Aylar itibariyle Eylül’de 20 milyar dolarla gelmiş geçmiş en büyük ihracat rakamına ulaşıldı.
Kısa adı TİM olan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail GÜLLE, hedeflerinin İhracatta 5 yılda 300 milyar dolar olduğunu söyledi.
Ticaret Bakanı Mehmet Muş, ihracatın eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30’luk artışla 20,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirterek, “Cumhuriyet tarihimizde ilk kez aylık bazda 20 milyar dolar eşiğini aşmış bulunmaktayız.” dedi.
Bakan Muş, Bakanlığın Konferans Salonu’nda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle ile düzenlediği basın toplantısında eylül ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı.
İhracatın, ülke ekonomisinin lokomotifi olmaya devam ettiğine dikkati çeken Muş, 2021 yılı boyunca ortaya konulan güçlü ihracat performansının eylül ayında da sürdüğünü söyledi.
Muş, ihracat rakamlarına ilişkin şu bilgileri verdi:
“İhracatımız, geçtiğimiz yılın eylül ayına göre yüzde 30’luk artışla 20,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Yani Cumhuriyet tarihimizde ilk kez aylık bazda 20 milyar dolar eşiğini aşmış bulunmaktayız. Ayrıca son 12 aylık ihracat değerimiz 212,2 milyar dolarla yeni bir Cumhuriyet rekoru kırmayı başarmıştır. Bu değerle yıl sonu Orta Vadeli Program (OVP) hedefimiz olan 211 milyar doların da üzerine çıkmış oluyoruz. Bu, ihracat anlamında elde edilmiş çok büyük bir başarıdır. Bu başarı hikayesinin artarak devam edeceğine ve büyümeyi kalıcı kılacağına inancım tamdır.”
Muş, ocak-eylül döneminde ise ihracatın geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında yüzde 36 artarak 161 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi.
Bakan Muş, ithalat verilerine ilişkin olarak da şunları söyledi:
“İthalatımız, eylül ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 12 artışla 23,4 milyar dolar olmuştur. Ocak-eylül dönemi ithalatımız, 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 24 artışla 193,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Şu hususun memnuniyetle altını çizmek isterim ki 2021 yılı eylül ayında gerçekleşen 44,2 milyar dolar değerindeki ticaret hacmi en yüksek aylık dış ticaret hacmidir.”
Bir diğer önemli gösterge olan ihracatın ithalatı karşılama oranının, ocak-eylül döneminde geçen yıla göre 7,5 puan artışla yüzde 83,3’e yükseldiğine dikkati çeken Muş, bir zamanlar bu oranın yüzde 50’li seviyelerde olduğunu belirtti.
Eylül ayında ise ihracatın ithalatı karşılama oranının geçen yılın aynı ayına göre 12,2 puan artışla yüzde 88,9’a ulaştığını dile getiren Muş, dış ticaret açığının da ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 15 azalarak 32,4 milyar dolara gerilediğine işaret etti.
“Finansman imkanları temin edilecek” Bakan Muş, hükümet olarak önemli başarılara imza atarken ihracatçıların gösterdiği özverinin farkında olduklarını belirtti.
İhracatçıların önündeki engelleri kaldırmak için var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayan Muş, finansmana erişimin ihracatçıların en önemli meselelerinden birisi olduğunu bildiklerini söyledi.
Bu noktada kolaylaştırıcı adımlar konusunda birtakım istişarelerde bulunduklarını belirten Muş, şunları kaydetti:
“Neticede Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 2 hafta önce müjdesini verdiği İhracatı Geliştirme Fonu’nu kurguladık. İşte bu fon ile tamamen ihracat odaklı ve sadece ihracatçılarımıza hizmet verecek bir finansman imkanını sunuyor olacağız. İhracatı Geliştirme Fonu, ihracatımızda yakaladığımız seviyeleri daha da yukarıya taşıyacak finansman imkanlarını temin edecektir. Birçok farklı kurumun el birliğiyle ortaya çıkacak bu güçlü yapı sayesinde, ihracatçılarımızın finansmana erişiminde teminat sorununu ortadan kaldıracağız. Ben bir kez daha bu yeni fonun, ki biz buna kısaca İGF diyoruz, ihracatçılarımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Benzer şekilde, ihracatçılarımıza finansman çeşitliliği sağlamak ve finansman kalitesini artırmak amacıyla Eximbank’ı yeniden yapılandırmayı planlıyoruz. Bu yeniden yapılandırma OVP’ye dahil edilmiş olup bu konudaki kanun değişikliği çalışmaları, halihazırda Meclis’imizin gündemindedir. Eximbank’ın yeniden yapılandırılmasıyla daha güçlü bir altyapıya sahip, daha rekabetçi ve nitelikli hizmet sunan bir kurum ortaya çıkacaktır.”
