HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 6 Mart 2021 tarihinde konfederasyonumuza bağlı Hizmet-İş Sendikası tarafından Ankara Emek Konukevi’nde “Sendikacı Kadınlardan Sendikacı Lider Kadınlara” temasıyla düzenlenen toplantıya katıldı.
Toplantıya Genel Başkan Mahmut Arslan, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Öz, HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin, konfederasyonuna bağlı sendikaların Kadın Komite başkan ve üyeleri ile basın mensupları katıldı.
Program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başladı. Tatvan’da Helikopter kazasında Şehit olan Kahraman Mehmetçiklerimiz ile tüm Şehitlerimiz için Kur’an-ı Kerim okundu. Ardından HİZMET-İŞ Kadın Komitesinin çalışmalarını içeren kısa film izlendi.
Genel Başkanı Mahmut Arslan konuşmasında, Hizmet-İş Sendikamızın Kadın Komitesinin kadın emekçilerin sorunlarına çözüm bulmak ve iş hayatında kadınlar lehine adaleti sağlamak için 14 yıl önce kurulduğu anımsatarak, “Kadın Komitemiz sendikamızın en birleştirici, en aidiyet geliştirici yapılarındandır. 2007 yılında bir elin parmak sayısını geçmeyen kadın emekçimizle çıktığımız bu yolda bugün, 34 bin 744 kadın üyemiz var. Amacımız bu kısa sürede on binlere ulaşan Kadın Komitemizi gelecekte, yüzbinlerle ifade edilen konuma getirmektir.
Emekçi kadınlarımız Konfederasyonumuzun ve Sendikamızın değişik kademelerinde görevler aldılar ve bu görevleriyle yeni hedeflere doğru yürüyorlar. Biz sendikacı lider kadınlar istiyoruz. Kadın ve erkek sendikacı liderlerle HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’i geleceğe taşıyacağız” dedi.
SENDİKACI LİDER KADINLAR YETİŞTİRİYORUZ
HİZMET-İŞ kadın komitesinin 2007 yılında kurulduğunu belirten Arslan, kadınların hak ve hukuklarının korunması noktasında 15 yılda büyük mesafe kaydedildiğini söyledi.
HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ’li kadınların liderlik potansiyeline sahip olduğunu belirten Arslan,” Sendikal mücadelede kadınların daha etkin daha güçlü bir şekilde yer alması konusundaki samimiyetimizi devam ettirirsek, bir gün hem HAK-İŞ’te hem de HİZMET-İŞ’te kadın sendika başkanının olacağının işaretlerini görüyoruz. Bu imkân, fırsat ve potansiyel var” dedi.
Arslan, HAK-İŞ’in öncülüğü ve liderliğinde kadın konusundaki duyarlılıklarımızı, ortaya koyduğumuz hedeflerimizi tüm HAK-İŞ üyesi sendikaların sahiplenmesini istiyoruz” dedi.
ILO’NUN “İŞYERİNDE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ”NİN İMZALANMASINI İSTİYORUZ
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 2019 yılında kabul edilen İşyerinde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından bir an evvel imzalanmasını istediklerini belirten Arslan, “Çünkü bizler çalışan kadınları temsil ediyoruz ve üyelerimizin iş yerinde uğradığı her türlü şiddete karşı bu sözleşmenin bir an evvel Türkiye tarafından imzalanmasını ve bunun gereğinin yapılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Arslan, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu: “İstanbul Sözleşmesi etrafında kopartılan fırtınaları ve bunun bugüne yansıyan sonuçlarının ötesinde HAK-İŞ meseleye büyük fotoğraftan bakıyor. Bu sözleşmenin bütün yönleri tartışılabilir ama bu sözleşmeyle ilgili değerlendirme yapılırken bu süreçleri doğru analiz etmemiz gerekiyor. Bütün bu süreçleri makul, objektif ve Türkiye’nin şartlarını dikkate alarak yapılan değerlendirmeleri esas almalıyız. Yoksa günlük politik gündemin bir parçası olarak sadece salt sözleşmenin bazı maddelerini, bazı hükümlerini esas alarak yapacağımız değerlendirmelerin bizi yanlış bir istikamete götüreceği noktasında endişelerimiz var. Hiçbir sözleşme, vahiy değildir, eleştirilebilir, değiştirilebilir, karşı çıkılabilir. Elbette ki herkesin hakkıdır ve bu haklarını kimse bir başkasına devredemez, buna saygı gösteriyorum. Sözleşmeyi eleştirenler kadar sözleşmeye sahip çıkanlar için de aynı şeyleri değerlendiriyoruz. Ama HAK-İŞ bütün buralarda daha objektif, daha yukardan büyük fotoğrafa bakarak, Türkiye’de neyin değiştiğini, sözleşmenin imzalanmasından önce ve sonrasında neler değiştiği noktasını iyi analiz etmemiz gerekiyor.”
