Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’i, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde resmî törenle karşıladı.
Tören sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ikili görüşmeye geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen, Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü ve “Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hukuk devletinin en genel tanımının bütün kurum ve organlarıyla devletin hukuk içinde kalması ve hukukla hayat bulması olduğunu söyledi.
Bu tarifi, kuvveden fiile, idealden hakikate çıkaran kurumsal güvencelerin başında, adil ve etkin işleyen bağımsız ve tarafsız bir yargı organının varlığının geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin üç temel sütunundan biri olan yargı organı içindeki idari yargı yolunun kamunun tasarrufları karşısında vatandaşın hakkını arayacağı güvenli bir liman olduğunu belirtti.
Danıştay’ın da bu yolun bidayet, nihayet çizgisindeki son durağı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan tam 158 yıl evvel Şûrâ-yı Devlet adıyla kurulduğunda, Sultan Abdülaziz adına okunan Nutk-ı Hümayun’da hukuki güvenlik, adil ve eşit idare ilkelerinin altı çizilmiş, toplumda sınıf farkı gözetmeksizin hukukun herkes için korunacağı taahhüt edilmişti. Önce Şûrâ-yı Devlet, ardından Cumhuriyet Türkiye’sinde Danıştay, bu taahhüdü takip ederek hukuk devleti ilkesinin yerleşmesi ve kökleşmesi için mühim hizmetler ifa etmiştir. Zamanla Danıştay’ın idari ve istişari rolü zayıflamış, buna mukabil yargısal denetim fonksiyonu öne çıkmıştır. Yürüttüğü hukuka uygunluk denetimiyle Danıştay’ın gerek idari makamlara gerek alt derece mahkemelerine sağladığı rehberlik hâlen önemini koruyor.”
“HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, BİR BAKIMA İNSANIN KORUNAKLI ALANINI BELİRLEYEN, BİREYSEL GÜVENLİĞİ TEMİN EDEN KURALLAR KÜMESİDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde hukuku, insanın doğuştan gelen hak ve özgürlüklerini dikkate almadan kâmilen tanımlayamadıklarını dile getirdi.
Hukukun özü ve meşruiyetini, evrensel nitelikteki bu değerlerden aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir. Bunun için bireysel güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermeden, kolektif güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya imkân yoktur. Üstelik bu bizim için yeni öğrenilmiş bir ders değildir. Devlet felsefemizin temelini oluşturan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ öğüdüyle yüzyıllardır bu gerçeğin farkındayız. Farkında olduğumuz bir diğer husus, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkinin doğası itibarıyla eşitler arası bir ilişki olmadığıdır. İdare hukuku ve bu hukuk dalının kurallarını uygulayan idari yargı, devlet ile vatandaş arasındaki işte bu ilişkide bir denge unsurudur. Adliye mahkemelerinden farklı olarak idari yargıda uyuşmazlığın bir tarafı her zaman devlettir, kamu idaresidir. Dolayısıyla idari yargının adil ve etkin işleyişi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından özel öneme sahiptir ve bu işleyiş hukuk devleti standartlarına dair çok kritik bir göstergedir.”
“HER TÜRLÜ AYRICALIĞA VE AYRIMCILIĞA SON VERDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 6 sene önce vefat eden Prof. Dr. İlhan Özay’ın “Gün Işığında Yönetim” kavramıyla önlerinde yeni bir pencere açtığını anımsattı.
Devletin güneşle remzedilmesi ve temel vasıflarının gün ışığına nispetle tarifinin esasen hukuk devletinin zarif ve bilgece ifadesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Modern anlamıyla hukuk devleti, gün ortasında tam tepeye yerleşen güneş misali aydınlığını her köşeye ulaştırır, herkesi eşit derecede ısıtır ve ışıtır. Eskiler tam da bu sebeple ‘Allah devlete zeval vermesin’ demiştir. Zevalinden endişe edilen hiç kuşkusuz devletin soyut varlığı değildir, adil ve eşitlikçi karakteridir. Adalet ve eşitlik ilkeleri üzerinde neşvünema bulan bir hukuk devleti düzeninde hiç kimse için korku yoktur, ümitsizlik yoktur, çaresizlik yoktur. Bu düzende kamu idaresi vatandaşa tepeden bakamaz, göz hizasında konuşur. Bu düzende imtiyazlılar, seçkinler, hukukun kapsama alanı dışında onlar yoktur. Hukuk karşısında eşitlik vardır. Bu düzende idareci, vatandaşın efendisi değil hizmetkârıdır. Bu düzende asıl olan millettir, milletin rızası ve vatandaşın memnuniyetidir. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine hamdolsun ulaştık. Her türlü ayrıcalığa ve ayrımcılığa son verdik. Cumhurla cumhuriyet arasına çekilen dikenli tel örgüleri söküp attık. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile milletin iradesinin aracısız bir şekilde devlet idaresinde belirleyici olmasını temin ettik. İyi yönetim ideali, bilhassa son 23 yılda hayata geçirilen yasal ve yapısal reformlarla güç ve mevzi kazanmıştır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kamu Denetçiliği gibi kurumlarla idarenin demokratik denetiminin önünün açıldığını belirtti.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gibi kurul ve düzenlemelerle vatandaşa ilave güvencelerin sağlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, idari usul açısından önemi haiz pek çok kural ve müessesenin hükûmetleri döneminde hayata geçirildiğini söyledi.