Ekonominin 2021 yılında yakaladığı güçlü ivmenin devam ettiğine işaret eden Muş, OECD’nin son raporunda Türkiye’nin 2021 yılı büyüme tahmininin yüzde 5,7’den yüzde 8,4’e çıkarıldığını, önemli bir kredi derecelendirme kuruluşunun da Türkiye’ye yönelik 2021 yılı ekonomik büyüme tahminini yüzde 8,6’ya yükselttiğini anımsattı. Muş, büyümeye sadece rakamsal olarak bakmadıklarını ve büyümenin niteliğine de önem verdiklerini söyledi.
Muş, küresel ekonomiye ilişkin beklentilerin, ülkenin ekonomik performansındaki olumlu ivmenin ve devler ligine doğru ilerleyişinin süreceğine işaret ettiğini belirterek, öncü göstergelerin gelecek dönemde de ekonomideki bu olumlu ivmenin devam edeceğini ortaya koyduğuna işaret etti.
Enflasyon küresel sorun Küresel ekonomideki talep artışı, artan navlun fiyatları, konteyner tedarikindeki sıkıntılar ve kuraklık gibi etkenlerin küresel girdi fiyatlarını üst seviyelere çıkardığını anımsatan Muş, “ABD’de ağustos ayında açıklanan rekor üretici fiyat endeksinin (ÜFE) ardından, Avrupa Birliği’nde de ÜFE yüzde 12’ye yükselerek 20 yılın zirvesine çıkmıştır. Petrol fiyatları son üç yılın zirvesine çıkarak 80 dolar seviyelerini görmüştür. Önümüzdeki aylarda Avrupa’nın 70’li yıllardaki petrol krizinden belki de daha ağır bir doğal gaz sorunu yaşayacağı ortadadır. Dünya ekonomisiyle bütünleşmiş ülkemizin de küresel gelişmelerden etkilenmemesi mümkün değildir. Geldiğimiz noktada enflasyon artışı, küresel bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.” diye konuştu.
Bakan Muş, dünyadaki bu gelişmelerin son dönemde Türkiye’de yaşanan fiyat artışlarındaki etkisini göz ardı edemeyeceklerini ifade ederek, Bakanlık olarak piyasada haksız fiyat artışları yapıldığına ilişkin iddiaları içeren bazı şikayetler aldıklarını anımsattı.
“İşini dürüst yapan işletmeler denetimden memnun” Vatandaşlardan gelen bu başvurulara Bakanlık olarak kayıtsız kalmadıklarını ve derhal harekete geçtiklerini bildiren Muş, şunları belirtti:
“Bu kapsamda, ticaret il müdürlüklerimiz vasıtasıyla 81 ilimizde rutin olarak yaptığımız denetimleri daha da sıkılaştırdık. Tüm denetim elemanlarımızı seferber ederek özellikle gıda, sebze ve meyvede arz talep dengesiyle uyuşmayan haksız ve manipülatif fiyat artışlarını incelemeye aldık. Buna ilave olarak, Bakanlığımıza bağlı olan Rehberlik ve Teftiş Başkanlığımızı harekete geçirerek, sebze ve meyve hallerinde incelemeler başlattık. İlk etapta 9 büyükşehrimizde bulunan 10 toptancı halinde inceleme yapmak üzere müfettiş görevlendirmesi yaptık. Daha sonraki süreçte 5 zincir marketle ilgili yine müfettişleri göndermek suretiyle bir inceleme sürecini başlattık. Keza bir başka sektör olan otomotivde de bir adım attık. ÖTV matrah değişikliği kaynaklı indirimleri, çeşitli usulsüzlüklerle fiyatlara yansıtmayanlara ilişkin teftiş başkanlığımızı harekete geçirdik. Bu çerçevede, piyasayı bozucu faaliyette bulunanlara karşı gereken tedbirleri aldık ve almaya devam ediyoruz.”