Arslan, İstanbul Sözleşmesi etrafında yapılan tartışmaların objektif olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “HAK-İŞ, bunu yapıyor. Her konuda olduğu gibi bu konuda da olduğu gibi aslında Türkiye hassasiyetidir. Bu ülkenin kadınları, erkekleri içindir. O nedenle biz bir adım atarken meseleyi kamuoyunun gündemine getirirken bir sorunu ortaya koyarken bu hassasiyetle bakıyoruz” görüşünü dile getirdi.
“KADIN İSTERSE HER ŞEYİ BAŞARABİLİR VE YAPABİLİR”
Kadının çalışma hayatında yerine ilişkin gelinen noktanın hala yeterli olmadığına işaret eden Arslan, şube ve genel merkez yönetim kurullarında kadın üye oranında temsilin sağlanabilmesi için teşkilatın cesaretlendirilmesi gerektiğini, bunun için de en büyük görevin kadınlara düştüğünü belirtti.
“KADIN TEMSİLCİLERİMİZİN YAYGINLAŞTIĞI BİR HİZMET-İŞ MODELİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
15 yıl önce hayal edilen pek çok çalışmayı başarıyla gerçekleştirdiklerini kaydeden Arslan, “Gerçekleştireceğimiz rüyalarımız, hayallerimiz var. Bunları adım adım hayata geçireceğiz ve bu mücadeleyi ileriye taşıyacağız. Şubelerimizde kadın yöneticilerimizin, kadın şube başkanlarımızın, kadın temsilcilerimizin yaygınlaştığı bir HİZMET-İŞ modelini hayata geçireceğiz. Sendikamızın geleceğinde ciddi şekilde katkı verecek sendikacı kadınlardan sendikacı lider kadınlara ihtiyacımız var” dedi.
“TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA TARİHİN EN GÜÇLÜ ADIMINI BU KADINLAR ATTI”
Sendika Genel Başkanı Arslan, geçen hafta Diyarbakır Anneleri’ni ziyaret ettiklerini anımsattı.
Farklı sivil toplum örgütlerinin de Diyarbakır Anneleri’ni ziyareti için çaba harcadıklarını anlatan Arslan, “23 Şubat’ta Diyarbakır’daydık. Her bir annenin, her bir babanın hikayelerini dinledik. Bu analar, sadece evlatlarını aramıyorlar, aynı zamanda bu ülkenin normalleşmesini, bu ülkenin terörden arındırılmasını, bu ülkeyi bölmek ve parçalamak isteyen, bu ülkenin insanlarına gerçekten insanlığa yakışmayacak şekilde saldıran teröristlere karşı da büyük bir mücadele içerisindeler” diye konuştu.
Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “HDP İl Başkanlığı önündeki eylem başladığı andan itibaren bugün 549. gün. O kadar gündür o eylemler sadece oraya katılanların sayısını artırmadı, 20 civarında anne ve baba evladına kavuştu, teröristlerin elinden kaçıp devletin güvenlik güçlerine sığındı, 243 evlat da yine bu çağırıya uyarak ailelerine kavuşuyor. Bu yeterli değil, daha çok evlatlarımızı teröristlerinden elinden kurtarmamız gerekiyor. Bu analar sadece evlatlarını değil, aynı zamanda bu ülkenin normalleşmesinin ve terörden arındırılmasını, bu ülkeyi bölmek isteyen, parçalamak isteyen bu ülkenin insanlarına gerçekten insanlığa yakışmayacak şekilde saldıran teröristlere karşı büyük bir mücadele içerisindeler. Diyarbakır Anneleri sadece kendi çocukları için değil, bu ülkenin bütün çocukları için orada mücadele ediyorlar. Demokrasimiz için, Türkiye’nin güvenliği için mücadele ediyorlar. Terörün ortadan kaldırılması için terörle mücadele konusunda tarihin en güçlü adımını bu kadınlar attı.”