İdari yargı yolunu güçlendirmek için attıkları adımları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme sayısını 126’dan 245’e çıkartarak yüzde 68 oranında artırdıklarını, idare mahkemesi kurulu il sayısını 72’ye, vergi mahkemesi kurulu il sayısını da 39’a yükselttikleri bilgisini verdi.
Sistemdeki en büyük yeniliği 10 yıl önce istinaf yolunu getirerek yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçişin Danıştay’ın içtihat mahkemesi vasfını güçlendirdiğini, iş yükünü ciddi manada azalttığını kaydetti.
“DAHA ETKİN, DAHA HIZLI, DAHA ADİL BİR İDARİ YARGI SİSTEMİ İÇİN ÇABALARIMIZI ARTIRARAK SÜRDÜRECEĞİZ”
İstinaf öncesi sistemde açılan dosya sayısının 186 bine yaklaşmışken 2025 yılı sonu itibarıyla bu rakamın 82 bine düştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunun bilinmesini isterim ki reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür. Kamu idaresinde etkinliği, hesap verilebilirliği, katılımı ve şeffaflığı artıracak yeni adımlar atmaya devam edeceğiz. Kamu idaresi yanında idari yargı yolunun etkinliğini artırma hedefi de reform gündemimiz içindeki öncelikli yerini koruyor. İçinde bulunduğumuz dönemde daha etkin, daha hızlı, daha adil bir idari yargı sistemi için çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz” diye konuştu.
Adalet ve doğrulukla hükmetmenin, kamusal yetkileri bir tahakküm aracı olarak değil, halka hizmetin bir vasıtası olarak görmenin, milletin emanetini ve sorumluluğunu taşıyan herkesin asli vazifesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı organlarının objektif, adil, anayasanın ve yasaların çizdiği sınırlar içerisinde kalarak hareket etmesinin şüphesiz diğer tüm kurum, kuruluş ve şahısların tavırlarından çok daha önemli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda oluşabilecek en küçük ihmalin veya ihlalin faturasını sadece ilgili merciler değil, millet ve devlet olarak hepimiz ödüyoruz. Madem hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız öyleyse Türkiye’nin çıkarını, Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’nin huzurunu gözetmek mecburiyetindeyiz. Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkacaksa bu ancak topyekûn bir mücadele ile gerçekleşebilir” şeklinde konuştu.
Başta Yassıada ve 12 Eylül olmak üzere yargı tarihinin her bir safhasının iftihar tablolarıyla dolu olmadığını herkesin çok iyi bildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde yakın dönem siyasi tarihte Danıştay’ın da hedef alındığı çeşitli provokasyonlara maruz kalındığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “17-25 Aralık’ta olduğu gibi yargı içine sızmış bir örgütün meşru hükûmeti devirmeyi amaçlayan hain bir darbe girişimi yaşadık. Yargı yetkisi kullanılırken yorumda sınırların zorlandığı, hukuki mütalaa ile siyasi mülahaza arasındaki çizginin bulanık hâle geldiği hadiselere tanık olduk. Bunların hepsi ve daha fazlası halen hafızalarımızdadır. Şu bir gerçek ki yargı yetkisinin kullanımına hukuk dışı hiçbir müdahale hoş ve mazur karşılanamaz. Bununla beraber yargının yasamaya veya yürütmeye vesayeten iş yapma, karar alma hakkı ve yetkisi de yoktur. Anayasamız yargı yetkisini hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı tutmuş, bu yetkinin bir yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağını belirtmiştir. Yani hukuki denetim yetkisini yargı mercilerine verirken, idari takdir yetkisini idare lehine saklı tutmuştur. Kuşkusuz bu iki konuyu birbirinden kesin sınırlarla tefrik etmenin zorluğu, bazen tartışmalı kararlara ve eleştirilere neden olabilmektedir. Ancak bu tartışmalardan korkulmaması gerektiğine inanıyorum. Tam tersine, yapıcı eleştirinin düzeltici, iyileştirici, dönüştürücü etkisinden en geniş biçimde istifade etmenin yollarını aramalıyız.”
