek sistemiyle ihtiyaç sahibi vatandaşların daha güçlü bir şekilde yanlarında olacaklarını aktardı.
“DEMOKRASİMİZİ YENİ, SİVİL, KUŞATICI BİR ANAYASAYLA TAÇLANDIRMA HEDEFİMİZİ MUHAFAZA EDİYORUZ”
Erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmetlerini daha da geliştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Yenilikçi sağlık endüstrileri ve ilaç sektörünün yerli ve millî imkânlarla geliştirilmesini destekleyeceğiz. Yargıda ihtisaslaşmayı sağlayacak, bilirkişilik müessesesini revize ederek, makul sürede yargılanma hakkını güçlendireceğiz. Ceza İnfaz Sistemi’nde değişikliğe giderek suç-yaptırım-infaz dengesini iyileştireceğiz. Demokrasimizi yeni, sivil, kuşatıcı bir anayasayla taçlandırma hedefimizi muhafaza ediyoruz. Anayasa konusunda, gerek kendi bünyemizde gerekse toplumun çeşitli kesimleriyle yürüttüğümüz çalışmalarda önemli bir eşiği geride bıraktık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilerle birlikte “Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan.”, “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” diyerek sözlerine son verdi.
“TÜM TÜRKİYE’YE HİZMET ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin 8. Olağan Büyük Kongresi’nde, bin 547 oyun tamamını alarak, partisinin genel başkanlığına yeniden seçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, delegelere teşekkür konuşması yaptı.
AK Parti’nin 8. Olağan Büyük Kongresi’ni büyük bir başarıyla tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şahsımı bir kez daha Genel Başkanlığa layık gördüğünüz için her birinize kalpten teşekkür ediyorum” dedi.
Genel merkezin yönetim organlarının seçiminin de tamamlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Karar ve Yönetim Kuruluna, Merkez Disiplin Kuruluna, Demokrasi Hakem Kuruluna, Siyasi Erdem ve Etik Kuruluna asil ve yedek olarak seçilenleri tebrik etti.
Millete hizmet mücadelesinin bir bayrak yarışı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjinin yenilendiği, birliğin ve beraberliğin perçinlendiği bir kongre maratonunun da sonuna gelindiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünden itibaren parti çalışmalarımızda, devlet idaresinde, milletimize ve ülkemize hizmet mücadelemizde yeni bir heyecanla çok daha güçlü bir şekilde tekrar yola koyuluyoruz. Hizmet eden izzet bulur. Bu anlayışla tüm Türkiye’ye hizmet etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde herkesin omuzlarındaki yükün daha da ağırlaştığını ifade etti.
“BU KUTLU YOLCULUKTA REHAVETE ASLA YER YOKTUR”
“Vatandaşlarımız muhalefetin içler acısı hâlini gördükçe yönünü bize dönüyor. Sorunlarının çözüm adresi olarak bizleri görüyor. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen milletimiz geleceğini partimizde, bu harekette, Cumhur İttifakı’nda görüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizle birlikte kalbi bizimle çarpan yüz milyonlarca kardeşimiz de gözünü ve kulağını bize çevirmiş vaziyettedir. Bu umutları boşa çıkarma gibi bir hakkımızın olmadığını sizler de gayet iyi biliyorsunuz. 23,5 yıldır ne Türkiye’ye ne de milletimize asla hayal kırıklığı yaşatmadık, bundan sonra da yaşatmayacağız. 23,5 yıldır milletimizin bize yüklediği emaneti yere düşürmedik, Allah’ın izniyle bundan sonra da düşürmeyeceğiz. Bize durmak yok, bize duraksamak yok, bize vazgeçmek yok. Bu kutlu yolculukta rehavete asla yer yoktur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millete hizmet sevdamızı, ülkeye hizmet aşkımızı eksiltmeden, azimle, sabırla, kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Yola çıktığımız andaki heyecanla, yola çıktığımız günkü coşkuyla Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için canla başla koşturacağız. Hazreti Mevlana’dan ilhamla bulanmadan, donmadan akmaya devam edeceğiz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye destek olmuş, emek vermiş tüm yol ve dava arkadaşlarına şükranlarını sundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.