“HAK-İŞ OLARAK KADIN STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI HAZIRLADIK”
HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin de “Fıtratta farklılık haklarda eşitlik ilkesiyle biz kadın ve erkeğin ailede, sosyal hayatta ve iş hayatının içinde hem adil bir rol paylaşımını hem de eşit fırsatlara erişeceği bir yaklaşımı benimsiyoruz. ‘Fıtratta farklılık haklarda eşitlik’ anlayışını çalışma hayatında sürdürülebilir kılmak amacıyla yenilikçi eğitim politikalarının geliştirilmesi ve farkındalık arttırılması da önem taşımakta” dedi.
Kadınları, çalışma hayatı başta olmak üzere siyasette, ekonomik ve sosyal hayatta daha da güçlendirmek için çalıştıklarını ifade eden Zengin, HAK-İŞ olarak Kadın Stratejisi ve Eylem Planı hazırladıklarını ve belirlenen hedefler doğrultusunda kadınlara yönelik faaliyetleri gerçekleştirdiklerini kaydetti.
“DEMOKRATİK, İLERİ BİR TOPLUM İÇİN KADINLARIN GÜÇLENDİRİLMELERİ ÖNEMLİ”
Genel Merkez Kadın Komite Başkanı Hatice Ayhan da kadının toplumun en etkili, yönlendirici, birleştirici ve koruyucu unsuru olduğunu belirterek, “Demokratik, ileri bir toplum için, kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eşit fırsat ve olanaklardan faydalanabiliyor olmaları dolayısı ile büyük önem taşımaktadır” dedi.
Genel işler işkolunda çalışan kadınların sendikal harekette temsilinin olmaması sebebiyle HİZMET-İŞ Kadın Komitesi’nin 2007 yılında kurulduğunu belirten Ayhan, “Kadın Komitemiz kısa zamanda büyüdü. Kadınların sendikal hayata aktif katılımını sağlamaya, çalışma hayatındaki kadınların sorunlarına çözüm üretmeye, bilgi ve birikimlerini verime dönüştürebilecekleri uygun zeminler hazırlamaya, ulusal ve uluslararası sendikal hareket içinde öncü olmaya, kadınlarımızın aile hayatı yanında, sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik hayatta da aktif olmasını sağlamaya, büyük bir azimle devam etmektedir” dedi.
Programda HİZMET-İŞ Genel Merkez Disiplin Kurulu üyesi Nevir Er, HİZMET-İŞ Genel Merkez Denetim Kurulu üyesi Ayşe Usta, HİZMET-İŞ Dış İlişkiler Daire Başkanı Yusra Erilli Kurumlu ve misafir konuşmacı Zehra Shab da birer konuşma yaptılar.
Ayrıca Doç. Dr. Mehmet Merve Aydın, “696 sayılı KHK ve Yerel Yönetimlerde Kadın”, Davranış Bilimleri ve İletişim Uzmanı Ceren Cebeci, “Mutlu Kadın, Bilinçli Gelecek” konulu sunumlarını gerçekleştirdiler.
ARSLAN, FİDAN SERTİFİKASI VERDİ
Genel Başkan Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Öz, katılımcılara, Hatay Ormanları Ağaçlandırma Arazisine adlarına yapılan Fidan Bağış Sertifikalarını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin, anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetini tarihî dönemdeki ziyareti vesilesiyle Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, kendisine “hoş geldiniz” dedi.
İki ülke arasındaki üst düzey ziyaretlerin sürekli olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile bugünkü görüşmelerinde ikili ilişkileri etraflıca değerlendirdiklerini, bölgesel ve küresel meselelere değinme imkânı bulduklarını söyledi.