Sosyal medyada artık iyice çığırından çıkan, giderek daha seviyesiz bir hâl alan linç kültürünü bunun dışında tuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu linç, kimi zaman siyasetçiye, kimi zaman yargıya, kimi zaman bürokrasiye, kimi zaman da sokaktaki vatandaşa yönelmekte, hak ve adalet arayışına hizmet etmekten ziyade bir operasyon aygıtı olarak çalışmaktadır” dedi.
Danıştay’ın temelini oluşturan Şûrâ-yı Devlet’in, 1868 yılında kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan dinamik bir reform döneminin tam ortasında olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şûrâ-yı Devlet’in teşekkülünden 8 yıl sonra maddi ve şekli anlamdaki ilk anayasanın yürürlük bulduğunu söyledi.
“TÜRK MİLLETİNİN İYİ BİR ANAYASA ÖZLEMİ HÂLEN DİNMEMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasaların hem devletin temel organizasyonunu hem de devletle vatandaş arasındaki ilişkileri belirleyen normatif çerçeve olduğunu, hukuk devletinin, hukuk üstünlüğünün ve iyi yönetim ilkelerinin temel dayanağının da anayasal metinler olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanun-i Esasi’yi takip eden dört anayasaya rağmen Türk milletinin iyi bir anayasa özlemi hâlen dinmemiştir. Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasanın maalesef darbelerin, hukuk dışı müdahalelerin ürünü olmasının bunda payı büyüktür. Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur. Yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa, demokrasimizi aşağıdan yukarıya doğru inşa etmenin imkânı ile önümüzde duruyor. Anayasayı darbecilerin veya seçkinlerin belirleyip topluma dayattıkları bir çerçeve olmaktan çıkarıp, toplumun kendisinin belirleyip devlete deklare ettiği bir metne dönüştürmek zorundayız. Böyle bir anayasayla inanıyorum ki hem hukuku hem demokrasiyi hem devleti hem de milleti aynı anda koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmamız mümkün olacaktır. Biz bu konuyu her türlü siyasi matematik hesabının üstünde zihnimizde ve reform gündemimizin üst sıralarında tutmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay’ın 158. kuruluş yıl dönümü ve İdari Yargı Günü’nü tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, “Ekonomik Misyon” kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirterek, “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, programa katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, fuara katılan ziyaretçileri selamladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120 ülkeden 1700’den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “1300’ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa’nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500’ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb’im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın.”
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE, SAVUNMA ALANINDA YILDIZI IŞIL IŞIL PARLAYAN ÜLKELER ARASINA ADINI GURURLA YAZDIRMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500’ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti: “Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır.”
Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.
Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.
“Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026’da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.
Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, “Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı” şeklinde konuştu.
Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma ve havacılık ihracatımız Nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah’a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikâyesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.
“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE NE ZAMAN BÜYÜK BİR ADIM ATSA BİRİLERİ HEMEN DEVREYE GİRDİ”
Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ‘Başımıza yeni icat çıkarmayın’ dediler, ‘Dışarıdan almak daha kolay’ dediler, ‘Ekonomik olarak ‘feasible (mümkün)’ değil’ dediler ‘Savunma sanayi yatırımları verimsiz’ dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ‘Balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ‘Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ‘Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026’da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar’ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yâd ettiğini söyledi.
Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar’ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim ‘iç cephe’ olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz” ifadelerini kullandı.
Bu durumu Mehmet Akif Ersoy’un Nasrullah Camisi’nde yaptığı konuşmada, “Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır” şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur” dedi.
Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BİR GELECEĞİN İNŞASINI HEDEFLEYEN BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeisse kapılmadıklarını ifade etti.
Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mevziinin fikri ve siyasi müşterek karargâhının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir” sözlerini sarf etti.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu iradenin temelinde ‘vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan “börk” takdim edildi.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.