Kanunlara riayet eden, işini dürüst yapan işletmelerin ve esnafın denetimlerden memnun olduğunu gördüklerine işaret eden Muş, şöyle konuştu:
“Zira burada yaptığımız denetimler, hiçbir surette serbest piyasa koşullarına müdahale şeklinde olmamıştır ve olmayacaktır. Özellikle son dönemlerde yaptığımız denetimleri ‘Polisiye tedbirlerle fiyatları düşürmeye çalışıyorlar’ şeklinde lanse etmeye çalışan bazı art niyetli çevrelerin olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar haksız yorumlarla ‘Neden denetleme yapılmıyor?’ diyen bazı muhalif çevrelerin, bugün ‘Niçin denetleme yapıyorsunuz?’ yaygarası koparmasının bizim açımızdan hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Zira bu çevrelerin derdi, vatandaşımızın aşı, ekmeği ve refahı değil, kendilerinin siyasi rant elde etme çabasıdır. Şunu anlamakta zorlanıyoruz, kamunun denetleme yetkisini kullanmasından kim, neden rahatsız olur? Yapılan denetimler, polisiye tedbirlerle fiyatları düşürme çabası değildir. Kamunun denetleme görevini yerine getirmesidir. Ticari ve ekonomik faaliyetlerin hukuka uygun şekilde yapılmasını sağlamaktır. Biz Ticaret Bakanlığı olarak denetim sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Bu bizim hem görevimiz hem de sorumluluğumuz. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarımsal üretim noktasında, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile Merkez Bankamız enflasyonla mücadele noktasında bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gereken çalışmaları yapmaya devam edecektir.”
“Paris İklim Anlaşması’nın onay süreci tamamlanacak” Bakan Muş, gelecek yıllarda küresel talebin bölgesel dağılımının ciddi biçimde dönüşümüne şahit olunacağını aktarırken, Afrika ve Güney Asya’nın küresel gelirden aldığı payın düzenli artacağının beklendiğini söyledi.
İhracatın üçte ikisinin, ortalama uzaklığı 2 bin kilometreye kadar olan ülkelere yapıldığını belirten Muş, “Uzak Ülke Stratejimizle küresel ekonomideki bu değişimi dikkate alıyor ve dünya ekonomisinden yüzde 64 pay alan, ortalama mesafesi yaklaşık 8 bin kilometre olan pazarları hedefliyoruz.” dedi.
Muş, bu durumun Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı Avrupa’dan uzaklaşmak anlamına gelmediğini dile getirdi.
Bakanlık olarak, dış ticaret politikasını 20-30 yıllık beklentileri dikkate alarak şekillendirdiklerini ifade eden Muş, AB pazarında gösterilen başarıyı, uzak pazarlarda da özel sektörle el ele vererek süratle yakalayacaklarını söyledi.
Muş, Kovid-19 sonrası dönemde küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişim neticesinde dünyaca ünlü markaların yatırımlarını Uzak Doğu’dan Türkiye’ye kaydırdığını belirterek, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde Fransa Dış Ticaret ve Yatırım Bakanı ile JETCO toplantısı vesilesiyle İstanbul’da fevkalade verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede çok sayıda Fransız şirketinin Türkiye’de yatırım yapma hazırlığında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Türkiye’ye yönelik ciddi bir yatırım iştahının olduğunu memnuniyetle görüyoruz.”
Muş, Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için güvenilir bir ortak, küresel tedarik zincirlerinde de güvenli bir liman olma özelliğini korumaya devam edeceğine dikkati çekti.
Küresel ticaretin de en önemli gündem maddelerinden birinin iklim değişikliği ve buna bağlı olarak giderek önem kazanan yeşil dönüşüm olduğunu belirten Muş, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya ve sürdürülebilir bir ekosistem bırakabilmek için Türkiye olarak sorumluluklarının farkında olduklarını söyledi.
Muş, kasımda Glasgow’da gerçekleştirilecek İklim Değişikliği Zirvesi öncesinde Paris İklim Anlaşması’nın onay sürecinin tamamlanacağını bildirdi.
Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum için kapsamlı bir eylem planını da yakın tarihte hazırladıklarını anımsatan Muş, “Ülke olarak daha sürdürülebilir bir dünya için elimizi taşın altına koyuyoruz ve koymaya devam edeceğiz. İklim değişikliği politikalarının birçok alanda yansımaları olmaktadır. Üretimden ihracata kadar çeşitli alanlarda ciddi bir yapısal dönüşüm gerçekleştirilecektir. Hükümet olarak özel sektörümüzle el ele vererek, değişen küresel tercih ve önceliklerle daha uyumlu ve daha rekabetçi bir ekonomiye geçiş sağlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Muş, doğaya en fazla zararı veren ülkelerin en fazla yükü sırtlanması gerektiği kanaatinde olduklarını belirterek, taleplerinin iklim değişikliğiyle mücadelede devletler arasında hakkaniyete dayalı bir yük paylaşımının yapılması olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programında yaptığı konuşmada, “15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.