“TİCARET HACMİMİZİ İLK OLARAK 5 MİLYARA, AKABİNDE 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI TEMENNİ EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ziyaretin en somut çıktılarından birini hiç şüphesiz Kanada ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine yükseltme kararımız teşkil etti. Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir eylem planını da bugün kabul ettik. Öncelikle ticaret ve yatırımların artırılmasını teminen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yılsonundan önce başlanmasını kararlaştırdık. Bu sürece paralel olarak ekonomi alanındaki ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almak üzere Ortak Ekonomik ve Ticari Komite dâhil mevcut mekanizmaları daha etkin şekilde kullanacağız. Bu komitenin müteakip toplantısına 2027 yılında bu defa özel sektörlerimizin de katılımıyla ev sahipliği yapacağız. Atacağımız bu adımlarla hâlen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi ilk olarak 5 milyara, akabinde de 10 milyar dolara çıkarmayı temenni ediyoruz.”
Güncellenen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki doğrudan uçuşları yaklaşık iki katına çıkaracaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ayrıca üçüncü ülkelerde ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirdik. Afrika’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada önemli işbirliği fırsatlarının bulunduğuna inanıyoruz. Yarın Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu arasında imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Kanada ile savunma sanayii ve nükleer enerji alanlarında yakın temas hâlinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii iş birliğinin önemine vakıf iki müttefik olduklarını kaydetti.
Bunu son olarak Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında da gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz önce de “Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı”nın imzalandığını anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankasının iki ülke arasındaki savunma sanayii iş birliğini desteklemesini beklediklerini kaydetti.
Enerji alanında, madencilikten LNG’ye, kritik minerallerden nükleer enerjiye kadar geniş bir işbirliği alanının mevcut olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülkenin Enerji Bakanlıkları arasında kabul edilen “Enerji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Bildiri”nin de nükleer dahil bu alandaki ciddi potansiyele işaret ettiğini söyledi.
Kanada Başbakanı Carney ile Gazze, Ukrayna ve Körfez dâhil birçok bölgesel gelişmeyi de değerlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek Ukrayna’da, gerek Körfez’de olsun diplomatik yöntemlerin kalıcı barışa giden yolu açmasını temenni ediyoruz. Bu noktada ortak görüşte olduğumuzu teyit ettik. Gazze’de ise Kanada’nın diğer bazı müttefiklerle birlikte istilacı yerleşimlere yönelik yaptırım adımlarını, İsrail hükûmetinin ihlallerinin caydırılması noktasında isabetli bir adım olarak görüyoruz. Bölgemizde barış ve istikrarın tesisi noktasında bu yöndeki tutumlarını sürdürmelerini temenni ediyoruz” diye konuştu.
“İLİŞKİLERİMİZİN GELECEĞİNE YÖNELİK TARİHÎ BİR ADIM ATTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Başbakan Carney ile ilişkilerimizin geleceğine yönelik tarihî bir adım attık. Çok geniş yelpazeye yayılan iş birliği potansiyelimizi gerçek anlamda hayata geçirmek için önemli bir süreci başlattık. İlişkilerimizi stratejik ortaklık düzeyine çıkarmamız kâğıt üzerinde kalacak sembolik bir adım olmayacaktır. Bu konuda Sayın Carney’nin ekonomi alanındaki engin tecrübesi ve siyaset sahnesinde sergilediği sağduyulu ve dirayetli duruşla önemli rol oynayacağına inanıyorum.”
Kanada Başbakanı Carney’ye, konuşmasının ardından, anlamlı ve dolu dolu ifadeleri için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gerçekten uzun yıllara sâri bir Türkiye-Kanada kopukluğunu bugün gidermiş olduk. Şimdi yeni bir dönemi Türkiye ve Kanada arasında başlatıyoruz. İnşallah iş adamlarımızı bir araya getireceğiz ve ben de Kanada’ya yapacağım ilk iş adamlarıyla birlikte ziyaretimde, orada iş adamlarımızı bir araya getirerek adımlarımızı atacağız.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde resmî törenle karşıladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından iki ülkenin millî marşları çalındı. Kanada Başbakanı Carney’in tören kıtasını selamlamasından sonra iki lider heyetlerini birbirlerine takdim etti.
Türkiye ve Kanada bayrakları önünde basın mensuplarına poz veren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney, daha sonra baş başa görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlar Günü Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen “Muhtarlar Günü Buluşması” programına katılarak bir konuşma yaptı.
Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarları Türkiye ve Türk milleti için ortaya koydukları gayretlerden dolayı tebrik etti.
Muhtarlarla ilk toplantılarını 27 Ocak 2015’te yine aynı salonda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “O gün 17 ilimizden gelen 409 muhtarımızı burada ağırlamıştık. Ardından düzenli olarak ülkemizin dört bir yanından muhtarlarımızı milletin evinde konuk etmenin sevincini yaşadık. Şimdiye kadar kimi zaman burada, kimi zaman Sergi Salonu’muzda Türkiye’nin bütün vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla bir araya geldik. Gün oldu Türkiye’nin meselelerini istişare ettik. Gün oldu bölgesel ve küresel meseleleri birlikle değerlendirdik. Gün oldu en sıkıntılı zamanlarda kafa kafaya verdik yeni bir yol açtık. Gün oldu milletçe hepimizi sevindiren başarıları birlikte kutladık. Gün oldu dertleştik. Gün oldu birbirimize destek olduk, umut verdik. Ama 12 yıl boyunca demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki o bağı her zaman canlı tuttuk, diri tuttuk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini sadece devletin merkezi değil, milletin evi hâline de getireceğimizin sözünü vermiştik. Şükürler olsun ki millete verdiğimiz diğer sözlerimiz gibi bu sözümüze de sadık kaldık. İşte bugün bir kere daha siz muhtar kardeşlerimizle kucaklaşıyor, ahdimizi ve kavlimizi yeniliyoruz. Rabb’im muhabbetimizi, sevgimizi, dayanışmamızı artırsın.”
“TÜM TÜRKİYE İÇİN, 86 MİLYONUN HER BİR FERDİ İÇİN AŞKLA ÇALIŞACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı olarak kendisinin de muhtarlar gibi milletin iradesi ve teveccühüyle bulunduğu makama geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu tüm kalbimle ifade etmek isterim ki sizlerle beraber yol yürümekten, sizlerle kardeşlik yapmaktan daha önemli herhangi bir şey olamaz ve Cenabıallah’a bundan dolayı da her zaman hamdediyorum. Rabb’im ömür verdikçe sizlerle yoldaşlık etmeye devam edeceğim. ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyerek tüm Türkiye için, 86 milyonun her bir ferdi için, yönünü ülkemize çevirmiş tüm mazlumlar ve masumlar için aşkla koşacağız, aşkla çalışacağız” ifadelerini kullandı.
“Ezelden aşığız biz bu millete, Hakk’tan gelir, Hakk’a gider bu sevda. Maya olur Devlet-i Ebed-Müddet’e, Her can, her gönülde tutar bir sevda…” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu bitmez sevda Türkiye sevdasıdır. Millete ve memlekete hizmet sevdasıdır. Bu sevda Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet mücadelesinin bizatihi kendisidir. İnşallah bu sevda son nefesimizde kalbimizde burcu burcu tütecek, elden ele, gönülden gönüle kutlu bir emanet gibi taşınacaktır. Rabb’im hepimize bu sevdayı layıkıyla taşımayı, bizden sonrakilere de en güzel şekilde devretmeyi nasip etsin. Büyük ve güçlü Türkiye sevdasına gönül veren siz kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, bu anlamlı günde bu güzel buluşmaya vesile olan İçişleri Bakanlığımızı içtenlikle tebrik ediyorum.”