Konuşmasına alandakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız. ‘İrade Bizim, Zafer Bizim’ diyerek programımızı teşrif eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“O GECE AZİZ MİLLETİMİZİN NASIL BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUNA BİR KEZ DAHA ŞAHİT OLDUK”
Alandakilerin vasıtasıyla 81 ildeki 86 milyon vatandaşa, farklı platformlar üzerinden kendilerini takip eden vatan ve bayrak sevdalılarına da selamlarını, sevgilerini yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sözlerimin hemen başında o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine, kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal, gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın. Devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, ‘İman varsa imkân da vardır.’ dediler. ‘Biz seferle mükellefiz. Zafer Allah’tandır.’ dediler. ‘Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz.’ dediler. Hani şair diyor ya, ‘Tarihin dilinden düşmez bu destan. Nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.’ İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.”
Vatanının ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekâtçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O gece, İstiklal Savaşı’nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.’ dedik” ifadelerini kullandı.
Aziz milleti bir kez daha tebrik ederek, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu lütfen unutmayınız. İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar” dedi.
Tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında millî ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekât Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı TRT ve Türksat’ımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.”
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimiz şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, ‘Emniyet binasını vurun.’ diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.”
15 Temmuz gecesi şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle yarınların teminatı gençler için bu hikâyelerden birkaçını paylaşmak istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece Ankara’da şehit düşen vatan evlatlarından birinin polis memuru Varol Tosun olduğunu hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, ‘Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?’ Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu, ‘Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.’ Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına ‘Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum’ demişti. Annesine ‘Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?’ demişti. Babasına ‘Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet’ diyerek evden fırlamıştı. ‘Yolda nereye gidiyorsun?’ diye soranlara ‘Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.’ diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı.”
Şehitlerden Volkan Canöz’ün 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da Emniyet Teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa, 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının 2 bin 737 gazimizin her birinin, daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabb’im askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor, bizleri livaü’l hamd sancağı altında kendileriyle haşr-ü cem eylesin diyorum. Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır” diye konuştu.
“GÖNÜL COĞRAFYAMIZDAKİ DOSTLARIMIZ O GECE TÜRKİYE İÇİN SEFERBER OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gece yaptığı davete icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkanlardan Allah’ın razı olmasını diledi.
Çok acı çektiklerini, çok canlarının yandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden Cenabıallah’ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece ‘Türkiye’ye zeval gelmesin’ diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum.”
“ASIRLARDIR BU TOPRAKLARDA BAŞIMIZ DİK YAŞIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. ‘İnsan bir kere ölür. Ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.’ Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı ‘Korkma’ ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a, nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Gençlerin her zaman akıllarında tutmalarını rica ettiği hususa değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız, birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.”
“FETÖ’YLE MÜCADELEYİ HUKUK ZEMİNİNDE TEHLİKE TAMAMEN GEÇENE KADAR SABIRLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Milletin hafızasının güçlü ve bin yıllara sari olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren teröristbaşlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacak. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyet ve yargının, aynı şekilde istihbarat birimlerinin tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ettiğini, suçlu ile suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösterildiğini vurguladı.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerin devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Maarif Vakfının dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza attığını dile getirdi.
Örgütün ülke içindeki meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ettiklerini söyledi.
“DEVLETİMİZ KENDİNE YÖNELEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ BERTARAF EDECEK KUDRETE FAZLASIYLA SAHİPTİR”
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkeye iadesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gereğini yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir, terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecektir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu millet, uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabb’im her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabb’im bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın.”
Programa teşrif edenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın farklı ülkelerinden şehitlerimizi bugün beraber andığımız, gururu birlikte paylaştığımız tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçenleri tebrik ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vefat eden eski Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani için taziye ziyaretinde bulunmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani’ye başsağlığı dileklerini iletti.
Doha Lusail Sarayı’ndaki görüşmede Katar Emiri Temim’e taziye dileklerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de eşlik etti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.