“MUHTARLIK MÜESSESESİNİN TÜRK SİYASETİNDE HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMESİNDEN MEMNUNİYET DUYUYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlar ile aralarındaki sarsılmaz bağı anlayamayanların her icraatlarında yaptıkları gibi muhtarlar buluşmalarına da kara çaldığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Öyle küçümseyici ifadeler kullandılar ki içlerinde yıllardır biriktirdikleri millî irade hazımsızlığını tüm çirkinliğiyle bir anda ortaya boca ettiler. ‘Muhtar bile olamaz’ diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Milletin teveccühüne rağmen bizi Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığına layık görmeyenler, aslında sizi de buralara layık göremediler. Rahatsızlıklarının sebebi bizim burada hasbihal etmemiz asla değildi, rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya, kendi evinize gelir gibi gelmenizdir. Rahatsızlıklarının sebebi, tıpkı 90 sene önce Ankara’ya alınmayan Aşık Veysel gibi muhtarlarımızın onlara göre yeterince elit olmamasıydı. Yıllar geçse de birilerinin Anadolu insanına tepeden bakma alışkanlıkları değişmedi. Türkiye’nin değiştiğini, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye bir türlü yanaşmadılar. Peki, sonuçta ne oldu? İçlerine pek sinmese de kuzu kuzu kabullenmek zorunda kaldılar. Vatandaşın doğrudan oyuyla seçilen, benim demokrasi piramidinin tabanı olarak tarif ettiğim muhtar kardeşlerime saygı duymayı öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin zirvesinin kapıları muhtarlara açıldıkça şehir merkezlerinden köylere kadar bu atmosferin tüm Türkiye sathına yayıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile birlikte kamu kurumlarının ve belediyelerin kapılarının da muhtarlara ardına kadar açılmaya başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işin sadece yerel düzeyde kalmadığını, Türk siyasetinde buluşmaların dönüştürücü etkisinin olduğunu ve tabiri caizse siyasette “bir muhtar açılımı” yaşandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce ‘muhtar’ deyince hafife alanlar, kimi zaman mecburiyetten kimi zaman mahcubiyetten dolayı bizi taklit etmeye, takip etmeye başladılar. Ne kadar samimi olduklarını elbette ölçemeyiz. Ama yine de düne kadar muhtar görünce yollarını değiştirenlerin, şimdilik seçim dönemleriyle sınırlı olsa bile Muhtarlar Buluşması düzenlemesini Türkiye’de millî iradenin güç kazanması, muhalefetin toplumla barışması noktasında kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz bunun seçimden seçime yapılan taktik bir hamleden ziyade kalıcı bir zihniyet değişimine dönüşmesidir. Şurası da bir gerçek ki taklit her zaman aslını büyütür. İster zoraki ister gönüllü olsun. Onlar bizi taklit ettikçe Allah’ın izniyle biz büyümeye, güçlenmeye devam ederiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde, yerelde başladığına inandığını belirterek, muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bu başarıda naçizane emeğinin olmasından ayrıca memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhtarlar Buluşması’nın sadece tek parti bakiyesi, tepeden inmeci, baskıcı, kibirli zihniyetin geriletilmesinde değil, muhtarların özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesinde de çok ciddi katkıları olduğunu ifade etti.
Muhtarların vatandaşlara daha iyi hizmet sunabilmesi, görevini daha iyi yerine getirebilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorun ve önerileri bizzat muhtarlardan dinlediklerini, notları aldıklarını ve gerekli adımları hızlıca attıklarını anlattı.
“19 EKİM’İ MUHTARLAR GÜNÜ İLAN EDEREK 2016 YILINDAN İTİBAREN ÜLKE GENELİNDE KUTLAMAYA BAŞLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların neler olduğunu muhtarların zaten çok iyi bildiğini belirterek, muhtarlar için yapılan çalışmalara ilişkin şunları kaydetti: “Yayımladığımız genelgeyle büyükşehir belediyelerinde muhtarlar işleri daire başkanlığının, diğer belediyelerde ise muhtarlar müdürlüğünün kurulmasını sağladık. Valiliklerimizde bir vali yardımcımızı, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter yardımcısını, diğer yerel yönetim birimlerimizde ise bir başkan yardımcısını muhtarlarımızla yakından ilgilenmek üzere görevlendirdik. Muhtarlarımızın taleplerini elektronik ortamda iletebilmeleri için Muhtar Bilgi Sistemi, MUBİS’i hayata geçirdik. 19 Ekim’i Muhtarlar Günü ilan ederek 2016 yılından itibaren ülke genelinde kutlamaya başladık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maaş ve ödemeler konusu ise üzerinde titizlikle durduğumuz iki önemli başlıktı. 2002’de muhtarlarımıza yapılan ödeme yalnızca unutmayın 97 liraydı. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı tam 28 bin liranın üzerine çıkardık. Muhtarlarımızın SGK primlerini ise 2017’den bu yana devlet olarak biz karşılıyoruz. Daha önce ticarethane tarifesi üzerinden belirlenen enerji giderlerini mesken statüsüne alarak muhtarlarımızın enerji giderlerini azalttık. Tüm muhtarlarımızın Vilayetler Hizmet Birliği Otel ve Sosyal Tesislerinden bakanlık mensuplarına uygulanan tarifeler üzerinden yararlanmalarını sağladık. 2022 yılında yayınladığımız Cumhurbaşkanı kararı ile Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunu kamu yararına çalışan dernekler arasına aldık. Köy ve mahalle muhtarlarımızın bulundukları illerdeki müze ve ören yerlerine ücretsiz girebilmelerinin önünü açtık” diye ekledi.
“BUNDAN SONRA DA SİZLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Yeni hizmet binalarının inşasına da hız verdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “30 büyükşehrimizde yöreye özgü 100 hizmet binasının yapımını 2023 yılında tamamladık. 2024 ve 2025’te ise il özel idaresi kapsamında bulunan 51 lokasyonda, 130 muhtar hizmet binasının yapım ve onarımını gerçekleştirdik” bilgisini paylaştı.
Muhtarlara yönelik ilk sosyal dinlenme tesisi projesi olan Ankara Muhtar Evi’ni 4 yıl önceki Muhtarlar Günü’nde hizmete açtıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin devamı niteliğindeki İstanbul Çapa Muhtar Evi’ni de tamamlayarak muhtarların istifadesine sunduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki tüm hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepler doğrultusunda karşıladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mekânsal adrese dayalı kayıt sistemiyle, afet yönetim ve karar destek sistemlerinde muhtarların kullanımına yönelik düzenlemeler yaptıklarını belirterek, “Silah ruhsatlarından turizme, kültürden enerjiye kadar hemen her başlıkta sizin daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet etmeniz için tüm imkânlarımızı seferber ettik. İnşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
“ÜLKEMİZİ ÇEVREMİZDEKİ ÇATIŞMALARDAN UZAK TUTTUK”
Türkiye’nin bölgesinde şiddeti giderek artan bir kriz fırtınası yaşandığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hemen kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı birkaç ay sonra 5. yılını dolduracak. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları imzalanan anlaşmalara rağmen hız kesmeden devam ediyor. Komşumuz İran’daki gerilim tam olarak bitmeden bu sefer Yemen’de yeni bir çatışmanın fitili yakıldı. Husilerin dostumuz ve kardeşimiz Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları bölgemizdeki tansiyonun iyice tırmanmasına sebep oldu. Riyad’daki havalimanına düzenledikleri saldırıda aralarında umrecilerin de olduğu çok sayıda Müslüman kardeşimiz vefat etti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Lübnan’a bakıyoruz maalesef orada da durum hiç iç açıcı değil. Suriye’den güzel haberler geliyor lakin siyonist İsrail orayı da karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Hani diyorum ya ‘etrafımız ateş çemberi’ diye. İçinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Biz işte böyle bir kaos ve kriz ortamında Türkiye’nin kılına zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Hamdolsun şimdiye kadar bunda da başarılı olduk. Ülkemizi çevremizdeki çatışmalardan uzak tuttuk, tahriklere kapılmadık. Tuzaklara düşmedik, provokasyonlara gelmedik. Akıllı, sabırlı, sağduyulu bir şekilde tüm bu zor süreçleri başarıyla yönettik.”
“ARAMIZA NİFAK DUVARLARI ÖRMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI HER ZAMAN TEYAKKUZ HÂLİNDE OLACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük milletlerin imtihanlarının da büyük olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelemiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz. Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar. Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi sureti haktan görünen içerideki ajanlarıyla kimi zaman dışarıdaki lobileriyle kimi zaman ekonomik tetikçileriyle kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler, dikkatimizi dağıtmaya çalışacaklar, yolumuzdan alıkoymaya çalışacaklar. Pençelerimizi sökmeye, iddialarımızdan vazgeçirmeye çalışacaklar. Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.”
Dünyayı sömürerek, bölgeyi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karanlık, kirli oyunlara ve bütün bunlara karşı çok ama çok dikkatli olacaklarını söyledi.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz hâlinde olacağız. Sizlere güveniyorum. Rabb’im basiret ve ferasetimizi artırsın diyorum. Bu düşüncelerle 19 Ekim Muhtarlar Günü’nüzün tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Buraya geldiğiniz için, milletin evini şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Vazife yaptığınız köy ve mahallelerinizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Her birinize işlerinizde kolaylıklar diliyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.